Yeni bir çağ – Fedakarlık, Özgürlük, Yükseliş

Bordi (India)

Feedback
Share

Yeni bir çağ – Fedakarlık, Özgürlük, Yükseliş.  Bordi, Hindistan, 6 Şubat 1985.

Hepinizi burada gördüğüm için son derece mutluyum. Kendi açımdan ne diyeceğimi bilemiyorum. Kelimeler kayboluyor, anlamları yok. Birçoğunuz tam bir neşe, mutluluk ve huzura sahip olacağınız o konuma  yükselmeyi arzuluyorsunuz. Benim size verebileceğim şey bu. Ve bir anne ancak, sahip olduğu her şeyi çocuklarına verebildiği zaman mutludur. Mutsuzluğu, tüm huzursuzluğu, her şeyi sadece bu amaca ulaşmak içindir – sahip olduğu her şeyi hediye etmektir. İçinizdeki o hazineye ulaşmak üzere tüm bunları yaptığınız için size ne kadar teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Sahastraranın açılışını tezahür ettirmeye başladığım zaman [düşünebildiğim] tek kelime ‘Sahaj’ oldu. Bu şimdiye dek bu herkes tarafından kolayca anlaşıldı ama bugün bunun, ilk kez aydınlanma verilen ve sonrasında, kendinizi görmenize izin verilen farklı bir yoga tarzı olduğunu fark ettiniz. Bu daha önce hiç yapılmamıştı. Bu sadece Annenizin işe yarayan bir girişimi. Diğer taraftan, eski zamanlarda Tanrı’nın kaygısı insanları aydınlatmaktı ve bunu nasıl halledileceği bilinmiyordu. Hiçbir enkarnasyon bunu, bu şekilde çözmeye çalışmadı. Ama ne zaman bunu deneseler, arayanlar için çok ciddi zorluklarla yüzleşmeye çalıştılar – çok ciddi zorluklar. Aranızdan kaçınızın Buda’nın binlerce öğrencisiyle birlikte – Aydınlanma vermeksizin – seyahat ettiği zamanlara dair risalesini okuduğunu merak ediyorum. Onlar Aydınlanmış ruhlar değillerdi, çevrelerinde herhangi bir neşe hissetmeden; sadece iki kat giysi ile, ormanda yaşayarak.

Sadece iki kat kıyafet! Ve Benimde bizzat gördüğüm, Onun  ziyaret ettiği o bölge, orada korkunç derecede soğuk, ürperten bir soğuk vardır, kesinlikle soğuktur. Ve kıyafetlerde aslında kıyafet değildi, sadece vücutlarını örten bir kumaştı. Çok çetin kış aylarında veya belki de yaz aylarında, yerde açıkta uyumak. Onlardan ayakkabıları olmadan beraberce kilometrelerce, hep birlikte kilometrelerce yürümeleri istendi! Gidip Buda’nın nereye yürüdüğünü, nereye ayak bastığını görürseniz şaşıracaksınız! Buddha da gençti – O yürürdü ama müritleri çok daha fazla yürürdü çünkü O gidip bir yere yerleşirdi. Öğrencilerini gönderirdi. Reklam yapmak ya da herhangi bir şey duyurmak için zaman yoktu. Bu yüzden O, bir yerde kalırdı ve müritler köyleri dolaşır, köylerden yiyecek toplamak için bhiksha – bu ‘sadaka’ anlamına gelir– isterlerdi; bunlar bir kerede pişirir, bir kısmını Buddha’ya verirler ve geri kalanını da onlar yerlerdi. Gidip çalışır, mümkün olan her köyden insanları toplar ve vaaz için onları Buddha’ya getirirlerdi. Böylesi fedakarlıklar! Meditasyon yaparak kulübelerde, mağaralarda, korkunç karanlıkta yaşadılar ama hiç Aydınlanma almadılar. Çok azı Aydınlanmalarını aldı. Onlar büyük kralların, prenslerin, düklerin, düşeslerin oğulları olan insanlardı – hepsi çok, çok zengin insanlardı. Çok zengin ailelerden gelen kadınlar Onu takip ettiler. Ve Onunla birlikte dikenli yollarda kilometrelerce yürüdüler; çünkü Buddha’nın çalışmasının evrensel bir öneme sahip olduğunu, kendilerinin böylesine muazzam bir görevin parçası olduklarını; insanlık için böylesine büyük bir işte yer almaları gerektiğini hissettiler. Bu sadece Hindistan’da değildi, Japonya’da Zen sistemini başlatan Viditama’da bile bu vardır.

