Agnya Çakra, Cennetin Kapısı

New Delhi (India)

1983-02-03 Agnya Chakra: The door of heaven, New Delhi, India, DP, 83' Chapters: Talk, Q&ADownload subtitles: EN,ES,LT,NL,PT,RU,TRView subtitles:
Download video (standard quality): Download video (full quality): View and download on Vimeo: View on Youku: Listen on Soundcloud: Transcribe/Translate oTranscribe

Feedback
Share

Agnya Çakra. Delhi (Hindistan), 3 Şubat 1983.

Bugün Agnya merkezini anlayacağız. Agnya Çakra, (anlımızda) ‘optik kiazma’nın kesiştiği noktada yer alır. Gözleri besleyen sinirler birbirlerinin aksi yönde geri giderler ve onların kesiştikleri yerde ise, bu süptil merkez bulunur. Onun ‘Medulla oblongata’ aracılığıyla, diğer merkezlerle sürekli bir bağlantısı vardır. Bu merkezin iki tane taç yaprağı vardır. Ve bu süptil merkez bir taraftan gözlerin içinden ve diğer taraftan başın biraz çıkıntılı olduğun arka kısmında çalışır. Bu durum, bu merkezin fiziksel yanıdır. Şimdi üçüncü gözden bahsedenler için, burası üçüncü gözdür. Yani görme işlevini gerçekleştirdiğimiz iki gözümüz var ve onun vasıtasıyla daha süptil görebildiğimiz bir göz olan, üçüncü bir gözümüz var. Eğer siz bu gözü görüyorsanız, ondan uzaktasınız demektir. Örneğin, gözlerinizi görebiliyorsanız, siz gerçeğini değil, onun kendi yansımanızı görüyorsunuz demektir. Eğer bir şeyi (doğrudan)görüyorsanız, bu siz ona bakıyorsunuz demektir. Yani bir göz gördüğünü söyleyen insanlar, örneğin LSD alan insanlar ve bunun gibi şeyleri alanlar, onlar başka bir göz görmeye başlarlar. Onlar sadece bu gözü görürler ve üçüncü gözlerinin açıldığını düşünürler.  Aslında siz gözden çok uzaktasınız, bu yüzden onu görebiliyorsunuz. Bu sağ tarafta bilinçüstü seviyeye, sol tarafta ise bilinçaltı seviyeye gider ve siz  gözü görebilirsiniz. Ama Sahaja Yoga’da bu göz ‘vasıtasıyla’ görmelisiniz. Bir pencere gibi, pencereye bakabilirsiniz ama eğer siz pencereden (dışarıya) bakarsanız, pencereye bakamazsınız. Yani insanların, biz bu üçüncü gözü görebiliriz dedikleri şey, bir ilüzyondur ve işte bu yüzden onlar Kundalinimiz uyanıyor diyorlar ama onlar ne yazık ki yanılıyorlar.

Bu, dikkatin normalde geçemeyeceği kadar çok dar bir geçittir, bu imkansız bir şeydir. Burası ego ve süperegonun birbiri üzerine oturduğu ve birbirini çapraz yaparak geçtiği  dar bir geçittir. Ve arasında, Kundalininin geçebilmesi için hiç bir boşluk yoktur. Bu süperego ve ego geri giderler, aşağı doğru iner ve Vishuddhi Çakraya gelirler ve onun etrafından dönerek yine aynı yöne doğru giderler. Yani siz buraya kadar geldiklerini görürsünüz, onlar buradan başlarlar, Agnya Çakra’ya kadar gider ve sonra çapraz şekilde karşıya geçerler ama burada onlar gittikleri yöndeler, burada ise Agnya’da onlar karşıya geçerler. Yani sol tarafta bir probleminiz olduğunda, bunun etkilerini siz sağ tarafta görürsünüz. Ama sağ taraf buradan, bu tarafa doğru başlar ve sol taraf ise, buradan başlar ama sol el aslında sağ tarafta hareket eder. Yani bu üçüncü göze nüfuz edilmelidir ya da Kundalininin uyanışı sayesinde üçüncü göze girmeliyiz ama Tanrı’nın krallığı olan bu limbik alana açılan kapı, o kadar kapalı bir geçittir ki, dikkatini bu kapalı kapıdan içeriye doğru çekmeye çalışan herkes, ya sağa ya da sola gider. Ve onlar bilinmeyenin, bunun Tanrı olmadığını, Tanrısal olan olmadığını anlamadıkları için, bu durum insanların belasının başlangıcıdır. Yani onlar sağ kanal  üzerinde hareket ettikleri zaman, bilinç üstü bölgeye giderler ve halüsinasyonlar görmeye başlarlar. Aslında bunlar halüsinasyon da değildir, onlar gerçek şeylerdir çünkü onlar sağ kanalda varlar. Bu sayede onlar sağ kanalda olan şeyleri görmeye başlarlar. Onlar renkler ve renk oluşumları görebilirler ve ayrıca ölmüş, çok egoist hale gelmiş insanları da görebilirler. Gandharwa’ları (Tanrısal şarkıcılar ve dansçılar olan, bazen de mesaj taşıyan Göksel Varlıklar) ve Kinnara’ları (Gandharwalarla birlikte şarkı söyleyen Göksel Müzisyenler) görebilirler, çünkü onlar ‘Gandharwalok’a, sağ kanala giderler ve o şeyleri bilinç üstü farkındalığın, bilinmeyen farkındalığı içinde görmeye başlarlar.

Ancak bu hareket çok tehlikelidir. Çünkü eğer biri sizi orada catch ederse (yakalarsa), o zaman kafanızda oturan ilave bir şahsiyet kazanırsınız ve ego tarafından ele geçirilirsiniz, kendi başınıza kalır ve aslında kötü huylu biri olursun. Hitler bunun örneklerinden biridir. O bilinçüstüne nasıl gidileceğini, bunu Tibet lamalarından öğrendi – Ve onlardan öğrendiği zaman, bunu kullanmış ve birçok insanı bilinç üstü eğilimli, ego yönelimli kılmıştır. Bir başka büyük problem olan Lama (üstün olan demektir, Tibet’li Budist Rahip)sistemini duymuş olmalısınız. Onlar gelecek kısmını, bir sonraki Lamanın (Manastırın en kıdemli rahibi anlamında da kullanılır)kim olacağını biliyorlardı. Onu nerede bulacaksınız? Onu nereden alacaksınız? Geleceğe dair  bildikleri şeyler ve insanların bunun Tanrısal olduğunu düşündükleri tüm bu şeyler! Geleceği bilmek, Tanrısal değildir. Burası asla gitmememiz gereken bir bölgedir çünkü bu bir dengesizliktir. Biz insanız ve ‘geleceği’ değil, ‘bugün’ü bilmeliyiz,. Bir kez bu şu an aşamasını geçtikten sonra, siz geçmişi, bugünü ve geleceği görebileceğiniz bir yüksekliğe ulaşırsınız. Varsayalım ki Toprak Ana’da, eğer sizin daha yükseğe çıkma ve kendinizi orada tutma imkanınız varsa, o zaman içinden geçenleri görebilir ve gelecek olanı da görebilirsiniz; ve her nerede olursanız olun, siz “şimdi”desiniz. Aynı şekilde kişi realite de, şu anın içinde yükseldiğinde, bilinçüstü olan sağ tarafı gördüğü yerden, bu noktada süperbilince gider ve aynı zamanda bilinçaltını da görebilir; ama onunla bir ilgisi yoktur. O kişi, şu an içinde yükselmek ister.

Ve aslında Kundalini uyanışı da budur. Kundalininin, Kundalininin uyanışının çok zor ve tehlikeli olduğunu söyleyenlerin hepsi, kendileri Kundaliniyi uyandırma hakkına sahip olmayan kişilerdir. Bu yüzden onlar oyun oynamaya çalıştıklarında, aslında kendi sempatik sinir sistemleri büyük bir sarsıntı içine girer. Ve sol ve sağ taraftaki bu sempatik sistem, orta kanaldan daha fazla miktarda enerji çekmeye başlar. Çok, çok fazla, kişi tükenir ve böyle bir insan aslında zihinsel bir enkaz haline gelir. Kundalininizi şu veya bu yöntemle yükseltiyoruz diyen pek çok kişi, Sadhakaların (arayış içindekilerin) hayatını mahvetti. Sonunda hiçbir şey elde etmeden yüksek ve kupkuru kalırlar. Kimse neyi başaracağını ve neyi alacağını bilmiyor, yani onlar yanıltılıyorlar. Ancak mantıksal olarak sizin, en azından kendi sağlığınızın iyi olması gerektiğini anlamanız gerekir. Zihinsel olarak daha iyi olmalısınız. Minimumun minimumu olarak şahsiyetiniz gelişmelidir ama eğer siz tüm paranızı Guru’ya veriyorsanız, bu saçma sapan deneyimler için tüm sağlığınızı kaybediyor, kendiniz üzerinde hiçbir kontrolünüz yoksa, o zaman bunun hiçbir şekilde gerçek olmadığını bilmek zorundasınız. Gerçek, kontrolün sizde olduğu yerdir. Eğer siz başka bir şeyin kontrolü altındaysanız, o zaman kayıp bir vakasınız demektir. Örneğin bazı insanlar zıplamaya başlarlar ve ‘Anne ben otomatik olarak zıplamaya başlıyorum’ derler. Bu ciddi bir meseledir. Bu, kendiniz üzerinde hiçbir kontrolünüzün olmadığı anlamına gelir. Sadece birisi sizi zıplattığı için zıplıyorsunuz. ‘Siz’, kendiniz zıplamıyorsunuz: bu, kendi ‘Chetana’nız (Bilinç), kendi dikkatiniz, kendi farkındalığınız, başka birisinin kontrolü altında demektir; kendinizi kontrol edemezsiniz. İnsanların havada uçtuklarını ya da dünya dışı hareketler yaptıklarını ve insanların havaya girip bir şeyler gördüklerini düşündükleri tüm bu deneyimler — bunların hepsi çok tehlikeli şeylerdir.

