Daha derine gitmelisiniz

Sydney (Australia)


Send Feedback
Share

savikalpa da olduğu gibi, – “vikalpa” şüphe anlamına gelir ve “sa-vikalpa” şüphe ile demektir. Yani siz, hala aklınızdaki şüphe ile büyüyorsunuz. Hala akıllarındaki şüphe ile büyüyen insanlar var.

Örneğin, eğer birisinin Sahaja Yoga içinde kalbi kırılırsa, bir şekilde “Ben Sahaja Yoga’da incindim” şeklinde gücenmiş olur – bir şeyler, bilinçaltı oradadır. O zaman onun içinde, hala bu “incindim ama ben hala Sahaja yoga yapmak zorundayım, o iyi” duygusu vardır. Aklen kabul eder ve bununla devam eder, bu sayede de bununla nirvikalp konumuna ulaşabilir. Veya belki de o nirvikalpa konumunu elde eder ve sonra tekrar savikalpa’ya geri döner. Bu bir geriye dönüştür. Olabilir, diyebilir ki, “tamam, ben bunu nirvichara içinde yapacağım ama, nirvichara’dan da gidebilirim, bakın, şüphelerime Nihayetinde şüphelerim var, neler var, şu, bu mümkündür.“ Ve kimi insanların içlerinde gizli bir öfke vardır veya bir tür saklı duyguları veya kendisinin de çok farkında olmadığı gizli şeyler olabilir, bu nedenle onda vikalpalarda vardır.

Yani savikalpa samadhi ile bu, nirvichara samadhi’den sonra veya önce olabilir. Yani demek istiyorum ki, gider ve bazen bunun içine düşersiniz. Bu nedenle biz aslında savikalpa’nın ötesine gitmeliyiz, çünkü nirvichar samadhi yeterli kalitede değildir. Bütün vikalpalar, bütün şüpheler kaybolmalıdır, sonrasında siz nirvikalpa konumuna ulaşırsınız. O zaman şüphe yoktur, problem yoktur. Aranızda bu durumda olan pek çok kişi var, böyle olduklarının henüz farkında olmayanlar var. İşte bu yüzden Ben sizden yaratıcı işinizde bu yeni boyutu geliştirmenizi rica ediyorum.

[Yogi: Shri Mataji, gün boyunca derin bir meditasyon konumunu nasıl sürdürebiliriz?]

Bakın, sizler bir şekilde meditasyondasınız. Yarı meditasyondasınız, yarı değilsiniz. Eğer şahit konumu geliştirmeye çalışırsanız, o zaman meditasyondasınız – sadece şahit konumu. Her ne görürseniz, sadece seyredin. Sadece seyretmek en iyi yoldur ve sizin başka bir dünyada olduğunuzu ve bu insanların ise başka bir dünyada olduğunu keşfedeceksiniz ve buna şaşıracaksınız. Siz onları başka bir dünyadan görüyorsunuz. O zaman, siz onlar için şefkat duyacaksınız, onlara acıyacaksınız, sizler onlar gibi olmayabilirsiniz de – tüm bu duygulanımlar sizde oluşacaktır ama siz onlardan ayrı bir kişisiniz.

[Yogi: Bazen şunu hissedebilirsiniz, siz kendiniz, kendi merkezinizdesiniz, iyisiniz ama sizin başka kısımlarınızda bir uyumsuzluğa yol açan şartlar içine sürükleniyorsunuz. ]

Bu savikalpa konumudur. Sizin sürüklendiğiniz şey budur, nirvichara konumunda olsanız da, hala tekrar vikalpa içinde olduğunuz savikalpa konumuna sürükleniyorsunuz. Ama siz, nihayetinde siz bir aydınlanmış ruhsunuz. Yani onlar üç tane net şey yaptılar, sizde “savikalpa samadhi” olabilir, sizde “nirvichara samadhi” olabilir ve sizde “saf nirvikalpa samadhi” olabilir. Şimdi bu konumda bile, bilirsiniz, siz şuna gelebilirsiniz ve işte kurtulmanız gereken şey budur, böyle bir durumun içine düştüğünüzü gördüğünüz zaman, “bu değil, bu değil” deyin ve bundan çıkın. Bu bir pratiktir, küçük bir pratik size söyleyebilir. Araba kullanmak gibi, aynı şekilde siz pratik yaparak bunda ustalaşırsınız.

