Mooladhara ve Swadisthan, Sydney 1981

(Maccabean Hall)


Send Feedback
Share

Mooladhara and Swadisthan. Sydney (Avusturalya), 25 Mart 1981.

Gerçeği arayan herkesi selamlarım.

Geçen gün,  Mooladhara çakra adı verilen ilk merkezden ve sakrum ismindeki üçgen kemikte yerleşik bilinçlilik olan, Kundalini’den size biraz söz ettim. Size söylediğim gibi,  O size ikinci doğumunuzu vermek ve sizi huzura kavuşturacak olan vaftizinizi gerçekleştirmek için, kendisini henüz içinizde ifade etmemiş bir halde, henüz uyandırılmamış halde, orada, yükseleceği bir anı bekleyen saf arzunun gücüdür. O size aydınlanmanızı verir.

Bu saf arzu, ruhunuzla bir olma arzusudur. Bu, arayış içinde olanlar, bu gerçekleşe kadar her ne yaparlarsa yapsınlar asla tatmin olmayacaklardır. Şimdi, bu merkez çok önemli çünkü Piramit şeklinde olan Varlık işini yapmaya başladığında yaratılan ilk merkez burasıdır. Burası kutsallık olan masumiyetin merkezidir. Bu dünyada yaratılan ilk şey Kutsallıktı. Bu merkez,  tüm insanlar için çok önemlidir çünkü hayvanların masumiyeti vardır. Biz buna sahipken onu kaybetmeyiz … veya masumiyetimizden vazgeçme özgürlüğümüz var da diyebiliriz. Bunu yapabiliriz, bir şekilde yapabiliriz veya daha doğrusu sözüm ona kendi özgürlük fikirlerimizle onu yok edebiliriz.

Bu merkez bize bilgelik veren bir güce sahiptir. Bilgelik öyledir ki, açıklanamaz bir kelime gibi. Bilgelik, neyin iyi ve neyin kötü olduğu anlayışındaki dengedir. Sizin için, ruhunuz için neyin iyi olduğunu gerçekten anladığınız yer, bilgeliktir ve bu merkez canlı ise ve tahrip edilmemişse o zaman gerçekten bilgeliğin ne olduğunu bilirsiniz. Örneğin bu merkezi çok iyi şekilde iki katına katlanmış bir kimse, neresinin  kuzey veya güney  olduğunu söyleyebilir. Çünkü manyetizm Toprak Ananın içindedir, bu merkez Toprak Ana ile aynı elementten yapılmıştır. Bu yüzden Toprak Ana’nın içindeki manyetizm bu merkezde bulunur. Kuşlar Sibirya’dan Avustralya’ya kadar olan tüm yolu uçtuklarında, bu merkezin yardımıyla bunu yaparlar. Çünkü kuzeye mi yoksa güneye mi doğru gittiklerini bilirler. Hangi yöne gideceklerini bilen doğuştan gelen bir bilgelikleri vardır ve işte bu nedenle kişi, bu merkezin bizim içimizde de bulunduğunu bilmelidir ama biz muhakeme duygumuzu kaybettik çünkü içimizdeki bu manyetizmayı kaybettik.

Masum bir kişi gerçektende bir mıknatıs gibidir ve çeker, bir çiçeğin arıları kendisine çekmesi gibi. Böyle bir insan, diğer insanları kendisine çeker. Gerçekten manyetik alanları bulunan kimi balıklar vardır ve onların bazılarının içlerinde normal bir mıknatısın bulunduğu keşfedildi ve bununla doğu, batı, kuzey, güney hangi yöne gittiğini bilen bazı balıklar vardır. Geçen sefer söylediğim gibi, içimizdeki bu merkez çeşitli yollarla tahrip edilebilir. Eğer bakarsanız yukarıdan aşağıya doğru gelen mavi bir hat var.  Bu kanal arzu etmemizi sağlayan, arzumuzun gücüdür, bir insanın duygusal tarafıdır. Kişi duygusal yönünü ihmal ettiği zaman veya duygusal kanalına saygı göstermediğinde, bu merkez mahvolur. Çok fazla tahrip olur. Duygusal taraf, bu modern zamanlarda insanoğlu tarafından iyi anlaşılmadı. Bunu söylemekten üzgünüm ama bu çok doğru. Bu merkezi tahrip ettiğinizde, ilk olarak iktidarsızlık veya bir tecavüzcü gibi aşırı aktivite açığa çıkar ve bunların tümü bu merkezin ihmal edilmesinden dolayı meydana gelir.

Her iki şeyde Tanrı’nın gözünde aynıdır, her tür aşırılık yanlıştır. Seks yoluyla aydınlanabilirsiniz diyen bu insanlara gerçekten ne demek lazım bilmiyorum. Çünkü orada oturan Anneninizdir, o sadece sizin Annenizdir. Onun sizden başka çocuğu yoktur ve o Kutsalın en Kutsalıdır. O içinizdeki Kutsal Ruhtur. Eğer annenizle seks yapmak istiyorsanız, bilemiyorum buradaki insanlar bunu anlarlar mı? Hindistan’da bu imkansızdır,  biz bu tür saçmalıkları anlayamayız. Bu annenize hakaret etmekle aynı şeydir. Bu kimi insanların İsa’yı Annesi ile çok münasebetsiz bir konuma düşürerek Meryem’e, Anne’ye hakaret etmeye çalışmaları gibidir. Bu, böyle konuşmaya başladığınızda olacağını söyleyebileceğimiz şeylere benzer. Kundalini olan kendi Annenize böyle şeyler yapmak çok büyük bir günahtır. İşte bu yüzden geçen gün size, başını durmadan sağa sola savuran ve bütün bedenini parçalayan Kundalinileri olan insanlar gördüğümü anlattım. Kundalinilerinin kendi gövdelerini parçaladığı  insanlar gördüm. O, kişiye ait kutsallığının yok olması nedeniyle çok zayıflatıldığı için, kundalini  kendisini sadece umutsuz hissediyor. Kutsallık fikrimiz çok saptırılmıştır, çok çarpıtılmıştır ve buna ilaveten bunu yapmanın çok iyi bir şey olduğunu, cennete gideceğinizi söyleyen gurularımız var. Gerçekte onlar çok dürüstler, sizin dipsiz kuyuya gideceğinizi söylerler ve bu dipsiz kuyu cehennemdir.

Bunu yapmak için neden bir guruya ihtiyacınız olsun ki, gerçekte kendiniz bu sanatın ustası oldunuz. Demek istiyorum ki, İngiltere’de, oraya gittiğim zaman çok şaşırdım. Onlar seksle ilgililer. Demek istiyorum ki sabahtan akşama kadar seks hakkında konuşurlar. Seks, ve seks, ve seks. Anlamıyorum. Tüm önemli insanlar konuşup dururlar. Görüyorsunuz, nasıl olurda her zaman durmadan seks hakkında konuşurlar. Başka bir şey değil, sadece seks. Bu çok iğrenç, çok iğrenç. Onlar hayvanlarla seks yapmaktan, çocuklarla seks yapmaktan konuşurlar. Bilemiyorum. insanlığa ne oluyor, nasıl bu kadar iğrenç olabiliyorlar. Bir zaman sonra salonlarımızın ortasında banyolarımızı yaparsak şaşırmayacağım. Biliyorsunuz özelimiz olan bazı şeylerimiz vardır. Salonlarımızda diğer insanlarla bir arada olmamız gibi bir şeyler. Çok özel olan, çok kutsal olan bu şeyleri nasıl tartışırsınız, bu konularda nasıl konuşabilirsiniz. İşte onları böyle kaybediyorsunuz veya siz onlarda kayboluyorsunuz.