Böyle bir kişi sonunda bir delirebilir. Kesinlikle. Çünkü kendi üzerindeki kontrolünü tamamen kaybeder. Bunlara Amerika’da ‘para-psikoloji’ (psikoloji dışı, duyu dışı algı, bilinmeyenler) gibi büyük bir isim vermek için parapsikolojik deneyler denir. Tabii ki bu “para” (ötesinde), çünkü bu kişinin ruhunun ötesindedir; ama çok tehlikelidir. Ruhların sizi ele geçirdiği bu karışık şeylere girmemeniz gerekiyor ve siz, kendinizin de açıklayamayacağı bir şekilde davranmaya başlıyorsunuz. Bir keresinde, sanırım beş altı yıl ya da belki daha da fazla olabilir, yıllar önce, bir grup Amerikalı Beni görmeye geldi ve Bana ‘bize havada uçmayı öğretmelisiniz’ dediler. “Neden, siz uçmuyor musunuz?” dedim. “Hayır biz o uzay yolculuğunu yapmak istiyoruz” dediler. Bende “Neden?” dedim “Çünkü Ruslar parapsikolojide deneyler yapıyorlar ve biz de aynısını yapmak istiyoruz” dediler. Hepsinin posses olacağını ve işlerinin biteceğini söyledim. “Rusların yaptığının aynısını yapmak istemiyorum. Bana gelirlerse onlara da aynı şeyi söyleyeceğim”, dedim. Bunun üzerine, ‘Hayır, hayır, biz öğrenmek zorundayız’ dediler. Onlara, “eğer size anlatırsam, sizler bu ruhların ve kendi ruhunuzun kölesi olursunuz ve vücudunuz sürekli olarak sallamaya başlar” dedim. Buna rağmen ‘evet, biz bunu yapmak zorundayız’ dediler. Ve Bana “Ruslar bunu yaptığı için, bizde yapmak istiyoruz” dediklerinde, “sizi buraya kim gönderdi?” dedim. Bunun üzerine Bana Bombay’da gazeteci olan bir beyefendinin adını söylediler. Bu adam eskiden bu beladan dolayı ‘acı çekerdi’ dedim. Kendi bedenini terk eder, başka bir dünyaya gider, onu bunu görürdü, çok fazla acı çekti ve kendi üzerindeki kontrolünü tamamen kaybediyordu, Ben onu ‘iyileştirdim’. Yani bu kişi Benim, bu hastalığı sizin içinize geri koyabileceğimi mi düşünüyor? Onu bu hastalıktan Ben iyileştirdim ve siz neden bu hastalığa yakalanmak istiyorsunuz?

Ama bunu istediklerinden oldukça emindiler ve daha sonra Amerika’da ‘son derece’ tehlikeli bir şey olan parapsikolojik işler yaptıklarını keşfettim. Yani bu, Agnya’yı geçmeyen, hareket eden, solda veya sağda yüzen harekettir, siz ya  bilinçaltına yada bilinçüstüne gidersiniz. Etkileri farklı olabilir ama Sahaja Yoga için bunlar aynı şeydir. Bilinçaltına gidenler Beni farklı formlarda görmeye başlayabilirler, LSD alan insanlar Beni göremezler, sadece Benden çıkan ışıkları görürler. Ve bilinçaltına gidenler, formları ve şeyleri öyle bir şekilde görmeye başlarlar ki, onlar cennete ulaştıklarını düşünürler ama onlar evrimin geçmişini, her şeyin geçmişini görüyorlar. Dolayısıyla bu bilinçüstü işi kuşkusuz çok tehlikelidir, ama aynı zamanda bilinçaltı da çok tehlikelidir. Çünkü kanser, halsizlik gibi tedavisi olmayan tüm hastalıklar, dikkatin sola doğru hareket etmesinden kaynaklanır. Bu nedenle, bu tantrikalardan herhangi birine gitmeden önce, ya da sizi kontrol etmeye çalışan veya size gelecek ya da geçmiş hakkında bir şeyler söylemeye çalışan bu insanlara gitmeden önce çok dikkatli olunmalıdır. Geleceği veya geçmişi bilmeye gerek yoktur, buna ne gerek var ki? Bunun size nasıl bir faydası olur? Aslında eğer Ben oradan o kadar yolu nasıl geldiğimi ve trafik sıkışıklığı ya da başka bir şey tarafından nasıl engellendiğimi anlatmaya başlasam, siz bununla ilgilenir misiniz? Bugün hiçbir değeri olmayan geçmişteki ihtişamınız veya geçmiş yaşamınızla nasıl ilgileniyorsunuz? Ancak bu bir insan zayıflığı, onlar kişiliklerine son derece yapay, var olmayan ve değeri olmayan bir şey eklemek isterler ve sonra da, ben şunu yaptım, bunu yaptım, tesadüfen şunu yaptım diyor, Ben bunu hiçbir zaman anlayamadım.

Hindistan’da insanlar normalde, bu Agnya ile daha çok sola giderler. Çünkü onlar “siz Tanrıya ibadet edin” derler. Şimdi, eğer Tanrıya ibadet etmeleri gerekiyorsa, onların Tanrı ile hiçbir bağları yoktur ki.

Bakın Benim bu mikrofonla bağlantım yoktu, sizinle konuşamadım. Yani onlar Tanrıyla bağlantı içinde olmadan, Tanrıya ibadet etmeye başlarlar. Sonra her türlü Aarti’yi söyleyip, oruç tutup, onu bunu yapıp, kendi hayatlarına işkence edeceklerdir. Bunlar sol kanal insanlardır, ilahiler söylerler, tüm bu şeyleri yaparlar. Uçlara gidiyorlar, böyle saatlerce. Yani biri onları sol kanala çekiyor. Eğer onlar böyle devam ederlerse, Rama Rama Rama diye…………. Valmiki’nin (Ramayana’yı yazan şair Aziz) böyle söylenmesi dediğini söyleyebilirsiniz ama bunu ona kim söyledi? Bu Narada’ydı. Narada (Tanrıların mesajcısı da sayılan bir Aziz) bir enkarnasyondur, Narada. Siz Narada değilsiniz. Bu durumda siz bunu kendi kendinize nasıl söyleyebilirsiniz ya da başkası size bu ismi an diyebilir mi? Herhangi bir ismi söylerseniz, Tanrı’ya gidemezsiniz. Peki nereye gidiyorsunuz? Siz bir yere gidiyorsunuz. Bu, Rama adında bir hizmetçi olabilir, o sizi ele geçirebilir. Ve insanlar o kadar garip davranmaya başlarlar ki, deli gibi, tatsız yavan insanlar gibi görünürler. Aynı şey bilinç üstü için de geçerlidir. Çok hırslı olan insanlar da, bütünün kolektivitesini düşünmeyip sadece kendilerini düşünmeye başladıkları, deli gibi bir hale girebilirler. Ve böyle bir durum ortaya çıktığında, kendi waterwloo’larına (kesin bir yenilgi anlamında) ulaşıp, işleri bitmeden, onları yanıldıklarına ikna etmek imkansızdır. Yani Agnya Çakra bir kapıdır, cennetin kapısıdır ve herkes onun içinden geçmek zorundadır. Şimdi bu çakra üzerinde Rabbimiz İsa Mesih’in büyük enkarnasyonu bulunur. Hint Shastralarımızda (kutsal yazılar) ona Radhaji’nin oğlu olan Mahavishnu denir. Ve O’nun özü, on bir adet Rudra’dan yapılmıştır, bu on bir tane yok edici güç anlamına gelir.

Ama yöneten öz, esas öz, masumiyet olan Shri Ganesha’nın özüdür. Yani O masumiyetin vücut bulmuş halidir. Masumiyet tam bir saflık demektir. Ve İsa’nın bedeni Toprak Ana’dan yapılmamıştır çünkü O’nun hiçbir zaman çürüyen bir bedeni olmadı. Bu Omkara’dır. Bu sayede öldüğü zaman, yükseldi. Gerçek budur, O yükseldi. Ve çünkü O, Omkara’dan yapılmış bir insandı. Şimdi O, Radhaji’nin oğlu olduğu için, O’nunla aradaki ilişkiyi ve diğer Deityler arasındaki ilişkiyi çok kolay bir şekilde görebilirsiniz. Mahavishnu hakkında Devi Bhagvat’ta yazılmıştır ama Devi Bhagvat’ı kim okur ki? Kimsenin bu kitapları okumaya vakti yok. Çoğunlukla ne kadar saçma sapan şeyler okurlar, orada bu dünyaya gelen tüm bu enkarnasyonların açıklamasını bulamazsınız. Bu yüzden İsa’yı anlamak için Devi Bhagvat’ı okumalısınız ama bunu Hristiyanlara söylerseniz, onlar sizi dinlemek istemezler çünkü onlar için son söz İncil’dir. Bu nasıl olabilir ki? Çünkü orada İsa’nın hayatının sadece dört yılı tasvir ediliyor. Ve İsa’nın başka kitaplarda da referansı olmalıdır; ve bu kitaplara gözlerimizi açmalı ve gerçeğin ne olduğunu kendimiz görmeliyiz. Çünkü eğer örgütlü bir dine sahip olmak istiyorsak ‘olay bu’ demeniz gerekiyor, başka bir şey yok. Çünkü eğer başka bir şey varsa, o zaman organizasyonunuz dağılır ama bu doğru değil. Çünkü İsa, Devi Bhagvat’ta ‘çok açık bir şekilde’ tanımlanmıştır. Ve bunu Kundalini içinde de kanıtlayabiliriz, Kundalini buraya, Agnya’da yükseldiğinde ve burada durduğunda, sizin Lordun duasını söylemeniz gerekir, aksi takdirde Agnya açılmayacaktır.

İsa Mesih’i uyandırmak için, eğer O’nu uyandırmazsanız, Agnya açılmaz. O’nun adını anmalısınız, yoksa açılmaz, bu da burayı yönetenin İsa olduğunu kanıtlar ya da Mahavishnu adını söyleseniz bile açılır. Yani Mahavishnu ve İsa aynıdır. Yani siz bunun ‘kanıtını’ görmek zorundasınız. Ve sırf İsa’nın sadece size ait olduğuna inanımak ve diğer herkesi ise kafirler olarak görmek istediğiniz için, ne yazık ki bunda yanılıyorsunuz. Kesinlikle fena halde yanılıyorsunuz. Her kutsal kitaba insanlar arka kapıdan girmiştir. Her, kutsal kitaba. Size Gitadan bahsettim,  yemek hakkında bilimsel olarak doğru olmayan ne kadar yanlış şeyler yazdılar. Tamo gunilerin (Sol kanal insanlar) et yiyen insanlar olduğunu söylemek doğru değildir, çünkü onlar protein yiyorlar ve otomatik olarak Rajo guni (sağ kanal) olmak zorundalar. Peki, bu kısımda kendi düşüncelerine uyacak şekilde, onu nasıl değiştirmeye çalıştılar ama başlangıçta bunu yapamadılar çünkü onlar Krishna’nın  “siz bu insanları öldürün” dediğini söylediler. Ben onları zaten öldürdüm. Sen kimi öldürüyorsun ki?’ Yani sadece bunu getirmek için, görüyorsunuz. Brahmanik damga, onlar bunu yaptılar. İncil’deki hata, İsa’yı hiç tanımayan – İsa ile hiçbir ilgisi olmayan – bu Aziz Paul’un İncil’e girmesiyle ortaya çıktı. Bu kişinin neden orada olduğunu bilmiyorum! O, aydınlanmış bir ruh değildi. O sadece bilinçüstü bir Roma askeriydi. Romalı ve eskiden pek çok Hristiyan’ı öldürmüş olan çok kötü bir askerdi. Ve onlar birdenbire bu Bay Saint Paul’u bunun içine soktular ve bu kişi bütün dünyada, İncilin içinde olarak kabul edildi ama onu okursanız, onun aydınlanmış bir ruh olmadığını anlarsınız. Bilinç üstü bir şekilde konuşuyor. O bir organize eden makinedir ve kendisi hiçbir işe yaramaz.

