Shri Fatima Puja

Saint-George (Switzerland)


Send Feedback
Share

 

 

Shri Fatima Puja, St. Georges, İsviçre, 14 Ağustos 1988

Bugün, Fatima Bi puja yapmak üzere burada toplandık, kendisi Gruha Lakshmi’nin sembolüydü ve bu sayede içimizde bulunan Gruha Lakshmi prensibine puja yapacağız. Nasıl ki bir ev hanımı, ev işlerini bitirip, evdeki tüm işlerini bitirdikten sonra banyo yapmaya giderse, Benim de benzer bir şekilde bu sabah pek çok şey yapmam gerekti ve sonra da, Pujanız için gelebildim, çünkü bugün ev hanımının işleri çoktu. Bu yüzden de, iyi bir ev hanımı gibi işleri bitirmeliydim.

Şimdi, Gruha Lakshmi prensibi Tanrı tarafından evrimleştirildi ve gelişti. Bu prensip insanların yaratığı bir şey değildir ve bunun sol Nabi de yer aldığını sizler biliyorsunuz.  Gruha Lakshmi, Hz Muhammed’in kızı olan Fatima’nın hayatı ile ifade edilmiş olandır. O, her zaman namuslu olarak ve her zaman saf bir Guru ile bağlantılı olacak bir şekilde dünyaya gelmiştir. Bu yüzden de, bir kız kardeş ya da birisinin kızı olarak (dünyaya) gelir. Fatima’nın hayatının güzel yanı ise şudur, her zaman olduğu gibi bazı fanatik kişiler Hz Muhammed’in ölümünden sonra, dini  ellerine geçirip, onu çok fanatik bir hale getirebileceklerini düşünüyorlardı. Kişinin yükselişine çok fazla dikkat konulmuyordu.

Hz Muhammed, damadını birçok şekilde tasvir etmiştir. Ve O (damadı) (Brahmadeva olarak) bu dünyaya gelmiş olan yegâne kişidir – ya da (diyebiliriz ki) Brahmadeva’nın bir başka enkarnasyonu daha vardır. Ali dünyaya geldi, O Brahmadeva’nın enkarnasyonuydu ve onun bir diğer enkarnasyonu ise, Sopandeva [Jnaneshwara’ nın ağabeyi] idi ve Pune’ye gidip, orada Sopandeva tapınağını görebilirsiniz.

Shri Mataji: Bu ağırlıkla düşüyor bu. [Mikrofonu sabitleyen Yogi’ye söylüyor]

Yani, sol Nabi prensibine istinaden enkarne olan Ali ve Onun eşi Fatima’mız var. O (Fatima) evinde kalırdı, ev halkı içinde kalırdı ve O şuna riayet etti ve siz nasıl diyorsunuz, bir tür panda [Pata: peçe] ya da onların dediği gibi niqab (başı örten örtüye ilaveten, sadece gözler açıkta kalacak şekilde yüze takılan peçe), kendi yüzünü kapamak için. Bu, ev kadını olan bir kadının, yüzünü örterek iffetini korumasının bir sembolüydü çünkü O çok güzel bir kadındı ve Onlar çok, çok şiddet dolu bir ülkede doğmuşlardı ve şayet o şekilde giyinerek yaşamasaydı, kesinlikle saldırı uğrardı.

Bildiğiniz üzere, İsa’nın döneminde Meryem,  Mahalakshmi’nin enkarnasyonuydu ve O çok, çok gizli (potansiyel) bir şahsiyeti olmalıydı ve İsa, hiç kimsenin Onun kim olduğunu bilmesini istemedi.

Ancak Fatıma evde olmasına rağmen, O Shakti idi yani oğullarına izin verdi, aslında onlara kocasının otoritesini inkâr etmeye çalışan bu fanatiklerle savaşmalarını emretti.  Biliyorsunuz Hasan ve Hüseyin, orada öldürüldüler. Bu o kadar güzel bir şey ki, yani sadece ev kadını olan birisinin, kendi güzel prensibini yerleştirmek için, Sita’nın Mahalakshmi Tatvasının nasıl Vishnumaya formunu aldığı, bu çok güzel bir şey. Şimdi, O (Fatima) çok güçlüydü, buna şüphe yok, ayrıca O çocuklarının öldürüleceklerini de biliyordu. Ama bu insanlar hiçbir zaman öldürülmediler, asla ölmediler ve ne de acı çektiler. Bu onların sadece, insanların ne kadar aptal olduklarını onlara göstermek için oynamak zorunda oldukları bir oyundu. Bunun sonucu olarak, azizlere saygı duyulan başka bir sistem başlamıştır ve bu sayede; Hindistan’da da olduğu gibi, Şiiler Evliyalara saygı göstermeye başladılar ya da o insanlara Aydınlanmış Ruhlar da diyebiliriz, mesela Nizamuddin Sahip gibi insanlar. Sonra “Christi”miz (İranlı bir sufi, 1141-1236) var. Bizim Ajmer’de,  Hajrat (Moinuddin) Christi’miz var. Bütün bu büyük Azizlere Şii’ler tarafından saygı gösterildi. Ama Şiiler hala sofuluğun-yobazlığın sınırlarını aşamadılar ve böylece onlarda aşırı fanatik kişiler haline geldiler.

Başlarda Şiiler, azizleri olan dinleri göremiyorlardı. Onlar başka bir dine mensup olan azizlere saygı göstermezlerdi. Başlarda bir Müslüman olan Shirdi’li Sai Nath gibi büyük bir azizimiz olduğu zaman bile, Fatima’nın onu bir çocuk olarak kucağında getirdiği ve bir bayana vermiş olduğu söylenir. Hindular söz konusu olduğunda, onun bir aziz oluşu reddedilmedi ama Müslümanlar bunu kabul etmediler.

Bombay’a çok yakın (bir yerde), aydınlanmış bir ruh olan ve Haj Malang adı verilen başka birisi var.  O da Şii’lerin fanatizmini anlamıştır. Şii kelimesi, U.P’de (Uttar Pradesh-Kuzey Hindistan’da bir eyalet) Siya’dan gelir. Sita’ya, Siya denilir. Sitaji, Siya olarak anılır. Bu sözde Müslümanlar, Müslüman olmayan azizlerin de olduğunu fark etmemişlerdir ama onlar azizdiler. Bu yüzden de onlar, bundan kurtulamadılar. Hindular tarafından ibadet edilen diğer bir aziz ise, Haji Malang adı verilen kişidir.  Şüphesiz  kimi Müslümanlar da oraya gidiyorlar. Bu Haji Malang, Şii’lerin fanatizminden dolayı oldukça endişeliydi, bu yüzden de sadece dengeyi sağlamak için, bazı Hinduları kendisine ibadet etmekle görevlendirmiştir. Onlar (azizler) her tür şeyi yapmışlardır.