Bu başımıza gelen şeylerden birisi. Çünkü Tanrı bizlere, içimizde özgürlük verdi. Biz ne istersek yapabiliriz ama bilgeligimizi kaybettik. Biz kaybolduk. Neden bu endüstriyel devrimin veya kimin ayıplanması lazım bilmiyorum ama bunların zarar verici şeyler olduğunu anlamamızı sağlayan bilgeliğimizi kaybettik. Eğer biz mantıklı değilsek, o zamanda, bu hastalıklara neden yakalanıyoruz diyebiliriz. Bu serbest seksle, tüm denizciler seks yaşamları nedeniyle biliyorsunuz, yasal olarak her limanda tüm komplikasyonlara karşı aşılanmak zorundalar. Neden, kendinizi her dakika sağlıklı hissetmiyorsunuz. Tüm sağlığınızı kaybedeceksiniz, tüm sevimliliğiniz yüzünüzden gitti, çökmüş ve çok korkunç görünüyorsunuz. Bu iyi bir işaret midir? Şimdi doğanın sadece nasıl reaksiyon gösterdiğine bakın. Kişi, Tanrı’nın bize bunları aşağılanmak için değil, iyi, normal, iyi bir evlilik yaşamı için verdiğini anlayacak bilgelikte olmalıdırlar ve enerjimizi bu tür şeye harcamamalıyız.

Ama insanlar bu konuda düşünmeye başladıkları zaman, o zaman hatta daha da kötü olur. O zaman ne olur? Bu buradan oraya kayar, dikkat diğer tarafa gider ve sarı tarafa geçer, beyne gider. Bu konuda düşünmeğe başladığınızda, şurası kesin ki kendiniz, şüphe götürmeyecek kadar erken bir dönemde, çok kesinleşmiş olacaksınız. Çünkü bu kendiliğinden olur. Bunu düşünmeye başladığınızda, gözleriniz orada burada gezinmeye başladığında, emin olun, dikkatiniz çok sınırlı olan, çok değişik noktalara gitti ve bu sadece kendiliğinden oluşan, belli bir duygusal durumda olduğunuz zaman meydana gelir. Bu insanlarla bu tip şeyler konuşmak, çok gündem dışı ama bu konuda dikkatli değilseniz, Amerikan gençliğinin bu konudaki istatistiklerine göz atın, kaç tanesinin korkunç hastalıklar nedeni ile acı çektiğini öğrenince şaşıracaksınız. Amerika’ya gittiğimde Bana gelen gençlerin on tanesinden dokuzu bu korkunç hastalıklar nedeni ile acı çekiyorlardı ve çoğu acizdiler. Bu şok edici bir gerçek. Kişi bununla yüzleşmelidir ve tamam ben iyiyim, iyiyim demeyin. Bu şeylere bu şekilde bakmamalıyız, önümüze konmuş olan istatistikleri görmeliyiz ve bu konuda yanlış bir şeyler olduğunu, bilmeliyiz ve bilgeliğinizle  bu konuda kesin sonuçlara ulaşmalısınız.

Şimdi Benim Swadisthana çakra olarak adlandırdığım ikinci merkez ve bu da içimizdeki çok önemli bir merkezdir. İlk merkez, bizim tüm boşaltımımızı kontrol eder, içimizdeki büyük bir pleksus olan, kendisini  gösterdiği yer olan ve aynı zamanda dört alt pleksusu bulunan, pelvic pleksusla aynı şekilde bu merkezin dört taç yaprağı vardır. Sahip olduğumuz bir diğer merkez, ikinci merkez olan Swadisthana merkezidir. İkinci merkezin altı taç yaprağı vardır ve Aortic pleksus da kendini ifade eder ve bunun da altı adet alt pleksusu vardır. Modern zamanlarda bu merkez,  bizler için çok önemlidir, son derece önemlidir ve sanırım bu merkezin ihmal edilmesi pek çok probleme yol açabilir.

Şimdi bu merkez, bakarsanız, bu merkez beyin ile  bağlantılıdır ve bu merkez, eylemlerimizden sorumludur, yaratıcılığımızın merkezidir. Geleceği düşündüğümüzde, herhangi bir fiziksel iş yaptığımızda, bu merkezi bu amaçla kullanırız. Bu merkezin fonksiyonunun ne olduğunu anlamadığımız için günümüzde pek çok hastalığa yakalandığımızı anlamalıyız.

Bu merkezin önde gelen işlevi, yağ hücrelerini başımızda kullanılan gri hücrelere dönüştürmektir. Çok fazla, sürekli olarak,  gelecek hakkında düşündüğümüzde, bütün detayları planlamaya devam ettiğimizde, bu zavallı merkeze ne olur? Bu merkez beynin kullanımı için birbiri ardına yeni hücreler üretmek için çok çalışmak zorundadır.

Bunun yanında başka pek çok fonksiyonu daha vardır. O, karaciğerinizle ilgilenmelidir, dalağınızla ilgilenmelidir, pankreasınızla ilgilenmelidir, böbreğinizle ve kadınlarda uterus ile. Her zaman, çok fazla düşünmeye başlarsanız, eğer düşünmenizi durduramazsanız, beyniniz her an düşünmeye devam eder ve kontrol edemediğiniz bir düşünme süreci başlar. Ve bu zavallı merkez çok çalışmak zorunda kalır, karaciğeriniz bozulur.

Karaciğeriniz bozulduğu zaman, bilmelisiniz ki, karaciğer içimizde bulunan en önemli şeylerden birisidir çünkü karaciğer dikkatimizi besler. Chitta. O, chittamızı besler. Ne zaman ki dikkatimiz bozulursa, bu içimizde var olan belli bazı zehirler nedeni bozulur. Herhangi bir tür, fiziksel zehirler olabilir, mental zehirler, duygusal zehirler olabilir, orada her tür zehir vardır, özellikle fiziksel ve duygusal olanlar, bunları düzene sokan karaciğere giderler. Bunları düzene sokmak karaciğerin fonksiyonudur.

Ona yeterli enerjiyi vermezseniz,  düşünmek ile bunu kaybediyorsunuz, o zaman bu zavallı merkez geride kalır, beslenmez, kimse onunla onunla ilgilenmez ve halsizleşir-tembelleşir. Tembelleştiği zaman, tüm ısı karaciğerde birikir ve böyle bir kişi siroz oluncaya dek ateşi çıkmaz ve ölür. Düşünme eylemi çok fazla olduğu zaman, insanlar düşünmekten yorgun düşerler. Çok düşünmek, çok düşünmek. Onlar, haydi bize bir tekme yapıştıracak olan bu düşüncelerden bizi uzaklaştıracak bir şeyler yapalım derler. Bu yüzden bir tür uyuşturucu alırlar veya bir içki veya alkol veya tüm bunları.

Dünyada ki tüm azizler, alkolün yaşam için çok tehlikeli olduğunu söylediler. Bunun nedeni onun farkındalığımıza karşı olmasıdır. Bu bir gerçek biliyorsunuz ki, bir içki aldıktan sonra farkındalığımız bulanıklaşır ya da uyarılır. Bu normal değil. Hayır demelerinin nedeni işte budur. Sahaja Yoga’da Ben bunu yapmayın, şunu yapmayın demem. Ben sadece Sahaja Yoga’ya gelmenizi, aydınlanmanızı almanızı istiyorum ve ardından bunu siz istemeyeceksiniz. Bu, bunu yapmanın çok daha iyi bir yoludur. Ama neden bir örnek  istediler, eğer Musa’yı okuduysanız, Musa açıkça bunların sert içkiler olduğunu söyledi. Çok açıkça. Bilemiyorum, eğer insanlar okuduysalar, bundan kaçınmalılar. Bilemiyorum Yahudiler bunu yapıyor mu? Bunlar kullanılmamalı, Musa açıkça söyledi. İbrahim’de aynı şeyi, içkinin iyi bir şey olmadığını söyledi.