Çin’de, azizlerin ne kadar fedakarlık gösterdiklerine, onların yaşam şekillerine  şaşırdım! Yani, eğer nasıl yaşadıklarına – hangi şartlarda yaşadıklarına baksanız, bunu hayal bile edemezsiniz! Ve hayatlarını bu şekilde çalışarak sonlandırdılar. Buddha öldüğü için ortada herhangi bir şekilde uygun bir rehberlik olmadan – hiçbir çıkış yolu yoktu. Onların kendi yollarını bulmaları gerekiyordu. O zaman onlar Mahayan’ı (Büyük Araç demektir, 9 yy da başlayan gösterişli bir kozmoloji, karmaşık bir ritüelizm içeren Budist akım) ve Shvetayan’ı buldular – her türlü şeyi. Başka dinlerdeki diğer arayanlara baksanız bile – İsa’nın zamanındakiler gibi – onlar nerede yaşadılar? Ve İsa’nın ölümünden sonra daha da kötüydü çünkü onlar zulüm gördüler, öldürüldüler, işkence gördüler, çarmıha gerildiler! Musa’ya da bu oldu – İsa’nın müritlerinin izleri sürüldü, bu yüzden hepsi Hindistan’a kaçmak zorunda kaldılar. Mesafeleri hayal edin! O bölgeden Keşmir’e kadar – nasıl yürümüş olmalılar, nasıl yaşamış olmalılar, nasıl bunu taşımış olmalılar. Ve binlercesi, binlercesi Hindistan’a geldi çünkü onlar çok büyük bir iş yaptıklarını anladılar. Destekledikleri şey, muhteşem bir şey. Bu ülkede biz özgürlük mücadelesi vermeliydik. Ben de bunun bir parçasıydım. Annem ve babam bunun bir parçasıydı. Onlar zengin insanlardı, her standartta oldukça zengindiler diyebilirim. Şaşıracaksınız – babam bütün takım elbiselerini yaktı. Takımlar İngiltere’de dikilmişti. Annem bütün sarilerini yaktı. Kendi kıyafetlerini dokur ve onları giyerlerdi. Babam her şeyini, sahip olduğu her bir pie’yi (rupinin 1/192 si) özgürlük mücadelesi için feda etti. Bize hiçbir şey bırakmadı, tek bir pie bile bırakmadı. Tabii ki, ailemiz zengin olduğu için gümüş ve altınlarımız vardı ve tüm bunlar, ancak tüm bunlar nakit para ihtiyacı olduğu zaman – harcandı. Ve tüm bu gümüş ve altın da, İngilizler sayesinde bizden alındı ve İngilizler çekilince bunlar bize geri geldi.

Bu şekilde ailede biraz gümüş ve altın kaldı. Maddi olan her şey gitti. Ve biliyorum. Güzel evlerde yaşadık ve sonra kulübelere taşınıp, oralarda yaşadık. Maksimum fedakarlık. Ve bundan çok mutlu olduk, çok gurur duyduk! Sadece iki değişik (kıyafet) vardı. Çamaşırlarımızı yıkardık. Çok fakir insanlar gibi yaşadık; bu tür şeyler üzerinde uyumak (ince, sert paspaslar) zorunda kaldık. Hayatım boyunca hiç yastık almadığımı hatırlıyorum; Uzun zaman, chappal (sandalet) kullanmadım. Bu tür bir malzemeden yapılmış tek bir süveterim vardı. Büyüyüp tıp fakültesine gidene kadar o kazak yanımdaydı. Çok soğuk olan – bazen Londra gibi olabilen – Lahore’dayken, eğitim dönemim boyunca yıpranmış ve işi bitmiş olan sadece tek bir ceketim vardı ama asla kin tutmadık, babamızın bize bakması gerektiği ve bir şeyler yapması gerektiği hususunda sızlanmadık, “Neden her şeyini vatan için feda etti ki?” demedik. Asla! Asla! Asla! Ama bugün bile bizi herhangi bir yerde gördükleri zaman, bizim böyle büyük bir adamın çocukları olduğumuzu biliyorlar. Onların Bize büyük bir saygıları var. Bu kalitenin Mahatma Gandhi tarafından yaratıldığını söylemeliyim. Herkesi muazzam fedakarlıkta bulunan yeni bir şahsiyete dönüştürdü! Muazzam! İnsanların nasıl yaşadığını hayal bile edemezsiniz! Sahip olduğumuz tüm para, sahip olduğumuz her şey, tüm kolaylıklar ve ulaşım araçları, tüm konutlar, her şeyden, bunlardan sadece babam değil, birçoğu bunlardan vazgeçti. Aksi takdirde özgürlüğümüze kavuşamazdık. Özgürlüğümüze kavuşmamız için bu ülke çok şeyini feda etti. Şimdi, artık bundan sonra, özgürlüğümüzü elde etmek için, Ruhumuzun özgürlüğünü elde etmek için buradayız.

