Shri Vishnumaya Puja, Sol Vishuddhi’yi tedavi edin.

Shudy Camps Park, Shudy Camps (England)

1988-08-20 Vishnumaya Puja Talk: Cure That Left Vishuddhi, UK, DP-RAW, 44' Download subtitles: EN,ES,PL,RO,TRView subtitles: Add subtitles:
Download video (standard quality): Download video (full quality): View and download on Vimeo: Listen on Soundcloud: Transcribe/Translate oTranscribe


“Sol Vishuddhi’yi tedavi edin” Shri Vishnumaya puja. Shudy Camps (İngiltere), 20 Ağustos 1988.

Burada bir Puja yapmamız ya da bu türden herhangi bir program yapmamız en beklenmedik şeydi. Ama sanırım böylesi hızlı bir programdan sonra, geriye böyle bir şey kalmıştı, bildiğiniz üzere gitmem lazımdı, Londra’dan Frankfurt’a,  Amerika’ya, Bogota’ya,  geri döneceğim, sonrada Andora ve hala bütün buralara gitmem lazım, düşündüm ki, bu bitti şimdi. Ve Londra’da buraya geldim, yapılmamış bir Puja olduğunu öğrendim ki, sol Vishuddhi ve bu Raksha Bandhan’la çakışıyor çünkü bu bir kız kardeş ve erkek kardeş ilişkisidir. Yani tarihte, eğer tarihe bakarsanız, Shri Krishna, kendi kız kardeşinin doğduğu gün doğdu ve demeliyim ki, daha sonra Vishnumaya bir şimşek haline dönüştü ama o zaman Shri Krishna’nın varlığını ilan eden oydu – Onun doğduğunu ve Onun yaşadığını, Onun şu anda var olduğunu. Bu, sol Vishuddhi’nin işidir, şimşeklerin işidir ve her ne zaman Ben bir yere gidiyor olsam, bir program ya da bir şey yapıyor olsam, hemen bunun öncesinde bu duyuruyu yapmak için şimşeğin, gök gürültüsünün gökyüzünde belirdiğini gördünüz. Yani bu, duyuru için kullanılan şeylerden birisidir. Bunu daha pratik ve anlaşılır hale getirmek için, duyurularımız için televizyonlarımızı, büyük önemi olan bir şeye dair mesajları insanlara vermek için elektriği kullanıyoruz. Bunu yaparlar mı bilmiyorum, olmayabilir de.

Aynı şekilde, Adi Shakti’nin gelişini duyurmak için sol Vishuddhimizi kullanmalıyız. Fakat aksine, insanlar onu ekstra  egomuzun doldurulması için muhafaza ettikleri bir cep olarak kullanmaya başladılar.

Kendimizi suçlu hissettiğimizde, öncelikle ilişkilerimiz iyi olmadığı zaman suçluluk hissediyoruz. Örneğin, çok saf olan ve her türlü kirlenmenin üzerinde olan kız – erkek kardeş ilişkisini anlamıyoruz. Fakat Batı’da bildiğiniz gibi, belki de farkındalığa aykırı olan her türlü şeyi yapmaktan ve içki içmekten dolayı insanlar değerler sistemini kaybettiler ve bununla birlikte bir kız kardeşin ne olduğunu, bir erkek kardeşin ne olduğunu anlama sistemi de kaybettiler. Bu yüzden Vishnumaya çok önemlidir – son derece önemlidir – Onun sayesinde,  bir enkarnasyonun duyurusu gerçekleşiyor. Bunu, kozmosta söyleyenin televizyon olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu çalışıyor. Ama kendi varlığımız içinde  Vishnumaya, sol Vishuddhi’de bulunur ve en fazla acı çekenin Vishnumaya olduğunu düşünüyorum, özellikle de Batı’da, çünkü her şey için suçluluk hissetmek bir moda halinde. Normalde Vishnumaya,  Shri Krishna’nın doğduğunu ve Onun Dünya üzerinde var olduğunu açıkladığı zaman, eğer buna pratik bir bakış açısıyla bakarsanız, Onun yaptığının yanlış bir şey olduğunu düşünebilirsiniz, çünkü Kamsa’ya Shri Krishna’nın var olduğunu, yaşadığını, hala var olduğunu söylemek, Onun için  bir tehlike oluşturuyordu ve kişi daha sonra bundan dolayı kendisini suçlu hissedebilirdi – “Ah, bunu ben neden yaptım?” Ben söylemeseydim, o bunu bilmeyecekti.”Ama yapılması gereken doğru şey budur, onların yapması gereken iş budur. Bu yüzden kendimizi küçük, küçük şeyler için suçlu hissettiren şeyin aslında ne olduğunu görmeliyiz, bu aslında bize tepki gösteren kendi egomuzdur ve o yaptığımız hatalarla uzlaşmamızı istiyor.  Kimi insanların söylememeleri gereken bir şey söyledikleri için, suçluluk hissetmeleri gibi ya da belki de normalde yapmamaları gereken bir şey yaptıkları için. Belki de Sahaja Yoga eksenli olarak değil, belki de başka bir şey için, çok anlamsız bir şey için. Birisinin, deyin ki kahveyi dökmesi gibi. Suçluluk hissederler.