Orada o anlatıyor, yazdığı eylemlerde, biliyorsunuz – birçok kişi bu eylemlerin Bay Paul’un kendisi tarafından yazıldığını bilmiyor olabilir – ve bu Bay Paul, İsa’nın havarilerini bilinç üstü bhootlar olarak tanımlamaya çalışıyor, kesinlikle bilinç üstü insanlar gibi ve onlar o kadar garip bir şekilde davrandılar ki, herkes onları deli olduğunu hissetmeye başladı. İsa’nın müritlerinin böyle davrandığını hayal edebiliyor musunuz? Ama eğer siz bir Hristiyan’sanız, bunu yutup mideye indirmelisiniz çünkü bu İncil’de var. Ve eğer siz doğuştan aydınlanmış bir insansanız, bu saçmalık da nedir, bu Bay Paul da kim oluyor diye sorgulamaya başlarsınız. O nereden geliyor? Çünkü o İsa gibi konuşmuyor. Bu yüzden, hepimizin tüm dinlerin bir olduğunu anlamamızın zamanı geldi. Onlar tek bir yaşam akışının parçalarıdır ve tüm enkarnasyonlar birbirini desteklerler, birbirlerini besler ve birbirini önemserler. Aralarında ‘tam’ bir uyum vardır. Onların birbirlerine karşı çıktıklarını görmek mümkün değildir, ‘asla’. Dolayısıyla bu nokta da kanıtlanmalıdır ve bu da ancak eğer siz Kundaliniyi nasıl yükselteceğinizi biliyorsanız kanıtlanabilir. Eğer siz aydınlanmış bir ruhsanız ve Kundaliniyi yükseltebilirseniz, tüm bu Deitylerin çeşitli çakralara yerleştirildiğini ve onların yükseltileceğini görünce, şaşıracaksınız.

Şimdi, görüyorsunuz, bazen Hindistan’da İsa hakkında vaaz verdiğim için suçlanıyorum, bu yüzden de sanki Hıristiyanlığı yayıyor oluyorum ve eğer İngiltere’ye gidersem de, Benim Krishna hakkında vaaz verdiğimi söylüyorlar, yani Hinduizm’i yayıyor oluyorum. Şimdi eğer size İsa’yı, Radhaji’nin yarattığını söylemem gerekirse, eğer siz İsa’ya bakarsanız, onun parmakları şu şekildedir. Bunu anlamaya çalışın. Onun iki parmağı şöyledir. Bir tanesi Krishna’nın ve biri de Vishnu’nun. Ve İsa ‘Baba’ diyor. O halde İsa’nın  Babası kim? Shri Vishnu mu, Shri Krishna mı? Çünkü Mahavishnu’nun tanımı şöyledir, Shri Krishna Kendi oğluna ibadet etmiştir ve “Sen Evrenin desteği olacaksın ve her kim Bana ibadet ederse, bunun meyveleri sana gidecektir” demiştir ve O’nu Kendisinden bile daha yüksek bir yere  yerleştirmiştir. Ve Mahavishnu’nun Vishuddhi Çakranın daha üzerinde  durduğunu görebilirsiniz. Ve İsa, herkesin geçmesi gereken kapıdır. Krishna, İsa’yı  ‘aslında’ özel olarak kutsadı ve “Sen evrenin desteği olacaksın” dedi. Bakın şimdi Shri Ganesha’nın Mooladhara Çakra’da bulunduğunu biliyorsunuz. Mooladhara Çakra, Moola’nın desteği, bu köklerin desteği anlamına gelir ama İsa meyvenin desteğine yerleştirildi. Yani o noktada aynı şey gelişir, İsa’nın farkına ancak Agnya Çakranız açıldığı zaman varırsınız.

Şimdi Agnya Çakra, ancak Kundalini yukarı çıkıp onu açtığı zaman açılabilir. Ama farz edelim ki, eğer siz çok fazla ego odaklıysanız, o zaman onu (Kundalini ipini)o kadar sıkı bir şekilde çevirdiniz ki, bu iki ip onu o kadar sıkı bir şekilde büktü ki, onun içinden hiçbir şey geçemez ya da siz çok fazla süperegosu olan, korkak bir kişilikseniz ve baskı altına alınmış biriyseniz, o da o kadar kötü bir şekilde bükülür ki, Agnya Çakra açılamaz. O halde yapmamız gereken şey, Sahaja Yoga tekniği içinde anlayacağınız gibi, şimdi değil tabii, aydınlanma aldıktan sonra, ihtiyaca göre soldan sağa doğru veya sağdan sola doğru hareket ederek Agnya Çakra vasıtasıyla ona bir denge kazandırmanızdır. Şimdi, denge kurulduğu zaman, o zaman çakralar da, Agnya Çakra da biraz daha iyi bir duruma gelir, çünkü onda herhangi bir bükülme yoktur. Ve ancak o zaman, Kundalini yükseldiği zaman, O içinden geçebilir. Eğer siz normal bir insansanız, eğer siz bir ego ve süperego tipinde değilseniz, o zaman Agnyanız vasıtasıyla Kundalininizi yükseltmekte sorun yoktur. Ama Delhi’de söyleyeyim ki, geldiğimden beri sabahtan akşama kadar Agnya üzerinde çalışıyorum. İnsanlar ‘son derece’ ego odaklıdır. Hepsi kendilerini tüm dünyanın yöneticisi sanıyorlar. Delhi, bu Agnya ile dolu. Öyle kibirli, öyle kibirli insanlar buradalar ki, tüm dünyaya her zaman kendilerinin hükmettiğini zannederler. Onlar siyasetçi olan yöneticiler ve büyük insanlardır, şudur, budur. Hepsi tamamen ego odaklılar. Ve bu tür insanlara kolayca aydınlanma verilemez; önce egoları yıkılmalı ve onlar Tanrı’yı, ​​Yüce Varlık, Rab, Dünyanın Gerçek Kralı olarak kabul etmelidirler. Bu, ancak sadece o zaman işe yarar.

Şimdi bazı insanlar Agnya’yı gözlerini hareket ettirerek, sağda solda gezinen gözlerle bozmaya çalışırlar. İsa, düşünün! -özellikle ‘Zina etmeyeceksiniz’ diyorlar; Zina eden gözleriniz olmayacak diyor’ Bir düşünün! O gözlerden bahsetti çünkü bu noktada,  gözleri O kontrol ediyor ama Batı’da zina eden gözü olmayan erkek ya da kadın bulmak zor, İsa’nın takipçilerinin gözleri o kadar korkunç durumdaki, ne yaptıklarını bilmiyorsunuz, delireceklerdir. Gözlerini sabit tutamazlar. Her defasında gözleri bir bu tarafa, bir o tarafa, bu tarafa, o tarafa dönüyor. Şehvetli gözleri var ya da bir şeylere ya da başka bir şeye bakıyorlar, ama hepsi neşesiz, neşe yok! Sadece eğlenmek için insanlara bakıyorlar. Yani İsa, “zina eden gözleriniz olmayacak” dedi, bunların hepsi İsa tarafından bir emir olarak söylendi. Elbette ki hiç kimse buna uymadı. Aksine,  size söylediğim gibi Müslümanlara da, içki içmeyin deniyordu ve Muhammed Sahib’e meydan okumak için onlar Ömer Hayyam’ın şiirlerini yazmaya başladılar. Ama Hristiyanlar arasında, insanların masumiyetini yok edecek, gözlerini yok edecek ve zihnin tüm saflığını yok edecek olan tüm bu İsa karşıtı faaliyetlere, İsa’ya meydan okumaya başladılar. Ve İsa tarafından ‘hiçbir şekilde’ vaaz edilmeyen bir diğer aşırılık ise –bunun Hıristiyan dinine nasıl girdiğini bilmiyorum- rahibe manastırı denilen ve insanları Brahmacharini’ler (Gurusuyla ve diğer öğrencilerle birlikte bir Ashramda yaşayan bekar kız öğrenci)ve Brahmachariler (bekar erkekler) yapan bir şeydir. Siz kimseyi Brahmachari veya Brahmacharini yapamazsınız. Bu, bir kişinin Yogeshwara gibi, yani Shri Krishna gibi yükselmesi gereken bir konumdur -avastha’dır (konum,durum). Tüm bunlara (16 bin tane eşi olmasına) rağmen Shri Krishna bir Brahmachari idi.

Bu, sizin içine girmediğiniz bir zihin durumudur. Bu farklı bir şeydir, yani birisini sadece kesinlikle bir Brahmachari ya da Brahmacharini olması gerektiği fikriyle yüklemeniz ya da onları dini nedenlerle bekar bir hayat sürmeye zorlamanız. İsa asla böyle bir şey söylemedi. O evli bir adam olamazdı çünkü kendisi büyük bir iş yapmak için bu dünyaya geldi ve bu da “Agnya Çakra aracılığıyla bu yükselişi sağlamaktır”, işte bu yüzden çarmıha gerildi. Bunu yaparak Agnya Çakra’da bir boşluk yaratacaktı ve Babasının ve Annesinin emriyle Onun yaptığı şeyde buydu. Ve O bunu yaptı. Yani tüm bu dini nedenlerle bekarlık saçmalığını uygulayan insanlar – ki bu böyle değildir, değildir, çünkü akıldan gelen bir dinsel bekarlık yoktur. Bekarlık içten gelmelidir, saflık içten gelmelidir. Bu durum Katoliklikte bir sorun yarattı ve ayrıca gidip rahibe itirafta bulunmak gibi büyük bir olay daha başlattılar. Şimdi diğer bir garip şey de, bir rahibe gitmektir. Rahip asla aydınlanmış bir ruh değildir, bunu gördüm. Çünkü eğer bu kişi aydınlanmış bir ruhsa, rahiplikten kaçacaktır. Yani onlar gidip rahibe itiraf edecekler ve zavallı rahip de, deliye dönecekti ve günah çıkaran kişi ise suçluluk hissederek bir sol Vishuddhi problemine sahip olacaktı. Bu kesinlikle Tanrı’nın yanlış tarafıydı. Suçlu hissetmek gerekli değildir. Sonra, İsa’dan sonra Yahudiler gibi, Mesih’i kabul etmeyen insanlar oldu. Yani onlar “biz Mesih’i kabul etmeyeceğiz ve acı çekmek zorundayız çünkü Tanrı için acı çekmek zorundayız” dediler. Şimdi bile Hıristiyanlar saçma sapan bir şekilde acı çekmemiz gerektiğine inanıyorlar. Hintlilerin de acı çekmemiz gerektiğine inandıklarını söyleyebilirim, ama onlar da Mahavishnu’nun geleceğini biliyorlar ve geldiği zaman, O Karmalarımızı emme gücüne sahip olacak ve bizim acı çekmemize gerek yoktur.

