Yogilerin konuşması, Dr. Rustom, Gregoire

Ganapatipule (India)

1985-12-30 Talk of Yogis to Yogis, Seminar, Ganapatipule, India, DP-RAW, 56' Download subtitles: CS,EN,LT,PL,TR,UKView subtitles:
Download video (standard quality): Download video (full quality): View and download on Vimeo: View on Youku: Listen on Soundcloud:

Feedback
Share
Ganapatipule’de Uluslararası Sahaja Yoga Semineri

Yogilerin Konuşması, Dr. Rustom, Gregoire, Ganapatipule (Hindistan)  30.12.1985

1972 yılında aydınlanmasını almış bir Sahaja Yogi kendi deneyimlerini paylaşıyor. Ardından Gregoire de Kalbermatten konuşma yapıyor ve Dr. Rustom’u taktim ediyor. Ganapatipule, Maharashtra, Hindistan’daki uluslararası Sahaja Yoga seminerinin birinci gününden kesit.

[başlangıçtaki konuşma metni eksik]

Görüyorsunuz, burada seminerdeyiz ve hepimiz Sahaja Yogileriz ve iyi vakit geçiriyoruz, şakalar yapıyoruz, bazı şeyler tartışıyoruz, bunun gibi şeyler var ama, bunların hepsi çok iyi, yani kişi eğlenebilir, aslında eğlenmelidir de çünkü tüm yaratılış, bizim neşe duymamız gereken bir şekilde yaratılmıştır. Yaratılışın başlangıcından itibaren, Evrenin Shri Adi Shaktisi, Deitylerini kullanarak, yarattığı tüm güçleri kullanarak, varoluşumuzun tam olarak keyfini çıkarabileceğimiz, tam bir neşeyle içinde yaşamamızın mümkün olduğu, çok güzel bir Evren yaratmak için bir drama oynadı. Biri, bir örnek verecek olursa… dün oturduk ve ragalar dinledik. Bu ragaların kendisi dahi, onları dünyaya sunan aydınlanmış ruhlarda olan Shri Adi Shakti‘den ilham aldı. Her şey, Onun tarafından farklı görünümlerde yaratılmıştır. Yani biz kendimizden neşe duymalı ve mutsuz olmamalıyız.

Ve O neden bizim mutlu olmamızı istiyor? Çünkü mutlu ve rahat olduğunuz zaman, Tanrı’nın gücü, kaderinizin belirlediği büyük bir doruğa  sizi yükseltmek üzere üzerinizde çalışabilir. Görüyorsunuz, gerçekleşen tüm bu drama, amacı olmayan bir drama değildir. son derece önemli olan, derinden önemi olan Kadir-i Mutlak Tanrı’nın farkındalığı onun içinde yatıyor.

Ve Sahaja Yoganın amacı tamamen budur. Kullandığımız tüm farklı teknikler bunun için bir köprüdür. Görüyorsunuz, Bu Dünyada, Shri Mataji’nin ne olduğunu anlamalısınız. O, Adi Shakti’dir. Şimdi, kaç kişi Adi Shakti’nin ne olduğunu biliyor? Adi Shakti, Kadir-i Mutlak Tanrı’nın gücüdür. Evrende tezahür eden en yüksek şeydir. Bu şey Evrende Avatarını (Deitynin insan bedeninde dünyaya gelmesi) ilk kez aldığında, bunun arkasında derin bir anlam olmalıdır. Ve bu derin anlam ise, Yüce Rabbin farkındalığı olmalıdır. Bedeninize tantranın çeşitli çakraları yerleştirilmiştir. Enstrüman. Tantra enstrüman demektir. Bu çakralar ne içindir? Ve insanlar onları temizlemek, çakraları çıkarıp tuzlu suya koymak ve tekrar yerine koymak için çok zaman harcıyor. Ama hangi amaçla? Görüyorsunuz, bunun hangi amaçla yapıldığını düşünmek zorundasınız. Bir şeyleri rutin olarak yapmak yerine, neden burada olduğunuzu düşünmeye çalışın. Çakralar, insanda bireyin farkındalığını adım adım, daha ve daha da  yükseğe, Yüce Tanrının tahtına ulaşana dek yükseltir. Onların amacı budur. Yani, çakraları bunun için kullanmayanlar, bir Rolls Royce’a sahip olan, onu parçalara ayırıp, yağın içine yatıran, tekrar birleştirip motoru çalıştıran ve sonra hiçbir yere gitmeyen bir adam gibidir.