Bunun gibi pek çok aziz var. Ben Bhopal’a gittim, (oraya) gömülmüş olan başka bir büyük aziz var. Ancak onun takipçileri o yerden (mezardan)  elde edilen kazanca güveniyorlar ki, bu çok kötü. Hatta Hazret Nizamuddin’in şeylerinde de, Hinduların yaptığı gibi, aynı şey vardır. Hepsi bir kazanç sağlarlar, demek istiyorum ki bu, bir tür ticari iş. Yani, bu aziz öldü ve orada toprağa verildi.  Bundan fayda sağlayan birçok insan var. Ben oraya gittiğim zaman, bu vesile ile onlara sordum, “Sizin dininiz nedir?” Onlar da, “Biz Müslüman’ız” dediler. Ben dedim ki, “Ölen aziz hangi dindendi?” O kişi Bana, “Azizlerin dinleri yoktur” dedi. Bunun üzerine Bende, “O zaman neden dini takip etmiyorsunuz? Neden onun dinini takip etmiyorsunuz?” dedim. Onların dinleri yok. Hatta Sanskrit dilinde şöyle söylenmiştir, Sanyasilerin dini yoktur. Onlar Dharmatita’dır, onlar dinin ötesine geçerler.

Ancak her enkarnasyonda olduğu gibi, Şiilerde, Sünnilerde, Hindularda, Müslümanlarda ve herkese olduğu gibi, onlar da fanatik bir grup oluşturdular.

Fanatizmin kendisi kesinlikle dine karşıdır, kendi içinizdeki bulunan, doğuştan gelen dininize karşıdır çünkü o zehir üretir. O kin dolu bir şeydir. Sizi başkalarından nefret ettirir. Başkalarından nefret etmeye başladığınız zaman,  o içinizde bulunan tüm güzellikleri yiyip bitiren korkunç bir zehir olarak harekete geçer.   Birinden nefret etmek, insanoğullarının yapabileceği en kötü şeydir, fakat onlar bunu yapabilirler. Onlar istedikleri her şeyi yapabilirler. Hayvanlar, hiç kimseden nefret etmezler. Düşünebiliyor musunuz?  Onlar nasıl nefret edileceğini bilmezler. Birilerini ısırırlar çünkü bu onların doğasıdır. Birilerini keserler çünkü bu onların doğasındadır. Asla birisinden nefret etmezler. Belki bazılarını sevmeyebilirler ama zehir olan bu nefret, insan anlayışının ve insan özümsemesinin bir özelliğidir. Sadece insanoğulları nefret edebilir. Ve bu korkunç şey, bitmeyen bu nefret, Müslümanlar arasına dahi yerleşmiştir. Kerbela, sevmek için yaratılmıştır, nefret etmek için değil.

Sevmek için yapılmış olan her şey, her dinde nefrete dönüştürülmüştür. Her şeyin en kötü tarafı ise, nefret eden bir taraf, en kötü olanın diğer taraf olduğunu düşünür ve diğer taraf ise ilk tarafın en kötü olduğunu düşünür. Hangi kural, kanun ya da mantığa göre karar verdikleri, onların kendi beklentileridir. Yani bu şekilde onlar bir araya gelirler.

Aslında Gruha Lakshmi prensibi özellikle, nefreti aşmak için yaratılmıştır, insanların akıllarından bu buz tutmuş nefret denilen şeyi yatıştırmak için, defetmek için

Gruhalakshmi’nin bu prensibi, nefreti yenmek için, nefret denilen buz gibi şeyleri bertaraf etmek, insanların zihninden çıkarmak için özel olarak yaratılmış olsa da, nefreti aşmak için bu Gruhalakshmi prensibi yaratılmıştır. Nasıl? Aile üyeleriniz olduğunda, aile içinde, Gruhalakshmi prensibi çocuklar arasındaki ve koca ile çocuklar arasındaki kızgınlığı yatıştırmalıdır. Ancak evin hanımı, kendisi nefret etmekten zevk alıyorsa o zaman bu kişi nefreti nasıl yatıştırabilir? Evin hanımı,  nefreti yatıştıran huzurun kaynağı olmalıdır.

Şimdi, Hindistan da birleşik aile [sistemi] var, sizin de amcalar, teyzeler, şudur, budur gibi ilişkileriniz var. Ancak ev hanımın görevi, arada sürtüşme yaratan kişilerin sevimsizliklerini yumuşatmaktır. Erkek, evin hanımına ibadet etmelidir. Bu şöyle söylenmiştir, ‘Yatra Narya Pujyante, Tatra Ramante Devata’ – ‘Her nerede ev hanımına saygı gösterilirse, Tanrı sadece orada bulunur’. Bizim ülkemizde, Demeliyim ki, itibar ev hanımlarına verilmelidir çünkü bizler ekonomide iyi değiliz, politikada, yönetimde iyi değiliz. Umutsuz durumda. Erkekler işe yaramazlar, onlar hiçbir ev işini ya da başka bir şeyi bilmezler, kadınlar bunu kendilerine sakladılar, ancak toplumumuz birinci sınıftır, çünkü ailenin kadınları tarafından muhafaza edilmiştir.

Yani, erkek evin hanımına saygı duymalıdır, bu çok önemlidir. Şayet erkek, evin hanımına saygı göstermezse, o zaman hiçbir Gruhalakshmi tattva’nın sürdürülmesinin imkânı yoktur. Bu bir ev hanımının prensibinin korunması gibidir.

Ancak kimi erkekler, demek istiyorum ki, eğer eşleri iyi bir kadın ise, erkeklerin birçoğu eşlerine kötü davranmanın, onlara işkence etmenin, onlara her tür şeyi söylemenin, öfkeli olmanın, kendilerinin doğuştan gelen bir hakları olduğunu düşünürler ama eğer kadın dırdırcı ise, eğer kadın bir bhoot ise o zaman erkekler pısarlar, tamamen bastırılırlar. Şayet eşleri (kadın) bir bhoot ise o zaman koca her zaman bir şekilde onu memnun etmeye çalışır ve ona karşı son derece nazik olur. Adam sonuçta onun bir bhoot olduğunu bilir, anlıyorsunuz, dikkatli olun, bhootun ne zaman bir yılan gibi üzerinize geleceğini bilemezsiniz! Ve kadın nasıl dırdır edeceğini veya nasıl kavga edeceğini biliyorsa, o zaman erkekler korkarlar. Sevgi yoktur, birbirlerine karşı sevgi ya da saygı yoktur, aksine sadece korkuya dayalı saygı ve endişe vardır. Ve erkekler böyle bir kadından korkarlar. Kimi kadınlarda çapkınlık yapmaya, flört etmeye meyilli oldukları zaman, kocaların daha iyi kontrol edildiğini düşünürler. Ancak onlar, kendi temel prensiplerini kaybeder. Sahip oldukları temel shaktiyi (gücü) kaybeder ve zorluklarla karşılaşırlar.

Yani bir Gruhalakshmi’nin temel prensibi, kendi iffetine saygı duymaktır, dışarıdan ve içeriden kendi iffetine saygı duymaktır. Bu onun kararlılığıdır. Elbette birçok erkek bu durumdan fayda sağlar. Şayet eş uysal ve itaatkâr ise, soldan ve sağdan,  erkekler bunu sadece eşlerini yönettikleri bir husus haline getirirler. Tamam!

Ancak bu kadın, ev hanımı bilmeli ki o bir koyun gibi değildir. O kendi doğruluğuna, kendi erdemine, kendi kalitelerine itaat eder. Şayet koca aptal ise, tamam o bir çocuk gibi aptaldır, bitmiştir! Ancak koca şunu bilmelidir ki, hanıma karşı saygı duymalıdır, aksi takdirde erkek kayıp bir vakadır, işi bitmiştir, hiçbir işe yaramaz. Öncelikle erkeğin, kadının ev halkı arasında bir Gruhalakshmi olarak saygı görmesi gerektiğini bilmelidir. O zaman kutsamalar akmaya başlar.