Neden tüm peygamberler bu konudan bahsettiler? Çünkü hepsi bizim bu yeşil parçamızda doğdular. Onların tümü bizim değerlerimizi aldığımız yer olan, 10 olan, bu yeşil bölgede yer alırlar. İçimizde on tane değerimiz var, tıpkı altının lekelenmezlik gibi bir değerinin olması gibi, aynı şekilde insanoğlu bu on değere sahiptir.

Bu on değer, büyük peygamberler tarafından temsil edildiler. Bu prensip Sanskritçe’de Adi Guru olarak adlandırılır. Ezeli Efendi. O, bu dünyada, İbrahim olarak, Musa, Lao Tse olarak, Konfüçyüs olarak, Sokrates olarak ve yakın zaman önce Shirdi’li Sai Nath olarak bulundu, öbür adam değil ve Nanaka, Janaka gibi diğer büyük insanlar olarak enkarne oldu. Tüm bu azizler  nasıl merkezde kalacağımızı, nasıl merkezde kalacağımızı, değerliliğimizi nasıl koruyacağımızı, nasıl insan olacağımızı söylemek için dünyaya geldiler. Karbonun dört değerlikli olması gibi biz de on değerlikliyiz. Biz, peygamberlerin bize söylemek için geldikleri şey olan, içimizdeki bu on değeri  korumalıyız.

Ama görüyorsunuz, birileri içki içmeyin derse, salonun yarısı boşalacaktır. Eğer serbest seks yapamazsınız deseniz, beş kişi yürüyüp gider. İşte problem bu, burada kimse bunun hakkında bir şey bilmek istemiyor ama bu yapılması çok tehlikeli olan bir şey. Ne olursa olsun, merkezde kalmalısınız. Merkezde olmalısınız ve nasıl merkezde kalabilirsiniz, aşırılıklara gitmeyerek, ölçülü olarak ve en iyi yol, ölçülü bir yaşamdır. Ama bunları yapmadıysanız bile önemli değil.

Bu noktada Kundalini öyle bir güçtür ki, her ne yapmış olursanız olun, oldukça iyi bir şekilde aydınlanmanızı alırsınız.  Bu farklı bir nokta ama size söylemeye çalıştığım şey, bu insanların neden böyle şeyler söyledikleri.

Muhammet Sahib, içki içmeyin diyen bir diğeri, Oda onlardan birisi, Oda aynı sadece, bir fark yok. Musa ile Muhammet arasında bir fark yok, vibrasyonlarla bunu ispatlayabilirim. Vibrasyonlarla, onların aynı kişi olduklarını, aynı şeyi söylediklerini, aralarında hiçbir fark olmadığını, siz kendiniz de bilebilirsiniz. Sadece savaşanlar insanlar, nedendir bilmiyorum, bu ikisi arasında savaşacak ne var sadece anlayamıyorum. Onlar sadece aynıydılar,  aynı şeyi öğütlediler ve Musa nehri geçtiğinde, bir köprü yapıldı. Ve köprü, içinizdeki Void’u  aşmanızı sağlayacak olan,  sizin için meydana getirilmiş olan Kundalini’nin sembolü olan köprüdür.

Çok semboliktir, Onlar, değerliliğiniz ne olduğunu, nerede merkezde olduğumuzu  söylemek için çok çalıştılar. Çünkü onları dediği gibi değerliliğiniz içindeyseniz, bu Kundalini’nin sadece bir iplikçiği yükselir. Yükselmesi gereken  tek bir ip değildir, gerçekte tümünün böyle yükseldiği insanlar gördüm ve orada kalırlar. Pek çok insanda problem şudur, yükselir fakat yükselebileceği bir boşluk yoktur. Swadisthan çakrayı bitirdik ve  merkezde olan bir başka çakra, göbek merkezi anlamına gelen ve Nabhi ismi verilen merkezdir.

Merkezde bir tıkanmanız olduğu zaman, doğal olarak Kundalini tüm gücüyle yükseliyor olsa da, tüm iplikçikler aşağı düşerler ve bir şekilde bir tanesi veya bir kaçı yukarı gider ve Sahastrara’yı açar. Ben en azından burayı açarsam,  diğerleri de yükselir, lütfun inmesi ile belki de, o biraz daha açılır diye düşünür. İşte problem bu, bu nedenle onlar, ölçülü ve alkol içilmeyen bir hayat sürmenizi söylediler ve vaaz da ettikleri şey de budur. Şimdi aşırılıklara gittiğimizde ne olduğunu görelim. Merkezde, gördüğümüz gibi, içimizdeki değerliliktir. Eğer bu tarafın ötesine veya diğer yana gitmeye çalışırsanız ne olur bunu görelim.

Bu tarafın, ötesi bilinç altıdır. Eğer bu tarafa giderseniz kolektif bilinçaltına girersiniz. Diğer tarafta, bu yana giderseniz, burası bilinçüstüdür ve kolektif bilinç üstüne girersiniz. Bu taraftaki bütün insanlar, sol kanal insanlarıdır.Tatminsiz, kurnaz, fesat ve yeniden doğmak istemeyen ve hala insanlara işkence etmek isteyen, korkunç ölülerdir. Bunlarda çok meşgul bedenlerdir, sizi sahiplenebilirler, sizi poses ederler. Sağ kanalda, Hitler gibi, çok hırslı, hırsları ve benzeri şeyler nedeni ile ölmüş olan kimselerdir ve hala orada bulunuyorlar. Bu kanala da girseniz,  şu kanala da gitseniz uç noktalara gitmiş olursunuz ve sadece sahiplenilirsiniz. Girdiğiniz alan çok tehlikeli bir alandır.

Geçenlerde bir BBC programı izliyordum ve kimi doktorlar çok ilginç bir şey keşfettiler. Dediler ki, kanser, bunu çok iyi dinleyin, kanser kimi proteinler tarafından tetiklenir/başlatılır, bu proteine protein 56, protein 56  veya benzeri bir şey diyorlar. Yaratılışımızdan beri içimizde bina edilmiş olan bütün bu proteinler, kendi içimizdeki kimi bilinmeyen alanlardan ne zaman bize saldırırlar? Bu alanlar nedir. Ben bunu kast ediyorum. Senelerdir sağ ve sol kanalın iki uç nokta olduğunu söylüyorum.