Görüyorsunuz, tüm tantralar dikkatinizi Mutlak Güce Sahip olana  yükseltmek için size verilmiştir. Sahaja Yoga tamamen dikkatinizi Mutlak Güce Sahip olan yükseltmeniz için size verildi. Arkadaşlarınız size bu amaç için verilmiştir. Ve Shri Adi Shaktinin Kendisi, bunu size vermek için karşınızda belirdi. Şimdi, Shri Adi Shakti’nin Mahamaya olduğuna şüphe yok. Mahamaya ne anlama geliyor? Ve O neden Mahamaya? Görüyorsunuz, bu esas temelleri sorgulamalısınız. Sonuçta Tanrı, Evrenin Baş Mimarıdır. O’nun amaçsız bir şekilde yaptığı hiçbir şey yoktur. Bunu anlamalısınız. Sınırlarımız dahilinde her ne yaparsak, bunda eğer bizim bir amacımız varsa, düşünün ki O’nun amacı  daha ne kadar büyüktür? Hele Shri Adi Shankaracharya, uzun zaman önce, yıllar önce, eğer insanlara şöyle demişse, “Sen Mutlak olansın, seninle Yüce Tanrı arasında, Adwaita (ikilik olmaması, bireyin benliğinin -Atman- Mutlak Gerçek olan Brahman ile özdeşleşmesi) arasında hiçbir fark yoktur.”

Şimdi, eğer siz Mutlak olansanız, Atma seyreltilmediği (yoğunluğunu azaltmadığı) sürece, yaratım olamaz, değil mi? Çünkü eğer zaten Atma Tattwa olduğunuzun her zaman farkındaysanız, siz yaratıma nasıl dahil olabilirsiniz? Kendi varoluşunuz üzerine yaptığınız meditasyonda her zaman kaybolacaksınız. Bu temel gerçeği anlamalısınız. Bu yüzden Mahamaya, yaratılış için gerekliydi. Mahamaya yaradılışın evrimi için gerekliydi. Çünkü O sizin için dramalar sahneye koyarak, sizi geliştiriyor. Ve ancak siz belli bir seviyeye ulaştığınız zaman, sizi kendisinden kurtarabilir. Böylece siz Maya’nın ötesini, Mutlak olanı görürsunuz. Şimdi, Puranalardan birisinde şöyle bir söz vardır: “Devi’ye ancak hem zeki, hem de cesur olanlar ibadet edebilirler.” Aptal ve korkak olanlar Ona ibadet edemezler. Bu çok önemlidir, görüyorsunuz. Bize beyin verildi. Bu beyinler bize hayatın abesliklerini çözmemiz için verilmedi. Kadir-i Mutlak olana giden rotamızı çizmemiz için bize beyin verildi. O sizi kaşıkla beslemeyecektir. Belli bir noktadan sonra, yolu kendiniz bulmalısınız. Bunun nedeni, bunu yapmadığınız sürece, sizin Yüce Allah’ın huzuruna çıkmaya layık olmamanızdır.

Sadece cesaretlerini ve akıllarını, arzularının gücünü kullananlar yolu bulabilirler ve onlar gerçektende, O’nun huzuruna çıkmaya layık olanlardır. Bunların hepsi, insanlık evriminin bir parçasıdır. Yüce Olanı anlamak ve takdir etmek için, siz bunu almaya muktedir bir farkındalığa sahip olmalısınız. Shri Mataji yaklaşık iki yıl önce Riyad’a geldi ve ben kendisine sunduğum Sanskritçe bir şiir yazdım. Ve benim yerime şiiri tamamlamaya başladı çünkü şiir eksikti. Ve şiirin dizelerden biri şuydu: “… tüm  bunları ben bu kadar küçük olan kaselere nasıl sığdırabilirim?” Görüyorsunuz, çünkü farkındalık, beyin henüz ışımayı, Yüce olanın ışımasının tüm ağırlığını içine alabilecek kadar gelişmedi. Peki, beyni nasıl geliştireceksiniz? Sonuçta beyin, Agnya çakradır. Beyni Kadir-i Mutlak olanın doğasına odaklayarak, onu geliştirirsiniz. Varoluşunuz üzerinde her gün düşünerek, bunu geliştirirsiniz. Bu şekilde dikkat ona kadar gider. Ve beyindeki sinirler rafine olurlar. Sahasrara’nın taç yaprakları, Mutlak olanın lütfunu ve O’nun farkındalığını alabileceği noktaya gelene dek arıtılırlar. Shri Adi Shakti, Onun Shaktisidir.