Ama erkek hanımını hiçbir şekilde aşağılamamalı veya ona karşı kaba olmamalı, ona karşı sesini yükseltmemeli veya ona kötü konuşmamalıdır. Ancak kadının da saygı gösterilecek birisi olması gerekir. Ben birçok kez bunu söylemişimdir, şayet karınız baskıcı ise, suratına iki tokat atın tabii ki, buna şüphe yok. Kadının baskıcı biri olmaması gerekir, o diğerlerinin baskıcılığı yok etmelidir. O huzurun kaynağıdır, o neşenin kaynağıdır ve o arabulucudur. Ancak o sorun çıkartıyorsa, o zaman dengeye getirmek için, ona güzelce tokat atabilirsiniz, bu olur!

Bu Gruhalakshmi tattva karşılıklıdır. Bu sadece kadına ya da kocaya bağlı değildir, her iki tarafı da ilgilendirir. Yani eğer karınıza acı çektiriyorsanız,  sol Nabhi çakranız asla düzelmez ya da siz kötü bir eş (kadın) iseniz, sizin sol Nabhi çakranız düzelemez.

 

Batıda kadınlardaki sorun şu, onlar kendi güçlerinin ne olduğunun farkında değiller. Seksen yaşındaki kadın, bir gelin gibi görünmek istiyor. Onlar kendi asaletlerini hissetmiyor ve kendi içlerindeki asaletten neşe duymuyorlar. Onlar evlerinin kraliçeleridirler ama gidip ucuz, çocuksu, havai bir genç kız gibi davranmak istiyorlar. Kendi varlıklarının asaletini hissetmiyorlar, çok fazla konuşurlar ve bir ev hanımının davranmayacağı şekilde hareket ederler. Sanki el kol hareketleri yaparlar, şöyle konuşurlar, balıkçı kadınlar gibi, balıkçı kadınların balıklarını satarken birilerine yaptıkları gibi veya birbirleriyle kavga ettikleri zaman davrandıkları gibi davranırlar. Bazen bağırıyorlar, bağırırlar da, demek istediğim onların bağırdıklarını duydum ve bazen de eşlerini döverler, bu artık son nokta!

Kendilerini kocalarıyla karşılaştırmakla başlarlar. Örneğin, ben çok zengin bir adamın kızıyım, ben falanca ailedenim, benim kocam o kadar aşağı bir aileden ki onun hiç parası yok, hiçbir şeyi yok, o eğitimli biri değil, öyleyse onu hor görmek lazım. Kocalarına saygı göstermeyen  bir şekilde davranırlar. Böyle bir kadın tüm güçlerini kaybedecektir. Aynı zamanda kendi tarzları içinde, kendilerini suçlu hissedeceklerdir, o suçlu hissedecektir çünkü öncelikle hiç kimse, her ne olursa olsun, her hangi bir kimseye tepeden bakma hakkına sahip değildir, özellikle de Sahaja Yoga’da.  O zaman kocanıza tepeden bakmak, bu inanılmaz bir şey. O (kocanız) belki bir Sahaja Yogi olmayabilir. Tamam. Belki o noktada olmayabilir ama davranışlarınızla, gücünüzle ve her şey ile onu kurtarabilirsiniz. Ancak, başkalarına hükmederek, başkalarını boğarak, kocanızı bir çeşit kuyuda yaşayan bir kurbağaya dönüştürerek, kendinizi neden kaybediyorsunuz. Ona ‘Haydi ikimizde eğlenmeliyiz. Haydi, evlerimizi ayıralım, kimse evimize gelmemeli’, diyerek.  Bir fare dahi o eve girmek istemez. Hatta ‘bunlar benim çocuklarım, benim kocam, benim’ demek de, Sahaja Yoga’nın karşıtıdır, anlayışlı olmanın negatif şeklidir. Bunlar son derece saçma şeyler, bunların hiç biri Bana Sahaja Yogi ya da Sahaja Yogini gibi görünmüyorlar.

Tüm bu tarz bencillikler, kendini inzivaya çekmeler Sahaja Yoga karşıtıdır. Ancak bir ev hanımın tarzı, ‘Ay, ne kadar hazırlasam acaba?’ şeklinde olmalı. Örneğin, ’50 kişi misafirliğe gelecek.’ Bunun üzerine kocası der ki ‘Ama sadece 10 kişi gelecek. Neden 50 kişilik hazırlık yapıyorsun?’

‘Belki onlar daha fazla yemek isteyebilir’

‘Peki, neden o zaman 50 tane tabak hazırladın?’

‘Belki arkadaşlarını da getirirler.’

Yani ev hanımı, cömertliğini düşünür. Cömertliğinden neşe duyar. Kendi cömertliğinden neşe duyar. Ben bu tarzda birçok kişiyi biliyorum. Hatta onlar Sahaja Yogini bile değiller.

Onlar şöyle diyeceklerdir ‘Gelecek misin, görümcem, akşam yemeğine gelecek misin?’

‘Yok, gelmeyeceğim, çünkü sen çok fazla yemek yapıyorsun’

‘Gelmiyor musun? Hayır, hayır lütfen gel söz, çok az yemek yapacağım.’

Sonra hemen ‘Market de acaba hangi sebzeler var?’ diye düşünmeye başlar.

‘Ne almalıyım? En iyisi hangisi olur acaba?’

Demek istiyorum ki, Ben onların Gurusu değilim, Ben onların anneleri değilim, Ben sadece bir tanıdıklarıyım, ama yine de onlar sevgilerini yemek aracılığı ile göstermek istiyorlar, onlar yemek verenler – Annadha. Onlar Annapurna’lar ve bu bir kalite. Bir kadının cömertliği yoksa hiçbir şekilde Sahaja Yogini değildir. İnanın Bana. Kocalar belki biraz pinti olabilir, sorun değil, ancak kadın çok cömert olmalıdır ve bazen onlar gizli bir şekilde para verirler, kendi çocuklarına değil, diğerlerine. Sahaja Yoga da bu denli güzel kadınlar olmalıdır. Ancak Ben üzülüyorum, çünkü bazen erkeklerden değil,  Sahaja Yogadaki kadınlar üzerinden Bana saldırı geliyor. Ben kendimde bir kadınım ve şok oluyorum kadınlar Bana bu şekilde nasıl saldırabilirler diye ve ne için?

Sahaja Yoga da hiçbir şekilde hiçbir baskı yoktur ama tüm bunlar, bütün bu sözde hürmet ya da tahakküm fikirleri, kendi asaletiniz, kendi anlayışınız hakkında sahip olduğunuz yanlış fikirlerden gelir. Kendinizin farkında değilsiniz. Kraliçe olduğunuzu bilmiyorsunuz, hiç kimse sizi yönetemez. Kim hanımefendiyi yönetebilir, evi kim çekip çevirir? Diyelim ki koca şöyle dedi, ‘Ben bu rengi sevmedim!’ Tamam, onu biraz kendi haline bırakın. Sonra biri gelip adama şöyle diyecektir, ‘ne kadar güzel bir renk!’ [O zaman] adam diyecektir ki, ‘A, ne güzel bir renk bu, sakın değiştirme.’

