Shri Saraswati Puja, Yaratıcılığın temeli Sevgidir

Dhule (India)

Feedback
Share

Shri Saraswati Puja, Dhulia (Hindistan), Sankranti günü, 14 Ocak 1983.

Her tür yaratıcı eylem sevgiyle gerçekleşir. Raulbai’nin (eski bir Sahaja Yogini)Benim için nasıl bir sevgisi olduğunu görüyorsunuz ve hepinizin burada güzel bir şey yaratmak için yeni fikirleri var. Ve sevgi arttıkça, yaratıcılığınız da gelişecektir. Yani Saraswati’nin bütün yaratıcılığının temeli, sevgidir. Eğer sevgi yoksa yaratıcılık olmaz. Eğer bakarsanız daha derin anlamda bile bu böyledir. Bütün bu bilimsel şeyleri yaratan insanlar, kendileri için değil, kitleler için duydukları sevgiden dolayı bunu yapmışlardır. Hiç kimse kendisi için bir şey üretmedi. Eğer kendileri için bir şeyler yaparlarsa, bu evrensel kullanım için olmalılar, aksi takdirde bunun hiçbir anlamı yoktur. Atom bombası ve bilim sayesinde yaratılan tüm bu şeylerden bahsetseniz bile, onlar da çok koruyucudur. Eğer bilim insanları onları yaratmasalardı, insanlar zihinlerini savaştan uzaklaştırmazlardı. Artık hiç kimse büyük bir savaşa girmeyi düşünemez bile. Tabii ki, soğuk savaşı sürdürüyorlar, ama bıktıkları zaman bu da yavaş yavaş duracaktır. Yani, Saraswati’nin sağ tarafındaki tüm aktivitelerin, temelde sevgiyle bitmesi gerekiyor; sevgiyle başlar ve sevgiyle biter. Her ne sevgiyle sonuçlanmazsa dolanıklaşır ve biter. Sadece ortadan kaybolur. Yani, sevgi için kullanılmayan maddenin bile yok olacağını görebilirsiniz. Temel sevgi olmalıdır. Aksi takdirde yarattığımız kitle iletişim araçlarına uymayan, kitlelere hitap etmeyen, tüm bu sevimsiz maddeler, tabii ki bu zaman alıyor, bunun zaman aldığını gördünüz – ama siz bunun kitlelere hitap etmediğini fark ettiğiniz anda, olanın her zaman havada yok olup gitme eğilimi vardır.

Şimdi bahsettiğimiz bu sevgi, üzerinde konuştuğumuz bu büyük Tanrı sevgisini,  vibrasyonlar aracılığıyla kesin olarak biliyoruz. İnsanların vibrasyonları yok, ama vibrasyonları yine de çok bilinçsiz bir şekilde hissedebilirler. Dünyanın tüm büyük tablolarının vibrasyonları titreşimleri vardır. Dünyadaki bütün büyük yaratıcı eserlerin vibrasyonları vardır. Ancak vibrasyonu olanlar zaman içinde korunurlar, aksi takdirde diğer bütün her şey yok olur gider. Çok uzun zaman önce yapılmış olan anıtlar, korkunç heykeller ve korkunç şeyler var olmalı ama onların hepsi doğa tarafından yok edildi ve onlar Kala’nın (zaman)etkisine dayanamadılar – bu zamanın yıkıcı gücüdür. Yani, devam ede gelen her şey, besleyen her şey, asil olan her şey, içimizde çok gelişmiş olan, henüz fark edilmemiş ama aslında başkalarının da içinde olan bu sevgi hissiyatından kaynaklanır. Nihayetinde tüm dünya, kişinin Tanrı’nın nihai sevgisine ulaşması gerektiğini anlamalıdır, aksi takdirde hiçbir anlamı yoktur. Artık insanların sanatta, ucuz şeyler ve çok kaba şeyler kullanarak bunun sanat olduğunu düşünmelerini sağlamak için kitlelere hitap etmenin başka yöntemlerini kullandıklarını gördünüz ama bunların hepsi ortaadan kaybolaacaktır. Size söylediğim gibi bunlar zamanın etkisine dayanamazlar, yapamazlar çünkü zaman onu öldürecektir. Bütün bu şeyler ortadan kalkmalıdır ve siz zaten sonucu görebilirsiniz, her şeyin, Batı’da bile her şeyin nasıl değiştiğini görebilirsiniz. Dolayısıyla Batı için bu kadar hayal kırıklığına uğramaya ve Batı dünyasının çorak bir toprak olduğunu söylemeye gerek yok. Bu düzelecek ve bunun yapılması gerekiyor. Batıda birçok Saraswati Puja yapıldığını söylemeliyim.