Sağ kanala gittiğimizde ne yaparız, sağ kanal, çok düşündüğünüz, gelecek için çok plan yaptığınız bir alandır. Şimdi bunun gibi, siz devam edersiniz,  şu andan daha fazla gelecekle ilgilenen bir insan olmaya başlarsınız. Merkez şu andadır. Aklınızı geleceğe yönlendirdiğinizde, bu kanala geçmeye başlarsınız, bununla birlikte, hoşgörüsüz bir insansınız, Onlar çok hoşgörüsüz bir insan olduğunuzu, bekar bir hayat sürdüğünüzü, tüm bu saçmalıkları düşünürler. Tüm bunlar kesinlikle saçmalıktır. Eğer bekar bir hayat sürdüyorsanız, bunun size hiçbir faydası olmaz aksine, böyle birisi son derece kuru bir kişilik olur ve sonunda kalp krizinden ölür. Böyle birisi kalın kafalıdır, çok sinirlidir bu nedenle böyle biri ile tanışmadan önce bir yanınıza mavna sırığı almalısınız. Onlar çok sövüp sayan tiptedirler. Demek istiyorum ki, başkalarının sağlığının veya hiçbir şeyin farkında olmaksızın herkese küfredebilirler. Onların işi budur, ona küfret, buna küfret. Onlar son derece kuru kişiliklerdir. Tanrı adına sosyal bir görev alabilirler ya da onlar fakirleri koruduklarını düşünerek, şunu,  bunu yaparak fakirler için yapılmış bir cehennem gibi çalışacaklardır ve eğer onları başka bir zaman görürseniz, böyle bir kişinin kesinlikle alev alev yandığından emin olabilirsiniz.

Onların korkunç bir karaciğerleri vardır, çok kızgındırlar, tatlılıkları yoktur, çekicilikleri yoktur. Herkes onlardan kaçar, haşlanmış lahana gibidirler, herkesin tepesine çıkarlar, şunu yap, bunu yap, şunu yapmadın, ne yapıyorsun, kendileri uyumazlar, kimsenin de uyumasına izin vermezler. Herkesin onların eli altında çalışması gerektiğini zannederler, orada gösterildiği gibi sağ kanala kaymış, çok ego merkezli insanlardır.

Din konusundaki her türlü katı fikir sizi bu tarafa çekebilir ve bu katılık insanoğlu için çok tehlikelidir. Çünkü sizin bütünle bağlantınızı keser. Böyle birisi, sağ kanaldaki kimi kişiliklerce tuzağa düşürülebilir veya sahiplenilirler. Hindistan’da çok iyi tanınan ve yaptığı sosyal çalışmalar nedeni ile büyük bir ödülü, şusu, busu bulunan bir bayan biliyorum. Onu ilk kez, ödülü ve tüm bu şeyler yokken, bir uçakta gördüm. Bir sürü acayip döküntü ile geldi ve ön koltukta oturmak istedi. Hostes, üzgünüm ama burası hasta çocuklar için ayrıldı ve onların bu uçakla gitmeleri gerek, size burayı veremem ve anne de burada dedi. O, önemsiz bir şey için saldırmaya başladı, o onlara kaç kere söyledim, ve budur ve şudur. O sadece oradan buraya, buradan oraya zıplamaya başladı, uçağın kalkışına izin vermedi ve bir buçuk saat orada oturmak için mücadele etti, hostese yaptığı tacizlere Ben hayret ettim.

O, barış ödüllü veya bunun gibi bir şey verilmesi gereken bir kadın ama bilemiyorum,  ne yüzünde ne de çevresinde barış yoktu ve onun davranış şekli  nedeni ile herkes çok rahatsız olmuştu. Bu kadar kızgın, ve bu kadar kılı kırk yaran birini görmek şok ediciydi ve hostesle, bu benim koltuğumdu, bu benim koltuğumdu, bu budur, şu şudur diye tartışıyordu. Tanrı’ya şükür onu dışarıya çıkardılar ve uçak havalandı. Bu tür insanlar çılgıncasına öfkeli olabilirler ve sizin orada bulunduğunuzun son derece farkında olmayabilirler, bundan dolayı  onlara karşı çok çok dikkatli olun. Gördüğünüz gibi bu tür insanlar yaşamda çok çok başarılı görünebilirler ve çok kendinden emin yürürler ve bu tür şeyler. Ama sürüp giden şeyin ahmaklık olduğunu anlamaları çok zaman almaz.

Bu tür ego merkezcilik, sizi aptallıktan başka bir şeye götürmez. Bir insan aşırı derecede aptal olabilir ve ne olduğunu, nasıl aptal olduğunu bilmez çünkü bu “Ne var ki bunda” Bir centilmen bizi görmeye geldi, bir karısı vardı ve kız tam olarak on altı yaşında, adam ise seksen yaşındaydı. Doğal olarak adamın, kızın dedesi olduğunu düşünerek “Torununuz mu?” dedim. Kocam Beni çimdikledi ve “Bu onun karısı” dedi. “Gerçekten mi!” dedim. Üzgünüm, onun karınız olduğunu bilmiyordum dedim. Çok genç bir karım olabilir, bunda ne yanlış” dedi. Bunda yanlış olan  ne var. Yanlış olan hiçbir şey yok dedim. Sadece insanlar size güleceklerdir, hepsi bu.

İnsanlar bu dünyada tüm aptalca şeyleri yaparlar ve ne var bunda diye düşünürler. Bu aptallığınız ile baş başa kalmanın en iyi yoludur. Tabii ki sizin en aptal kişi olduğunuzu insanlar fark edene kadar. Bu aptallık egonuzdan gelir ve gelip beyninizi tamamen kaplar. Başka hiçbir şey göremezsiniz, sadece kendinizi görürsünüz.Benim odam, benim evim, benim, benim, benim. Başkalarının da bulunduğunu göremezsiniz, başkaları ile ilişkinizden dolayı borçlu olduğunuzu, onlara karşı müşfik olmanız gerektiğini, onlarla paylaşmanız gereken şeyler olduğunu göremezsiniz. Her zaman kendinizi düşünürsünüz ve bu gibi insanlar bilinç üstü tarzda sahiplenilirler. Bu gibi insanlara spiritüellikte ne olur. Onlar bedenlerinin burada yattığını hissetmeye başlarlar ve gidip bir ağacın üstünde otururlar ve bunun aydınlanma veya bir gerçekleşme olduğunu zannederler, düşünebiliyor musunuz? Bu bilinçüstü bir ruhun girip, onu bedeninden alıp, oraya koymasından başka bir şey değildir.

Amerika’dan gelen üç Amerikalıyı size anlattım ve çok büyük bilim adamları olarak tanınıyorlar. Beni görmeye geldiler ve  “Anne bize bir şey öğretmelisin” dediler.

Ben “Neyi” diye sordum.

-Biz uçmak istiyoruz.

-Uçmak mı?Siz zaten uçuyorsunuz. Neden uçmak istiyorsunuz dedim.

-Hayır , ama biz ESP ile uçmak istiyoruz dediler.

-Bunu yapmamalısınız, eğer yaparsanız, bu ruhların kölesi olursunuz.Bunu istiyor musunuz? Bu ruhlara köle olmak istiyor musunuz? dedim.

-Evet. O her ne ise, köle olmak veya her ne ise, biz bunu istiyoruz. Biz uçabileceğimiz şeyi istiyoruz.

-Niçin? Dedim.

-Çünkü Rusya bunu yapıyor ve Ruslar ESP ile deneyler yapıyorlar. Bizim de yapmamız gerek dediler.

-Onlar cehenneme gidiyorsa, siz de mi gideceksiniz? dedim.

-Evet bunun nesi var dediler.

-Yanlış olan bir şey yok, iki sıçrayışta çok hızlı oraya gidersiniz.Ama ben bunlardan çok uzağım, bu benim işim değil. Ben hayatınızı sonsuza dek mahvetmeyeceğim dedim ve sordum: Sizi kim bana gönderdi?

– Patanjali dediler.

Gazetecilik yapan, Patanjali adında biri var

-Bu Patanjali mi sizi gönderdi? dedim

-Evet, o bizi size gönderdi.