Kadınlar erkekleri anlamalıdır. Onların büyük gözleri vardır. Onlar mikroskobik değiller. Onlar her şeyi büyük bir şekilde görüyorlar, bilirsiniz. Bugün bir şey söylerler, yarın unuturlar çünkü onların mikroskobik gözleri yoktur. Onlar bunların çok üstündeler. Sizler bunu anlamak zorundasınız. Ancak erkek atın üstünde oturuyorsa ve sizin de, ‘Bende atın üstünde oturmalıyım ve düşmeliyim. O kayağa gidiyorsa – Bende gitmeliyim. O kaslarını geliştiriyorsa – Bende kaslarımı geliştirmeliyim’ demeniz, durum bu noktaya geliyor. Demek istediğim kadınlar, dünya üzerindeki hiçbir şeye benzememeye başlıyorlar. Siz o bıyıksız ama koca koca kasları olan kadınların, ne tür olduklarını bilmiyorsunuz. İşte bunun gibi saçma fikirlerimiz var.

Ama hiçbir şekilde ikincil konumda olmak yoktur. Siz kendi itibarınızı, kendi iffetinizi, kendi haysiyet duygunuzu ve hepsinin üstünde, kendi doğruluğunuzu ikinci plana ittiniz çünkü siz bunlarla meşgulsünüz. Bu tarafa, bundan sorumlu olan erkekler bakmalıdır. Siz kaç tane dalaşma yarattınız? Barış yaratmanız gerekirken, sizler nasıl dalaşan kişiler durumda olursunuz? Diyelim ki bir ülkeye barış sağlamaları için iki kişi gönderdik ve onlar da birbirlerinin boğazını kestiler, böyle bir şeye ne dersiniz?

Sizler her şeyi sakinleştirecek olanlarsınız, sizler böyle bir sevgi ifadesini gösterecek olanlarsınız, öyle tatlı olmalısınız ki tüm aile sizde dinlenmeli, sizde güven hissetmelidir çünkü siz bir annesiniz.

Aile sizinle kendini güvende hissetmelidir ve bu sevgi sizin gücünüzdür.  Sizler sevgi verebilirsiniz ve sevgi vererek, kendinizi her zaman daha zenginleşmiş bulacaksınız, bu sizin gücünüzüdür. Demek istiyorum ki, düşünün, aldıklarıma karşı Ben nasıl hediyeler veriyorum. Bilmiyorum, Ben başka bir ev daha inşa etmek durumda kalacağım! Onlara diyorum ki “Bana kişisel hediyeler vermeyin. Ben hiçbir kişisel hediye kabul etmeyeceğim.” Buna rağmen. Bilmiyorum, sadece sevgiyle ve bir şeyi itina ile aldığımda, o sevgi, biliyorsunuz, sevgi kendini gösterir ve size bir şiir gibi geri döner. Siz bazen şaşırırsınız.

Ben size sevginin nasıl her şeyi çözdüğüne dair kendi hayatımdan basit bir örnek vereceğim.

Başında ve sonunda Ben bir ev hanımıydım diye düşünüyorum. Bir gün Delhi’de idim, kızım doğmak üzereydi, bu sebeple de, onun için bir şeyler örüyordum, biri bayan ve ikisi erkek,  üç kişi evime geldiği sırada, Ben dışarıda çimenlerde oturuyordum. Bana dediler ki,  “Bakın biz… Ben bir ev hanımıyım ve bu ikisi de, yani birisi kocam ve diğeri de kocamın arkadaşı ve o bir Müslüman ve size sığınmak üzere buraya geldik çünkü biz mülteciyiz.”  Ben onlara baktım ve  Bana iyi göründüler, oldukça düzgün kişilerdi. Ben dedim ki, “Tamam, lütfen evime yerleşin.” Yani onlara bir mutfağı ve banyosu ve bu şeyleri olan dışarıdaki odayı verdim ve o beyefendi içinde,  “Burada başka bir oda var, siz orada kalabilirsiniz, karı-koca ise burada kalabilirler” dedim.

Akşam erkek kardeşim geldi. En yüksek sesi ile bana bağırmaya başladı, “Nedir bu? Bu kişileri tanımıyorsun, onlar hırsız olabilirler, şu olabilirler, bunu yapabilirler…” ve ardından eşim geldi ve o da ağabeyime katıldı çünkü bilirsiniz,  onlar arkadaştılar! Tüm erkekler aynıdır, görüyorsunuz ve o dedi ki, “Görüyorsun,  anlamıyor,  bu üç kişiyi burada tuttu. Tanrı bilir onların ne olduklarını, kendilerine mülteci diyorlar, bu şeye. Adam Müslüman, adam Hindu, bilmiyoruz. Tanrı bilir kadının belki de iki kocası vardır, bir kocası vardır” bunun gibi birçok şey söyledi. Ertesi sabah bunu unuttular. Ben dedim ki, “Tamam. Bir geceliğine burada kalmalarına izin verelim. Tamam mı? Ben onları dışarıya atamam, bir geceliğine.” Ertesi sabah (eşi ve ağabeyi) onların burada olduklarını dahi unutmuşlardı. İşte erkekler! İlk gün öyle bir patlama, öyle bir bas bas bağırma, Ben dedim ki, “Tamam, bir gece. Şimdi artık bağırmayın. Onlar incinecekler. Bir gece kalmalarına izin verelim ve onlar da sakinleşmiş olurlar.”

Ertesi gün işe gitmek üzere çıktılar. Zamanları yoktu. Aslında görüyorsunuz onlar sadece hafta sonu evdeki ev işlerinde aktif oluyorlar, aksi halde aktif değiller. Yani onlar gittiler. Sonuç olarak bu kişiler, bir ay kadar benimle kaldılar. Sonra o bayan bir iş buldu, eşi ve Müslüman arkadaşlarıyla gittiler. O dönemde Hindistan’da Delhi’de büyük bir ayaklanma vardı, çok büyük bir isyan çünkü Punjab’da, pek çok Hindu ve Sih öldürülmüştü. Bunun Delhi’de bir etkisi oldu ve onlarda orada bulunan tüm Müslümanları öldürmeye başladılar.

Bu sırada, dört Sih ile bir ya da iki Hindu evime geldiler ve bana, “Bize,  sizde kalan bir Müslüman olduğu söylendi”, dediler. Ben de dedim ki, “Hayır. Nasıl olur?” Onlar ise, “Bir Müslüman var. Ve biz onu öldürmeliyiz” dediler. Ben de şöyle dedim “Görüyorsunuz ki ben kocaman bir teeka (bindi – kırmızı nokta) taşıyorum, peki siz Benim evimde bir Müslüman olacağına mı inanıyorsunuz?” sanırım onlar benim fanatik bir Hindu olduğumu düşündüler, görüyorsunuz! Bana inandılar. Ben dedim ki, “Bakın evime girmeye kalkarsanız cesedimi çiğnemeniz gerekir ve Ben buna izin vermeyeceğim!” bundan dolayı da biraz korktular. Ve gittiler. Evimde kalan adam dediklerimi duymuş, yanıma geldi ve şöyle dedi “Şaşırdım. Hayatını neden tehlikeye attın?” Ben de şöyle cevap verdim “Bir şey yok. Bir şey değil.” Hayatı kurtulmuştu.

Şimdi bu beyefendi, bu Müslüman beyefendi Sahir Ludhianvi olarak tanınan çok büyük bir şair oldu, o hanımefendi ise büyük bir oyuncu oldu, Kai nau ahe tenza? (Onun adı neydi?) …. Anne rollerine çıkan? Hah, Sachadev, Achala Sachadev. Biliyordum, bir gün olacaklarını biliyordum. Ama Ben kimseye bundan bahsetmedim. “Diyelim ki şimdi onlar Benim Bombay’da olduğumu öğrendiler, Benim için çıldıracaklardır” ve dedim ki “Benim bütün bunlar için zamanım yok.”