Aslında İsa içinizde uyandığı zaman olan şey budur, O karmalarınızı emer, egonuzu ve süper egonuzu emer. Karmalarınızı, papa’larınızı (günahlarınızı), şartlanmanızı emer ve işte bu sayede özgür olursunuz. Bu, insanların bilmesi gereken çok önemli bir nokta. O’nun yaptığı büyük iş buydu: Bu iki şeyi emmek için Kendisini Agnya Çakra’da oturtmaktı. Ve O bu ikisini emdiği zaman, bunları emdiği zaman bizler karmalarımızın, günahlarımızın ve papalarımızın üstünde oluruz. Bu yüzden sizin günahlar, papa’lar ve diğer bütün şeyler için endişelenmemize gerek yok ama bu dünyaya misyoner olarak gelenlerin, Hindistan’a Hristiyanlığı vaaz etmek için gelenlerin, ne Mahavishnu hakkında, ne de İsa hakkında hiçbir fikirleri olmadığını söylemeliyiz. Onlar bir ellerinde silah, diğerinde ise İncil ile geldiler. Ve biz aptal Hintliler de, herhangi bir şekilde kendi mirasımızın değerini bilmiyorduk ve sadece ‘tamam, onlar bize iyi işler versinler diye, haydi Hıristiyan olalım’ dedik. Ve bu şekilde, iş odaklı tüm bu insanlar, her türden insan, onlar Hıristiyan oldular ama aslında Mahavishnu’nun doğduğunu söylemeleri gerekirdi. Eğer onlar Devi Bhagvat’tan herhangi bir şey okumuş olsalardı ve Mahavishnu’nun doğduğunu söyleselerdi, o zaman insanlar Karmalarınız için acı çekmeniz gerektiği fikrinden vazgeçerlerdi. Yani Hintliler hala sürekli olarak karmalarımız için acı çekmemiz gerektiğini, oruç tutmamız gerektiğini, yürümemiz gerektiğini ve kendimizi her zaman en yakın ağaca asmamız gerektiğini düşünüyorlar. Bu gerekli değildir. Yapmanız gereken şey, Agnya Çakranın açılacağı anı beklemektir. Merkezde kalın. Buddha’nın dediği gibi merkezde kalın. Ve sonra Kundalini yükseldiği zaman,tüm bunlar yükseldiğinde, biriken her şey emilecektir ve Mokshanızı (kurtuluş,özgürleşme, Samsara) alabilirsiniz.

Bu yapılması basit şeydi. Bunun yerine biz Hintliler acı çekmemiz gerektiğine inanıyoruz, oruç tutmalıyız. Şimdi Sahaja Yoga’da, bizim Tanrı adına oruç tutmanıza izin verilmiyor. Başka şekilde oruç tutabilirsiniz çünkü paranız yoksa oruç tutabilirsiniz, o zaman her halükarda oruç tutmanız gerekir ama Tanrı adına ya da karmalarınız adına değil. İkincisi, Yahudiler İsa’yı kabul etmeyi reddettiler. Yahudiler bunun sonucu olarak: Biz İsa’yı kabul etmeyeceğiz, acı çekmeliyiz dediler. Yani, tamam, onlar acı çektiler, acı çektiler ve acı çektiler. Bu sayede onları, acılarını düzeltmesi için Bay Hitler’i aldılar. Bay Hitler’i aldıktan sonra, şimdi kendileri Hitler oluyorlar. Yani yanlış fikirlerin sizi nasıl böyle bir sınıra getirebileceğini, bu şeyin bir sonucu olarak, ‘acı çekmek zorunda kalacağımızı’,  Hitler’in onların acı çekmek yönündeki isteklerini desteklemek için doğduğunu hayal edebilirsiniz; artık kimsenin acı çekmesine gerek yok. Kundalininizin uyanışı üzerinde çalışmalısınız. Ve Sahaja Yoga’da kendinizi çok iyi bir şekilde oturtmalısınız. Tüm acılarınız ortadan kalkacaktır. Devi’nin isimlerinden biri Papa Vimochini’ (Günahlardan – özgürleştiren)dir. Bütün papa’ları ortadan kaldırır. ‘Sankat Vimochan’, (Sankat, kriz, acil durum, tehlike) biz ona ‘Shri Ganesha’ diyoruz.

Hayattaki tüm engellerini ortadan kaldıran O’dur. Ve gerçekten, O kutsandığı zaman, Tanrı’nın insanları kutsamak için pek çok yolu olduğunu görebilirsiniz. Bu mucizevidir. Bu kesinlikle bir mucizedir. Şu anda Sahaja Yoga’da olan pek çok insan, mucizenin Sahaja Yoga’da anlamını yitirdiğini söylüyor. Bu bir gerçektir. Bu nedenle, kişi Tanrı’nın var olduğunu anlamalıdır. O sadece var olmakla kalmaz, O harekete geçer. O sever ve bizim O’nu tanımamız gerekiyor. Ne yapmış olursanız olun, nerede hata yapmış olursanız olun, Tanrı ile Bir olmalısınız. Çünkü O sizin sevgi dolu Babanızdır. O, sevgi okyanusu olan Baba’dır. Ve yapmanız gereken tek şey, sadece istemektir ve Kundalini yükseldiği zaman siz O’nunla Bir olursunuz ve O, tüm Krallığını, tüm güçlerini, yarattığı çocuklarına bahşetmek ister. Dolayısıyla, din için acı çekmeniz gerektiği, kefaret ödemeniz gerektiği, Brahmachariler olmanız gerektiği gibi tüm bu garip fikirlerden – tüm bu saçma fikirlerden vazgeçilmelidir. Sizler kesinlikle normal mutlu bir kişi olmalısınız. Tanrı sizin için çok şey yaptı, sizin için çok şey yarattı ama bu durumda dahi siz, eğer mutsuz olmak istiyorsanız, O ne yapabilir ki? İş Anne’ye gelince, bazen kendi annenizi cezalandırmayı istiyorsanız ya da onu sadece mutsuz etmek istiyorsanız, o zaman, ‘eğer şu şu yoksa yemeğimi yemeyeceğim’ diyorsunuz. Yani Sahaja Yoga’da oruç tutmak yasaktır. Ama yemek nedeniyle, (yemeğe bağımlılığınızdan ötürü gibi), başka şeyler için oruç tutmanız gerekiyorsa, bu olur ama oruç tutmanız gereken bir iki gün dışında, oruç tutmaya gerek yoktur.

Ve bu şekilde anlıyoruz ki, herkesin geçmesi, ‘herkesin’ geçmesi gereken en önemli kapı olan ve kendisine buna uygun bir şekilde ibadet edilmesi gereken Agnya Çakranın, temiz tutulması gerekir. Bunun için dikkatinizi çok temiz tutmalısınız. Dikkatiniz temiz olmalıdır. Eğer dikkatiniz kirlenirse Agnya çakranız iyi bir durumda olmaz. O zaman halüsinasyonlar göreceksiniz, yanlış fikirleriniz olacaktır ve yanlış şeyler düşüneceksiniz. O halde, eğer gerçekten varlığınızın anlamını bulmak istiyorsanız, Kundalininin uyanmasını gerçekten istiyorsanız, o zaman şunu bilin ki, Tanrı hakkında şu ana kadar bildiğiniz bütün şeyler ya da her şey, revize edilmelidir, siz kendiniz onu, kendi olduğu şekliyle yeniden görmelisiniz. Bunu geçene kadar vaftiz edilemezsiniz. Vaftizci Yahya gibi, vaftizden bahseden bu insanlar, Yahya gerçekten aydınlanmış bir ruhtu ve Kundaliniyi yükseltip başlarına su  döktüğü kişilere, onlara gerçekten aydınlanma verdi. Yani ‘vaftiz’, Hıristiyan demek, vaftiz edilmiş kişi anlamına gelir, ancak herhangi bir Dick, Tom ve Harry elini başınıza koyup, sizin artık aydınlandığınızı söyleyemez. Aksine William Blake, ‘rahip başımı lanetledi’ diyor. Bu doğrudur. Aydınlanmış bir ruh için, aydınlanmış bir ruh olmayan ve bunu yapmaya hakkı olmayan bir rahibin elini, çocuğun başının üzerine koyarsanız, çocuklar sorun yaşarlar. Aydınlanmış ruhlar olan ve (vaftiz edildikleri için) problemler yaşayan bir sürü çocuk gördük – gözleri şaşı oldu, garip biri oldular, beyinleri gitti ve onları iyileştirmemiz gerekiyor. Bu yüzden Taloo dediğimiz, nabız gibi atan bu bıngıldak kemiği bölgesine herkesin elini sürmesi çok tehlikelidir.

Taloo, Brahmarandhra’dır (Brahma deliği, oyuğu) ve bir insanın ‘en’ önemli parçasıdır, bu yüzden herkes buna dokunmadan önce ‘çok’ dikkatli olmalıdır. Siz aydınlanmış bir ruh olmalısınız ve bunu nasıl yapacağınızı bilmelisiniz, bu da sizin bir Sahaja Yogi olmanız gerektiği anlamına gelir. Bu yüzden çocuklarınız doğduğu zaman dikkatli olmalısınız. Eğer çocuklar Aydınlanmış ruh ise daha da fazla çünkü eğer aydınlanmış ruhlar değilseler, onların tepkileri o kadar da şiddetli değildir. Ama eğer çocuklar aydınlanmış ruhlarsa, onlar çığlık atıp bağırırlar ve buna dayanamazlar. O halde kişi, bu şey çok geleneksel ya da buna benzer bir şey gibi görünse dahi, insanoğluna zarar veren şeylerden vazgeçilmesi gerektiğini görmeli, bunu anlamalıdır. Sağlığımız için iyi olmayan, ruhsal varlığımız için iyi olmayan şeylerden, hepimizin vazgeçmesinin zamanı geldi. Bunun zamanı geldi. Eğer bunu kabul etmezseniz, bir Anne olarak size söyleyebileceğim tek şey, ‘sizin için endişeleniyorum’ demektir ama bu, bundan çok daha fazlasıdır.