Hindistan’da yaptıklarından çok daha fazlasını, çünkü onlar öğrenmeye gittiler ve çok şey öğrenmeye çalıştılar ama unuttukları tek şey, bunun bir Tanrıça, Öğrenme Tanrıçası olduğudur. Her şey Tanrıça’dan gelir. İşte onların unuttukları şey budur. İşte bu yüzden tüm problemler meydana geldi. Eğer öğrenmenizde Ruh yoksa, eğer öğrenmenizde kaynağı Tanrıça değilse, o zaman bu kesinlikle işe yaramazdır. Eğer onu çalıştıranın Ruh olduğunu fark etselerdi, bu kadar ileri gitmezlerdi. Ve işte benim Hintlileri uyardığım şey budur, baştan sona, sizde bir şekilde sanayi devrimine katılıyorsunuz ve sanayi devriminin bütün bu komplikasyonlarından kaçınmak için ise, Ruhu tanımaya çalışmak zorundasınız. Eğer Ruhu bilmiyorsanız, sizde bu insanlarla beraber  aynı sorunlarla karşılaşacaksınız. Çünkü onlar da insan, siz de insansınız. Sizde aynı yoldan gideceksiniz. Rastgele koşacaksınız ve problemler olacak, Batılı insanların sahip olduğu sorunların aynısı. Şimdi, Saraswati’nin kutsamaları o kadar çoktur ki, kimse bu kadar kısa sürede onları tarif edemez. Surya bize o kadar fazla güç verdi ki, bunları bir derste, hatta on derste bile anlatmak imkânsızdır. Ama Saraswati’ye ibadet ederken,  nasıl Surya’ya aykırı hareket ettiğimiz, nasıl Saraswati’ye aykırı davrandığımız kendi içimizde çok açık bir şekilde görülmelidir.

Örneğin Batılı insanlar Surya’ya çok düşkündürler çünkü içlerinde Surya yoktur. Ama bildiğiniz gibi onunla çok ileri gidiyorlar ve kendi içlerinde Surya’nın komplikasyonlarını yaratıyorlar. Ama kişinin Surya aracılığıyla elde etmesi gereken esas şey, içindeki ışıktır, içerideki ışıktır. Eğer Agnya seviyesinde Surya çakrada İsa Mesih oturuyorsa, o zaman yaşamın saflığı, ‘Niti’ dediğimiz şeyin, yaşama ahlakının olması daha da önemlidir. Şimdi ahlakın kendisi Batı’da bir çeşit argüman haline geldi. İnsanların mutlak bir ahlak anlayışı yoktur. Tabii ki vibrasyonlarla siz biliyorsunuz ama onlar bunların tümüne karşı çıktılar. İsa’ya ibadet edenler, Surya’ya ibadet edenler, Saraswati’ye ibadet edenlerin hepsi buna karşı çıktılar. Surya’nın güçlerine karşı, sadece itaatsizlik ederek. Çünkü uygun bir ahlak ve kutsallık hissiyatınız yoksa siz bir Surya olamazsınız. Her şeyin net olarak görünmesi için Surya’nın kendisi ışık getirir. Surya pek çok kaliteye sahiptir.  O ıslak, kirli, pis olan her şeyi kurutur. Parazit oluşturan bütün bu yerleri kurutur. Ama Batı’da çok fazla parazit meydana getirildi. Sadece parazitler de değil, ışıkla dolu olması gereken ülkelerde ortaya çıkan bu korkunç kültler ve korkunç şeyler var. Ve onlar bu karanlıkta var olurlar: Kendi ruhları için karanlık, kendi bilgileri için  karanlık ve sevgi için karanlık. Sevginin ışığının olması gereken yerlerde bu üç şey, vaziyeti devraldı. Işık şu demek değildir, ışık sizin kaba gözlerinizle gördüğünüz şey anlamına gelmez. Işık, içinizden gelen şey anlamına gelir, sevginin ışığı. Kişi bunu anlamalıdır – sevginin ışığı. 