Ruhumuzu açgözlülüğümüzden, şehvetten kurtarmak için; öfkenizden, bizim şartlanmalarımızdan, korkunç egomuzdan, rahatlıkların esiri olan bedenden kurtarmak için. Gandhiji’nin özel bir çekiciliği olduğunu söylemeliyim. Bunu nasıl başardığını bilmiyorum. Kendisi Midas’ın Dokunuşu (Dokunduğu her şeyi altına dönüştüren) gibiydi – o herhangi birisine dokundu ve bu kişi dönüştü. Ve o son derece katı bir adamdı – Bana ve çocuklara karşı çok nazikti – ama son derece katı bir adamdı. Hiçbir saçmalığa tahammülü yoktu! Başından sonuna dek, tüm bu insanların yetiştirilme şeklini incelerseniz, yalnızca bağımsız olma özgürlüğünü kazanmak için değil, ondan önce bile, Ruhsal yaşam için, herhangi bir yerde, çok yaygın olan bir şey var – bu da fedakarlık. Ve sizin harika bir şey yaptığınızın bilinci, bütünün parçası olduğunuzun bilinci, çok büyük bir şey, çok büyük bir iş, çok asil bir amaç!! Ve sonra hepsinin arasında ortak olan bir şey vardı: Asil bir davanın, yüce bir davanın yüceltilmesinin, bunun onları böyle bir sahaj tarzda fedakarlığa sevk etmesi. Bazen Sahaja Yoga’da çok fazla şeye sahip olan Sahaj Yogilerden çok daha fazlası. Onlar neşelerine kavuştular, Ruhlarına kavuştular ama bu ülkede Ben böyle insanları kendi gözlerimle gördüm; buna efsanevi diyebilirsiniz ama Ben bunu gördüm. Binlerce insan öldürüldü, katledildi, çocuklar öldü. Hiç kimse gözyaşı dökmedi. Kimse gözyaşı dökmedi. Ama böylesine asil bir amaç için çalıştığınızı hissetmek bile size o neşeyi ve o katılım duygusunu veriyor! Üstelik Mahatma Gandhi ve diğer insanlar hakkında bildiklerim, gördüklerim, onların nasıl oldukları – herkesin içeri girmesine izin verilmezdi.

Ve en ufak bir şeyi bile daha az yapan herkimse, o ister kralın oğlu olsun, ister herhangi birinin kızı olsun ya da herhangi bir şey olsun, bozdukları en küçük şey karşısında, herhangi bir şeyde – onlar kovuldular. Ben Gandhi’nin aşramında kaldım, bu yüzden bunun ne olduğunu biliyorum ve bu yüzden siz Benim zorlu bir hayat yaşayabileceğimi biliyorsunuz. Bu onun eğitimi. On iki yaşın üzerindeki tüm çocuklar, her sabah elli dönümlük arazide bulunan bu ashram bölgesinin tamamını temizlemek zorunda kaldılar. Tuvaletlerini temizlemek zorunda kaldılar. Ayrıca konukların tuvaletlerini. Ben temizledim! Ve sadece iki kat elbise giymelerine izin verildi. Ve hiçbir şey saklanamazdı, hiçbir yerde tek bir kağıt parçası bile göremezsiniz, herhangi bir yerde çöp  göremezdiniz- çok temiz, gıcır gıcır. Ve yaşam alanları çok temiz ve düzenliydi. Her şey inek gübresiyle yapıldı, tamamen inek gübresiyle. Herkes sabah erken, saat 4 de soğuk suyla banyo yapmak zorundaydı. Jawaharlal Nehru veya Abdul Kalam Azad, babam, herhangi bir yaş grubuna mensup birisi veya bir çocuk olsun. Ve saat 5 de, Mahatma Gandhi konuşması için oradaydı.

Lütfen ellerinizi kaldırmayın veya Kundalininizi yükseltmeyin! Lütfen oturun! Bunun yolu bu değil! Ne dediğimi anlamaya çalışın!

Ve sonra, sabah erkenden, saat 4 de ayağa kalkmanıza şaşıracaksınız. Benim için her şey yolundaydı! Sonra o elli dönümlük arazide, Gandhiji’nin yaşadığı bir tür kulübelerle çevrili açık bir alandan başka bir şey olmayan bu salonun merkezine yürümek. Banyodan sonra, hazırlandıktan sonra onca yolu yürümek falan. Ve yılanlar etrafta sürünürdü. Elbette kimse ısırılmadı. Sanırım yılanlar, insanların bu büyük ülkeyi kurtarmak gibi büyük bir işle meşgul olduklarını anladılar!