İçinde bulunduğunuz bu zaman, tehlikeli bir zamandır. Ve Agnya Çakra, eğer arkadan bozulmuşsa, kesinlikle siz posses olmuşsunuz (ele geçirilmişsiniz) demektir. Eğer Agnya Çakra arkada catch ederse, gözler açıkken körlük gelişir. Şimdi, Hindistan’da bu çok yaygındır. Bunun nedeni, Devi’nin veya Tanrı’nın insan vücudunda (dünyaya) gelmesi hakkında çok garip fikirlerimizin olmasıdır. Bu nasıl olabilir? Yine aynı şey, bilinçüstü iş. Sürekli kötü sözler söyleyen, temizlik hissi olmayan, kutsallık hissi olmayan bir hizmetçi kız, bir anda tedirgin olur, ”Ho Ho Ho…” diye devam eder. Ve tüm kadınlar, Maharashtra’da bu çok yaygındır, onlar gidip onun ayaklarına kapanacaklardır. ‘Devi geldi, Devi geldi’ ve şimdi gidip onun ayaklarına kapanıyorlar. Ve sonunda catch ederler çünkü onlar bir ruh tarafından ele geçirilirler. Geçenlerde çok kötü bir vakamız oldu, bir adam Bana geldi ve Bana yardım edemeyeceğini, baldızının ayaklarına dokunmak zorunda olduğunu çünkü onun bir Devi olduğunu söyledi. “Neden?” dedim.  Bana, ‘Çünkü o ajitasyona (sallanıp duruyor) giriyor’, dedi. Ben de kendisine, “eğer onun bir Devi olduğunu düşünüyor ve onun ayaklarına dokunmak istiyorsan, bir daha Bana gelme” dedim ama bu adam kör oldu, kesinlikle kör! Ve tamamen kör olduğu zaman Bana geldi ve sonrasında Agnya Çakrayı düzeltmek zorunda kaldık. Şimdi bunu Sahaja Yoga’da nasıl yapıyorsunuz. Elinizde fotoğraf olduğu için onu kullanabilirsiniz. Fotoğrafın önüne bir ışık koyun. Işık, Agnya Çakranızı iyileştirmenin yoludur. Her zaman. Işık veya güneş. Çünkü İsa güneşte ikamet etmektedir. Yani sizin yaptığınız şey, öne bir ışık koymaktır. Arka taraftan da, bir ışık daha alın ve arkadaki Agnya Çakranıza bir Aarti yapın. Orada Maha Ganapati ve Maha Bhairava ikamet edilmektedir. Yani ona sadece bir Aarti yapın ve Agnya Çakra açılacaktır ama bunu nasıl açacaksınız?

Bu çok basit bir şeydir, aklınıza gelen her düşüncede ‘Affediyorum’ demelisiniz. Bu, İsa’nın bize verdiği en büyük silahtır. Sadece ‘Affediyorum, affediyorum’ deyin ve egonuzu yenebilirsiniz. Bu, ön taraftaki bu Çakranın mantrasıdır, sadece ‘Affediyorum, affediyorum, affediyorum’ dediğiniz zaman Agnya Çakranızın açılacağını ve egonuzun uzaklaştığını göreceksiniz. Affetmek, insanoğlunun sahip olduğu ‘en büyük’ ​​silahlardan biridir. Ama eğer Ben onlara ‘Affedin’ dersem, onlar çok aptallar, onlar “şimdi affedilecek ne var?’ Affetmek çok zor”, derler. Bende, “bu kadar zor olan şey nedir?” dedim. Ne yapıyorsunuz ki? Affediyorum derken, bir şey yapıyor musunuz? Bir şey yapar mısınız? Hiçbir şey. Tam tersine affetmediğiniz zaman, olan şey şudur, affetmediğiniz kişi aslında size işkence eder, siz ise o kişiye işkence etmiyorsunuz. Bu, öndeki Agnya Çakranın mantrasıdır ve arka tarafta ise, size söylediğim gibi, ışığı hareket ettirmelisiniz. Şimdi birisi yapacaktır, görüyorsunuz, bir gün yapacaklardır, iki gün yapacaklardır, – Sahaja Yoga böyle yapılmaz. Bunu yapmak için gerçekten her şeyi yapmalısınız ve böyle kıvrık gözleri olan, gözlerini asla kaldıramayan insanlar gördüm, şimdi ise onların açık gözleri var, bu çalışmayla düzgün gözleri olan insanlar. Bunun yapılması ‘çok’ basittir. Gözlerimizin başına gelen bir şey daha var. Swadishthana Çakra bozulduğu zaman, burada, bu back Agnya’nın ‘etrafında’ temsil edilmektedir, yani şeker hastalığınız veya buna benzer bir şeyiniz olduğunda, insanlar kör olmaya başlarlar.

Çünkü etrafındaki bu Swadishthana Çakra ona baskı yapmaya devam eder ve bu şekilde, bu merkezi çevreleyen kısım, bu merkezi baskılar ve baskıyı arttırır, bu şekilde gözler göremez; ışık yok, karanlık var ve insanların gözleri açıktır. Birçok diyabet hastası olan insanın bu körlüğe yakalandığını gördünüz. Bu yüzden öncelikle Swadishthananızı tedavi ederek şeker hastalığınızı iyileştirin. Ayrıca arkada, Swadishthananızın etrafında bir buz kullanabilirsiniz. Ama her şeyden önce eğer Swadishthananızı düzeltirseniz, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Yani ön tarafın tedavisi ışıkla olur. Ve arka tarafın tedavisi ise su ile yapılır. Ama en iyisi, ışığı ya da suyu, dilediğiniz gibi kullanmaktır. Çünkü eğer bu (sorun)Swadishthana ise suyu kullanmalısınız, ama eğer bu ‘sadece’ posess olmaksa, o zaman bunu kullanmak zorundasınız – şeker hastalığı olmadan, eğer bu bir ele geçirilmeyse – o zaman sadece ışığı kullanmalısınız.

Agnya Çakramızı işte bu şekilde iyileştiriyoruz. İsa bile ben Işığım, Ben Yol’um dedi. Çünkü O, Omkara’dır. O Yol’dur. Ve O kapıdır, O geçittir. Ve herkes O’nun kapısından geçmek zorunda kalacaktır. O asla yalan söylemedi ama Onu çarmıha gerdiler. Onu sadece çarmıha gerdiler. Bizde iyi olan bir şey var, bu ülkede şanslıyız, bizim organize (kurumsal hale gelmiş) bir dinimiz yok. Bunun için yıldızlarınıza teşekkür edin. Eğer organize bir dininiz olsaydı asla Sahaja Yoga’yı kabul etmediniz. Çünkü örgütlü bir dine göre, siz tek bir kişiye inanmak zorundasınız ve o kişi sanki hiç kimseyle bağlantısı yokmuş gibi, havada asılı duran yalnız bir insandır, onun başka bir kimseyle hiç bir işi yoktur. Yani bu ülkede böyle bir şey olmadığı için Tanrıya şükredin. Ve bu şekilde diğer ‘herhangi bir’ ülkede bulunan insanlara kıyasla, burada Sahaja Yoga’ya daha uygun olan insanlara sahibiz çünkü diğerleri çok şartlanmıştır ve bu Hintliler için çok büyük bir nimettir. Örneğin şimdi, Guru Prensibinin son enkarnasyonu olan Sai Nath. O bir Müslümandı ama O’nun tüm öğrencileri Hindu’dur. Onlar Müslüman değiller. Müslümanlar Onu Tanrı olarak bile kabul etmiyorlar. Sadece bu da değil, Hazimallang adında, Müslüman bir azizin öldüğü bir yer var ama bu aziz, “sadece Brahminler”, yani Aydınlanmış ruhlar, bana ibadet etmelidir’ dedi. Ve bu şekilde, onlar bu Brahmin’ler (Brahman’ı, yani Tanrı’yı anlamış olan kişi)kelimesini anlamadıkları için, gidip oraya ‘Brahminler’ (Hindu Din adamları) atamak zorunda kaldılar. Onlar Müslüman olan kendi emsallerine ibadet eden Hindulardır. Yani fikir şudur, siz bir kez birbirinize denk olduğunuz zaman, bir kez aydınlanmış bir ruh olduğunuzda, o zaman bu kişinin dini yoktur. O kişi dinin ötesindedir, o kişinin kendisi “din” olur. O zaman onun için bir bağlayıcılık yoktur, çünkü bir damla okyanusa gitmiştir. Şimdi o, artık okyanus olmuştur.

Yani okyanus için bir sınır yoktur. Ve o sınırlarını aştığı için, tüm bunların ‘üzerindedir’. Ve biz buna inanıyoruz. Eğer o kişi size denk ise, eğer o kişi aydınlanmış bir ruhsa, o zaman o aydınlanmış bir ruhtur. “Mian Ki Takdi” adlı küçük bir köye gittiğimde, köye adım atar atmaz orada ‘muazzam’ titreşimler hissettim. Ben de “Burada yaşayan büyük aziz kimdi?” dedim. Yani Müslüman bir Lord vardı, dediler. ‘Her kimse ise, o kişi bir azizdi’ dedim. Ben oturup orada konuşma yaparken, fotoğrafları göreceksiniz, ışıklar yedi kez başımın üzerine geldi ve yedinci keresinde, Ben elimi böyle koydum ama kimse bunu görmedi, bunu sadece Ben biliyordum ve onun orada olduğunu biliyordum, buna gülüyordum ve sonra insanlar, biliyorsunuz, fotoğrafları çektikleri zaman, onlar bunu resmedebildiler. Yani bu aydınlanmış ruhlar her yerdedir ve onlar yardım etmektedirler. Onlar hiç kimsenin içine girmezler, sizi asla rahatsız etmezler, sizi doğru yola yönlendirirler. Kendi meleklerini getirirler ve doğru yola gelmenize yardımcı olurlar ve asla sizi posses etmeye çalışmazlar, asla sizi hipnotize etmeye veya hayatın yanlış tarafına götürmeye çalışmazlar. Bu yüzden de, siz aydınlandığınızda, gerçeğin ne olduğunu ‘tamamen’ bilmek zorunda olduğunuzu bilmelisiniz. Anlamaya devam edin, onu özümsemeye çalışın, başka bir organizasyona bağlı olduğunuz için onu bir kenara atmayın. Sahaja Yoga’da bir organizasyon yoktur, çok iyi biliyorsunuz. Sahaja Yoga’da gruplaşma yoktur. Sahaja Yoga’da üyelik yoktur ama o yaşayan bir organizasyondur. Bu yaşayan bir organizasyondur. Yani burada her şey olur, tüm beden bunu bilir. Bu beden için, bizim yazılı bir organizasyona ihtiyacımız yok.