Ve saf sevginin, saflığın, saf ilişkilerin, saf anlayışın ışığı olan bu ışığı içinizde hissedebildiğiniz sürece, bu o kadar yatıştırıcı, o kadar tatlı, o kadar güzel, o kadar etkileyici, o kadar doludur ki. Eğer içinizde bu tür bir ışığı geliştirebilirseniz, o zaman her şey temizlenecektir. ‘Beni yıka ve ben kardan bile daha beyaz olacağım.’ Tamamen temizlendiğinizde başınıza gelen şey budur. Doğanın en saf hali içimizdedir. Doğanın en saf hali içimizdedir. Çakralarımız doğanın en saf formundan yapılmıştır. Zihinsel düşüncemizle onu bozan sadece biz insanlarız. Yine bu aynı Saraswati’nin işidir. Siz Saraswati’nin kendisine karşı geliyorsunuz. Saraswati doğada saf olmayan her şeyi temizlerken, bizler beyin aktivitemizle bütün bunları bozuyoruz. Beyin aktivitelerimizin hepsi saf zekâya karşı gelir. Ve işte kişinin anlaması gereken şey budur – bu saf zekâ düşüncemizle kirletilmemelidir. Düşüncelerimiz bizi çok ukala, çok ego merkezli, çok kirli yapabilir, zehri gerçekten yiyebilir ve ‘bunun nesi yanlış’ diyebiliriz? Saraswati’nin tam tersi. Saraswati içimizdeyse, bize Subuddhi, bilgelik verir. Ve işte bu yüzden Saraswati’ye ibadet etmek, Surya’ya ibadet etmek için, bizler ne olmamız gerektiği, ne yaptığımız, hangi pisliğin içinde yaşadığımız, zihnimizin neyin içine girdiği konusunda net bir vizyona sahip olmalıyız. Sonuçta, sadece ego’yu şımartmak ve kendi pisliğimiz içinde yaşamak için değil, özgürleşmek için buradayız.

Yani bu ışık içimize geldi ve etrafımızda meydana gelen kendi zihinsel pisliğimizi aşmaya çalışmalıyız. Bundan ayrı olarak, daha yükseğe çıkmalı ve içimizde ego denen bir şey olduğunu anlamalısınız. Ve bu ego sahtedir, kesinlikle sahtedir. Siz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Aslında gözlerinizi orada burada dolaştırdığınızda, dikkatiniz orada burada olduğunda, orada herkese hükmetmeye çalışan egonuzdan başka bir şey değildir. Ama aslında, ego mutlak bir sahteliktir çünkü tek bir ego vardır ve bu da Kadir-i Mutlak Tanrının Mahat-Ahamkara’sıdır (Büyük-Ego). Aslında gerçekte var olan hiçbir ego yoktur. Bu bir efsanedir. Bu çok büyük bir efsanedir, çünkü eğer yapmadığınız halde, her şeyi kendinizin yaptığını düşünmeye başlarsanız – o zaman bu saçma sapan ego size gelip çalışmaya başlar, bu her yöne yansıyabilir. Bu ileriye fırladığında, başkalarını yönetmeye çalışır, başkalarına hükmetmeye çalışır, başkalarını öldürmeye çalışır, acımasız olur. Sağ kanala geçtiğinde, o bilinç üstü hale gelir. Saçma sapan, aptalca, salakça şeyler görmeye başlar. Sol kanala geçtiğinde konuşmaya başlar – yani, bir şeyleri görmeye – kendinizi büyük bir adam, büyük bir Mesih veya büyük bir Devi ya da Adi Guru gibi bir şey olarak görmeye başlarsınız ve ‘ben çok büyük bir kişiyim’ dersiniz – bu sol kanaldır. Geriye doğru hareket ettiğinde ise, tehlikeli olan budur. İnsanlar guru olduklarında, diğer insanları mahvediyorlar.