Biz de böyle otururduk ve yılanlar orada sürünürdü. Işıklara izin verilmezdi. Herhangi bir ışık yoktu. Sadece güneş ışığı kullandık. Ve Gandhiji geldiğinde -yani sabahları güneş ışığı hiç yoktu- oraya koymak için bazı fenerler getirilirdi. Ve sürünen yılanları görürdük ama hiç kimsenin şikayet ettiğini duymadım. Ama bir savaş gibi, bu öyle bir tutkuyla sürdü ki, herkes, “Ne yapabilirim? Nasıl iyi olabilirim?” dedi. Hiçkimse kendi rahatını düşünmedi bile! Elbette hepsi 50 yaşlarında gibiydi ya da onun gibi bir şey, belki. Ashram’da insanlar çoğunlukla elli yaşına kadardı – o zamanlar. Ve kendi evlerinde kocaman arabaları olan insanları kendi gözlerimle gördüm ve bunun gibi şeyler, onlar bunları sattılar, bunları fırlatıp attılar. Wardha istasyonuna kadar trenle gelir ve aşağı inerlerdi. Gandhiji, Tonga’ya (at arabası) binip gelen birisini bile görmezdi. Ve onu dinlediler ve ona itaat ettiler. Pek çok misyoner gördüm, her ne kadar konuya hakim olmasalar da, onlar çok asil bir şey değiller, ama insanlar bu şekilde görev alıyorlar ve insanlar bunu onlar için yapıyorlar. Onları gördüm. Hindistan’da misyonerlerimiz vardı ve yurtdışından gelen gençlerimiz misyonerleri kesinlikle itaatkar bir şekilde dinlediler ve ne derseler yaptılar. Şimdi bugün, bildiğiniz gibi, biz en büyük işin en büyüğünü yapıyoruz! Çünkü özgürlük elbette gerekli, siyasi özgürlük, Tanrı hakkında konuşmak için. Küçücük bir iğne bile yapamadık! O zamanlar hükümet tarafından buna izin verilmiyordu. Bu kadar baskı vardı. Bu yüzden bizim köleliğin prangalarından kurtulmamız gerekiyordu. Buna şüphe yok.

Ama şimdi başka bir tür köleliğimiz olduğunu görüyorum – bencilliğin köleliği, ben merkezcilik. “Bu benim rahatlığım. Ben buna sahip olmalıyım, bu zevkli olmalı, ben zevk alıyorum, ben buyum, ben şuyum.” Zevk almalısınız yoksa o şey harika bir şey değildir çünkü insanlar ne yaptıklarını, ne tür bir iş yaptıklarını bilmiyorlar diye düşünüyorum. O seviyeye gelmek ve sizin ne yaptığınızı görmek istemiyorlar. Siz tüm dünyayı kurtarmaya çalışıyorsunuz, Sahaj Yoga’nın bu kadar yavaş ihareket etmesinin nedenlerinden birisi bu, çünkü rahatlıkları için endişelenen insanlar olduğunu görüyorum, şudur, budur ve ayrıca kendilerinin de çok berbat bir halde olduklarını görüyorum! Onlarda zeka yok, yapmaları gerekene dair o büyüklük hissi yok. Akıllı olmalısınız. Eğer savaşta olduğunuzu biliyorsanız – siz nasıl davranıyorsunuz? Eminim ki sıradanlık artık çok daha az, daha iyi insanlar var. Eminim şimdi daha da iyi insanlar bulacağız, çok daha iyi insanlar. Onlar küçük, küçük şeyler için endişelenirler: aileleri için, şu için, bu için. Kendi problemleri için endişe ederler ve kendi işleri için, şudur, budur. Demek istiyorum ki, hiç  kimse Gandhiji ile böyle konuşamazdı! Size söyleyeyim, o sizi  tokatlardı! Sizi temin ederim. Bu sanki Sahaj Yoga’ya gelmek – sizin problemlerinizi çözdüğünüz anlamına gelir – hepsi bu. Çözülseler de şüphesiz ki, size yardım edildi, Tanrı size çok yardım eder. Ama bu konuda ne kadar şey yapıyorsunuz? Elbette bazı çok büyük Sahaj Yogilerimiz var, bu gerçeği inkar etmeyeceğim, bazıları var – Benim sahip olduğumdan çok daha fazla – ve işte bu yüzden bundan dolayı çok mutluyum.