Shri Adi Shakti, her şeyin kendisinden meydana getirildiği güçtür. O beyninizi sizin için rafine edendir ama kendiniz dikkatinizi oraya koymalısınız. Sahaja Yoga’da bu çok kolaydır çünkü dikkatini değeri olmayan şeylerden çekmek için kişi çokça yalnız bırakılır. Bir çakra catch edebilir ama ne fark eder ki? Beş, on dakika içinde catch çözülebilir. Öyleyse neden bununla uğraşıyorsunuz? Catchin, çakradan çakraya geçtiğini biliyoruz. Kundalininin hareketi, çakradan çakraya geçer. Öyleyse, önemsiz şeylere konsantre olmanın amacı nedir? Geçmişte, biliyorsunuz, Tanrı’yı ​​aramak için  birçok arayış içindeki büyük kişi Dünya’ya geldi. Sonra, siz ne arıyorsunuz? Arayışın anlamı nedir? Bu Tanrı’yı ​​aramak demektir. Onlara yardım edecek Shri Adi Shaktileri de yoktu. Siz, burada karşınızda Ona sahipsiniz. Bu yüzden bundan yararlanmalısınız. Ve çaba gösterin ve bu noktada Mutlak olana sabitlenin. Ve hepiniz burada bir kolektivite içinde olabilirsiniz, ancak sizinle Mutlak olan arasındaki ilişki, sizinle O’nun arasındaki ilişki  sadece şahsi bir şekilde olmalıdır.

Ve O’nu gördüğünüz zaman, başka hiç kimseyi görmezsiniz. Anlıyorsunuz. Kolektivite içinde olmak çok iyidir, hep birlikte olmak çok iyidir, birbirinizin arkadaşlığından neşe duymanız iyidir ancak birbiriniz arasındaki ilişki, sizi Kadir-i Mutlak Tanrıya yükselişi teşvik edecek bir şekilde olmalıdır. Çok net olmalıyız. Sahaja Yoganın bütün amacı, bu yükseliştir. Yüce Tanrıça’nın Kendisi olan Shri Adi Shakti’nin, Rabbimize karşı insani terimlerle tarif edilemez bir bağlılığı vardır. Yüce olanla Shakti arasındaki tüm oyun, insanlığın ve Yaratılışın en derin gizemlerinden biridir. Ve Shri Adi Shakti’nin en derin arzusu, Yaratımının ve çocuklarının, Rabbine bir sunu olarak, Yüce olanın tahtına yükselmesidir. Bu tıpkı sanki, biz Shri Mataji ‘ye bir şey sunduğumuz zaman, eğer bunda çiçekler varsa, en kötü çiçekleri içinden çıkarır, sadece en iyisini, en mükemmelini Ona sunarız. Yani, Shri Adi Shakti de,  Yaratımını Rabbine sunduğu zaman, bu durum bundan çok daha yüksek seviyede olan bir şeydir. Ve sadece en mükemmel olan O’nun önünde sunulabilecektir. Anlıyorsunuz. Bunu anlamalısınız.