O, bedeninden ayrılıp, her yerde dolanan bir adamdı. Gazeteciydi ve o haberleri hiç kimse öğrenmeden önce bilirdi. Evinden kaçardı. Bir gün, kum getirdiği zaman karısı çok şaşırdı. Biliyor musun, dün neredeydim? Bir kumsaldaydım ve oradan sana kum getirdim dedi. Karısı dehşete düştü ve adam Tanrı’nın ve İsa’nın önünde veya herhangi birinin fotoğrafı önünde titremeye başlardı. Böyle titriyordu, karısı onu Bana getirdi. Bu adam titriyor. Ne oluyor, bilmiyorum, o takırdıyor, Parkinson gibi bir şey bu. Ne olduğunu bilmiyorum ve geceleri kayboluyor. Ben her yeri kilitledim ama hala kayboluyor. Ne yapmalı bilmiyorum, bu çok şok edici dedi. Adam, bazen gidiyorum ve bir ağacın tepesinde oturuyorum dedi. Ben gerçekten mi dedim. Ona sen sahiplenilmişsin dedim.”Anne, lütfen onu benden uzaklaştır. Bu şeyi istemiyorum. Yarın kendimi nerede bulacağımı bilmiyorum. Herhangi bir yerde olabilirim, havada asılı olabilirim. Bunu daha fazla yapmak istemiyorum. Belki de bedenim geri gelmeyecek”

İşte insanların şimdi yaptıkları şey bu,  bu ruhları çıkardılar. Bir kişiden ruhu çıkardıkları zaman  onu kendilerinde tutuyorlar. Çocuklarda olduğu gibi. Küçük çocuklar uykularında öldüler. Mesela anne burada ve Amerika’da bir çocuğu var. Bir medyum aracılığı ile çocuğumla konuşmak istiyorum diyor. Bu çok tehlikeli, asla bu medyumlarla oyun oynamayın, çok tehlikeli. Böyle bir anneyi İsviçre’de biliyorum. O bunu bir çocuğa yaptı ve çocuk Amerika’da uykusunda öldü, Çünkü mesafe bu kadar, orada geceydi. Kadın bunu gündüz yapıyordu ve çocuk uyuyordu. Kadın çocukla konuştu, onun sesini işitti, her şeyi yaptı ve çocuk öldü.

Dünyadaki tüm yüce insanlar tarafından, ruhlarla uğraşan bu insanların yanına gitmeyin denildi ama biz bunlara aldırmıyoruz. Ne var ki bunda. Biz ruhlara, ESP’ye, ölü büyüklerimize, kız ve erkek kardeşlerimize gidiyoruz. Neden onlarla uğraşıyorsunuz, şimdi onlar ölü, onları özgür bırakın. Dünyada yaşarken onlara işkence ettiniz. Neden onları bırakmıyorsunuz. Bırakın gitsinler ve doğsunlar. Ama biz tatmin olmuyoruz. Hayır diyoruz, onlarla konuşmamız lazım. El ele tutuşmalıyız, ruhları çağırıp, bunu yaparız.

Ama onlara ne olduğunu biliyormusunuz. İlk olarak aydınlanma yok. Bu tür insanlar için çok zordur. Aydınlanma alsanız bile, çok fazla probleminiz var. Çıldıran insanlar gördüm, çünkü bu ruhlar çok pis şeyler. Varsayalım siz Beni çağırdınız ve ben Hintliyim, siz Hintlilere karşı çok savunmasızsınız. Hintlilere karşı korumasız olduğunuzu bilmelisiniz ve bu alandan gelen kişiler üzerinde bir kontrolünüz yok, siz sahiplenilirsiniz. Sizi sahiplenirler, ailenizi, her şeyi. Bu korkunç şeyler gerçektir veya bu çağırma veya size yardım ettiklerini göstermekle, onlar sadece sizden para alan insanlardır. Ama sizden daha beter bir şekilde mahkum edilecekler. Bu medyumlar, gaipten haber verenler bu şeyleri kullanır ve bu guruları Tibet’ten çağırırız, böyle bir şey yok.

Aydınlanmış bir ruh olan bir kimse, asla hiç kimseye gelmeyecektir. Hiçbir Guru hiç kimseye gelemez, bunu onlar Benden aldılar çünkü onlar özgürlüğün değerini biliyorlar. Asla bunu yapmazlar. Bunu yapmak çok şey demektir. Ölü olan onlar ve yaşayan sizler, bu Tanrı tarafından meydana getirilmiş o kadar güzel bir şey ki.   . Tüm bu şaçmalıklar ve kara büyü tarafından sahiplenildiniz. Bilmiyorum, insanlara bunu kabul etmelerini nasıl öğrettiniz, belki de çok safsınız. Söylemeliyim ki çok safsınız. Çünkü Hindistan’da biz bunu biliriz, bunun tümünü biliriz, bu tüm materyalizasyonu, tüm bu işleri çok iyi biliriz.

Tabii ki şimdi tüm gençler bilmiyorlar, Ben yaşlı birisiyim, hepimiz bunu biliriz. Biz buna Branumati Vidya, Pret Smashan Vidya, Bhoot Vidya deriz. Kitaplar, bu konuda kitaplar var, bu şeylerin neler yaptıkları ile ilgili kitaplar. Kara büyü, voodo var ve bunları tüm bu şeylerle adlandırabilirsiniz ama bunlara dair bilginiz yok. Örneğin tüm ölü bedenleri kiliselere koyuyoruz, bilmem bunu kim söyledi, İncil’in neresinde yazıldı. Anlamıyorum, ölü bedeninizi niye kiliseye koyarsınız. Tamam, ölüler için bir kilise olsun istiyorsanız, o zaman onu sadece ölülere bırakın, sizler yaşıyorsunuz, neden ölü bedenlerin tepesinde oturuyorsunuz, bhootlara sahip oluyorsunuz ve şeytanlar size gelip, kafanızda oturuyorlar.

Sadece Aydınlanmış bir ruh olan kişi kilisede defnedilebilir, sadece aydınlanmış bir ruh. Hindistan’da gelenektir, aydınlanmış ruhlar dışındaki herkes yakılır, çünkü onlar asla hiç kimseyi sahiplenmezler, onlar sizi asla rahatsız etmezler, aksine pek çok şekilde bize yardım ederler, onlar yaşamımızda sadece rahatsızlıklara yol açacak kişiler değildirler. Ama diğerleri size cesaret verirler, bununla kendinizi bazen çok mutlu da hissedersiniz, çünkü sorumluluklarınızın üstlenildiğini hissedersiniz, çünkü sorumluluklarınız üstlenilmiştir, onlar sizin sorumluluklarınızı üstlendiler ve siz tamamen ferahlamış hissedersiniz. Başlarda çok iyi hissedersiniz, başlangıçta o iyi bir duygudur. Oh, huzur hissediyorum diye düşünürsünüz. Çünkü başka birileri evinize geldi ve o tüm evinizi kullanacak ve siz bir kenara itileceksiniz. Ve sonra maskara durumuna düşeceksiniz. Bu gibi insanların ağzını böyle kumaşla kapattığını göreceksiniz, böyle bakarlar ve onlar korkmuş ve çok tedirgindirler.

Tabii ki Benim önümde böyle titrerler, tüm bunlar olur. Şimdi bu konuda bir başka eğilim var. Eğer siz, bunlar sahiplenilmiş insanlar ve şu ve bu derseniz, bunların sol kanal olanları en kötüleridir. Sol kanal birisi bu ruh işi ile çok uğraşan birisidir. Ama iki tipte ruh işi vardır, birisi bilinç üstü verir ve birisi de bilinç altı verir ve bilinç altı çok kolayca sağlanabilir. Çünkü onlar tüm bu ruhlarla çok meşgul bedenlerdir. Bilinç altı alanda çok işgüzardırlar, çok kurnaz ve pis kişilerdir.