Ben bir şeyin yanlış olduğunu bildiğim zaman, bunun yanlış olduğunu biliyorumdur ve Ben onların yanlış yaptığını biliyorum ama sessiz kalırım ve sonrasında onlar, neyin yanlış neyin doğru olduğunu bilirler. Onlara anlatmaktansa onların kendi hatalarından ders almalarını sağlamak daha iyidir. Hiç kimse kendisine bir şey söylenmesinden hoşlanmaz. Sonra onlar hataları sayesinde kendi kendilerine öğrenirler. “Evet, ben bu hatayı, şu hatayı yaptım. Hayatımı mahvettim. Şimdi iyileştim”. Ama eğer onlara anlatırsanız, onlar çok isteksiz olabilirler veya kindar da olabilirler.

[Yogi: Shri Mataji, bize biraz daha bilinçli akıldan bahsedebilir misiniz?]

Bilinçli akıl? Bilinçli akılla ilgili ne bilmek istiyorsun? Bakın, bilinçli akıl sizin uyanık olduğunuz ve şeyleri gördüğünüz akıldır. Ama bunun arkasında bilinçsiz akıl da vardır ve bilinçaltı bir akıl vardır ve bilinç üstü bir akıl vardır. Bilinç üstünün ötesinde ise, kolektif bilinç üstü vardır ve bilinçaltının ötesinde kolektif bilinçaltı vardır.

Bilinçsiz akıl vardır. Bilinçsiz akıl bir şekilde, buna bu Kundalinidir diyebiliriz. Şimdi, Kundalini sizin bilinçli aklınıza girdiği zaman, aydınlanırsınız. Bilinçli akıl sizin etrafınızda olanların, orada bulunan her bir kişinin farkında olduğunuz, her şeyin farkında olduğunuz akıldır. Ama aydınlanmış bir bilinçli akıl, şeylerin daha önce bilincinde olduğunuzdan çok daha yüksek seviyedeki akıldır. Örneğin, Kalpte catch eden kimselerin Ben kesinlikle bilincindeyim ve henüz orada olmayan insanların da kesinlikle bilincindeyim. Mükemmel bir şekilde orada olan insanlarında kesinlikle bilincindeyim ve hiç bir şekilde buna yakın bile olmayan insanların da bilincindeyim. Ama bu Benim için sorun değil çünkü bilinçli aklımla onları yükseltebilirim. Bu nedenle de, bu Bende farklı bir durumdur.

Ama diğer insanlarda şu olabilir, sizin bilinçli aklınız her zaman gelişme seviyenize bağlıdır, “şimdi eve gitmeliyim, geç oluyor, otobüs bulacak mıyım, bulamayacak mıyım” gibi küçük küçük şeyler için endişe edebilir. Böyle olabilir. Sonra ne kadar meditasyon yapabilirim, bununla nasıl ilerleyebilirim gibi her tür şeyi düşünen başka bir bilinçli akıl da olabilir. Ama orada aydınlanmış bir bilinçli akıl olabilir, eğer aydınlanmışsa sadece söylediklerimin bütün özünü alıyordur, gelişiyor ve kendisini besliyordur.

Yani aydınlandığınız zaman bilinçli akıl, içindeki özsuyunun akmakta olduğu bir ağaç gibidir. Bu şu olabilir, bu sadece bir yaprak gibidir veya belki de bir çiçek gibidir veya belki de bir meyve gibidir. Yani o, bir kez aydınlanma alınca formunu değiştirir. Eğer bir kişi aydınlanma alırsa, o zaman bilinç akıl harekete geçer, daha ve daha da fazla ışık alır. Söyleyin, örneğin elektrik geldiği zaman bu odayı görebilirsiniz, başka birisinin odasını görebilirsiniz, başka bir odayı görebilirsiniz, dolaşabilirsiniz, tekrar ve tekrar bütün odaları göreceksinizdir, o zaman tüm odaların farkında olursunuz, bu sayede siz bütün bunların bilincindesinizdir. Ama başlangıçta sadece içinde bulunduğunuz odanın farkındasınız, değil mi?