Lord ve O’nun Shaktisi arasındaki bu oyunda, bir rol almadığımız sürece, insan olarak bizim hiçbir önemimiz yoktur. Bu amaca hizmet etmiyorsa, tüm yaratılış fırlatılıp kenara atılabilir. Çünkü Evrende gerçek olan sadece iki şey vardır, bu da Tanrı ve O’nun Shaktisidir. Bunun dışında geri kalan her şey gereksizdir ve hiçbir önemi yoktur. Yaradılışın sonunda geriye sadece bu iki şey kalacaktır. Yani, olmakta olanları hafife almamalısınız. Siz bu dramanın temel parçalarısınız, temel kısımlarısınız. Evrenin temeli ve içsel kökü olan çok derin bir dramadır bu. Mooladhara çakranın neden dört tane taç yaprağı olduğunu hiç düşündünüz mü? Bunun anlamı nedir? Neden dört? Dört tane, çünkü Lord ve Shakti’yi ayaklarının dinlendiği Sushumna’da onları birleştirirseniz, dinlenen dört tane ayak bulacaksınız. Bu … işte bu yüzden o nihai saflıktır, çünkü o Rabbin ve Onun Shaktisinin bir araya gelmiş ayaklarını temsil eder ve bu oğula, yani Ganesha’ya, Lord’a, Omkara’ya bir taht olarak verilir. Bunlar çok önemlidir, çok derindir. Tanrı’nın ve Shakti’nin oyununda yerinin olması için kişinin, aşırı saflığa, aşırı bilgeliğe ve neler olduğuna dair aşırı bir farkındalığa ihtiyacı vardır. Bu yaratılışın tüm amacı budur ve yalnızca budur. Yaratılış, sizin sarileri demirle kaplamanız için meydana gelmedi, Dhobi [çamaşırcı] hakkında endişelenmeniz için değil.

Bunlar tamamen alakasızdır. Onlar bir yüzyıl bile sürmeyecekler, sonsuzluğu rahat bırakacaklar. Orada organizasyon da yok. Yüzünüz maviye dönene kadar siz organize edebilirsiniz, ancak Mutlak olanın arzusu işe yaramazsa, orada başka bir Sahaja Yogi bulamayacaksınız. Bunu gördünüz. Çoğunuz gördü. İlk günlerde, kitlesel tanıtımlar yapılmasına rağmen, boş salonlarla karşılaştığımız zaman, bir sürü hoş deneyim yaşadık. Görüyorsunuz, siz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Lord Krishna geldiği zaman, “Siz hiçbir şey yapmıyorsunuz. Her şeyi Ben yapıyorum”, dedi. Yani, kendisinin yaptığını sanarak kendini kandıran insan, bunu o yapmıyordur. Shri Krishna, “Harekete geç! Harekete geçmelisin ama yaptıklarının sonuçlarını Bana bırak”, dedi. Yani, O’nun söylediği şey, beklenti içinde olmadan hareket etmektir. Şimdi, siz nasıl uyanacaksınız? Ne yapacaksınız? Bakın, birisi harekete geçtiğinde, herkes sol kanalın sağ kanalın ne olduğunu bilir. Kişi solun arzu gücünü kullanarak sağ tarafta hareket eder. Bu herkes tarafından çok iyi bilinen bir şeydir. Kişi hangi çakra aracılığıyla hareket eder? Aktivitenin çakrası hangisidir? Kim cevap verecek? Yaratılışın mı? Hepiniz bunu biliyor olmalısınız, bunlar temel şeyler.

Swadishthana. Tamam. Swadishthana sağda, değil mi? Ve Shuddha Ichha (Saf Arzu) soldadır. Yani, Kadir-i Mutlak Tanrının arzusu ile eylem arasındaki köprü nedir? Sol Swadishthana çakrasıdır. Doğru mu? İşte bu yüzden tüm bhootlar gidip orada oturuyorlar. Sizin eyleminizi, arzunuzdan ayırmak için. Çok basit, bakın. Bhootların sert şekilde vurduğu her yerde, oranın önemli bir çakra olduğunu bilmelisiniz. Şimdi, görüyorsunuz, insan olmamıza rağmen, Tanrı’nın lütfuyla aydınlanmış ruhlarız. Bu da, Evrenin tüm tantrasının minyatür şekilde içimizde var olduğu anlamına gelir. Shri Mataji yaptı bunu ve “Sizi oraya Ben yerleştirdim. Şimdi, kendinizle ne yaptığınız, sizin meselenizdir”, dedi. Şimdi, Evrenin Shuddha Ichha’sı olarak … Herkes Shuddha Ichha’nın ne olduğunu biliyor mu? Shuddha Ichha, Evrenin saf arzusudur. Şimdi, Evrenin saf arzusu nedir? Evrenin saf arzusu, Tanrı’dır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı’nın arzusudur. Bu, Evrenin İda Nadisi vasıtasıyla akarken, yerine yerleştirilmek üzere Tanrıça Shri Mahakali tarafından taşındı, Kundalininin içine yerleştirildi. Yani bu sol kanalınızın içinde akar veya eğer bunu siz arzu ederseniz, sol kanalınızda akabilir, aktivitelerinizi bilgilendirmek için. Şimdi bakın, bağlantıda olmadığınız sürece, aktiviteleriniz anlamsızdır.