Ya da birisi bıçağı diğer tarafa koyar, sol tarafa koyar, o zaman kendilerini suçlu hissederler. Demek istediğim, toplumda norm olarak kabul edilen bu şeyler ve insanlar bu normların çok, çok önemli olduğunu düşünmeye başlıyorlar – bu normlar sanki bir dharma gibi bir şeymiş ve sizler bu normları korumak zorundasınız gibi. Ama bu normlar insan yapımıdır, bunların çoğu insan yapımıdır. Bazılarının çok aptalca ve çok dehşet verici olduğunu görüyorsunuz, sanırım İngiltere’de, el sıkışırken olduğu gibi, gerçekten tamamen bastırılması ve bitmesi gereken bazı şeyler var. Bu çok kötü bir şey bence,  herkesle el sıkışmak çünkü bu ellerin ne tür insanların elleri olduğunu, o insanların ne tür vibrasyonları olduğunu Tanrı bilir. Şimdi, kocam resepsiyon verdiği zaman, bazen gelen yedi yüz kişi ile tokalaşmak zorunda kalıyorum ve sonra, yedi yüz sarhoş dışarı çıkıyor. Yani, el sıkışmak, bence çok ama çok kötü bir alışkanlık. Sahaja Yogilerin el sıkışması sorun değil ama başkaları için, birinin elini sıkmak yerine Namaste’yi yapmak daha iyidir. Bu çok basit bir Hint yöntemi olsa da, bence en iyisi “Namaste” demektir, çünkü el sıkışmak insanlarda birçok soruna yol açabiliyor ve şimdi bütün bu hastalıklar ortaya çıkarken ve bunlara rağmen, bir kişinin el sıkışırken çok dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Bundan daha kötüsünü ise, Fransa’da görüyorum, biriyle tanıştığınızda öpüşmek zorundasınız – en kötü alışkanlık bu, size söyleyeyim, korkunç. Ama eğer oraya giderseniz,  her zaman sizi öperler, başlangıçta çok kötü şoklarım oldu, herkes sizi yakalar, burada öper, orada öper ve siz bu kişiye bakmaya başlarsınız. Şimdi AIDS ve bütün bu şeylerin korkusuyla ve belki de bütün bu saçmalıkları bırakabilirler. Ama tüm bunları yapmanıza gerek yok, bunu herhangi birisinden istemenin en iyi yolu değildir, herhangi bir saygı göstermez, her iki durumda da. El sıkıştığınız zaman da saygı yoktur ve birisini öptüğünüz zaman bile saygı yok.