Yani aydınlanmadan sonra bilinçli aklın tarifi yapılamaz. Benim gibi bir kişinin, örneğin deyin ki, tüm dünyayı kapsayan bilinçli bir aklı olabilir veya aydınlanmış bir ruh olan, hiç bir yerde olmayan bir kişinin bilinçli aklı, sadece yeni başlamıştır, o zamanda sadece sağ nerede, sol nerede, bu nerededir. Bu nedenle aydınlanmadan önce bilinçli akıl, etrafınızdaki şeyleri görür. Bunun dışında olan kategorilerde vardır. Kimi insanlar, söyleyin, sanatçılar için, onlar bir şeyleri görebilirler ve bir bilim adamı bir şeyler görebilir, başka bir şair bir şeyler görecektir, bu bilinçli aklın nasıl olduğuna bağlıdır, onun bir eğilimi vardır. Ama yine de bunun arkasında süptil olan bir şeyleri görmeyecektir ve bu ancak aydınlanmanızı almanızdan sonra mümkündür. Tamam mı?

[Yogi: Anne, bazen ego bir guru gibi tavır takınır. Bu bizde olduğu zaman bunu nasıl söyleyebiliriz?]

Bakın, ego yukarı çıktığında, bu konuda çok fazla şey bilmiyorum, bilirsiniz, çünkü Bende ego yok. Ego yükseldiğinde diyebiliriz ki, o zaman kişi keyfi bir hale gelir. Olan ilk şey onun keyfi hale gelmesidir. “Buna sahip olacağım, şuna sahip olacağım” diye karar vermeye başlar. Birisi budur. İkinci olarak kendisini kolektiviteden çıkartır, çok keyfe keder hale gelir, kolektivite kendisini sizden uzaklaştırır. Ama ruh aksi istikamettedir. Ruh, kolektiviteye önem verir. Ruh hiç bir şekilde keyfi hareket etmez ve asla “ben hoşlanıyorum, ben istiyorum” demez. Onda, “ben” bırakılır. Bakın, kolayca görebilirsiniz, ayırt ediciliğinizle kolayca görebilirsiniz, egoist kişi, egosu olan kişi tarafından bile sevilmez. Eğer kendisini aynada görürse, “aman Tanrım, bu acınası saçmalıkta nedir? Nasıl bir mizaç bu!” der. Kendisinden hoşlanmayacaktır.

Çok sinirli bir hanım vardı ve bir keresinde pujama geldi ve ona “Hindistan’da bu sıcak mevsimde karşıma getirdiğin bu sıcaklıkta nedir?” dedim. Önünüze konmuş bir ısıtıcı. “Aman Tanrım, lütfen onu uzaklaştırın, bayan bir soba gibi” dedim.

Kimse bunu anlamadı ama Ben, “lütfen götürün onu” dedim. Bunun üzerinde ona dediler ki, “aşağıya in. Anne sana dayanamıyor”. O zaman çok kızdı. “Nedir bu? Bende yanlış olan ne var? Ne yaptım ki ben?” dedi.

Bir süre sonra, insanlar “senin yapacak bir şeyin olmayabilir” dediler. Bunun üzerine kimse onunla konuşmadı, yalnız kaldı ve yalnız kaldığı içinde çok mutsuzdu. “Nedir bu? Bu bir hakaret. Neden beni yalnız bıraktılar” diye düşündü. Bir süre sonra ise şunu anladı, “bende yanlış giden bir şeyler olmalı, bunu bulmalıyım. Bir saçmalık var ve üzerimde pis bir şeyler var. Bunu fırlatıp atmalıyım”. Sonra kendisini ve bütün bunları görerek, halletmeye başladı ve çok, çok tatlı birisi oldu ama Benimle yüzleşmeye cüret etmedi, oldukça korkmuştu. Bir gün kızı Beni görmeye geldi. Bende ona “annen nasıl” dedim. Bana, “Anne, o iyi” dedi. “Ondan gelip Beni görmesini iste”, dedim. Bayan geldi ve “Beni çağırdığınız gün hissettiğim ölçüde bir neşeyi, hiç bir zaman hissetmedim” dedi. “Çok ilerlediğini biliyorum” dedim. Onun için bir saat almıştım. “Anne, siz benim için bir saat mi satın aldınız?” dedi. Bende, “evet, senin için bir saat aldım” dedim. “Tanrıya şükürler olsun, pislik gitti, Tanrıya şükür, bundan usandım!” dedi.