Bu karıncaların ne yaptıklarını bilmeden etrafta koşuşturması gibidir. Yani ilk önce, kişinin kendi içinde saf arzuyu tesis etmesi gerekir. Bunun İda nadinizde akmasına izin verin. Bunu nasıl yaparsınız? Çok basit. Shri Mataji‘ye dua ediyor ve diyorsunuz ki, “Siz Evrenin Shuddha Ichha’sısın ve ben de Size böyle ibadet ediyorum.” Sadece bunu yaparsanız, Ona dua edin, Ona dua edin, işte budur, O, İda nadiniz içinde öyle bir güçle akacaktır ki, sol Swadishthananızda olan her şeyi yıkıp  geçerek, aktivitenizi bildirmek için sağa akacaktır. Sol tarafınız güçlüyse, sağ tarafta catch edemezsiniz. Görüyorsunuz, yani bu ilk aşamadır. Eğer bu Shuddha Ichha’yı yaparsanız, bundan fazlasını yapmanıza gerek kalmaz, Shuddha Ichha tüm çakralarınızdan akacak, sonunda beyninizdeki engelleri kaldıracak ve beyninizdeki her bir sinir lifini, hücreyi, aydınlanma ve nektarla dolduracaktır. Bunu yapmasıyla da, bütün bilinciniz ve farkındalığınız değişecek ve değiştikçe de sizin farkındalığınız, Mutlak olanın farkındalığı ile dolacaktır. Mutlak olanın farkındalığı ile dolduğu için, Shri Mataji‘nin ne olduğunu siz açıkça göreceksiniz, O Kadir-i Mutlak Tanrının Shaktisidir. Ve biz “Shri Mataji bunu yaptı, Shri Mataji şunu yaptı” demeyeceğiz, siz bütün Mayayı ve oyunu biliyorsunuz. Bazı insanlar, bir dakika traji hisseder, sonra ardından mutlu olurlar… Bunların hepsi saçmalıktır.

Eğer kendinizi, kendi içinizde oturttuysanız, ana babanızın gözünde, Her Şeye Gücü Yeten’in gözünde kesin olarak değişmez olarak kalacaksınız. Günden güne değişmiyorsunuz. Kendinizden şüphe etmiyorsunuz. Bunu öğrenene kadar, siz Nirvikalpa olamazsınız. Çünkü Nirvikalpa’nın bir kısmı, sadece Tanrı’dan veya Shri Mataji’den şüphe duymamak değildir. Bunu yapmamak çok kolaydır. Bunların bir uzantısı olarak, sizin kendinizden şüphe duymamanızdır. Çünkü Shri Mataji’nin dediği gibi, O her birimizi kendi vücudunun bir parçası haline getirdi. O halde kendinden şüphe etmekte, bir anlamda Ondan şüphe etmektir. Şimdi, insanlar Sahaja Yoga’da Aydınlanma alarak kendilerine ne olduğunu fark etmekten kaçınmaya çalışıyorlar. Onların, Yüce Tanrı’nın, bir anlamda Onun Shaktisinin bedeninin bir parçası haline geldiklerini görmek istemezsiniz. Çünkü bu, sizin artık eskiden olduğu gibi davranamayacağınız anlamına gelir. Önceden bağlandığınız eski şeylere tutunamazsınız. Değişmek zorundasınız, görüyorsunuz. Hazır mı? Tamam. Ve insanların anlamadığı bir şey bu. Ve bu, Sahaja Yoga’dan bir kaçıştır, bu ondan kaçmaktır.

Sahaja Yoganın özü gerçekte, insanların…, insanın almış olması, insanlara aydınlanma verilmiş olmasıdır, onların İlahi olanın bedeninin bir parçası haline getirilmiş olmaları ve onların farkındalıklarını en üst seviyeye çıkarma, Tanrı aydınlanmasına (Tüm elementleri kontrol edebildiğiniz aşama) ulaşma fırsatı verilmiş olmasıdır.