Aynı şekilde, Sahaja Yoga çalışır ama yine de söylemeliyim ki, vücudumuzda farklı tipte duyusal sistemler olduğu için, bizde de, yeni gelen insanlar için, sadece yeni başlayanlar için, bu durum Sahaja Yoga’da da var. Onlar tahammül edemeyecekleri gerçeklere maruz bırakılmazlar, daha sonra, onlar eğer belli bir anlayış çizgisini aşarlarsa, bazı yeni boyutların ve fikirlerin içine girmeleri için kendilerine belli bazı imkanlar sağlanan, Nirvichar-Samadhi (Düşüncesiz İdrak) dediğimiz insanların arasına alınırlar ama iç çembere giren bu insanlar, Nirvikalpa’da (Şüphesiz İdrak) olanlardır. Sahaja Yoga öğretmek için sadece bu tür insanlar dikkate alınırlar. Sahaja Yoga öğretmeye çalışan herhangi bir kimse, ikinci aşamada Sahaja Yoga hakkında konuşmaya çalışan herhangi bir kişi dışarı atılır, çünkü bir merkezkaç (merkezden dışarıya iten kuvvet) olan ve bir de merkezcil (merkeze doğru çeken kuvvet) olanı vardır, bu kuvvetlerin her ikisi de çalışır. Birinden içeri girersiniz ve diğerinden de bir tanjant (teğet) gibi fırlatılır, atılırsınız. Hiç kimse çok büyük bir gruba veya herhangi bir şeye sahip olmak derdinde değil. Eğer büyükse, iyi ve hoş, kişi mümkün olduğu kadar çok tasarruf etmek ister ama hiç kimse sizi zorlamayacaktır, hiç kimse bunun için ucuz sirkler kurmayacaktır. Bu içeri girmek isteyenlerin arzusudur. Bu gelmesi gereken  insanların arzusudur, onları zorlayamazsınız. Bir insanı aydınlanma almaya zorlayamazsınız. İşte bugün Agnya Çakra’da olan şey budur, size anlattım. Agnya Çakra, İngiltere’de ve Amerika’da birçok kez konuştum, bazen bazı kiliseler ve böyle şeyler tarafından “muhalif” sayıldım ama Bence onlar eğer daha uzun süre var olmaya devam etmek istiyorlarsa, gerçeği kabul etmeleri onlar için daha iyi ve şimdiye kadar bildikleri şeylerin, eksik olduğunu ‘bilsinler’. Tam olarak bilmek zorundalar. Çünkü İsa fazla konuşamuyordu ve söylediği her şey, öğrencileri tarafından, ancak bu öğrencilerin anladıkları şekilde yazılmıştı. İsa’yı anlamak için aydınlanma almış olmalısınız.

Tanrı sizleri korusun.

Herhangi bir sorunuz varsa, bir süre için yine Bana soru sorabilirsiniz ve sonra bir girişimde bulunacağım çünkü bugün, alışılmadık bir şekilde geç kaldım ama olur bu, sizler zamanın dışına çıkmak zorundasınız, zamansızlara girmek zorundasınız, bunu olmak zorundasınız, zamanı çok fazla düşünenler, zamanın dışına çıkmayı öğrenmelidir ve bu çok çok önemlidir, çünkü zaman kesin olarak hayırlı olmak zorundadır. Bu, bizim artık bunun zamanı geldi diye düşünmemiz  gibi olmamalıdır ve Ben saatlerin kölesi olamam. Benim Kendime ait başka bir saatim var ve her şey bu şekilde çalışır. Geç geldiğim için suçlu değilim ama geç geldiğim için üzgünüm.

Hintçe Konuşma Soru — Rüya görmenin nedeni nedir?

Shri Mataji: Rüyaların nedeni, siz uyurken dikkatinizin ya bilinç üstü ya da bilinçaltı tarafa doğru hareket etmesidir, dikkatiniz hareket etmeye başlar. Ve o zaman bilinçaltınızla veya kollektif bilinçüstünüzle ve tüm bunlarla bağlantılı olan şeyleri görmeye başlarsınız. Ve geleceğinizi ve tüm bunları gördüğünüz bilinçüstü tarafa geçebilirsiniz ama aslında rüya görmenizin nedeni olarak, içinizdeki bilinçdışının ya da Kundalininin veyahut Atma’nızın sizi doğru yola yönlendirmeye çalışması diyebilirsiniz. Ve bu sizi doğru yola nasıl yönlendirir? Bu rüyalar vasıtasıyla olur ama bunlar yanlış anlaşılıyor.

Bu rüyaları siz nasıl anlıyorsunuz çünkü kafanız çok karışık. Önce, kendinizin derinliklerine inersiniz ve bilinçdışına, sushupti- stithi’ye (derin uyku – hali) dokunursunuz ama siz oradan çıkıyorsunuz.

Not: Zihnin dört konumu, Jāgrat (uyanıklık hali), Svapna (rüya görme), Sushupti (derin uyku) ve Turīya (ruhun dördüncü hali, yani farklı derecelerde Brahman ile bir olma hali).

Ve o zamanda, dışarı çıkarken, bilinçaltınıza veya belki de, bilinçüstünüze dokunursunuz. Böylece, sushupti’nin derinliklerine dair sahip olduğunuz anubhuti (algı) ya da deneyiminiz, bu her ne olursa olsun, kafanız karışır ve hangi rüyayı gördüğünüzü bilemezsiniz, anlamaz ve onu unutursunuz ama aydınlanmış ruh olanlar sushupti’lerine giderler ve tam olarak ne bilmeleri gerektiğini görürler. Geldiğimde Bombay’da olan şey gibi, birçok insan Benim  geleceğimi bilmiyoru ama rüyalarında bunu gördükleri için onlar havaalanındaydılar. Yani bu sushupti seviyesinde, derin seviyede, eğer nasıl içeri gireceğinizi ve tamamen farkında olarak nasıl dışarı çıkacağınızı biliyorsanız, siz Tanrı ile iletişim kurarsınız. Ancak bilinçüstü veya bilinçaltı alanlarla kafanızı karıştırırsanız veya buna başlarsanız, chittanız o kadar da net değildir, o zaman büyük bir kafa karışıklığı olabilir.

Soru — Nasıl bölümlere/sınıflara ayırabilirsiniz? Bir kişi aydınlanmış bir ruh olduğu zaman ne olur? Konum nedir? Aydınlanmış bir ruh olduğun zaman, bir kişiye ne olur?

Shri Mataji: Bakın, ilk şey “biz onu bölümlere nasıl ayırabiliriz?” demek, çünkü ego ve süperego, onlar iki taraftadır. Aslında fark etmediniz mi, vücudumuzda her şey bir  bölümdür. Bir hücrenin bile aslında bir bölüm olduğunu görüyorsunuz. Her şeyin bir sınırı vardır. Bu bir çeşit şey ….değil, kanınızın bile kanallardan geçmesi gerekiyor, bu damarların içinden geçmesi gerekiyor. Her şey bir bölümdür. Orada bir posa gibi bırakılan bir şey bir şey yok. Eğer bu bir posa haline gelirse, siz var olmayacaksınız. Yani her şey bir bölümdedir. Ego ve süperego balon gibidir ve bunlar birbirine baskı yapabilen, bir taraftan akabilen iki balondur. Şimdi bakın ego, o daha çok sol tarafta yer almasına rağmen, yani bu şekilde, sol tarafta daha fazla yer almaktadır ve sağ tarafta olan ise süperegodur. Yine de ego büyüdüğü zaman, sağ tarafta hareket etmeye başlar ve süperego hareket etmeye başladığında zaman, bu şekilde hareket etmeye başlar. Yani her şey vücudumuzda bir bölümdedir. Posa halinde olan bir şey olduğunu düşünüyorsanız, ne yazık ki bunda yanılıyorsunuz, böyle bir şey yok ya da içeri giren hava gibi bir şey yok. Böyle bir şey yok. Her şeyin bir kanalı vardır. Her şey bir bölümdedir.

Soru — Eğer o Aydınlanmış bir ruhsa, bu kişiye ne olur?

Shri Mataji: Şimdi bu – Ben size aydınlanmış bir kişiye ne olduğunu anlatıyorum, bu kişi ego ve süperegosunun emildiğini, bıngıldak kemiği bölgesinde bir çökme oluştuğunu, kendi Kundalinisinin ok gibi fırladığını hisseder ve başının üstünden çıkan Serin Esintiyi hissedebilir, bunu elinde de hissedebilir. Bu sadece merkezi sinir sistemi üzerinde meydana gelir ama çok daha fazla şey olur – bu gücün nasıl kullanılacağı, ne anlama geldiğini ve her şeyi öğrenmeniz gerekir.

Soru – Siz Kutsallığınızla, Kundaliniye muazzam bir ehemmiyet vermenize rağmen, Yoga ile ilgili otorite teşkil eden rehberlerde Kundaliniye dair en ufak bir referansının olmaması gerçeğiyle, uzlaşmak benim için zor – yani Patanjali’nin Yoga Sutralarında veya Gita’da yok. Neden bu böyle?

Shri Mataji: Evet, insanların şunu söyleyecek olması şaşırtıcıdır… Kişi, Patanjali’nin Yoga Sutralarında Kundaliniden bahsedilmediği ve ayrıca Gita’da da Kundaliniden bahsedilmediğini söyler. Bu bir gerçektir, çünkü bilirsiniz, bu gizli bir bilimdi. İlk konuşmamda Ben sadece, bunun altıncı yüzyıla kadar gizli bir bilim olarak tutulduğunu anlattım. Altıncı yüzyılda, ilk kez Adi Shankaracharya bu konuda ağzını açtı. Bu, Nachiketa’ya (bir Aziz) Aydınlanma veren Janaka gibi çok büyük gurularda olan gizli bir bilimdi. Ve aynı şekilde Shri Krishna da onun hakkında konuşmadı çünkü görüyorsunuz, Markandeya bundan bahsettiği zaman  bile insanlar, onun ne konuştuğunu bilmiyorlardı. Asla onun mantıklı bir adam olduğunu düşünmediler.

Daha sonra insanlar biri sağda, biri solda olmak üzere iki bölüm haline gelince, kimisi bir adanma ve bhakti usulüyle Tanrı’ya ibadet etmeye başladı, sonra  diğerleri ise Yagnya (ibadet, kurban verme, sunu) havanadi (yakma adağı)türü şeyler yapmaya başladılar. Yani bu iki tür şey içinde gerekli olan her şey gelişti ve gelişen şeyde bu oldu. Evrimin merkezi kısmı bir sır olarak saklandı. Ve Shri Krishna zamanında bile, bundan söz edilmedi, bu şey hakkında tek bir söz bile söylenmedi çünkü bu içsel bir olaydı, o antar (içsel) yoga’dır. O tarif edilmedi ama Shri Krishna size, yoga yapmanız gerektiğini ima etti. Ama nasıl, bunu söylemedi çünkü henüz zamanı değildi. Tohumları atan o oldu. Bu yüzden kendisi, Krishna olarak adlandırılır. Krishna, ‛krishi”, yani krishi (tarım) yapan kişi anlamına gelir. Yani bunun ekilmesi ve (sonrasında)filizlenmenin gelmesi gerekiyordu. Bu, ancak bugün söylenecekti.