Sonrasında onlara güzel filmler sunabilmek için, gençler için bir film merkezi kurduk.  Fakat daha sonraları, bütün bunlar maskaralığa döndü, Beni asla dinlemediler ama her ne ise, sonunda dediler ki, “Anne rolünü oynamak üzere Achala Sachadev’i buraya çağırmalıyız.” Bunun üzerine dedim ki, “Tamam, ancak ona bunu Benim söylediğimi söylemeyin, benim bununla bir ilgim yok.”  Aradan yıllar geçmişti, sanırım on iki yıl kadar. Gidip onunla konuştular. Oda bir oyuncunun yapacağı gibi, yaygara yapmaya başlamış. “Yok, hayır – bana ne kadar para vereceksiniz? Ben bedavaya oyunculuk yapmam. Herkes bedavaya oynamamı isteyecek. O zaman ben size nasıl bedavadan oyunculuk yapayım. Bana bir sari vermelisiniz. Bana çok para ödemelisiniz.” Onlar da kabul etmişler, “Tamam, en azından muhurata gelin. Muhurata gelin, başlangıcına, sizin başladığınız yer büyük bir muhurat’tır.” (Muhurat – bir işe başlamak için en hayırlı zaman dilimi)

Ve o (oyuncu bayan) geldi ve Ben oradaydım. Bana baktı ve sadece, bilirsiniz, on iki yıl sonra Beni gördüğüne inanamadı. Gözleri yaşlarla doldu. Kesinlikle hiçbir şey diyemedi, sadece yanıma gelip kendisini kollarıma bıraktı ve dedi ki “Bunca zaman neredeydin? Ben izini bulmaya çalıştım.” Sonra Beni ve bütün bu şeyleri anlatmaya başladı. Sonra Sahir Ludhianvi’de oradaydı ve o dedi ki, “Bu Hanımefendi nasıl burada?” Onlar cevap verdiler,  “Bu iş, bu Bayanın işi.”. “Aman Tanrım, neden bunu bize söylemediniz? Biliyor musunuz biz Onun için hayatımızı veririz!” Ve herkes etkilenmişti, o oyuncular nasılda birden değişti diye. “Para yok, hiçbir şey, Ben bu proje için para vereceğim. Hiçbir şey yapmayın.”

Şimdi bakın, Ben sadece bir ev hanımıydım sıradan bir ev hanımı. Kocamın malı üzerinde Benim çok fazla hakkım ya da bir şeyim yoktu ve ayrıca ağabeyim başka bir baskıcı kişi, ikisi bir olup, o geceki kızgınlıkları ve sinirli halleriyle Beni neredeyse öldüreceklerdi. Ben onları sakinleştirdim ve onlar etkilenmiştiler. Ben dedim ki, “Onlar, bu hale gelen kişiler ve değişimi görün, ne kadar değiştiler….” Onlar dedi ki, “Artık yok, biz her türlü vakıf kurumuna hayır diyeceğiz. Bu yaptığımız son hataydı!” Ve tüm o para kazanma fikri birden tepetaklak oldu. Ve o bayan birçok filmde hayır amaçlı oynadı ve Ludhianvi’de, hayır için pek çok şey yazdı.

Yani bir kadın, bir erkeği hayırsever bir kişiliğe dönüştürebilir – çünkü kendisi yardımseverdir. Onun o kadar çok güzelliği var ki, o bir sanatçıdır! Ve çevresinde güzellik yaratabilir, kendi ev işlerinde, ailesinde, toplumunda. Her yerde. Ama hayır! Kadınlar erkekler gibi kavga etmek istiyorlar. Onların kendi dernekleri olacaktır. Onlar kendi hakları için savaşacak birlikler istiyorlar! Bende bazı erkeklerin son derece acımasız olduklarını, bu şeyleri kabul ediyorum, bazı kanunların aşırı zalim olduklarını kabul ediyorum, şu bu ve onlar bunları söylemeliler ancak bunun yolu bu değil!

Kadınları yok etmeye çalışan bu erkekleri düzeltmenin başka bir yolu var, çünkü kadınların çok büyük bir kaliteleri var, Ganalar onlarla beraberdir ve Shri Ganapati onlarla beraberdir. Şayet kadınlar erdemliyse, bedenlerini ve güzelliklerini göstermeye çalışmıyorlarsa ve bundan para kazanmaya çalışmıyorlarsa, Ganapati asla erkeklerin tarafını tutmayacaktır.

Böyle olan kadınlar son derece güçlüdürler, son derece güçlü ayrıca bizdeki Jhansi ki Rani’de olduğu gibi bir şey söz konusu olursa, kadınlar kendi değerlerini gösterirler. O sıradan bir ev hanımıydı, İngilizlerle savaştı. İngilizler de onun değerleri karşısında şaşkına döndüler ve dediler ki, “biz Jhansi’yi fethettik, tamam, ancak zafer Jhansi’nin Kraliçesine ait.” Bizde ona benzeyen birçok kişi oldu, Noorjahan’ımız var, Ahliya Bai’miz var. Bu kurumlar sayesinde, Hindistan’da birçok yüce kadınımız oldu. Padmini vardı, Chand Bibi. Ev hanımı olup da,  kendisinden bahsedebileceğimiz pek çok büyük kadın var bizde.

Yani kadının kaliteleri, Toprak Ananın potansiyeli gibidir ya da herhangi bir enerjinin potansiyeli gibidir. Örneğin elektrik bir yerlerde kendi potansiyeline sahiptir. Burada ışıkları görüyorsunuz, bir ya da iki ışık fark etmez, önemli olan potansiyeldir. Yani kişi, bizlerin potansiyel olduğumuzu anlamalıdır ve potansiyelimizi muhafaza etmek için, onur, asalet ve içlerimizdeki doğruluk hissine sahip olmalıyız.

Şimdi, erkekler böyle olan kendi kadınlarına saygı göstermek zorundalar. Ancak erkeklerde başka bir türde aptallar çünkü onlar onları seven, iffetli olan, iyi olan ve onların kolektif olmalarını isteyen, onlara vermek isteyen, yardımsever olan, Sahaja Yoga’nın yayılmasını, kocasının mutlu ve neşeli olmasını ve kocasının da Sahaja Yogaya gelmesini isteyen bir kadına onlar saygı göstermeyeceklerdir.

Bunun yerine kimi acayip ve aptal kadınların peşinden koşarlar. Bhoot gibi olan kadınlara doğru onları çeken şey nedir? Onların içindeki bazı bhootlar olmalı, onların nasıl etkilendiklerini bilemiyorum, Erkeklerin bu tür yanlış davranışlarının bir sonucu olarak, kadınlar çok güvensiz oluyorlar, güvensiz oluyorlar. Sonuç olarak, erkekler acı çekiyor, kadınlar acı çekiyor. Karısını bu şekilde ihmal eden ve böyle muamele eden bir erkek sonunda kan kanseri olur.

Ve böyle davranan bir kadın ise, bu şekilde ve ama şayet kadın kocasına kötü davranırsa, o astım olacaktır ya da çok ciddi tipte bir siroz, beyin hasarı olabilir, felç olabilir, bedeni tamamen sıvı kaybına uğrayabilir. Çünkü sol Nabhi çok önemlidir. Şayet sol Nabhi telaşlıysa, bilirsiniz, koşturarak, zıplayarak, telaşlı olarak, sol Nabhi telaşlı olur ve siz kan kanseri geliştirirsiniz.