Fakat eğer siz  “Namaste” derseniz, bu  “ben senin önünde eğiliyorum” anlamına gelir, Namaste ” senin önünde eğiliyorum” demektir, saygıdır ve yapmamız gereken şey birbirimize saygı göstermemizdir. Fakat göstermediğimiz zaman,  suçluluk duyuyoruz ve bütün bu “Teşekkürler” de olduğu gibi, görüyorsunuz. Eğer birisine “teşekkür ederim” demediyseniz, o zaman biz büyük bir hata yaptığımızı düşünüyoruz. Yani demek istediğim, ettiğimiz teşekkürün miktarı, bilirsiniz. Buna o kadar fazla alıştık ki, bir heykel bile görseniz,  “darshanınız (Kutsal bir kişiyi veya bir Deityi görme fırsatı) için çok teşekkür ederim” diyorsunuz. Bu böyle devam ediyor, görüyorsunuz, bu biraz fazla. Çok fazla “Teşekkürler” ya da “üzgünüm” demek, bu lafta kalan bir şey olur. Bugünlerde, bizim zamanımızda telefonda biz karşıdakine “Affınızı rica ederim” derdik, ama şimdi insanlar, “Üzgünüm, üzgünüm, üzgünüm” diyorlar, yani ne için üzgünsünüz.  Yapamam, bu “üzgünüm” sola Vishuddhi’ye gidiyor. Eğer duymazsanız, bu sizin hatanız değildir, belki de telefonun hatasıdır, belki de başka bir kişinin hatasıdır. Yani, üzgün olacak ne olduğunu anlamadan, sadece “Üzgünüm, üzgünüm, üzgünüm” demeye devam etmek ve bir şeyler için üzgün hissetmek, kesinlikle sıkıcıdır ve böyle bir kişi son derece bezdiricidir, sabahtan akşama kadar “ben bunun için üzgünüm, şunun için üzgünüm, bunun için üzgünüm” diyor ve sürekli olarak her şey için, şu kişi için üzülüyorsunuz.  Yani kişi, neşeli bir ruh hali içinde olmalıdır ve birisi “Üzgünüm” demezse bu önemli değildir, önemli değil. Ama bazı insanlar eğer siz onlara “Teşekkür ederim” demezseniz çok büyük itirazda bulunabilirler.  Bir keresinde İngiltere’de tecrübe ettiğim çok garip bir şey bu. Dışarı çıkıyordum – John oradaydı, arabayı John kullanıyordu ve kızım evden dışarı çıkıyordu, bu yüzdende kapıyı açık bırakmıştı ve bu durum oturmasından itibaren neredeyse ancak beş, altı saniye sürdü,  kapıyı kapattıp, gitti. Ama arkasında duran adama “teşekkür ederim” demedi, onların hepsinin çok zengin, kültürlü ve eğitimli insanlar olması gerektiğini görüyorsunuz. Bunun üzerine bu adam arabasından çıktı, kemeri tutup arabanın hareket etmesine izin vermedi ve araç hareket halindeydi. Ne olduğunu anlamadım.