Geliştiniz zaman işte böyle, o zaman bu tatlılık, güzellik, her şey gelir. Ama siz egoyu görün, egonuzla oynarsanız, o size yapışır. Kendinizi bununla tanımlarsınız ve ondan kurtulamazsınız ama çok güzel bir olayda gördüm, Ben odamda oturuyordum ve bayan çocuğu ile geldiği zaman hissettim ve ona “annen nerede” diye sordum. Bayanın kendisi şaşırdı. Demek istiyorum ki, kız bunu annesine söyledi. Kadın, “ben hiç böyle bir neşe hissetmedim!, bu yaşadığım öyle bir neşe ki, Anne beni tanıdı” dedi. Yani, işte bu odur.

[Yogi: Sahastrara, lotus ile temsil edilir, taç yapraklarını kaybettiği ve meyveye durduğu andaki lotus mu?]

Bakın, o lotus olarak temsil edilir çünkü beynimiz bir lotus gibidir aslında. Eğer dikey olarak keserseniz, sanki taç yaprakları kesiyor gibi görebilirsiniz ve eğer yatay olarak keserseniz, limbik bölgenin etrafında o lotusun taç yaprakları gibidir. Ama aydınlandığınız zaman ne olur, onlar şişer ve açılırlar ve hepsinin güzel renkleri vardır. Onlar alevin dilleri gibi görünürler ve o çok güzeldir. Şimdi, Sahastrara açık ve lotus da açık, çinde hâlihazırda zaten orada tutulan, içinde meyve olarak orada siz, burada oturan Agnya çakrayı bulursunuz. Bunu açıkça görebilirsiniz. Agnya sarıdır, dediğimiz gibi sarı kaplıdır, altın bir başlık gibi Agnya oradadır, güzel Agnya içerdedir.

Lotusun meyvesini biz daha sonra görürüz ve buna Bindu konumu adı verilir diyebilirim, sizin bir bindu olduğunuz yerdir – bir nokta, bu bir noktadır – ve bu nokta sonra büyümelidir. Bu sayede siz lotusun meyvesi olduğunuz zaman, ikinci aşama başlar.

[Yogi: Shri Anne, Bindu ve bunun üzerinde daha yukarıda bulunan çakralarla ilgili bir şeyler söyleyebilir misiniz?]

Bakın, bunlar için çok endişe etmeniz gerektiğini zannetmiyorum. Sahastrara’dan daha yüksekte olan üç aşama vardır. Ben Sahastrara üzerinde yoğunlaşmamızı önerirdim, bu daha iyi bir fikir. Ama Bindu, Ardha-Bindu ve Valay, kişinin daha sonra geçirmesi gereken üç aşamadır ve kendinizi dikey olarak geliştirdiğiniz zaman yavaş yavaş geçerdiniz. İşte şimdi başlattığımız şey bu, kendimizi dikey olarak geliştirmemiz gerektiği fikrini aklımızda tutalım. Başka insanları nasıl etkilediğimizi, başka insanlara nasıl tesir ettiğimizi görmeliyiz.

Örneğin kimi insanlar, bakın, onlar çok egoistlerdir ve sizinle irtibatta olabilirler ve deyin ki, o “çok hoş birisi, cazibeli birisi, budur, şudur”. Ama aslında bu kişi belki de sadece fiziksel olarak çekicidir veya belki de sadece biraz gösterişli tipte bir kişidir ama onun içinde çok fazla bir şey yoktur. Ama eğer yanınızda duran kişi, başka bir kişinin modunu ve davranışını değiştiriyorsa, o zaman bu kişinin spritüel bir şahsiyeti olduğunu söyleyebilirsiniz. O zaman, sizin tabiatı nasıl etkilediğinize bakalım. Çiçekler – geçen gün size gösterdiğim çiçekler mucizesini gördünüz. Aynı şekilde, sizin karakterinizinde ağaçlar üzerinde, arkadaşlarınız üzerinde veya hazırladığınız yiyecek üzerindeki etkisinin ne olduğuna bakalım – her şey değişir. Yani bizler bunun nasıl çalıştığını görmeliyiz.