Örneğin, bir kadın evlenmeden genç yaşta ölür, o evli bir kadına sorun çıkarmaktan hoşlanır,  kıskançtır. İşte bu nedenle yaşamımızda kesin kurallar ve düzenlemeler var. Kişi tüm bunlardan kaçınması gerektiğini anlamalıdır. Psikologlarınızı ele alın. Psikologlar ne ile yüz yüze olduklarını bilmiyorlar. Onlar delileri tedavi ediyorlar. Ben size Freud’dan bahsettim. O, yarı pişmiş birisi idi. Çünkü sadece bu arzuyu biliyordu. Şartlanma olarak adlandırdığı arzu gücünü, hepsi bu. Ama egomuz olan, başka bir tanenin daha bulunduğunu bilmiyordu. Bu yüzden bütün şartlanmalarınızdan kurtulun, her ne olursa olsun hiç bir şartlanmanız olmayacak, dedi. Nereye gidiyorsun, gelip, ”Ne var ki bunda” meselesinde soluğu alıyorsun. Ego merkezli. Sonra da kültlerimizi (inançlar) yok etmeliyiz diyerek yeni bir kült biçimlendiriyorsun. Kendine “Oh, hiçbir işe yaramazsın, sen yararsızsın” demeye devam ediyorsun, her zaman egonu öldürüyorsun, bir münzevi oluyorsun. Olan bu iki şey de, bu merkezde olan iki aşırı eylemdir. Bu merkez vasıtası ile ya sağa, ya da sola gidersin.

Gerçek olan ne? Burası yaratıcılığın merkezidir. Yaratıcılık ve Tanrı’nın bilgisi. Aydınlanmanı aldığında Kutsal Ruhun serin vibrasyonlarını hissedersin ve başkalarının Kundalini’sini nasıl yükselteceğini bilmelisin ve kendini nasıl düzelteceğini bilmelisin. yükselteceğini ve kendini nasıl düzelteceğini bilmelisin. Tüm bu merkezleri nasıl bilinebileceğini bilmelisin ve aynı zamanda aklının içindeki tüm soruları da bulmalısın.

Bunun size olması gerek. Bu aydınlanma gerçekleşmeli çünkü bu sizin sahip olduğunuz kendi hakkınız. Şimdi sen bir insansın ve süper bir insan olmalısın. Söylediğim gibi Ben bu konuda hiçbir şey yapmıyorum. Ben sadece banka hesabınızı nakde çeviriyorum. Ama eğer banka hesabınız çok solda veya çok sağda ise, o biraz zor. Sizin çok miktarda lütuf işareti göstermeniz gerek ve hesabınızdakinden fazla para çekilmiştir. Kişi merkezde olmanın daha iyi olduğunu anlamalıdır. Bu şeylere yönelmemelisiniz. Niçin, niye ne için? Bu şeylerden ne kazanacaksınız? Ruhunuza mı gidiyorsunuz? Kendiniz mi oluyorsunuz? Neden biraz buradaki oyun, biraz şuradaki oyun.

Niye bu korkunç insanlara gidiyorsunuz? Onlar sizi belki de buralardan dönemeyeceğiniz bu korkunç aşırılıklara götürüyorlar. Londra’da şaşırdım, tanıştığımız bir doktor vardı, Beni görmeye geldi ve “İşimi kaybettim, her şeyi kaybettim, depresyondayım, çalışamıyorum. Bana ne olduğunu bilmiyorum, aşırı derecede bunalımdayım. Çalışma zevkimi kaybettim, hiçbir şey hissetmiyorum. Ben bittim, Büyük bir depresyondayım. Her zaman çalışmaya çalışıyorum ama gene depresyona giriyorum. Çok yorgunum dedi. Ona, bu tantriklerden herhangi birine veya bu tür birine gidip gitmediğini sordum.”Asla” diye cevap verdi ama büyükbabam tantrikti. O, bu tür kara büyü işleri yapardı.Şimdi görüyorsunuz torunu bunlardan dolayı acı çekiyor. Daha sonra iyileşti.

Bir Avustralyalımız var burada, Rus bir doktordu. Büyükannesinin onu küçük yaşlarında mezarlığa götürme alışkanlığı vardı. Bunu çok iyi hatırlıyor ve bir zaman sonra depresyona girdi ve işini kaybetti, yani çalışamıyordu. Baş ağrıları vardı, ve bu tür şeyler oluyordu. Ellerine kramplar giriyordu. Bana geldi ve iyileşti ama biraz zaman aldı. Çünkü çocukluğundaki, tüm bu ruhların tesirleri üzerindeydi.

Bu yüzden kişi ölüleri kendisinden nasıl uzakta tutacağını anlamalıdır. Siz, şu anda olmalısınız, ölümde  değil. Ölmüş olan kişi bitmiştir. Maymunlara dikkat ettiniz mi; eğer bir maymunun çocuğu ölürse, ölüm öncesinde, bağırır, çığlık atar, bu tür her şeyi yapar. Ölüm gerçekleşir gerçekleşmez onu bırakır. Onunla ilgilenmez. Köpeklerde ve diğerlerinde de aynıdır, artık onunla ilgilenmez, bilir ki artık gitmiştir. İşte bu yüzden eğer biri ölürse, Tanrı’yı düşün, şarkılar söyle, bunun gibi şeyler yap, çok fazla ilgilenme denmiştir. Ama biz tüm bunları unuttuk ve ölümle ilgili bir şeylerler yapma şeklimiz, şimdiye dek, gerçekte, tüm bu şeyleri yaptığımız zaman çoğumuz bunu yaşar, geçmişte yaşarız. Geçmişte yaşarız ve bu gibi insanlar kimi hayaletler görürler, geçmişimde karşılaştığım bazıları gibi, önümde titremeye başlarlar, hepsi önümde böyle titrerler. Her zaman  titrerler, doğru şekilde oturamazlar, böyle titremeye devam ederler, böyle titremeye devam ederler, her zaman bedenleri titrer, bedenleri üzerinde kontrolleri yok.

Bu yüzden kişi bu tür şeylerin, insanlar için kesin olarak çok tehlikeli olduğunu anlamalılar. Ölü bedenler değiliz, biz insanız, biz buyuz. Ama en kötüsü, bunlarla ilgilenen insanlar ölü ruhlardan başka bir şey olmayan ama doktorların deyişi ile proteinler tarafından ele geçirilmektedir. Onlar proteinler diyorlar çünkü anlamıyorlar. Bunlar ölü ruhlar, kanser sadece bu ölü ruhların saldırısı nedeni ile oluşur. İyileştirdiklerimden, bir ruh tarafından etkilenmemiş tek bir vaka ile karşılaşmadım, ruhlar tarafından etkilenmiş pek çoğunu iyileştirdim. Aydınlanmada, aydınlanmanızı aldığınız  zaman, bu veya şu hakkında bilgilenirsiniz. Bunlar, işaretlenmiş olanlar, iki swadisthandır.