Ama sahip olduğumuz özveri: Harcadığımız her kuruşun hesabını yapıyoruz, o kuruştan ne kadar kazandığımızı, bu konuda ne yaptığımızı. Bunun yolu bu değil! Buddha asla kendi tek kuruşunu harcamadı. Bütün müritlerinden  para aldı. Tüm bu büyük şeyleri ve tüm bunları inşa etti. Hiç kimseden kamu yardımı bile almamıştı. Öyleyse şimdi yükselin! Küçük, küçücük zihninizin üzerine çıkmalısınız. Tüm insanlığı kurtaracağınızı bilmeniz gereken noktaya kadar yükselin. Eğer bunu hissedemiyorsanız, Sahaja Yoga’yı terk etmeniz daha iyi olur. Sahaj Yoga, berbat insanlar için değildir. Marathi’de kelime ‘gabale’dir. Tukaram, “yerya gabalyache kaama nohe” (yani) “Bu berbat insanların işi değil!” dedi. Shivaji’nin kendisi, savaş verdiğinde, insanlarını yakaladı, onlar o zamanın sartaraları ve dükleriydiler. Sahip oldukları her şeyden vazgeçtiler, hayatlarından, her şeyden vazgeçtiler! Çocuklarını feda ettiler, sahip oldukları her şeyi feda ettiler! Shivaji’nin onlara ödeyecek parası yoktu. Shivaji hakkında pek çok hikaye duymuş olmalısınız. Eğer biz Sahaj Yogilerin bu dünyada nasıl olduğuna bir bakarsanız: kshema (esenlik), yogadan önce gelir. Bu böyledir. Bu Annenizin sevgisidir. Ben çocuklarımın rahat etmesini istiyorum. Onlar yeni doğmuş bebekler. Pekala, rahat etmeye ihtiyaçları var, onlara bakılmalı ama çocuklar küçük olduğu içinde Tanrı’ya şantaj yapamam, değil mi? Ben Yüce Tanrı’nın işini yapmak için buradayım. Ve sizler Benim çocuklarım olduğunuz zaman, Onun lütfu işe yarayacak, size bakacak, sizi büyütecektir. Ama şimdi büyüyün! Büyüyün! Büyümelisiniz! Olduğunuz bu küçük saçmalıktan kurtulun! Kişiliğinizi görün – nasıl yaşıyorsunuz? Dikkatiniz nerede?

Ne düşünüyorsunuz? Seçilmiş olduğunuz en önemli şeyin Sahaj Yoga olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bazen hissediyorum ki, her zaman hissettiğim gibi, birçok yerde rahatsız olabileceğinizi hissediyorum. Ama ben bizzat sizin o yerlerde nasıl olduğunuzu gördüm, son derece buna aldırmazcasına – Batılı Sahaj Yogiler, şaşırdım. Bu açıdan Hintliler bu konuda daha iyidir. Ve bazı Hintli Sahaj Yogiler çok garip bir şekilde yanlış davranıyorlar. Bu Beni şok etti! Davranış biçimleri, insanlara bağırmaları, sorun yaratmaları. Bazı insanlar beni görmeye geliyor, onlarla o kadar kaba konuşuyorlar ki, onlar kaçıyorlar. Onlarla tatlı bir şekilde konuşabilirsiniz. Onlara iyi davranmalısın; insanlara bağırmamalısınız. Pekala, Ben herkesle her zaman, her fırsatta görüşemem ama bu, sizin başkalarına bağırmaya hakkınız olduğu anlamına gelmez. Bu o kadar acınası ve o kadar düşük bir seviyede ki, ne kadar aşağı inmem gerektiğini bilemiyorum! Tüm bu küçük şeylerin üstüne çıktığınızda, o İlahi takdiri geliştireceksiniz. Bu İlahi takdir, Tanrı’nın gerçek lütfudur. Bir lütuf sandığınız diğer tüm lütuflar, lütuf değildir! Siz büyümedikçe  lütuf nimet nedir? “Aman bu nasıl bir lütuf, üzerime yağmur yağdı!” diyen bir ağaç gibi. Ama eğer siz bu yağmurla büyüyemiyorsanız, o yağmurun size ne faydası var ki? Sizler bu dünyadaki en yüksek varlıklar olan şefkatli, güzel, mantıklı insanlar olmalısınız. Dikkatinizi meşgul olduğunuz tüm saçmalıklardan uzaklaştırın. Bu şekilde possess olursunuz, işte bu şekilde şartlanırsınız. Küçük, küçük şeyler, biliyorsunuz.