Bu yüzden size bundan Ben bahsediyorum. Her şey aynı anda söylenmez. Sahaja Yoga’da da bu aynıdır. Siz bu konumdayken, her şeyi size anlatmıyoruz. Agnya Çakra hakkında size bir şeyler anlattım ama hepsini değil. Yavaş yavaş, o derecede bir  farkındalığa ulaşacağınız zaman, size anlatacağım. Hangi zamanda ne kadar şey anlatılacağı görülmelidir. Ve o zaman ihtiyaç duyulan şey de, Krishna tarafından size söylendi. Yani Gita, size sadece bunun olacağını söyleyendir ancak altıncı yüzyıldan sonra Gyaneshwari’de doğan Gyaneshwara Kundalini hakkında açık bir şekilde yazmıştır. Çünkü Gita yazılı olmasa dahi O, ‘bu böyle yapılır’ dedi. Gynaeshawara yazmıştı. O bunu yazmış olsa da, bu o değildir, bu ortak bir dile çevrilmiş olan Gita’dır, o Kundalini bilgisini de koymuştur. Çünkü bu o zaman söylenecekti, bundan önce söylenmemeliydi. Altıncı yüzyılda Shankaracharya bunu yaptı, daha sonrada Gyaneshwara yaptı, sonrasında ise Nanaka yaptı, daha sonra ise Kabira bunu yaptı. Bütün bu insanlar, bunu yaptılar.

Sadece bu da değil, Muhammed Sahib bile, bundan bir şekilde bahsetti – Sahaja Yoga ve diriliş zamanından bahsetti. Onlar, insanların bunu anladığını gördükçe, çok daha sonra onların hepsi diriliş zamanı hakkında konuşmaya başladılar. Çünkü gelecek hakkında çok fazla konuşmak tehlikelidir. O zamanlar, onlar savaştayken Shri Krishna, Arjuna’nın yanında yer aldı ve o zaman Shri Krishna, hinsa (şiddet), ahinsa (şiddetsizlik)sorunları ve sahip olduğumuz bu fikirler hakkında – sahip olduğumuz bu yanlış fikirler hakkında konuşmak zorunda kaldı. Ve işte O, bu konu hakkında böyle konuştu. Konu her ne olursa olsun, O bunun hakkında konuştu ve Arjuna’ya  Tanrı ile nasıl bir olunacağını söyledi… yani nasıl olunacağını değil… siz Tanrı ile bir olduğunuz zaman, bir “Stitha – Pragnya” (her zaman- bilge olan, yani gerçeği içsel olarak deneyimleyen kişi)olursunuz. Size ne olacağı konusunda bir fikir verdi ama bunun nasıl olacağını söylemedi. Bunu açıklamak Bana düştü. Onlar her şeyi yapamazlar, Benim bir şeyler yapmam gerekiyor, değil mi? Çünkü eğer Shri Krishna bunun nasıl olduğunu onlara söyleseydi, o zaman onlar “Bana aydınlanma ver” derlerdi, ama onlar aydınlanma almaya hazır değillerdi.

Soru: Kelimenin gerçek anlamıyla spiritüalizmin içine girmeye çalıştım ama sağlığım günden güne bozuluyor.

Shri Mataji: Bir beyefendi kelimenin gerçek anlamıyla spiritüalizmi uyguladı ve sağlığı kötüleşiyor. Bunun sebebinin ne olduğunu size zaten söyledim – cehaletten dolayı spiritüalizme yöneliyorsunuz. Spiritüalizm yoktur. Tanrı ile bir “izm” yoktur. Ruh “izmleştirilemez”. Yani, siz Sahaja Yogayı kabul edin, kendi Ruhunuz olun. Bunu “izmleştiremezsiniz”. Bu, “izmleştiremeyeceğiniz bir şeydir.“ Her şeyde “izmlere“ sahip olabilirsiniz ama Ruh ayrıdır. O, “izmler” içine konulamaz. Dolayısıyla, “spiritüalizm” diyenler, yanlış yaptıklarını bilmelidirler. Tamam mı? Sahaja Yoga’ya gelin ve bunu unutun. Biliyorum, bunun için üzgünüm. Yanlış yönlendiriliyorsunuz ama Tanrı orada ve Ruh orada. Sahaja Yoga’da size bunun sözünü veriyoruz. Yaptığınız hatalar her ne olursa olsun, bunlar düzeltilebilir. Hintçe Konuşma.

Bugün ne dersem diyeyim, kasetini alıp evde dinlemelisiniz. Bütün bunları zaten söyledim ama dikkatiniz orada olmalıydı. Şimdi bu insanlardan bir kaset alıyorsun. Onu dinleyin. Sizin söylediklerinizin aynısını Ben de söyledim – bunlar, bu şeylere giden büyük (yetişkin) bir insanın sorunları bunlar ve onun bu sorunlarla (sağlık sorunları gibi) nasıl karşılaştığıdır. Tamam mı? Yani Sahaja Yoga’ya geldiğinizde, Ben sizin arayış içinde biri olduğunuzu biliyorum. Ve eğer arayış içinde biriyseniz, bu size verilecektir. Buna sahip olmak sizin hakkınız.

Tanrı sizi korusun.

Soru: Tüm bu dünyanın ve insanlığın sonu ne olacak?

Shri Mataji: Dünyanın sonu ne olacak? Yine, fütüristik, çok gelecek odaklı. Sonunu konuşmayalım. Şimdi, sadece başlangıç. Çocuk doğduğunda onun ölümünü düşünmüyoruz, değil mi? Başladığımız bu yeni dünyanın başlangıcı için endişelenmek, ölümü ve tüm bu şeyleri düşünmemek daha iyidir. Şimdilik bunu unutun gitsin.

Soru: [Kanpur’dan bir Sahaja Yogi’den Hintçe yazılı gelen bir soru]

Shri Mataji: Kanpur’dan bir beyefendi, insanların Kanpur’da sadece fiziksel tedaviyle ilgilendiğini söylüyor. Bu yerdeki bu sefil insanlarla sizin hiçbir alakanız  yok. Sizin onlarla hiçbir ilginiz yok. Eğer onlar maddi refahla ilgileniyorlarsa, Sahaja Yoga böyle insanlar için değildir. Hiçbir şekilde. Eğer Tanrı’ya sahip olmak istemiyorlarsa, onları unutun gitsin. Eğer böylelerse bırakın onlar, Kanpur Ganj’da boğulsunlar. İşe yaramaz insanlar. Kesinlikle. Neden onlar için endişelenesiniz ki? Eğer Tanrı’ya sahip olmak istemiyorlarsa, sadece iyileşmek isteyen insanlar için siz enerjinizi boşa harcamayın. Böyle insanlar kesinlikle işe yaramazlar, çok benciller, ben merkezli ve sorun çıkaran kişilerdir. Hiçbir işe yaramazlar. Eğer Tanrı’ya sahip olmak istemiyorlarsa, bizim onlarla hiç işimiz yok. Onlarla hiçbir ilişkimiz yok. Onlar hastanelere gidebilir, pahalı ilaçlar alabilir ve orada ölebilirler.

Sahaja Yoga’ya sadece fiziksel zindelik için gelen insanları sevmiyorum. Burası hastane mi, nedir? Bunu, bu seviyeye kadar düşürmek iyi değildir. Başkalarına yardım etmesi gerektiğini düşünen biri, Kundalini ile onlara yardım etmeye başlamalı ve insanları iyileştirmeye başlamamalıdır. Lütfen bunu yapmayın. Yüz kere söyledim, siz iyileştirmeyin çünkü eğer tedavi etmeye başlarsanız ne olacak, “Ben kendim tedavi ediyorum” diye düşünmeye başlayacak ve bilinçüstüne geçeceksiniz. Bu yüzden bunu yapmamak daha iyidir. Siz sadece kendinizi Sahaja Yoga için uygun olan bir hale getirin. Yavaş yavaş insanlar sizi tanıyacak ve size gelmeye başlayacaktır.

Ama Uttar Pradesh söz konusu olduğunda, Tanrı bu ülkeyi, o yeri korusun. Ben oradan evlendim, insanları tanıyorum. İşe yaramazlar, hiçbir işe yaramazlar. Sitaji’yi Banbas’a gönderdiler, onları kim affedebilir? Tüm bu dobhiler (geleneksel olarak meslekleri çamaşır yıkamak olan bir kast), hepsi bu. Uttar Pradeshliler, walla’ların (onların) çok büyük bir egoları vardır, bilirsiniz. Uttar Pradesh’den gelen bir hizmetçimiz vardı. Ben de Uttar Pradesh’den evliyim. Ben bunu söylememeliyim ama bunu çok net şekilde gördüm. Ve Madras’tan gelen bir hizmetçi daha vardı. Yani o adam, çok temiz Madraslı bir adamdı, her şeyi güzelce temizliyor, çok çalışıyordu.

Ben de bu Uttar Pradeshliye söyledim, walla, dedim ki ‘Eğer sen tüm bu kaliteleri  öğrenmezsen, bir gün Delhi’de işsiz kalacaksın ve hepiniz işsiz kalacaksınız. Madraslılardan tüm bu kaliteleri öğrenseniz iyi olur – onlar ne kadar düzgün, temizler. Her gün banyo yaparlar. Sen tembel bir akılsızsın.”

Bunun üzerine o Bana, ‛Ah, thika, inko’dan bartan majne dijiye hum’a, raj karange’e dedi. [bırakalım da onlar bulaşıkları yıkasınlar, biz hükmedeceğiz]

Hepsi raj (hükmedecek) edecek, bir düşünün. Bu nedenle kişinin, her yerin kendine özgü  sorunları olduğunu anlaması gerekir. Bunlar dışında, Uttar Pradesh ve Bihar, oraların nasıl olacağını bilmiyorum. Endişeliyim. Lucknow’a bir şeyler yapması için birini göndermeye çalıştım bile. Evim Lucknow’da. Akrabalarım Lucknow’da. Bütün akrabalarıma Aydınlanma verdim ama onlar bunu garip buluyorlar, her şey çok garip, bilirsiniz. O yerle ne yapacağını bilemiyorsun. Üç yüz altmış beş kadınla evli bir nawab (Müslüman bir asilzade) düşünün. O korkunç yerde yaşayan böyle bir nawab hayal edebiliyor musunuz? Sabahtan akşama kadar gazel söylüyor. Yaptıkları tüm o pis şeyler. Ve onları gerçekten (Sahaja Yoga’ya)getirip getiremeyeceğinizi bilmiyorum.