Egoları geriye doğru hareket ettiğinde, onlar guru olurlar, onların kendilerinde çok fazla kusur vardır ve insanları mutlak Naraka (Cehennem Krallığı)olarak tanımlanan bu korkunç şeylere çekmeye çalışırlar. İşte egonun her yöne olan hareketi bu şekilde olur. Şimdi,  insanlar kendileri hakkında konuşmak için kendi sağ Vishuddhilerini kullanmaya çalıştıklarında, en kötüsü budur. Ne tür bir egoya sahip olursanız olun, bu konuda övünmeye ve onun hakkında konuşmaya başlarsanız, bu ego çevreyi sarmalar,  egonun duvarlarını o kadar kalınlaştırır ki, içe nüfuz etmek imkânsızdır. Çünkü böyle bir kişi kendi halinden tamamen memnundur ve kendisinin söylediği gibi olduğuna inanır. Ve böyle bir saçmalığa inanmaya başladığında, bu olanaksızdır, egoya nüfuz etmek imkânsızdır. Yani, böyle şeyler hakkında böbürlendiğiniz zaman veya büyük konuştuğunuzda, dikkatli olun. Bakın, sizler Benim ne olduğumu biliyorsunuz, ama kaç kere ‘Ben’ diyorum? Bir kere bile söylesem, bu sizin için muazzam vibrasyonlar meydana getirir. Ama bakın kaç kere böyle derim ki? En fazla, eğer siz bir şey söylerseniz, Bende ‘evet’ diyorum ama bunu söylemem. Eğer yüksek sesle söylersem, ne olur bilmiyorum. Her şey hakikatle patlatılabilir. Yani, kişi Mahat-Ahamkara’nın hareket eden, çalışan, yaratan tek şey olduğunu anlamalıdır. Bazen Ben size bağırırım. Bütün bhootlar derhal kaçarlar. Sadece bir kez bağırdığımda bile.

Dün öksüren tüm bhootları gördünüz, hepsi kaçtılar. Dün yeni başladım. Yani şimdi kendinizin aydınlanmış bir ruh olduğunuzu anlamalısınız, aynı şeyi sizde yapabilirsiniz. Kendinize bağırmak için sağ Vishuddhinizi kullanın, “Şimdi böbürlenmeyi bırakacak mısın, tüm bu saçmalıklardan bahsetmeyi bırakacak mısın, gösteriş yapmayı bırakacak mısın?” Şimdi egonun bu kalınlaşması, gerçekten aktif olan, bu konuda bir şeyler yapmak isteyen insanlarda meydana geliyor. Aktif olmadıkları için değil ama onlar bunu yapmayı isterler. Ama onlar sadece tek bir yol biliyorlar, bu da konuşarak eyleme geçmek. Bunu daha fazla kontrol etmenin içsel yolları olduğunu anlamıyorlar. Çünkü bunu denemeyi istemiyorlar, konuşmayı tercih ediyorlar. Çünkü bir defa konuşmayı benimseyince ve bunun üzerine konuştuklarında, tüm güç akar gider. Ama eğer onlar bunun hakkında konuşmaz ve kendi içlerinde tutarlarsa, bu sorun değildir, Bana deneyimlerinizi veya herhangi bir şeyi anlatabilirsiniz, ama başkalarına anlatmaya ve bu konuda çok fazla konuşmaya başlarsanız, sahip olduğunuz güçler sizde yavaş yavaş kaybolacaktır. Ve sizler kesinlikle en düşük seviyeye ineceksiniz. Bu yüzden kişi, “ben bu güce sahibim, ben şu güce sahibim” ya da “ben bunu görüyorum” ya da “ben bunu yapıyorum” diye çok fazla konuşmamalıdır, ki bu çok yanlış bir şeydir. Sizi uyarıyorum, gösteriş yapmaya çalışmayın. Evet, siz Benim güçlerim hakkında konuşabilirsiniz. Bu tamam ama kendi güçleriniz hakkında konuşmaya çalışmayın. Tabii ki, olumsuz bir insanla konuşmak ya da birilerine anlatmak içinde, o zaman “ben” değil, “biz” demelisiniz. “Biz”, bazılarımız bu gücü kendi içimizde hissettik. İnsanları gördük. Sadece siz olabilirsiniz, ama siz ‘bu bende var’ demeyin. Söylemeniz gereken şey ‘Bizdir’. O zaman siz Mahat-Ahamkara olursunuz. ‘Biz’ dediğiniz zaman, evet, “bazılarımız”, “biz yapıyoruz” demelisiniz.