Hindistan’da başka bir sorunumuz var: Biz başka birine tahammül edemeyiz. Herhangi biri Sahaj Yoga için iyilik yapıyorsa, hemen (onlara karşı)bir grup  oluşturulur – bu Hintlilerde de çok yaygındır. Onu alt etmek için bir grup kurulur. Gandhiji oradayken bu yapılmadı. Bunun nasıl olduğunu bilmiyorum. Bu sadece zayıf liderlikle olur. Ben bu türden bir liderliğe sahip olduğumu sanmıyorum! Gandhiji zamanında, o insanları ezip geçerdi! Birbirlerinin boğazlarını kesip, arkalarından sözler söyleyerek gruplar oluşturmak. Kim ortaya güzel bir şey çıkarsa, Ben de o kişinin kendini ifade etmesine yardımcı olmaya çalışırım, hemen bir grup gelip ona baskı yapar. Ve Batı’da ve Doğu’da, ortalığı karıştırmaya çalışan, umutsuzca yüzeysel olan, işe yaramaz Sahaj Yogiler var. Büyük gurular, büyük insanlar olduklarını düşünüyorlar! Onlar çok küçük insanlar. Tavuk yürekli, demeliyim. Ve kendilerinin çok büyük, harika insanlar olduklarını düşünüyorlar, çünkü belki iyi fotoğraflar çekebiliyorlar ya da belirli bir tarzda bir elbise giyebiliyorlar ya da buna benzer bir şey – oldukları haliyle aptal şeyler! Ve başkalarına hükmetmeye çalışıyorlar. Böyle insanlar kesinlikle dışarı atılacaktır. Böyle bir makinede gereksiz insanlara sahip olmanın bir anlamı yok. Bugün yeni bir çağın – Ruhu aydınlanmış çok yüksek niteliklere sahip insanlardan oluşan yeni bir çağın – başlangıcıdır. Hepimiz bunu bir düşünelim! Şimdi siz kendinizi yönetmelisiniz ve başkalarını da şefkat, sevgi ve sağduyu ile yönetmelisiniz!! Bugün bu Benim sevgi öğretilerimden oluşan Evrensel Dini, Nirmala Dinini ilan ettiğim büyük bir zaman ama bu, hiçbir şekilde sizin cüce olarak kalacağınız anlamına gelmez!

Sizi şımartmayacağım! Sizi bir cüce gibi tutarak sizi şımartmayacağım! Bu yüzden yükselmeye çalışın! Başkalarına hükmetmeyin. Saygı duyun! Birbirinize saygı duyun! Viraat’ın çok büyük bir işine giriyorsunuz. Şimdiye kadar kimsenin bilmediği İlahi Olan hakkında ne kadar çok bilginiz var! Ama kendinizi düzeltin. Tamamen düşmüş olan Gagangadh Maharaj adında çok büyük bir aziz tanıdım! Onun gibi biri düşebiliyorsa siz de düşebilirsiniz, eğer kıymetinizin ne olduğunu, ederinizin ne olduğunu ve size verilen mevkinin ne olduğunu anlamazsanız. Bu yüzden bugün, Annemize olan tüm sevgimizle, yüreğimizde büyük bir cesaretle, fedakarlık göstermeye karar vermeliyiz! Şimdiye kadar neleri feda ettik? Sadece bunu düşün. Bulunduk mu? Bir şey feda ettik mi? Lütfen, insanlığı kurtarmak için siz büyük ruhları kullanmak zorunda olduğumu anlamaya çalışın. Büyümek zorundasınız. Büyümek zorundasınız. Büyümelisiniz.Para meselelerinde de insanlar perişanlar. Para kazanıyorlar. Onlar para harcamazlar. Amerika’da insanların Beni parayla kandırmasına şaşırdım! Binlercesi! Hindistan’da da bu çok yaygın bir uygulamadır! Sonra eğer kariyer odaklıysanız ve çok hırslıysanız, “Benim işim nasıl devam edecek?” bu, şu – siz Sahaja Yoga’dan çıksanız daha iyi olur! Bunun bize hiç faydası olmayacak! Üçüncü şey, “Bu benim karım, bu benim sevdiğim, bu ve bu” diyenler var ve tüm bu saçmalıklar. Neden buradasınız? Ne için? ya da “Çocuklarım, ev halkım, annem, babam” diyen etrafta türlü türlü sefil insanlar var! Eğer bunun üstüne çıkamıyorsanız Bana yardım edemezsiniz, üzgünüm. Siz Bana yardım edemezsiniz.