Ben hep görmüşümdür, zayıf olan kadınların kocaları gergindir – neden?

Çünkü karısı her zaman onu aşağı yukarı koşturur. “Şunu yap, bunu yap, bunu benim için getirmedin! Senden Coca-cola getirmeni istemiştin fakat getirmedin! Sen şunu yapmadın!” Adam sanki her zaman günahkârdır. Böylece erkek sürekli olarak diken üstünde gibi olur, gergin. Erkek gergin olduğu için bundan bir şeyler alır, kadın ise işkencesi olduğu için bir şeyler alır. Sevgi yok. Neşe yok. Mutluluk yok.

Tanrıya şükür şu aralar çökmekte olan bu sözde delilik şekli, Amerika’dan geliyor. Bu çöküyor. Bu delilik figürü sizleri gülünç bir hale getiriyor.

Kadınlar, kadınları yola getirmeli. Onlar (kadınlar) artık Grahasthi’ler olmalılar, o ev işleriyle meşgul olandır,  evindeki işlerle tatmin olan denilmiştir. Şayet kadın devamlı koşuşturuyorsa, evde durmak istemiyorsa, o zaman bir ev hanımı değil, bir hizmetçidir. Bir söz vardır, hizmetçi olan bir kadın varmış ve sonra o evin hanımı olmuş, ancak hizmetçi olduğu için koşuşturmasını durduramamış. Evine yerleşememiş. Şimdi, bu ev işleri kimin için, sadece kendisi için değil, hayır, kocası için ya da çocukları için de değil, hayır, başka insanları hoş karşılamak içindir.

Toprak Anne’nin tüm bu güzellikleri sizin için yaymış olması gibi, gelip oturup, neşe duyun ama bu Sahaja Yoga da çok yaygın, şunu görüyoruz, evlendikten sonra onlar birbirlerine kapılıyorlar ve Sahaja Yoga’yı kaybediyorlar. Sonra çocukları acı çekiyor. Onların çocukları mızmız, acayip, söz dinlemeyen ve acı veren kişiler oluyorlar. Aynı zamanda onların fiziksel sorunları da var – bu bir ceza. Benim cezalandırmamdan dolayı değil, sizi cezalandıran kendi tabiatınız– diyelim ki elinizi ateşe koydunuz, eliniz yanacaktır. Demek istiyorum ki, kim cezalandırıyor? Siz kendinizi cezalandırıyorsunuz! Sonra çocuklar garipleşiyor.

Sadece kendi aileniz için, sadece kendi yemeğiniz, sadece kendi eviniz için tüm bu bencillik, tüm bunlar erkeğinin içine doğru ilerlerse, işte o zaman Tanrı o aileyi korusun. Eğer o bir kadın ise, olabilir, yani en azından birazcık (kurtarma imkânı) olur fakat bir erkek örneğin benim bir evim olmalı, benim bir işim olmalı, ben çocuklarıma bakmalıyım, benim ailem için diyecek boyuta geldiyse, bu aile içindir.

Bizim ailemiz bir kadın ve bir erkekten oluşmuyor, evrenin tamamı bizim ailemizdir. Kendi başımıza değiliz, şayet siz keyfe keder birisi olur ve kendinizi inzivaya çekerseniz. Size tek bir şey söylemeli ve sizi bu günden uyarmalıyım – kendilerini inzivaya çekmeye çalışan kişiler, bir gün gelecek ve onlarda korkunç hastalıklar nüksedecektir – bundan dolayı Sahaja Yoga’yı suçlamayın! Sahaja Yoga’nın Tanrının krallığına ait kendi güzelliği vardır. Ancak Tanrının krallığında kolektif olmalısınız.

Ancak, kötü bir eş (kadın) sorun yaratabilir çünkü o (kadın)… o sorun yaratacaktır, o bir kaç kişilik grup oluşturacaktır, kadınlar grubu, bhootları ile beraber herkese doğru yuvarlanmaya devam edecektir. Ya da belki de o eğitiminin farkındadır, belki de bulunduğu mevkiinin farkında ya da parasının farkındadır ve – o zaman o kocasını uzak tutmaya çalışacaktır. Bu tür insanlar yaptıklarının hesabını ödeyecekler. Bu durum, Tanrının bir cezası olduğu için değildir.

Yani, Sahaja Yoga’da Gruhalakshmi tattva çok önemlidir. Sahaja Yoga’ya geldikten sonra sorun yaşayan kişilerin çoğu, kendi Gruhalakshmi prensiplerinin ihmal ettiler. Çünkü eğer Gruhalakshmi giderse, o zaman orta kalpte (catch) sorun yaşanır.

Bu tür hilelere başvurmuş kadınlar, hemen bırakmalılar çünkü bu çok haysiyetsizce. Böyle bir kadına hiç kimse saygı duymaz. Bu liderlerin eşleriyle ve liderler ile ilgili bir gerçek. Liderin eşi ya da liderlik, bu sözüm ona bir pozisyonun, en azının en azının en azıdır. En değersiz olandır. Elde ettiğiniz şey bundan çok daha yüksektir. Şayet bir azizden kral olmasını isterseniz, o diyecektir ki, Ne? Siz okyanusu bir fincana mı sığdırmaya çalışıyorsunuz. Bu en az olanın, en azıdır. En düşüğünde düşüğüdür.

Hayatlarının hizmet etmek olduğunu düşünenler de, başka bir aptal insanlardır. Hayatlarınız neşe duymaktır, hizmet etmek değil. Ancak hizmetin kendisi neşe duymaktır. Ancak siz sadece hizmet etmeye devam ederseniz. “Ay, ben fedakârlık yapıyorum, bu benim çilem (tapasya)!” Bittiniz! İşte o zaman sizin sonunuz bir tapasvi’ninki gibi olur, bir fasulye sırığı gibi ince olursunuz. Siz bir haç yapmak için kullanılabilirsiniz!

Şimdi, Sahaja Yoga’da bu zevktir ancak, ta ki siz her şeyin içinde, keyif almanın özüne sahip olmadıkça, bu bir keyif olamaz. Şayet şeker kamışından özünü çıkartırsanız veya ne diyorsunuz ona, şeker kamışı bambusu, o zaman geriye ne kalır? Aynı şekilde, tüm bu sözde hizmet etme, seva ve tapaysa (çile), tüm bunların içinde hiç tatlılık yoktur, tamamı bitmiştir. Tüm bu tatlılık ve bunlar, kadınlar tarafından üretilir. Ancak onlar çok sertler. “Bunu kirletme. Şunu düzgün tut, bunu düzgün tut.” Kocası kendi evine, sanki bir hırsızmış gibi girmek durumunda kalıyor, anlıyorsunuz. Onun Çin dükkânındaki boğa gibi olması gerekiyor, böyle olması gerek. Bir anlamda bu iyi bir şeydir. Güzel, aslında onun hiçbir şeyi bilmemesi sizin için daha iyidir. Ancak onu her zaman bir köle yapmak,  “Bunu yap! Benim için bunu yapmadın! Benim için şunu yap!” Bir ev hanımın görevi bu değildir! Onun işi Toprak Anne gibidir. O (Toprak Anne) hiç şikâyet ediyor mu? Hiçbir şey. O size her şeyi verir. Onda o kadar çok besleyici olan şey var ki. Ne kadar asaletli. Onun bu tür güçleri vardır. Ona herhangi bir şey veren, herhangi birisine o nasıl önem verir?