İşte budur. Bu çok basittir. Geri kalan her şey zaman kaybıdır. Ve bizler Sahaja Yogiler olsak da, kişinin Evreni bizim yönetmediğimizi kabul etmesi gerekir; Evren bizim tarafımızdan yönetiliyor. Demek istiyorum ki, Kadir-i Mutlak tarafından bizim için yönetiliyor ve Yüce Tanrı içinde  tarafımızdan yönetiliyor. Biz bu olmalı, şu olmalı, önümüzdeki hafta yirmi kişimiz olmalı şeklinde karar veremeyiz, bu olamaz. Tanrı kaç kişi istediğine karar verir, nerede ve ne zaman olacağına O karar verir, sizler sadece enstrüman olmalısınız. Hiçbirimiz Evreni bu kadar çok değiştiremeyiz. Bir enstrüman olarak çalışıp, Yüce olanın önünde ilerleyen bir dalganın tepesindeyken bunu yapmadığımız sürece. Bulutların üzerinde süzülen, dağları dönüştüren ve yıldırımlar fırlatan eskinin Siddhik (Yoga yoluyla doğa üstü güçlere ulaşmış) Yogilerinin günleri sona erdi, görüyorsunuz. Bu, bir şeyleri kendileri yapmak isteyen, sağ kanal insanlar içindir. Bizler bu değiliz. Bizler Tanrıça’nın bedeninin parçalarıyız. Ve her birimiz bir sinir hücresi gibi olmalıyız. Beyin bize ne yapacağımızı söylediğinde, bunu yapmalıyız. Bu nedenle hepimiz kolektifiz. Gerçek kolektivite işte budur.

Ve eğer biz… her birimiz Tanrıçanın beyninde bir sinir hücresi olduğumuzu anlarsak, O’nun bütün varlığına nüfuz ederek, o zaman uluslar arasındaki tüm sınırlar ve şu, bu diye Sahaja Yogileri birbirinden uzak tutan şeyler ortadan kalkar. Hepimiz bir olduğumuzun farkındayız, aynıyız, her birimiz bir bireyiz ve her birimizin Yüce olanla şahsi bir ilişkisi var. Ve her türlü yanlış tanımlama ortadan kalkar. Şimdi artık kişi ortak bir dil konuşuyor, bu konuda şüphe yok, bu gerçek. Ve bu da, vibrasyonların ortak dilidir. Eğer oradaysanız, bunun nasıl olduğunu bilmiyorsunuz ama farklı bir dili olan insanlarla iletişim kuruyorsunuz. Bu gerçekten de çok basittir. Yani, Ben gerçekten de bu konuşmayla, Sahaja Yoga’da size ne verildiğinin farkına varmanızı istiyorum, yani Mutlak doğası içinde Yüce Tanrıça tarafından ne yapıldığının ve hangi amaçla yapıldığının. Bu sayede başka şeyler için ne zaman, ne de enerji israf etmeyin. Bundan daha büyük bir şey yoktur. Ve Tanrıça’nın Kendisi, zamanın ötesindedir, her şeyin ötesinde, Her Şeye Kadirdir. Öyleyse, farkındalığınız bunu kavrayabilecek bir tabiatta olmalı ve bu farkındalığa sahip olmalıdır. Şüphesiz, farkındalık içinde Onunla bir olabilirsiniz. Ve şeyleri Onun gördüğü gibi görün ama bunun için beyninizin gelişmesi gerekir. Yani, kişinin yapması gereken şey budur ve gerçekten de geri kalan şeyler, önemli değildir. Bu seviyede, zamanın nasıl geçtiği önemli değildir.

Bu seviyede mucizeler olup olmaması önemli değil çünkü mucize kavramının zaten tamamen ortada yoktur. Her şey Mutlak olanın arzusunu takip eder. Bir mucizeyle, mucize olmayan arasında (karar vermek için) buna hakemlik edecek kuralları kim koyar? İnsanoğulları. Bu Tanrı değildir. Tanrı için mucize diye bir şey yoktur. O’nun için her şey mümkündür. Yani, demek istediğim şu ki, sizler farkındalığınızı yükseltin, daha yüksek bir seviyeye  sabitleyin, orada tutun. Bu sayede ne olduğunu gerçekten görürsünüz. Ve size verilen her şeye rağmen,kişinin aydınlanma almadan önce içinde yaşadığı aynı çemberlerin içinde, düşük seviyeli çemberler içinde dolanmaya devam etmeyin. Bu çok önemlidir. Bu o kadar önemli ki, bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Mutlak olanı kavrayabilmeniz için beyninizin yapısını ve kapasitesini artırmaya çalışın. Bunun için söylenecek daha başka bir şey var mı bilmiyorum.