Şiirin ne olduğunu bilmeyen insanların aniden şair olduklarını gördüm. Asla müzikle ilgilenmemiş olanlar çok iyi şarkı söylemeye başladılar. Christine gibi, Christine’i biliyorsunuz, asla şarkı söylemezdi, korkunç bir sesi vardı ve aniden guguk kuşu gibi şarkı söylemeye başladı. Bu nedenle sadece sizin üzerinizdeki değil, bunun başkaları üzerinde nasıl bir etkisi oldu? Başkaları sizin için ne hissetti? Bakın, başkalarına karşı siz ne kadar müşfik, iyi ve tatlısınız, yüzeysel olarak değil, ama sizin davranışınız başka birisini değiştirmelidir, başka bir kişiyi dönüştürmelidir. Varlığınız hayırlılık getirmelidir.

[Yogi: Shri Mataji, Kabir gibi bir şairin sizin için taşıdığı gibi bir kalbi nasıl geliştirebiliriz?]

Neden olmasın. Bakın, Kabir’in handikabı, sizin handikablarınız yok. Kabir’in ona anlatacak Annesi yok, onu sevecek, onunla ilgilenecek ve ona bütün bu şeyleri anlatacak Annesi yok. Onun bir gurusu vardı ve Kabir’in hayatını biliyorsunuz. O, Ramananda Swami’nin müridi olmak istedi ama bir Müslüman’dı veya düşük bir kasttandı veya her ne ise, bu nedenle de Ramananda Swami’ye ulaşamadı. Müritleri, Kabira’nın Ramananda Swami’nin yanına gitmesine izin vermezlerdi. Bu nedenle Kabira bir gün gidip Ganj nehrinin merdivenlerinde uyudu, bütün gece soğukta Ramanand Swami’nin gelmesini bekledi çünkü Ramanand Swami her zaman aynı yoldan geçerdi. Ve ayakları Kabira’ya takıldı ve “çocuğum, sen ne yapıyorsun burada?” dedi. Bunun üzerine Kabira ayağa kalktı ve “Efendim, siz bu gün beni müridiniz olarak kabul ettiniz” dedi. O da, “evet, kabul ettim” dedi. Ve sonra da Ramanand Swami onu aldı ve harika bir şekilde eğitti.

Kabira’nın hiç bir zaman etrafında ona destek olacak veya yardım edecek kimsesi olmadı, sizin bu handikablarınız yok. Aslında o tek elle, bütün dünyaya karşı savaştı. Etrafında korkunç insanlar vardı, bu gün bile onun yeri olan Patna’da ve yaşadığı her yerde bunlar oradalar – onun Kundaliniyi “surathi” olarak tarif etmesine şaşırmıştım ve onlar ise tütünü “surathi” olarak tarif ettiler. Böylesine korkunç şekilde saçma sapan insanlar onlar, her şeyle eğleniyorlar. Kabira orada yaşadı ve bu kalbi orada geliştirdi. Sizler hiç bir şekilde bütün bu handikablara sahip değilsiniz. Hepiniz aynı dili konuşuyorsunuz, aynı fikirlerle yaşıyorsunuz, size her şeyi anlatacak kendi Anneniz var, bu nedenle de Kabira’nın sahip olduğu aynı kalbi geliştirebilirsiniz.

[Yogi: Anne, meditasyon yaptığımda bazen başımdan çıkan güzel, kocaman bir çiçek veya güzel bir, sanki altından gibi, neredeyse bir vazo gibi bir şey görüyorum. Ve insanla soruyordum ve onlar gerçekte cevabı bilmiyorlar ve bunu bende bilmiyorum. ]

Gördüğün şey Kundalinidir. O bir teleskop gibidir, bakın, altınımsı, sarımsı, bir şekilde ısıtılmış gibi…

[Yogi: Bu bir fırın gibi.]

Evet, fırın, bu bir fırın gibidir. Gördüğün şey Kundalini ve bu iyi, bunu görmek iyi bir şey demek istiyorum ama bunun ötesine gitmek için, “ben bunu görmek istemiyorum, şimdi onun içine girmek istiyorum” deyin.