Size bunu söylesem şaşıracaksınız ama bugüne kadar, düne kadar, asla kocamdan Bana hiçbir şey almasını istemedim. İlk defa ondan Bana bir kamera almasını istedim ve sonucuna bakın, akşam bana ne dediğine bakın. En az beklenen şey oldu. Hayatta bir daha olmaz. O, Bana “Ne istediğini bana söylemelisin” derdi. İlk defa, Ben bir şey söyledim ve sonuca bakın. Çünkü Ben ona asla bir şey demedim!

Yani böyle bir kadın, kendi kendine tatmin olmalı, kendi içinde tatmin olmalı çünkü o vermelidir. Vermesi gereken kişi, nasıl olurda isteyebilir? O sevgi vermelidir çünkü o sevgidir. O tüm hizmetleri sunmalıdır. O tüm sahip olduklarını vermelidir, sakinleştirmelidir. Nasıl bir sorumluluk bu, size söyleyeyim, nasıl bir sorumluluk. Bir başbakandan, herhangi bir kraldan veya herkesten daha fazlası,  bir kadının sorumluluğudur ve o, bana böyle bir yüce sorumluluk verildi diye bundan gurur duymalıdır.

Bir ev hanımının, bir Sahaja Yoga liderinden çok daha fazla sorumluluğu vardır. Fakat liderlerin eşleri (hanımları) korkunç olabiliyorlar çünkü onlar kendilerinin de lider olduklarını zannediyorlar. Demek istediğim, bu minimumun en azı, demek istiyorum ki, bunu söyledim, okyanusun küçük bir fincana sığdırılması gibi. Ve onların davranışları o kadar garip ve abes oluyor ki, şaşırıyorum.

Ben 100 kişinin birlikte yaşadığı bir ailede evlendim ve onların her biri Bana tapıyor.  Lucknow’da bir yere gidersem, hepsi beni görmek için gelirler ama eşim oraya gider ve kimse onu görmeye gelmez. Eşim her zaman şikâyet eder.  Çünkü onlar onun akrabaları, Ben akrabaları değilim, ama gelip Beni görürler, onu değil! Eğer onlara sevgi vermeseydim, onlara istediklerini vermeseydim o zaman Beni görmeye gelmezlerdi. .

Yani onlar koruyuculardır, diğerlerini koruyanlardır. Onların kendileri için bir şeyler saklamaları gerekmez. Ve bizimle birlikte olan birçok aptal kadın var, size söyleyebilirim, pek çok aptal kadın. Biz Hintçede onlara buddhu (ahmak) diyoruz, onlar buddhu’lar.  Çünkü onlar hangi güce sahip olduklarını bilmiyorlar. Onlar hangi sorumluluğa sahip olduklarını bilmiyorlar. Ben onlar için bir örneğim.

Bu Benim büyük bir sorunum çünkü pratikte, tahminimce liderlerin %60’ının korkunç eşleri var. “Korkunç” demek zorundayım. Böylece Sahaja Yoga onlarla dhup (güneş)  gibi gidiyor. Onlar aşramda yaşayamazlar, onların kendi yiyecekleri olacaktır, kocaları onların kendilerine ait yemeklerini olduğunu görmek zorundadır ama aslında herkesi beslemesi gereken kişiler olmalı onlar, herkesle ilgilenilmeli,  en son kendileri yemeliler. Herkesin bir yatağı olmalı, onlar herkesin uyuduğunu görmeliler, bütün çocukların üstünü örtmeliler, her şeyi yaptıktan sonra kendileri uyumalıdırlar. Ama hayır, onlar oturur ve mini-Mataji’ler olurlar ya da Mataji’den de büyük olurlar. “Bana bunu getir! Bana şunu getir! Sadece şunu yap! Bunu yap!” Onlar nasıl yemek pişirileceğini bilmezler, çoğu bilmez.

Her liderin eşi yemek pişirmeli ve pişirmeyi öğrenmelidir. Şimdi zorunlu bu.  Onlar yemek pişirmeliler. Ve bunu kalpten yapmalılar. Onlar yemek pişirebilmeliler ve sevgiyle herkese vermeliler. Bu Annapurna’nın minimumudur.  Ve kocaları onlarda hata bulmamalılar. Başlangıçta belki hata yapabilirler, o zaman da onları yüreklendirin. Onların kalitelerini destekleyin, onların iyiliklerini cesaretlendirin, onların güzelliklerini destekleyin.

Aynı zamanda, Sahaja Yoga’da oldukça aktif bir hayatları olan bazı çok iyi hanımlar da gördüm.

Evlendikten sonra onlar kayboluyorlar. Kocalarının da Sahaja Yogi olması gerek ama kayıplar. Bazen ortaya çıkıyorlar, eğer Ben orada olursam bazen geliyorlar, aksi takdirde orada yoklar. Bugün Ben Arnaud’a soruyordum, orada olanların pek çoğunun böyle olduğunu söyledi. Bu da kocalarda bir sorun var demektir çünkü evlenmeden önce daha iyi durumdaydılar.

Yani beraber olmamız ve birlikte büyümemiz için, içimizdeki Gruhalakshmi prensibi ne kadar önemlidir, beraberliği hissetmek, her zaman, içimizdeki birliği hissetmek.

Size dün anlattığım gibi, sahip olduğumuz Raga’ları size anlatacağım. Ra enerjidir. Ga ise Sanskrit dilinde ‘Ga, Gayathi’ dır, anlamı ise nüfuz eden demektir, her şeyin içine girendir, bu etheraldir (spritüel),  etherik (ether benzeri) kalitelere sahiptir. Ether’in içine her hangi bir şey koyun, herhangi bir yerden ona erişebilirsiniz.

Yani Raga, etherin içine nüfuz eden ve ruhunuza dokunan enerjidir. İşte bu Raga’dır. Ve bu Raga’lar ki, onlar ev hanımı gibiler diyebilirim. Diyelim ki, siz askeri bando ile aynı yerde duruyorsunuz o zaman bıkacaksınız, “sol sağ, sol sağ, sol sağ”. Ancak güzel bir ezgi, ahenk içinde olan, melodi. Ve bu melodinin kendisi, size güzelliği düşündürür.

Bir ev hanımı evini dekore etme şekli ile, herkesi sakinleştirir, onları mutlu eder. Sonra o herkesle ilgilenir. Herkes onun orada durduğunu bilir. Bir düşünün, modern zamanlarda nasıl olurdu, siz çocuğunuzun doğum günü pastası için birkaç kişiyi eve davet edersiniz ve çocuğunuzun pastasını ilk siz kesersiniz çünkü siz ev hanımısınız. Bunun nasıl göründüğünü düşünebiliyor musunuz? Size söyleyebilirim ki bu gülünç bir durum. Ev hanımlarının herkesin önüne geçme çabaları çok garip. Onlar geride durmalılar çünkü siz diğerleriyle ilgilenmelisiniz. Herkesle ilgilenmek, onlara bakmak, işte Raga budur. Bu sizin tüm zayıflıklarınızı örter. Diyelim bir kişi işten gelmiş, çok üzgün ve endişeli, oturur, bir Raga koyar, dinler. Bu onu sakinleştirir. Sizi yumuşatır.