Çok, çok güçlü insanlar olmalısınız. Çok büyük yiğitliğe sahip, büyük bir idealizme sahip ve asil fikirlere sahip insanlar olmalısınız. Bazıları etrafta bir şeyler satmak için müfrezeleri takip eden küçük esnaf gibidir – Marathi’de buna ‘bazar bhunge’ denir! Şimdi bu nokta üzerinde meditasyon yapın, biz burada Yükselişin Evrensel Dinini oluşturacağız. Bu muazzam bir görev! Eğer Ben bunu tek başıma yapabilseydim yapardım ama yapamam. Bunu sadece sizin vasıtanızla yapmak zorundayım. Ve sizin bir mirasınız var. Bu mirasa sahip olduğunuz çok büyük bir doğumdan geliyorsunuz. Bu mirasla, eğer Ben sizi yönetemezsem, liderliğinizden vazgeçsem daha iyi olur. Bunu yapamam! Özgürlüğümüz için savaşırken hepimiz okullardan atıldık çünkü misyoner okulundaydık ve misyonerler İsa’nın İngiltere’de doğduğuna inanıyorlardı! Bu yüzden bizim o okullarda okumamıza izin vermezlerdi. Bu yüzden hepimiz o okullardan atıldık. Bir süre eğitim görmedik. İki yıl boyunca inter-science dersimi geçemedim. Bizi kolejlerden ve okullardan sürdükleri için katılamadım. Devlet bizi sürdü ama bizler çok gururlu çocuklardık, çok gururluyduk. Tabii ki bunun içinde çok kaldım. Hiç korkmadım. Sadece on sekiz yaşında bir kızdım. Ve bir gün birilerinin gelip Bana, baban bu hapishaneden başka bir hapishaneye nakledildi, dediğini hatırlıyorum. Hepimizde, tüm o insanlarda öyle bir gurur vardı ki! Bizi aşağı indirmek için araba getirmişlerdi. Ve orada çok fazlaydılar. Ve annem doğal olarak endişeliydi çünkü Ben genç bir kızdım. Polis Bana işkence ederdi, Bana elektrik verirdi, hayatımı berbat ederdi, Beni döverdi falan filan.

Ağlıyordu ve orada bulunan yaşlı bir beyefendiye, “Kızım için endişeleniyorum. Artık ona işkence edilmesini istemiyorum”, dedi. Ben gidip bu beye gülümsedim, o da Bana, “Hayır, şimdi artık kes şunu! Yapma, artık bunu yapma. Bu uygun değil” dedi. Bunun üzerine babam beni bir kenara çekti, “Bu ‘yaşlı Johnny’yi dinleme! O ölmek üzere. Onu unutun gitsin. Ben bütün çocuklarımın özgürlük sunağında kurban edilmesini istiyorum. Eğer siz bunu yapıyorsanız, ben gururlu bir babayım. Ve annene de uslu durmasını söyleyeceğim. Ben seninle gurur duyuyorum!” dedi. Ben böyle bir atmosferden geçtim. Üniversitemi bırakmak zorunda kaldım. Sekiz aydır polisten kaçıyordum. Polis hayatıma kastediyordu. Neler yaşadığımızı biliyorum. Biz çok genç insanlardık – on sekiz yaşındaydık. Bunu gözünüzde canlandırabilirsiniz! Ve şimdi Ruhunuzun özgürlüğüne sahip olduğunuzda, Ruhunuzun rahatını aramalısınız. Şikayetçi olan bazı insanlar var, budur, şudur, -saçmalık. Onlar gelmemeliydiler! ya da bu Hintliler – onlar Sahaj Yoga’dan çıkıp bizi rahat bırakmalılar. Ama buraya geldiğini bilenler, sadece eğlenmek için değil, tüm dünyanın bizim sahip olduklarınızdan faydalanmasını sağlamak için, bunu onlara vermek için geldiler. Ve bunun için kişinin fedakarlıkta bulunması gerekir, kişinin acılara katlanması gerekir! Catch ettiğinizde, dertleriniz olduğunda, şu ya da bu olduğunda, Ben sizin acılarınıza nasıl  katlanıyorum. Bazen sizden, her şeyden dolu (üzerimde)kabarcıklar oluşuyor ama Ben buna aldırmıyorum çünkü bu Benim hayatım, Benim görevim, varlığım, her şeyim- bu insanlığın kurtuluşu için. Kanımın son damlası bile bunun için. Yani Benim tatmin olduğum şey çok farklı. Lütfen  bunu unutmayın, siz çok cesur bir Anneden doğdunuz.