Uzun zaman önce Shri Mataji ile ilk  kez tanıştığımda, Gregoire da oradaydı, benimle beraber etrafta zıplayıp duran bir sürü başka çatlak vardı. Birini hatırlıyorum, Shri Matajiyle beraber Londra’da bir apartman dairesinde uyuduktan sonra,  bir sabah erkenden Onunla konuşuyordum ve dedi ki… bilirsiniz… biz Maya hakkında konuşuyorduk. Ve dedim ki, “Anne, keşke ben Maya’nın ötesine geçebilseydim.” Ve O bana dedi ki, bu yaklaşık yedi veya sekiz yıl önceydi ve bana dedi ki, “Bir gün yapacaksın, beni yakalayacaksın.” O bana, “sen Beni yakalayacaksın” dedi. Ve benim de demek istediğim bu, hepimizin hedeflemesi gereken şey budur. Bunun ötesine geçmeye çalışın. Ve bunun ötesine ancak Mutlak olanın ayaklarına dokunabildiğiniz zaman geçebilirsiniz. Mutlak olan, bulutların üzerinde yükselen bir dağ zirvesi gibidir. O dağın zirvesinde dinlenmediğiniz sürece, bulutların üzerine çıkamazsınız. Yani,  Maya’nın üzerine çıkamazsınız, farkındalığınız Mutlak olanın ayaklarına dokunana kadar bu imkansızdır. Çünkü Maya’nın üzerinde, Mutlak olandan, Atma Tattwa’dan başka bir şey yoktur Biliyorsunuz, Atma Tattwa (Ruhun Gerçeği), Kadir-i Mutlak Tanrı’nın Kalbinde dinlenir ve Sadashiva olarak Sahasrarada dans etmek üzere yükselir. Bu yüzden kalp çok önemli bir organdır.

 

Rajabhai, Shri Mataji’nin aydınlanma verdiğinde, kendisine “Siz genç adamların çok sert kalpleri var” dediğini söyledi. Ve Shri Mataji bu anlamda doğruydu. Çoğu insanın kalpleri serttir. Bunun onların suçu olması şart değildir. Onların bu dünyadaki deneyimlerinin bir sonucu olabilir ama kişinin kalbi, bir lotus gibi olmalıdır. Kaçınızın bir nilüfere dokunduğunuzu bilmiyorum ama onun yaprakları, ipek gibi çok yumuşaktır. Bir erkeğin kalbi de, bu kadar yumuşak olmalıdır. Görüyorsunuz, geçmişte yaptığımız her şeyden bağımsız olarak aydınlanmamızı aldık. Kadir-i Mutlak Tanrı’nın lütfuyla,  merhametiyle, derin şefkatiyle, insanlığa olan derin sevgisiyle, Shaktisinin çocuklarına duyduğu sevgiyle, O bunu bize bahşetti. O, her şeyi unutun, unutun gitsin, unutun gitsin, diyor. Affedin, bakın, Ben onları affediyorum. Onları affediyorum. İnsanlığın geri kalanı için, bizlerde kalbimizde aynı şekilde olmalıyız. İsa’nın havarileri geldiği zaman, Peter sanırım, bir keresinde İsa’ya geldi ve sordu: “Kardeşlerimi ne sıklıkla affetmeliyim, yedi kere mi?” “Hayır, yetmiş kere yedi kez”, dedi. Ve Onun kast ettiği şey, sonsuzluktu. Görüyorsunuz, bu benim inancım, eğer nazik ve müşfik değilse, kişi iyi bir Sahaja Yogi olamaz. İyilik ve kibarlık zayıflık anlamına gelmez. Bu yumuşak olmak, başka bir  kişiyi kalbinde ilerletmeye çalışmaktır, Shri Mataji’nin bir zamanlar yaptığı bir konuşmasında bahsettiklerine önem vermek, onun hitasına [hayrına] değer vermek anlamına gelir.