[Yogi: Evet. Geçen akşam örneğin küçük kızımla beraber uyuyordum ve o yatağında benim yanına gelmemi istedi. Ve biz meditasyon yaptık, muazzamdı ve ben uyandım, aniden uyandım.]

Rüyanda mı gördün?

[Yogi: Bu bir rüya mıydı yoksa hala meditasyon mu yapıyordum, bilemiyorum ama ….]

Eğer rüyanda gördüysen bu çok iyi ama aksi durumda, meditasyonda görmemelisiniz. Eğer rüyada görürseniz bu çok iyidir. Kundalininin kendisidir, o bir fırın gibidir, sessizce yanan bir fırın gibi görünür.

[Yogi: Bazen havai fişek gibi. Kesinlikle güzel.]

Evet, ama artık görmemelisin, tamam mı? Bundan kaçınmaya çalış.

[Yogi: Shri Mataji, dikkatimizi nasıl saflaştıracağımıza dair bir şeyler söyleyebilir misiniz? İnsan formunun ötesine nasıl bakarız ve her biri arasındaki fark nasıldır?]

Saf dikkat? Bakın, dikkatinizi koyduğunuz zaman dikkatiniz bozulur – deyin ki Ben dikkatimi bu cama koydum, sonra bu cam hakkında düşünmeye başladım, “bu güzel bir cam, şimdi, o güzel bir şekilde yapılmış. Bir şekilde bunu çalmayı becermeliyim!” Sonra dikkat daha ileri gider, “bunu çalmayı nasıl becerebilirim? Ve ne yapmalıyım? Bunu çalmanın en iyi yolu nedir?” ve bütün bu şeyler. Yani dikkat sizi problemlerin ve problemlerin içine çeker çünkü bende bu aç gözlülük var, ben bir aç gözlülük geliştiririm. Nasıl geliştirdim? Çünkü bakın, diyelim ki Ben dikkatimi buna koydum ve sonra oradan bir düşünce bana gelmeye başlar, böyle bir reaksiyon olarak, bu size bir reaksiyon verir. Sonra siz orada güzel bir Ganesha görmeye başlarsınız ve sonra dersiniz ki, “hiç böylesini görmedim!” Bu şekilde bütün bunlardan gelen düşünce başlar. Bu düşünce aklıma gelir ve bu camı çalmak gibi bir şeyler yapmalıyım fikirlerini verir bana. Tamam mı?

Şimdi, saf dikkat şöyle olmalıdır, ben bunu düşünmeden sadece seyrediyorum. Dikkatinizin gittiği her yerde siz onunla ilgilenmeye ya da ona bağlanmaya başlarsınız, siz sadece düşünmeden seyretmeye çalışmalısınız. Düşüncesiz farkındalığa girin, en fazla o zaman keyif alırsınız. Örneğin deyin ki, bu halılar çok güzel. Tek bir şey olurdu, eğer onlar bana aitlerse, onları nasıl sigortalayacağım hakkında endişe ederdim, bütün bu insanlar burada oturuyorlar, lekelenebilir, şudur, budur, tüm bu düşünceler aklıma gelecektir. Varsayalım onlar size aitler, o zaman bir şekilde onları nasıl yanımda götürebileceğimi ve onları nasıl alıp götürebileceğime dair çok zekice bir şekilde, onlara bunu ne şekilde önerebileceğimi düşüneceğim!

Bu kesinlikle insanidir ve birisi bu şekilde yapabilir ama tüm bu aklın ve kurnazlığın ötesinde, en iyisi minnettarlık duymaktır. Nasıl? Bu ona herhangi bir düşünce olmadan sadece bakmaktır. Sanatçı onu yarattı, tüm neşesini bunun içine koydu. Ben sadece bu neşeden keyif alıyorum, sadece bakarak. Yani, neşeden keyif almaya başladığınız zaman, dikkatiniz çok saf olacaktır, çok saf. Çünkü bunun keyfi, sizi bir şekilde buna adanmış bir kişi yapar çünkü nihayetinde siz bu dünyada ne olduğunu hissedersiniz. Bu keyif almaktır. Ve eğer ben her şeyden keyif almalıysam, o zaman bunu kendime almak veya çalmak veya bütün bu numaraları yapmak için neden endişe edeyim? Neşe duymak daha iyi. Yani bu ödül o kadar büyüktür ki, dikkat kendini saflaştırmaya başlar.