Bazı güzel insanlar var, yoktur diyemem ama genelde tüm sistem çok saçma bir şeye dayanıyor ve onları yakına getirmek…. Özellikle Kanpur o kadar materyalist bir yer ki, çok materyalist. Çok materyalist insanlar. Ganj akar – Ganga, Gomati, Yamuna – tüm bu nehirler kuzeydedir, sabahtan akşama kadar temizliyor, çok sıkı çalışıyor. Halk, bunun ne zaman farkına varacak?

Yani Kanpur’dan gelen beyefendisi, gidip Maharashtra’ya yerleşmeli. Rama, kendisi de Sita’dan ayrılmak zorunda kaldı.

[Shri Mataji  kocasının akrabalarının oturduğu yer olan, Uttar Pradesh’den gelen seyircilerden özür dilediğini söylüyor.]

Soru: Yetersiz arzuya sahip kişilere veya kendi aile üyelerime, Sahaja Yogi olmadıkları için ben aydınlanma verdiğimde?

Shri Mataji: Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır. Aile üyelerinizi denemeyin. Bu uygun değil. Sahaja Yogaya istek duymayanları, onları zorlayamazsınız. Bu imkansızdır. Sizin aileniz kimler? Bu kişiler sizin aileniz.

Bir keresinde onlar İsa’ya, ‘Kardeşlerin seni çağırıyor’, dedikleri zaman olduğu gibi.

O’da, “Benim Kardeşlerim kim?” dedi.

Diğer kişi Ona, ‛Kardeşlerin seni çağırıyor“, dedi.

İsa yine, “Benim Kardeşlerim kim?” dedi ve etrafına bakındı.

Aile üyelerinizi zorlamayın. Tamam mı? Onlar Bhoot olacaklar. Çünkü eğer onları zorlarsanız, düşünün, Agnya Çakra kapalı, onlar sola veya sağa gideceklerdir. Bhoot olacaklar ya da olmayacaklar. Onları hiç zorlamayın.

Başka?

Soru: Burada, Delhi’de onlarda kaldığım  kuzenlerimden biri şarap içiyor ama Sahaj programa katıldıktan sonra içki ve sigara içemeyeceğine inandığı için, kendisini ikna etmeme rağmen, Sahaja Yoga programına gelmek istemiyor.

Shri Mataji: Görüyorsunuz, birinin kardeşi Sahaja Yoga programına gelmek istemiyor çünkü programa geldikten sonra içki ve sigara içemeyeceğini düşünüyor. Şimdi, Sahaja Yoga’dan sonra içki ve sigara içmediğiniz sırrını ona söylemenize gerek olmadığını söyleyebilirim. Ona bunu söylemenize gerek yok. Onu bir kez getirdiğiniz ve Aydınlanma aldığı zaman, bunu yapmayacaktır. O halde biz olayı bu seviyede yönetelim. Eğer bununla ilgileniyorsanız, ona bunu söylemeseniz daha iyi olur. Ben söylemem. Ben size ‘İçki içmeyin, sigara içmeyin dedim mi? Böyle dedim mi? Böyle söylemiyorum ama bu sadece oluyor. O yüzden bırakın öyle kalsınlar, oldukları gibi gelsinler.

Shri Mataji: Ne diyorlar?  Eğer mantıklı bir şeyse Bana söyle, yoksa boş konuşmalarla zaman kaybetmenin bir manası yok.

Sahaja Yogi (okuyarak): Saygıdeğer Anne, Nilüfer ayaklarınızın önünde saygıyla eğiliyorum. Shri Ganesha’nın Mooladhara çakrasına yaptığımız meditasyon nasıl yapılmalı? Mooladhara meditasyonundaki durum nasıldır? Yani Nadileri yakından mı görüyoruz yoksa başka bir durum var mı?

Shri Mataji: Ganeshji meditasyonunu nasıl yapmamız gerektiğini sordunuz? Ve orada, Nadi’de bir şey görüp göremeyeceğimizi.

Bugün size anlattım, eğer bir şey görürseniz, siz dışarıdasınız demektir. Çünkü gördüğünüz zaman durursunuz. Hareketiniz durur. Görülecek bir şey yok. Herhangi bir durum görmüyorsunuz. Siz oradasınız. Bir şey görmek yanlıştır. Eğer biri, bir şey görürse, demek ki orada değiller ve ayrıca siz görmemelisiniz de.

Buradan havalimanına giderken binlerce manzara görüyorsunuz. Bütün bunlara bakmaya devam edersek, havaalanına nasıl ulaşacağız? Havaalanına ulaşmalıyız. Bu yüzden görmeyi bırakın, sadece bunu içinize çekin ve özümseyin. Bu önemlidir. Tecrübe etmek.

Shri Ganesha meditasyonunu nasıl yapmamız gerektiğini sordunuz. Bunun için lütfen merkezimize geliniz. Orada size meditasyon yöntemi öğretilecektir. Bunu doğru bir şekilde öğrenin ve onların size söylediklerini dinleyin. Shri Ganesha üzerinde meditasyon yapmanız bile gerekmeyebilir. Size ne meditasyonu yapacağınızı söyleyeceklerdir. Hangi (çakra) üzerinde meditasyon yapmanız gerektiğini kendiniz bileceksiniz.

Durumunuza göre, ihtiyacınıza göre, kendinizi tanıyacaksınız ve kendiniz için karar verebileceksiniz.

Sahaja Yogi (bir soru okuyor): Beden su ile, zihin ise gerçek ile arınır. Ve ruh – …….  onu boş bırakmış. Bu sertlik ve mantıkla mı?

Shri Mataji: O bey sordu – beden suyla ve zihin ne ile arındırılır?

Sahaja Yogi: Zihin gerçekle,

Shri Mataji: Zihin gerçekle ve ..

Sahaja Yogi: Ruhun ise – onun karşılığını boş bıraktı. Sertlik ve mantıkla mı?

Shri Mataji: O bey, ruhun sertlikle arındığını düşünüyor. Hiç de böyle olmuyor. Tam tersi. Sahaja Yoga’da önce üst kat inşa edilir, alt katlar ise daha sonra inşa edilir. Önce size aydınlanma verilir. Bunun ışığında sizde yanlış olanın ne olduğunu görürsünüz. Vücudunuzdaki kirin nerede olduğunu. Bu ışıkta zihninizin nerede kirli olduğunu anlarsınız. Bu ışıkta ruhunuzun sorunlarını görürsünüz. Önce lamba yakılır.

Shri Krishna da, bu (farkındalık) ağacının baş aşağı asılı olduğunu söyledi. Hayat ağacı baş aşağı şekilde asılı duruyor. Dalları aşağı doğru büyür ve kökleri ise yukarıdadır. Bu yüzden her şeyden önce, biz sizi yukarı alıyoruz ve köklerin kendisinde aydınlanma veriyoruz. Önce kökleri anlayın. Kökler düzeldiğinde, ağacın geri kalanı kendi kendine düzelecektir. Sahaja Yoga’nın önemli kısmı budur. Önce kök uyandırılır.

Aksi halde, herhangi bir ağacı tedavi etmeniz gerektiğinde, eğer siz “önce yaprakları düzeltin, daha sonrada ortadaki gövdeyi düzeltin” diyorsanız, hiçbir şey yapılamaz ama eğer doğrudan köklere inerseniz, o zaman köklerden geçerek tüm ağacı kurtarabilirsiniz. Köklerinize indiğiniz bu yol, Sahaja Yoga yoludur. Kök, Sahasrara’da en üsttedir. Sonra tüm zihninizin, bilginizin, egonuzun ve bedeninizin, diğer tüm fiziksel problemleriniz, onlar her ne olursa olsunlar, bunların temizlendiği Chaitanya tarafından beslenirsiniz.

1:18:22 – Uttar Prakesh’den gelen (Kuzey Hindistan’dan) herhangi biri varsa, lütfen Beni affedin. Orası kocamın akrabalarının bulunduğu yer.

1:20:23 – Bu kisi “midemde bir sorun var” diyor. Karaciğer bölgem şişti. Sırtımda çok hafif lekeler var”.

Shri Mataji: Bu kişi midesiyle ilgili bir sorunu olduğunu, dalağının kötü olduğunu vs. söylüyor. Eğer sigara veya alkol içtiyse, o zaman Tanrı onu korusun, çünkü ellerimiz bağlı. Yani gelen ilk harf, ikinci harfteki cevaptır. Bu yüzden onlar sadece karınları ağrıdığında Sahaja Yoga’ya gelirler. Dalakları büyüdüğünde, Sahaja Yoga’ya geleceklerdir. Dalakları geniş olanlar Merkezimize gelmeliler, nasıl doktora gidiyorsanız, onlar da tam bir inanç içinde oraya gelmeliler. Başka herhangi bir yerde insanlar ücret alır, paranızı ve hatta bazen hayatınızı alırlar. Bunu kimse bilmiyor.

Ama tam bir inanç ve güvenle Sahaja Yoga’ya gelenler, tüm tedavilerini ve tavsiyeleri ücretsiz olarak alırlar. Ve tedavileri tam bir inanç ve adanma içinde yaparlarsa, anında fayda görürler. Ancak ücretsiz olduğu için insanlar ona saygı duymuyor veya değer vermiyor. Gelip bize bütün dertlerinizi anlatıyorsunuz ve bundan sonra ise, sadece şikayetleriniz çözülmekle kalmayacak, aynı zamanda Paramatma (Yüce Tanrı) ile de birleşeceksiniz. Hiç bir yerde bu oldu mu? Bir atasözü var – Tanrı’dan ışık istemeye gittim ve bunun yerine O bana Paigambari (peygamber ya da havari) verdi.

Sahaja Yoga’daki durum budur. Siz ateş veya alev istemeye geleceksiniz ve azizlik alacaksınız. William Blake, kendisi bundan bahsetti. Tanrı’nın insanları  peygamber olacaklar. Ve onlar, başkalarını da peygamber yapma gücüne sahip olacaklar. Biz size “Paigam” veriyoruz. Dalağınızı iyileştirmeye geleceksiniz, karşılığında peygamberlik alacaksınız. Sahaja Yoga budur. Bu harika bir şeydir. Bunu anlamak için bile, siz o içsel kaliteye sahip olmalısınız.

Shri Mataji – Bitirdiniz mi? Şimdi lütfen, Beni affedin. Ayaklarıma dokunmak isteyenler gelebilirler ama adabıyla, acele etmeyin, koşmayın. Ben burada oturuyorum.