Ne olduğunu görmeye çalışın… onun için en iyi olanı nasıl yapacağınızı, onu yükseltecek şekilde, onu nasıl manipüle edeceğinizi. Bu, birinin ötesine geçmek anlamına gelir, anlarsınız, birisi size karşı sert davrandığında, o size karşı sert mi? Eğer siz Atma iseniz, o kişi size karşı nasıl sert davranabilir ki? Eğer siz Atma iseniz, her şeye dayanabilirsiniz. Ve buna rağmen, çaba gösterin ve bunu çözün. Gerçekten tahammül etmemizin beklenemeyeceği tek şey, Tanrıça’nın Kendisine  karşı yapılacak herhangi bir hakarettir. Orada bizler güçlü ve kararlı  olmalıyız. Ancak bu, adaleti bizim kendi ellerimize aldığımız anlamına gelmez. Adalet…, bize değil, Yüce Olan’a aittir. İsa da, “Yargılanamayacağınızı yargılamayın” demiştir. Yargılamaya hakkımız olmadığını çok açık bir şekilde ifade etmiştir. Orada oturup, sonunda kimin cehenneme gitmesi ve kimin cennete gitmesi gerektiğini biz belirlemeyeceğiz. Bu bir başkası tarafından yapılacak. O halde biz yargılayamayız. Yargılamayı ve cezalandırmayı Tanrı’ya bırakmalıyız. Adalet, yargılama, karar verme, planlama gibi Yüce Olan’ın kalitelerinden hiçbirini kendimize mal edemeyiz. Bunlar O’na aittir, biz bunları sadece uygularız.

Ama bir insana, bu dünya üzerinde dharma bağlamında davranan herhangi bir canlıya karşı şefkat gösterdiğimizde, biz Rabbi mutlu ederiz. Bununla, dharması insanların ayakları altında ezilmek olan böcekleri öldürmemeye çalışan Jainler (Mahavira tarafından kurulan, canlılara zarar vermeyerek,  mükemmeliyet sayesinde kurtuluşa ulaşmayı öğreten, münzevi bir din) gibi ortada dolaşmayı kastetmiyorum. Böcekler ve biz bu şekilde yaratıldık ve bu, normal bir hayat sürdürmenin kaçınılmaz bir sonucudur. İnsan deliye dönmez, biliyorsunuz. Yemek yemeliyiz. Tavuk, demek istediğim, bu ona karşı nazik olmak için tavuk kesmeyeceğiniz anlamına gelmez. Sınırlar içinde yaşamalıyız ama gereksiz zulme de bu dünyada yer yoktur. Tanrı acımasız değildir. Ve eğer Onun özünü ve doğasını paylaşacaksak, Onun gibi olmalıyız. Öyleyse, size vermeye çalıştığım mesaj şudur: Tanrıçayı sarmalayan tüm bu ihtişama rağmen ve … olmalı çünkü O, nihayetinde O, Shri Adi Shakti olduğu için, bunun bizim kalbimizdeki en derin arzu olduğunu unutmayın, Shuddha Ichha, bu da Ona layık sunular olarak sizi Rabbinin ayaklarına yükseltmektir. Ve O tüm dramasında, eylemlerinde sürekli olarak sizi bu noktaya getirmek için çalışır. Ve ben size, Evrende bu gerçek dışında, endişelenmeye değer hiçbir şey olmadığını söylüyorum.

Eğer Annenizi seviyorsanız, Onun tarafından Eşine sunulmaya layık olmaya çalışın. Ve eğer Babanızı seviyorsanız, O’na sunulmaya layık olmaya çalışın. Ve eğer her ikisini de severseniz, bu kaçınılmaz olarak işe yarayacaktır çünkü Onların sevgisi kalbinizde işleyecek, bu ikisi birbirine karışacak ve siz yükselmekten başka bir şey yapamazsınız. Beyninizle değil kalplerinizle yaşayın. Bu egolarınız ve süper egolarınız tarafından değil de, kalbinizin içsel arzuları tarafından sorgulanıyor. Onları sorgulamayın. Onları sorgulayamazsınız. Onlar mantığın ötesindedirler. Kalbinizle yaşayın. Eğer kalbinizi ifade ederseniz, hayattan o derece memnun olursunuz ki, kimseye kızamazsınız. Her zaman o kadar mutlu olacaksınız ki, yaratıldığınız andan itibaren kaderiniz olan bu seviyeye Ebeveynlerinizin sizi yükseltmeleri, bir çaba göstermeden gerçekleşecektir. Tüm söylemem gereken şey budur.

 

Jai Shri Mataji.

 

Soru olup olmadığını bilmiyorum…