Gregoire’in kitabında olduğu gibi, Ben de yaptım, bunu gördüm, onun çok fazla ‘Ben’ kullanmaması gerek, bunu yerine ‘Biz’ olmalıdır. ‘Biz düşünüyoruz’, ‘biz yapıyoruz’, ‘biz’. Bütün bu kolektif varlık, bütün kolektif organizma, Sahaja Yogilerin yaşayan organizması anlamına gelir. Yani eğer siz ‘evet, bazılarımız bunu anladı’ derseniz, yani bu sizin kendinizi alt tarafa, diğerlerini üste koyduğunuz anlamına gelir. ‘Evet, bazılarımız anladı. Bazı insanların buna sahip olduğunu biliyorum’, deyin.  Bunu yapmanın yolu budur. Çünkü eğer egonuzu yenmek zorundaysanız, bunun herkese yayılmasına izin vermelisiniz. Yayılmasını sağlamak içinde, işte bu şekilde her şeyi mükemmel hale getireceksiniz. “Biz, tüm Sahaja Yogiler, hepimiz”, ama bu gurur orada yoktur. Ben orada gurur olmadığını gördüm, yine de çok bireyseldir. Eğer siz “biz Sahaja Yogiler” diye düşünmeye başlarsanız, o zaman ne olur, sizler tek bir şahsiyet, tek bir organizasyon olursunuz ama kişi, diğer insanlara tepeden bakacaktır. O, bu kişi düşük, şu kişi daha yüksek, o kişi ise orada diye düşünecek ama “biz Sahaja Yogiler, biz ne kadar güzeliz” diye düşünmeyecektir. “Biz, Sahaja Yoga’nın bedeniyiz, ne kadar güzeliz” Yani her zaman “biz” kelimesi ile düşünün, bu sayede egonuz çok daha az, çok daha az, çok daha az olacaktır. Ve çok garip ve saçma görünen bu aynı ego yarın Ekadesha meydana getirecektir. Bugünün bireysel egosu, Ekadesha ile birleşecektir.

Ama hepimiz her zaman ‘biz’ demeyi unutmamalıyız. Gün bugündür, bu gün değişmemiz için harika bir gün, çünkü şimdi Güneş ruh halini değiştirdi. Güneş bu tarafa geliyor. Öyleyse şimdi Kuzeye gelen Güneşi bu şekilde karşılayalım. Avustralyalılar için Güneş gitmiş olmasına rağmen, Güneşi, Güneşin alanını içimizde oluşturalım. Çünkü Güneş asla içimizden kaybolmaz. Yani, hepimizin birlikte, hepimizin beraberce tek bir şahsiyet olduğumuzu düşünmemiz gereken bir ruh halini benimsemeliyiz. Ve ayrı veya farklı bir şey olmaya çalışan herkes düşecektir. Onu bırakacağım. Her ne olursa olsun, o kişi düşecektir. Yani siz endişelenmeyin: tek olmaya veya herhangi bir şey olmaya çalışan birisi. Herkes bütünü yetiştirmek, bütüne yardım etmek, bütünü özgürleştirmek için ne istiyorsa onu yapmalıdır ama her şekilde kimseyi bırakmamak. Her zaman. Çünkü Sahaja Yoga böyle değildir. Sahaja Yoga sadece kolektivitede çalışır. Ve bu nüfuz eden ruhu geliştiren kişi, gerçek bir Sahaja Yogi’dir. Buna sahip olmayan ise değildir! Kendiniz için ne düşünürseniz düşünün, Benim söyleyecek bir şeyim yok. Ama siz konuşsanız da konuşmasanız da, bir yerden başka bir yere taşınan, bu içe nüfuz eden kişilik. Annenizde olduğu gibi.