Lütfen yükselmeye çalışın! Böylesine muazzam bir görevi yerine getirdiğiniz için gurur duyun. Büyük bir cesaret duygusuna sahip olun. Ancak o zaman, ancak o zaman sonuçlara ulaşabiliriz! Çok savaş gördünüz, çok savaş resmi gördünüz, insanların nasıl savaştığını, kendilerini nasıl feda ettiklerini gördünüz. Ve haydi biz bu savaşta ne yaptığımızı görelim! Sadece vücudunuzu kendi köleniz yapın. Bedeninizin, şartlanmalarınızın ve saçma sapan egonuzun köleliğinden kurtulun. Bir anne olarak, bunda o kadar da kötü olmadığıma eminim, ama bir baba olarak bazı şeylerden yoksun olduğumu düşünüyorum. Lütfen kendinize gelmeyi deneyin ki size karşı olan babavari tavrımda eksik olmadığımı hissedeyim – o hayranlık, bir babanın beklentilerine dair o anlayış. Bunu size şimdilerde bir durum olduğu için, özellikle birkaç kişi için ya da günümüzde çok, bir sürü türü olan herhangi bir şey için söylemiyorum. Bunların hiçbiri değil ama bu Benim, sizin yükselmemiz gereken bu yeni boyutun ilanıdır. Ve savaşta olduğu gibi, “Şimdi ileri!” diye ilan etmeliyiz. Aynı şekilde bu bir beyannamedir. Hiçbir şekilde sizi değersizleştirmek, aşağılamak veya herhangi biriniz hakkında bir şey söylemek için değil. Ama sadece binlerce, binlerce ve milyonlarca ve milyarlarca insanı daha büyük bir amaç için kendini feda etmeye yönlendiren o ilhamı size aşılamak için! Bu yüzden şimdi kendinize saygı duyun. Başınızı kaldırın! Savaşacak olan sizlersiniz. Sorumlu olan sizlersiniz. Kendinizi hazırlayın! Vücudunuzu hazırlayın. Aklınızı hazırlayın! İhtiyatlı olun! Bu benim, bir daha size ‘rica ediyorum’ demem, bu Benim size bir emrim!

Tanrı sizi kutsasın!

Şimdi hepimiz meditasyon yapalım! Kundalininizi bağlamanıza gerek yok. Kendinize bandhan vermenize gerek yok. Hiçbir şey yapmaya gerek yok. Eğer hemen şimdi o aşamaya gelirseniz. Ellerinizi kaldırıp Kundalininizi bağlamanıza gerek yok – bu gerekli değil. Yapılacak bir şey yok! Kundalininiz zaten bağlı. Kabullenin! Bu durumu kabullenin, hepsi bu! İşte siz busunuz – veera’lar (cesur), aptallar değil! Kendinize güvenin. Saygı duyun!

Tanrı hepinizi kutsasın.

Hiçbir şey, Benim için sizin kendi değerlerinizi, kendi ederinizi ve sağduyunuzu anlama düzeyine yükseldiğinizi görmekten daha önemli değil. Tatlı, hoş insanlar olmalısınız ama çok ama çok güçlü! Kendinizi, dilinizi ve şeylerinizi kontrol edebilmeniz için. Kontrol, benliğinizin tam bir kontrolü.

Tanrı sizi tekrar kutsasın!

Lütfen meditasyon yapın. Gözlerinizi kapatın! Gözlerini kapatın! Sadece gözlerinizi kapatın. İki elinizi de Bana doğru uzatın. Dikkatinizi Sahastrara’ya koyun! Sadece dikkatinizi Sahastrara’ya koyun. Hepiniz şimdi benim Sahastraramdasınız. Dikkatinizi Sahastrara’nıza verin. Düşünce yok, hiçbir şey yok. Sadece dikkatinizi kendinize verin ve bu  noktaya kadar yükselin. Bununla ilgili bir drama yok.

Yapay bir şey yok. Bu bir gerçeklemedir. Tüm zayıflıklar geride bırakılmalıdır. Haydi haysiyet ve ağırbaşlılık içinde, güçlü değerlerin güçlü insanları olalım. Sessizlik, mutlak içsel sessizlik. Ve kişinin çok fazla konuşmasına gerek yok. Saçmalamak, boş konuşmak çok fazla konuşmak, sizin tarzınız değil. Bunu kalbinizde, kendi haysiyetinizde, kendi görkeminizde, davranışlarınızın dinginliğinde hissedin. Hepiniz azizsiniz, ama çok yüksek kalitede, çok yüksek kalitede azizlersiniz. Sıradan tipte değil. Dikkatinizi Sahastrara’ya verin.

Chitta elma Sahastrara tevaitze. Apne Sahastrar pe apna Chitta tev. (Marathi: Dikkatinizi Sahastrara’nıza verin)

Herhangi bir düşünce geldiğinde, “Bu değil, bu değil, bu değil” deyin.

Tanrı sizi kutsasın!

Bir ara bütün grupları, tüm liderleri ve Beni görmek isteyen kişileri teker teker görmek isterim. Evliliklerimiz olacak ve her şey burada gerçekleştirilecek ve bu çok iyi çalışacak ama birdenbire o şeyin üzerine atlamayın! Bunu ağırbaşlılık içinde yapın, bunu anlayarak yapın, bu evlilik, başka bir şey değil, çünkü sizin çok kaliteli çocuklara  sahip olmanız lazım, ikincisi bu hayırlı olmalı. Herhangi bir uğursuzluk varsa bunu sadece yıkayın gitsin. Umarım şimdi kendi zirvelerinizin tadını çıkarırsınız, zaferinizin tadını çıkarırsınız ve asil işinizin tadını çıkarırsınız.

Tanrı sizi kutsasın.