Umarım, ellerinizi böyle koyarsınız, Ben sizinle konuşurken aydınlanmanızı alacaksınız. Böyle lütfen ve her iki ayağınızı yere düz koyun, sadece böyle. Size, ellerinizi bu şekilde tutarsanız ilk olarak serin esinti almaya başlarsınız, diyordum. Ama, aydınlanmanızı aldığınız zaman, onu test etmek için elinizi birisine doğru tutarsanız, bu kişinin ne olduğunuz anlarsınız. Bunun anlamı, onun yetkisi yoktur. Yetkisiz olarak Tanrısal işler yapmak, bilinç altı bölgede olabilir, bilinç üstü bölgede olabilir. Psikologlar veya herhangi biri bunu anlayabilir. Aklınız üzerinde çalıştığınızda, aklınız süperegodur orada, mavi olan akıldır ve her ne şekilde olursa olsun, kimi insanlara giderseniz veya kara büyüyle bir şeyler yaparsanız, bunu bu parmaktan (sol baş parmak) anlarsınız.

Bu ona verdiğimiz isimle sol swadisthandır. Bunu anladığınızda, Tanrının işine inandığınızı söylemelisiniz, Tanrı’nın saf işlerine, buna Nirmala Vidya denir. Nirmala Vidya’nın anlamı, Kundalininizi nasıl yükseltileceğinize dair tekniğinin saf bilgisidir. Bunu söylediğinizde, o düzelir ve ruh sizi terk eder. Bana gelen delirmiş pek çok insan var ve onlar nasıl Kundalini ile delirmiş insanları iyileştirebiliyorsunuz dediler. Onunla ne yapıyorsunuz? Hiçbir şey,  Ben onlar sadece Kundalininin uyanışını verdim. Kundalini uyandığı zaman, bu merkeze gider, içimizdeki ikinci merkeze ve aydınlanma gerçekleşir. Yaratıcılığın deity’si oradadır, uyanır ve ışıkla içinizdeki bu karanlık sadece kaybolur, çekip gider.

Sara iyileştirilebilir. Eğer birisi saradan dolayı acı çekiyorsa, bu kişiyi iyileştirmenin çok basit bir yolu vardır. Çok çok basit. Bir sonraki gelişinizde size, böyle birisini nasıl iyileştireceğinizi söyleyeceğim, çok basit.

Sahaja Yoga, Kundalini’nin uyanışının bir ürünü olarak insanları iyileştirebileceğiniz spontan ve yaşayan bir metottur. Bu, Ben burada bir şifacı olarak bulunmuyorum demek değildir ve Bana iyileştirmem için on dolar verin gibi bir şey, bu değildir. Sadece kundalini uyandığı zaman, iyileşirsiniz. Sağlığınız düzelir, çünkü Kundalini, fiziksel yanımızdan sorumlu olan bu merkeze gelir. Eğer fiziksel yanınız iyi olursa, sağlığınız da iyidir. Ama sizde başka şeylerde vardır, duygusal tarafınız vardır ve akli tarafınız da vardır ve bunların hepsinin de üstünde spiritüelliğe sahipsiniz. Tüm bu şeyler Kundalini’nin uyandırılması ile aydınlanır. Size olacak ilk şey, sağlığınızın düzelmesidir. Şüpheniz olmasın. Felç, kanser, şeker gibi tüm şeyler. Şeker Sahaja Yoga ile iyileştirilebilir. Ben, şekerin nasıl iyileştirileceğini açıklamalıyım.

Şeker hastalığı çok düşünen insanlar nedeni ile meydana gelir. Bununla, merkez çok çalışmak zorundadır ve sol el tarafında bulunan pankreasa yeterince dikkat gösteremez. Bu nedenle sol kanal bazen donar ve sağ kanal çok fazla çalışıyordur. Şimdi, şeker hastalığınızı nasıl iyileştirirsiniz. Tek yol, eğer aydınlanmış bir ruhsanız, pankreasa vibrasyon verirsiniz, onu dengeye getirirsiniz. Onu dengeye getirmenin bir yolu vardır. Eğer dengeye getirebilirseniz, kişiler şeker hastalıklarından kalıcı olarak kurtulurlar. Mafsal iltihabı da iyileştirilebilir, ama size dalaktan söz etmeliyim, çok önemli ve sanırım hepimiz bunu tam olarak anlamalıyız.

Dalağın içimizde ne kadar önemli olduğunu bilmiyoruz. O bir hız ölçerdir. O, hızımızla ilgilenir. Bu günlerde tarzımız hızlı olmak. Biz gerçekten her şeyi iç içe geçiriyoruz. İç içe geçirerek konuşuyoruz, iç içe geçirerek yürüyoruz, çok hızlı insanlarız.  Tüm bu hızla dalak çıldırır. Dalak nasıl çıldırır? Çok basit. Dalak, size karşı oluşan acil durumlarda savaşmak için yeni kan hücreleri, akyuvarlar üretmek için oradır. Örneğin, yemek yediğinizde bu acil durumdur. Daha fazla alyuvara ihtiyacınız vardır,  böylece dalak bu alyuvarları üretmeye başlar ve dokuz haberlerini izlerken korkunç şeyler işittiniz, bu başka bir acil durum yaratır. Sonra aniden bir şeyler yer ve koşarsınız, üçüncü acil durum yaratılır.

Zavallı dalak kesinlikle çıldırır. O ne zaman hangi kan hücreleri üreteceğini bilemez. Sizinle ne yapacağını bilemez çünkü aniden üç dört şeyi yaparsınız. Kahvaltı ederken, bir ayağınızı arabaya atar, birileriyle konuşursunuz. Bu, birilerinin girin, girin.. demesi gibi ve tüm bunlar aynı anda oluyor.  Zavallı dalak ne tarafa gideceğini bilemez, çıldırır, sonra bir şekilde bir saldırı gelir. Kan kanseri başlar. Kan kanseri bu hızlılığın sonucudur. Bu nedenle kişi, dalaklarımızın iyi durumda olmasına dikkat etmeliler. Sizi bir Anne olarak uyarıyorum. Ben bu problemleri biliyorum. Biz kan kanserini iyileştirdik ama o korkunç bir hastalık ve bir kez üstesinden gelinirse, bir haftada bittiğini söylerler. Biz sekiz gün sonra öleceği açıklanmış olan pek çok kan kanseri vakasını iyileştirdik. Görüyorsunuz, hepsi bu, onlar sana bir belge verirler. Hastaneden aldığın bu belgeye göre sekiz gün veya bir ay sonra öleceksiniz.

Ama Sahaja Yoga’da biri sizi iyileştirmeye çalışır. Onlar iyileştirildiler ve doktora gittiklerinde, doktorlar, ”Evet, biliyorum bu olağanüstü ama bunun Sahaja Yoga sayesinde olduğuna inanamayız “derler. Hatta iyileştirilen bir doktor olsa bile, ”Bu doktor delirmiş, böyle konuşuyor, bu nasıl olabilir” derler. Onlar birisine sekiz gün sonra öleceğine dair belge verdiler, sonra iki yıl sonra sapasağlam gidiyor ve onlar bir şey olmalı diyecekler, bunu kabul etmek istemiyorlar, çünkü bu onların bilgilerine meydan okuyor. Ama Ben onların mesleklerini ellerinden almak için burada bulunmuyorum. Pek çok hastaları olabilir. Ben insanları iyileştirmek için burada değilim. Bana sadece aydınlanma için gelen seekerler kutsanmıştır. Tanrının lütfü ile, çok iyi bir sağlıkları olur. Onlar iyileştirildiler çünkü onlar seeker. Onlar Tanrı’nın insanları, onlar peygamber olmalılar. Bu çağda peygamber oldukları zaman, diğerlerini de aynı şekilde dönüştürüp, onları da peygamber yapacaklar.