Sizinle tanışsam da tanışmasam da fark etmez, küçük küçük şeylerle de hepinize nüfuz ediyorum, Ben orada sizinleyim. Bu şekilde, birbirinize nüfuz etmeye ve güzelliği görmeye çalışın. Ve siz kendinizden en iyi şekilde neşe duyacaksınız çünkü en büyük şey budur. Başarılması gereken en büyük şey budur. Çünkü bildiğiniz üzere bu ego sizi bir fındıkkabuğu gibi yapar ve bu nüfuz etmenin güzelliğiyle uyum sağlayamaz ve notaların nasıl birbirine geçtiğini görüyorsunuz. Bugün bu harika bir fikir olacak, bugün Dhulia’da Puja yapmamız harika bir şey. Dhulia’nın toz, toz anlamına gelmesi gibi. Ve Ben çocukken bir gün bir şiir yazmıştım, hatırlıyorum. Çok ilginç bir şiirdi – Kaybolup kaybolmadığını bilmiyorum – ama dedim ki, “Ben rüzgârla savrulan bir toz tanesi olmak istiyorum. O her yere gidiyor. Gidip, bir kralın başına oturabilir ya da gidip birisinin ayaklarına düşebilir, gidip küçük bir çiçeğin üzerine oturabilir ve gidip her yere konabilir. Ama Ben kokulu, besleyen, aydınlatan bir toz parçası olmak istiyorum. Buna benzer, çok güzel bir şiir yazmıştım, yaklaşık yedi yaşında olmalıyım, hatırlıyorum – ‘Bir toz parçası olmak’, çok net hatırlıyorum, çok uzun zaman önce, “Toz parçacığı olmalıyım, bu sayede insanlara nüfuz edeceğim.” Bu çok büyük bir şey – bu tür bir toz parçacığı olmak. Her neye dokunursanız, bakın, o canlanır, her ne hissederseniz onun kokusu vardır. Böyle olmak harika bir şeydir. Ve Benim arzum buydu ve bu başarıldı.

O genç yaşta, Benim bir toz parçacığı olma fikrim vardı ve bugün sizinle konuşurken, bunu olmak istediğimi hatırladım ve işte buranın olduğu şey budur. Raulbai böyledir. O çok sade bir kadındır, çok sade bir kadın ve çok sade bir insan olarak yaşıyor ama onda nüfuz etme hissi var. Ve şimdi, dün gelen bir sürü Sahaja Yogi var. Eminim hepsi Sahaja Yoga’yı çok iyi benimseyecekler. Ve Dhulia’dan birçok Sahaja Yogi var ve eminim daha fazla sayıda insan olacak. Umarım hepsiyle tanışmıştınız. Hepsiyle arkadaş olun. Onları kim olduklarını öğrenmeye çalışın. İngilizce bilmiyor olabilirler – öyleyse çeviri yapacak birini bulun. Onlarla konuşun ve onlara iyi davranın, onlarla arkadaş olun. Nüfuz etmek için onlarla tanışmanızı istedim. Buradaki insanların kimler olduğunu, Nasik’teki insanların kimler olduğunu bilmelisiniz. Çünkü biz bir şekilde Sahaja Yogilerle asla tanışmıyoruz, görüyorsunuz, o yerde kimler var ve geri döndüğümüzde sadece bir veya iki adres var elimizde. Bu iyi bir fikir değil. Orada kaç kişi olduğunu öğrenmeye çalışın. Onlar hakkında sorular sorun ve tüm bu şeyleri. Bu nüfuz etme ancak sizin egonuz her tarafa nüfuz etmeye başladığında mümkündür ve sağ kanal problemlerinin üstesinden gelmenin ve Saraswati’ye ibadet etmenin yolu budur. Çünkü Saraswati’nin elinde bir veena (ud benzeri bir çalgı)var ve Onun müzik için çaldığı bu veena ezeli bir enstrümandır ve müzik kalbe nüfuz eder. Onun içinize nasıl girdiğini ve nasıl çalıştığını bilmiyorsunuz. Ve Sahaja Yogi olan bir kişi, başka insanlara müzik gibi nüfuz etmelidir.