Haftanın beş günü eve gelen insanların yaptığı gibi, onları nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum ama sanki otelde gibi bile değil de, çadır tarzında bir yerde yaşıyorlarmış gibi, beş gün eve gelen ve sonra onlar altıncı günde deniz için dışarıdadırlar veya gidip bir otelde kalırlar. Kimse evde kalmak istemez çünkü ikisi arasında Gruhalakshmi prensibi yoktur. Ancak Raga yerleşmek ister, sakinleşmek ister. Durulmadığınız sürece Raga‘dan neşe duyamazsınız. Bir hayal edin, birisi durmadan zıplarken bir yandan da Raga dinliyor. Yani, kişi sakinleşmelidir, işte bu sakinleştirme işi, ev hanımı olan bir kadının görevidir, erkekte sakinleşmek için çaba göstermelidir.

Bu modern zamanlarda sol Nabhi’nizin nasıl da devre dışı kaldığını size pek çok kez anlatmışımdır, çok daha fazla ve bunun yanı sıra birçok çocuk da bu telaşlı kadınlardan doğmakta. Bu bir eş midir? Normalde Hindistan’da önceleri, bilirsiniz, koca sabah kalkar, banyo yapar, bütün bu sürede hanımı yanında değildir. Ev hanımı kocası için yemek pişirir, çocuklarıyla ilgilenir.

Her zaman kocaya yapışmak da, sıkıcılığın bir işaretidir. Koca sıkılır, kadın sıkılır, sonra boşanırlar. Bu yüzden başka ilgi alanları olmalıdır örneğin çocuklara bakmak, ev işleri, Sahaja Yoga, bunun gibi şeyler. Sonra koca banyodan çıkar, oturur, yere oturur ve Hindistan’da böyledir. Şimdilerde masada oturuyoruz, peki tamam en azından masada oturun, yok yani masada oturmayın, sandalyede oturun. Ve ev hanımı o anda kalkıp kocasına şunu demez, “Neden böyle bir şey yaptın?” ya da “bilmem kim tartışıyordu ya da Ben bir bayan ile tanıştım ve o bana senin şöyle ya da böyle olduğunu anlattı”. Hayır! Ev hanımı, “rahat bırakayım yemeğini yesin”, der. İşte bu yüzden, Hindistan’da bir erkek öfkesini göstermek istiyorsa, evinde yemek yemez ya da iç çamaşırlarını kendi yıkar. İşte onlar öfkelerini bu şekilde gösterirler.

Sonra, işte böyle o (ev hanımı) kocasını yavaşça (yelpaze ile) yeller ve ona güzel şeyler anlatır, görüyorsunuz, bugün ne oldu biliyor musun? Oğlum sabah uyandı ve “Ben babamı çok seviyorum” dedi. Erkek der ki, “Gerçekten mi?” “Evet, evet. O dedi, öyle dedi.” Kocası bilir ki eşi ona yalanlar da söyler, ama görüyorsunuz, o tüm bu güzel şeyleri söyler ve “Sanırım senin Annen şu anda daha iyi. Sanırım Annene bakmaya gideceğim. Ayrıca kız kardeşin bize gelecek. Düşünüyorum ki,  kız kardeşin için bir Sari almalısın”. Böyle güzel şeyler söyler – ona karşı güzellikle konuşacaktır. Ve evin erkeği, huzur içinde yemeğini yer sonra gidip ellerini yıkar ve bir kağnı ile gider, araba ile gitmez çünkü çok trafik vardır. Günümüzde kağnı bitti ve yelleme olayı kalktı. Şimdi çok hızlı olmalısınız. Hayat hızlı şimdilerde. Bu telaşlı şeylerin içinde, size daha önce de söylediğim gibi, hayat çemberinin çevresi hızlı dönüyor ancak eksen hızlı değil. Bu sebepten dolayı, Sahaja Yogiler eksende olmalılar, karı ve kocalarda at arabasının sol ve sağ tarafı, onlar eksen de olmalılar ve sol soldur, sağ ise sağdır.

Örneğin kadınların hazırlanması genelde daha uzun zaman alır. Ben böyle değilim, Ben kocamdan daha kısa zamanda hazırlanırım, kocamdan çok daha çabuk hazırlanırım ama normalde..  Huyları böyle. Unutun gitsin. Şimdi kadınlarında kendi huyları var. Onlar kadın. Kadınlar kadın gibi kalmaya devam edecekler, erkekler erkek gibi kalacaklar. Erkekler saatlerine on kez bakmak zorundadır. Kadınlar ise, belki bir defa bakarlar ya da saatini kaybetmiştir ya da bozuktur – şayet onlar gerçek kadınsa. Onlar erkekler gibi telaşlı değildirler, onlar farklıdırlar. Fakat onlar kadın ve siz de erkeksiniz ve Tanrı erkeği ve kadını yarattı.  Şayet tek cins olması gerekseydi o zaman Tanrı öyle yaratırdı, yapmadı.

Bu durumda doğduğunuz cinsiyeti, erdemle, güzellikle ve asaletle kabul etmelisiniz – her ikisini de. Ayrıca bilmelisiniz ki, bu kadınların eğlencesidir!

Hindistan da bildiğiniz gibi bizde bu şey, Ben onların yüzlerini dahi örttükleri adetlere çok bağlı (Ortodoks) bir ailede evlendim ve bütün bu şeyler. Ve bir gün, kocamın arkadaşı olan tahsildar memuru, benim büyük kayın biraderime, arkadaşının eşinin neden gelip Beni görmediğini sormuş. Bunun üzerine oda, “Elbette, tabi ki!” demiş ve onun için durumu kolaylaştırmak amacı ile işyerinden izin alıp ve başka bir şehre gitmiş ve karısına demiş ki, “bak o gidip tahsildarı görüyor”. Bakın, ne kadar güzel bu, ne kadar güzel ve Ben onun Beni baskı altına aldığını asla hissetmedim çünkü sonuçta bu, o ailenin sistemi idi, tamam, bu olur.

Ancak bunun için ihtiyacınız olan şey Saf Zekâdır. Eğer koca bir mankafa ise, karısını aşağıya çekecektir. Eğer hanım bir mankafa ise, kocasını aşağıya çekecektir. Eğer kadın çok akıllı ise, iyi konuşur, bilirsiniz, o nasıl konuşulacağını ve insanları etkileyeceğini bilir, bu onun çok zeki olduğu anlamına gelmez. Hayrı, yükselişi ve nihai hedefi gören kişiye, en zeki insan derim. Bu kişi en duyarlı olandır, en zeki olandır. Diğer türde olan tüm akıl, avidya’dır (bilgi karşıtı), yararsızdır. Sanırım bu mesele hakkında bir kitap yazabilirim, bu yüzden bunu kitaba bırakmak daha iyi olur ve şimdi bu gün puja yapalım.

Tanrı sizleri kutsasın.

Soru var mı?… Bu Benim daha fazla para harcayacağım anlamına geliyor? Bilemiyorum, şans yok. Ne zaman harcanacağını bilemiyorum. Harcamayı seviyorum, yani demek istiyorum ki, herkes harcamayı sevmelidir. İşte, para bunun içindir. Başkalarına vermelisiniz, bilirsiniz. Neden madde var? Madde, başkalarına vermek içindir. Sadece başkalarına vermekten dolayı neşe duyun. Yani, başkalarına bir şeyler vermek keyiflidir.

H.H. Shri Mataji Nirmala Devi