Bu yüzyıl önce William Blake tarafından söylendi. Kendi kitabı olan Milton’da tüm bu şeyleri tarif etti. Şaşıracaksınız. O, kehanetin öyle sınırlarına vardı ki, o geleceği görendi. Surrey Hills’de Benim yaşadığım yeri  bile tarif etti, ilk fener Surrey Hills’de tutuşturulacak. Bunun yanında aşramımızın yıkıntılar içinde olacağını söyledi. Çünkü paramız yoktu, bu yüzden harabelikte, viran bir yeri satın aldılar. Temeller Lambeth Way’de hazırlanacak ve oradalar. Aşramımız, Lambeth Way’e geldi ve burası…………. bu Kudüs olacak. Şimdi tahayyül edin, birsi yüz yıl önceden görebiliyor. O öylesi bir görücü idi ki. O bunların tümünü yazdı ama insanlar bu şeylere duyarlı değiller. Ben onun sergisini görmeye gittim. O büyük bir sanatçıydı. Çok şaşırdım, onlar sadece onun cehennemde çıplak bir kadını nasıl gösterdiğini görüyorlardı, düşünebiliyor musunuz? Görmeye gittiniz mi? Sanki bu sizin bir çiçek sergisine gidip oradaki tüm mundar ve pis şeyleri toplamanız gibi. Güzel şeylere bakma tarzınız bu mu? Güzellik için görün, güzelliği düşünün, ardından siz de güzel olursunuz. Niçin hayatınızda  bu çirkin şeyleri arzu ediyorsunuz. Neden güzel olan şeyleri arzu etmiyorsunuz ve o ruhunuzdur

Size bahsettim, burası ikinci merkezimiz. Bu, sınırlayan,  yaşama duyarlılığımız içinde dinimizi sınırlayandır. Sizin anladığınız şekilde bir din değil. Çünkü tüm dinler canlı bir ağacın üzerindeki çiçekler gibidirler. Bu çiçekler insanlar tarafından koparıldılar ve bu benim, bu benim dediler. Çiçekleri çok çirkinleştirdiler, çiçekler çürüdü.

Tüm dikkat ruh olmak üzerinde olmalıdır. Eğer böyle değilse, gerisi Tanrı’nın işi değildir. Tanrı’nın işi sizin Kundalinizi uyandırmaktır. O yaşayan bir iştir, çünkü çünkü eğer o yaşayan bir Tanrı ise yaşayan işler yapmalıdır. Onun işi küçük bir çiçeği meyveye dönüştürmektir ki bunu sizler yapamazsınız. Aynı şekilde Kundalininin atmasını da sağlayamazsınız ama Sahaja Yoga’ya geldiğinizde atmaya başlayacaktır. Çıplak gözlerle nabız atışının oradan yükseldiğini görebilirsiniz ve vaftizinizin gerçekleştiğini de görebilirsiniz. Bunu Kalidasa gibi pek çok kişi yazdı. Kalidasa  üç yada dört yüzyıl önceden Sahaja Yogayı tarif etmiş olan büyük bir şairdir.

Ve Adi Shankaracharya, size söylediğim tüm bu şeyleri çok açıkça söylemiş birisidir. Ama bu birkaç kişiyle sınırlı bir bilgidir. Hatta Krishna tek bir kişiye söyledi, Arjuna. İsa kalabalılara konuştu ve onu çarmıha gerdiler. Çünkü O’nu anlamadılar, ne söylediğini anlamadılar. Onu çarmıha gerecek ne vardı, O’nu tanımadılar. Musa, kaç kişi O’nu tanıdı, İbrahim, kaç kişi O’nu tanıdı. Asla tanımadılar, asla anlamadılar, problem de bu işte. Kişinin anlaması gereken şey de bu. Şimdi, tanımanın, anlamanın zamanı geldi. Kendinizi tanıyın, siz ruhsunuz, bu beden değil, bu akıl değil, bu ego değil, hiç birisi, siz ruhsunuz ve sözde gurular değil. Size ruhsal aydınlanma vermeyen biri guru değildir, bir guru değildir. Anlamak zorundasınız. Anlamalısınız ki gurunun işi budur.

Ezeli Efendi, size merkezde olmanız gerektiğini söyleyen,  din adına yapılan her şeyi size anlatandır. Din adına herkes aynı şeyi söyledi. Şimdi, Ben buna benzer şeyler söylemiyorum çünkü bu durumun nasıl elde alınacağını  biliyorum. Londra’da, Bana gelen alkolik bir doktorumuz vardı. Aydınlanmasını aldı ve ertesi gün içkiyi bıraktı. Artık istemiyordu,  “Ben kendimden hoşnudum, ben sıkılmıyorum artık, onu hatırlamıyorum bile dedi” ama Almanya’ya gitti. Dedi ki, iki veya üç ay sonra, şarap içmeyi severdim ben, nasıl olduğunu bir deneyeyim.  Gitti ve bu şarabı aldı. İçtiğinde kusacak gibi oldu ve kesinlikle dedi ki, bu kokuyor.

Ben size çalmayın demek zorunda değilim,  kötü konuşmayın,  bunu yapmayın,  şunu yapmayın demek zorunda değilim. Kızımın bir kızı var, onda olduğu gibi. Aydınlanmış ruh olan bir torunum var. İki çocuk, iki torun da aydınlanmış ruhlar. Onlardan biri Bana geldi ve ardından “Anneanne,  Ahlak bilimi denen bu aptal şeyi okudun mu?” dedi. Ben “Hayır, neden” diye sordum. “Bu budalaca değil mi,  bize yalan söylemeyin,  hırsızlık yapmayın diyorlar. Biz neden yalan söyleyelim ki, niye bize böyle şeyler söylüyorlar? Bundan hoşlanmadım” dedi. Küçüğü de dedi ki, “Onlar aptal insanlar, nasıl bize böyle şeyler diyebilirler, neden biz böyle şeyler yapalım ki?” Orada günaha yol açan şeyler yoktur. Biz, size bu tür günaha sevk eden şeyler satamayız,  sen uyandın,  senin dharman orada, senin özün uyandı.

Bizler insanız. Eğer dar bir pis yoldan geçmek zorundaysak, bunu yapamayız. Korkunç, burunlarımızı kaparız. Pisliğin ve mundarlığın  kokusunu hissederiz. Ama bir atı düşünün, o gayet hoş bir şekilde ilerler, aldırmaz, rahatsız olmaz. Aynı şekilde farkındalığınızda aydınlanır ve ardından günah olan ne varsa ondan haz etmezsiniz, sadece ondan hoşlanmazsınız. Sizi ruhunuzdan uzaklaştıran her ne ise, bundan hoşlanmazsınız çünkü vibrasyonlarınızı kaybedersiniz. Vibrasyonlarınızı kaybedersiniz. Şimdi bir diğer merkez ki, bu merkezde çok önemlidir ve burası bizim refahımız içindir. Ona Nabhi çakra adı verilir. Ki onun hakkında size gelecek sefer konuşacağım çünkü halihazırda size çok tafsilatlı anlattım. Bunun yanı sıra, bugün de sorularınızı da almak istiyorum ama geçen sefer olduğu gibi, soru sormaya devam etmeyin ve aynı kişi sormasın. Bir kişi sadece tek bir soru sorabilir ve makul sorular sorun. Çünkü sizler arayış içindesiniz, kendi zamanınızı boşa harcamayın ve başkalarının zamanını da boşa harcamayın. Tamam mı?

Çok teşekkür ederim