Size bahsettiğim gibi Onun tek bir konuşmada anlatılamayacak kadar çok kalitesi var ama Onun en büyük kalitelerinden birisi, daha süptil şeylere dönüşmesidir. Toprak Ananın kokuya dönüşmesi gibi. Müzik, melodilere dönüşür, öyle ki Onun yarattığı her şey daha büyük bir şeye dönüşür. Madde, O her ne üretirse üretsin, bu estetiğe dönüşür. Maddenin estetiği yoksa kabadır. Her şey böyledir. Şimdi “Su nedir?” diyeceksiniz. Su, Ganj nehri haline gelir. Bunlar daha süptil şeylerdir. Böylece madde daha süptil bir şey haline gelir, çünkü nüfuz etmek zorundadır, nüfuz etmelidir. Yani her şey neyse odur. Ve en iyisi havadır – hava vibrasyon haline gelir. Böylece siz, maddeden, bu beş elementten her ne meydana gelirse, bunun nasıl süptil bir şey haline geldiğini görebilirsiniz. Tabii ki, sol ve sağ kanalın her ikisi bunu halleder, çünkü sevgi bunun üzerinde çalışmalıdır ve sevgi madde üzerinde harekete geçtiğinde bu olur ve işte kişinin yaşamlarınıza bakması, onu sevgi ve maddenin güzel bir kombinasyonu haline getirmesi bu şekilde olur.

Tanrı sizi kutsasın.

(Marathi’den tercüme)

Şimdi bunu Dhule’li Sahaja Yogilere söylemek istiyorum. Bugün birçok insanın aydınlanma aldığı görüldü ve onların Sahaja Yoga’ya ciddi bir şekilde geldiklerini düşünüyorum. Bu nedenle Dhule Sahaja Yogileri tüm gayretlerini göstermeliler. Raulbai çok acı çekti. Onun evinin nerede olduğunu biliyorsunuz. İnsanlar her Pazar sabahı orada toplanmalı ve kolektif olarak meditasyon yapmalılar.

Her gün evde meditasyon yapmalısınız. Evde günlük meditasyon yapmazsanız, Sahaja Yoga çalışmaz. Her şey size bağlı. Ne kadar meditasyon yaparsanız, Sahaja Yoga’da o kadar derinleşecek ve Sahaja Yoga’nın büyümesine yardımcı olacaksınız. Her gün meditasyon yapmazsanız, Sahaja Yoga büyümeyecek ve sizde bundan faydalanamayacaksınız. Bu nedenle, her gün aksatmadan, sabah ve akşam meditasyon yapmalısınız. Sabah vaktiniz daha azsa, akşamları düzgün ve sakin sakin meditasyon yapın.

Yavaş yavaş çok zaman kazandığınızı fark edeceksiniz, çünkü oraya buraya  gitmek, gereksiz dedikodu ve saçma sapan şeyler yapmak gibi başka şeylerden hoşlanmayacaksınız. Bu yukarıdaki şeylerin hiçbirinden hoşlanmayacaksınız. Bu işe yaramaz şeylere ihtiyacınız olmadığını hissedeceksiniz ve insanların değerli zamanlarını bu değersiz şeylerde neden boşa harcadıklarını merak edeceksiniz.

“Neden bu işe yaramaz şeylerle zamanımı boşa harcayayım ki?” diye düşünecek ve tüm bu şeyleri geride bırakacaksınız. Sahaja Yoga’nın derinliklerine inecek ve köklere ulaşacaksınız. Kökler genellikle iki veya dörttür ama derinleştikçe ağaç daha da büyür. Benzer şekilde sizde Sahaja Yoga’nın büyüdüğünü göreceksiniz.

Bundan dolayı size “Anant Ashirwaad’larımı” (Sonsuz-Tanrıdan gelen Kutsama)gönderiyorum. Dün Dhule halkına bir şeyleri düzgün bir biçimde açıkladım. Çok çaba göstermeli ve pozitif bir şekilde yaşamalısınız.