[Yogi: Reaksiyon gösterdiğimizi bile bilmeden önce bir tür reaksiyon gösterme eğilimindeyiz. O kadar hızlı bir süreç gibi duruyor ki, bakıyor ve saniyeler içinde tepki veriyoruz.]

Evet, başlangıçta böyledir, çünkü siz bundan geliyorsunuz, bakın, başka bir stile bir stil. Ama bu stili siz bir kez oturtunca, o zaman sadece seyredeceğiniz bir şekilde reaksiyon göstereceksiniz. Ama bu diğer türlü de çalışır. Size bir öykü anlatacağım. İsviçre’deki bu Krishna puja için Bana on altı tane güzel taç verdiler – onları tabii ki Ben takamazdım – ve İngilizlerin hepsi onları getiriyordu, onları İngiltere’ye kaçak sokarak, bütün bu kutular muhafaza edildi. Özel gönderi kısmına vardıkları zaman, buradakiler, “bütün bunlar nedir?” diye onlara sordular. Onlar da, “tamam, içine bakabilirsiniz” dediler. Bunun üzerine onlar bir tanesi onlara verdiler. Yani, ilk adam buna baktı ve sonra başka bir tanesine geçti, sonra da ona verilen başka bir tanesine. Bu şekilde dördünü onlara verdiler ve hepsi buna bakıyorlardı. Ve onlara, “ne diyorsunuz bunlara?” dediler. Hiç bir şey. Kapadılar ve kutuları onlara geri verdiler.

Sonra geriye dönüp baktılar – bu çocuklar, oldukları yerdeler, onlara ne oldu? Onlar sadece bu şekilde hareket ediyorlardı. Ve bir çok araba geçti ama bu insanlar, hiçbir arabaya bakmadılar, onlar sadece…. Bu şekilde onlar sadece mutluluktan havaya uçma zayiatı yaşadılar – ayrıca bu olabilir de, mutluluk zayiatı! Mutluluk zayiatına yol açabilecek şeyleri görmek çok daha iyidir! Ve bir kez bu alışkanlık haline geldiğinde, başka işe yaramaz şeylerle uğraşmazsın. O zaman sadece size mutluluk verebilecek şeyleri görmek istersiniz. Dikkatiniz değişir.

[Yogi: Anne, lütfen, Aumkara nedir?]

Aumkara? İlk sestir. Shakti, Sadashiva’dan ayrıldığı zaman, Kadir-i Mutlak Tanrıdan ayrıldığı zaman– Onun gücü, Onun arzusu ayrıldı – bu ilk sesi meydana getirdi. Bu ilk çocuktur deriz, Tanrının. Bu Aumkara’dır. O şey budur, A-U-M ve bunlar Mahakali, Mahalakshmi, Mahasaraswati olarak temsil edilen üç güçtür. Ve bunların hepsi de Shri Ganesh’i meydana getirmek için bir araya gelmişlerdir.

[Yogi: Anne, sizin Sahaja Yoga için vizyonunuz nedir?]

Biri bu, bu zaten başladı! Benim Sahaja Yoga için vizyonum şudur, tüm iyi insanlar, doğru insanlar, Tanrı’yı seven insanlar, yararsız olan ve dünyevi olan her şeyin üzerine yükselecekler ve onlar her zaman, daima Tanrı’nın tüm kutsamaları ile cennette yaşayacaklar. Tamam mı?

O halde müzik yapabiliriz çünkü müzik olmadan, sizi bunun tam olduğunu hissetmeyeceksiniz. Haydi, şarkıyı duyalım…

Pune’li çocukların kasetini dinlediniz mi? İyi değil miydi? Çok iyi, değil mi? Kopyalarını hazırlayarak göndermelisiniz. Çok iyi müzik ve çok iyi şarkılar. Bu kadar küçük kızlar, bilirsiniz, hepsi. Her şeyi yaptılar ve bestelediler ve çok net bir şekilde şarkı söylediler. Gerçekten dikkat çekici. Kimse onlara hiçbir şey öğretmedi.

H.H. Shri Mataji Nirmala Devi