Ben de John’a “Arabayı durdur, arabayı durdur” dedim. Adama, “sorun ne?” dedim.  “Bana ‘Teşekkür ederim’ demedi”, dedi. Bu adam ölebilirdi ya da başına bir şey gelebilirdi ama bu önemli değil, siz ona “Teşekkür ederim” demelisiniz. Bunlar bizim sahip olduğumuz garip normlar, normların pek çoğu ve bazen meseleyi gözden kaçırıyoruz, bazen meseleyi kaçırıyoruz çünkü her şey mekanik oluyor. Eğer siz “Teşekkürler” derseniz bu mekanik değildir. Bu bunun bir yoludur sadece, hatta bir ifade veya gülümseme yâda bir jest ile insanlara yaptıkları için minnettar olduğunuzu söyleyebilirsiniz. Ama bu çok eski zamanlardan gelen bir norm, biliyorsunuz. Onlar çok fazla şeyi terk ettiler, tıpkı fraklarını, diğer her şeylerini terk ettikleri gibi, sanırım çok fazla teşekkür etmek ve çok fazla üzgün hissetmek de bırakılmalıdır. Siz ya sola ya da sağa gidersiniz. Yani şimdi en iyisi budur, birisi sizin için bir şeyler yaparsa, tamam, sadece bir gülümseme, bazen  de “Teşekkürler” deyin, ama her zaman “bana teşekkür ederim dediniz mi?” şeklinde değil. Bir çocuğun Bana “ben onların evlerine gitmek istemiyorum” demesi gibi, Bende ona “Neden?” dedim. Çünkü ben, ‘teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim, her zaman teşekkür ederim’ demeliyim, dedi. Yani çocuklar da bir şekilde bunun çok yapay olduğunu düşünüyorlar, bu lafta kalan bir şey oluyor ve bu yarım ağız söylenen şey, herhangi bir yere varabilir ve insanlar – “Noel kartı göndermedim” gibi şeyler için çok üzülmeye başlarlar, bu yüzden üzgünler. Noel kartı önemli değildir. Neden Noel kartı yollamamız gerektiğini anlamalıyız. Bu, bir kişi için dilek tutmaktır. Kalbinizde var mı bu? Bunu kalbinizde hissetiniz mi? Bunu bir kez kalpten hissetmeye başladığınızda, o zaman sol Vishuddhiniz asla catch etmez. Bu yaptığınız hatalardan kaçınmanın çok yüzeysel bir yoludur.

Şimdi yapmam gereken bir şeyi yapmadığımı farz edelim, bazen bu olur, sonra bilirsiniz, bunu kalbimde hissettim,  sadece hissediyorum. Yapmalıydım. Eğer onu yapmadıysam, o zaman da, bu düzeltilir. Sadece bu da değil, bir Sahaja Yogi için bu işe yarar.  Yani bunu kalbinizde hissetmek için,  aksi halde yüzeysel olan her ne varsa, bunun için  endişelenmemelisiniz.  Endişelenmemelisiniz, sizler Yogilersiniz, şimdi hepinizin azizler olduğunuzu bilmelisiniz, bu nedenle küçük küçük şeyler için endişelenmenize gerek yoktur. Eğer birini tokatlasanız bile, sorun olmaz, insanları tokatlayabilirsiniz. Kendilerini sıkıntılarından, saldırganlıklarından kurtarmak için başkalarına taş atan yogiler vardı. Yani bu olur, hepiniz azizsiniz, bu yüzden azizler bu şekilde yapabilir. Keşiş olan bir kral hakkında çok güzel bir hikâye okudum, biliyorsunuz ve o bir kral olmalıydı. Kral olmayı istemedi çünkü “Ben bir azizim. Bunu istemiyorum” dedi. O bir azizdi, ama kral yapıldı, buna zorlandı, çünkü hiç kimse yoktu. Herkes çok mutluydu ve istediklerini yapmaları için onlara her türlü izni verdi. Ama bilirsiniz, o yerdeki yüksek rütbeli insanlar, mahkemeleri işgal eden bütün o insanlar, onların hepsi çok güçlüydüler, çünkü kral çok ılımlı bir insandı, çok kibar bir insandı.  Diğerleri ise sadece bütün köylüleri istismar ettiler, bütün çiftçileri ve bütün yoksulları sömürdüler, herkes onların eşyalarını aldı, onları yağmaladı, işkence etti, onların kadınlarını rahatsız etti ve onun alanına giren hususlarda, her tür korkunç şeyi yaptılar. Fakat sonrasında bu durum krala anlatıldı. O zaman düşündü, şimdi bir aziz olmama ve bir aziz olarak icra etmem gereken bir görevim olmasına rağmen, ben burada bir kral olarak oturuyorum.

Bu yüzden çok güzel bir komplo hazırladı, çok iyi insanlar buldu, ona çok, çok yakın olan kimseler ve güvenebileceği bir avuç dolusu insan buldu ve sonra tüm bu asilzadeleri mahkemeye çağırdı ve onlara üzerlerinde herhangi bir silah getirmemelerini söyledi ve ardından orada, herkesin boynunu kesti – herkesin. Herkesin boynunu vurmuş olmasına rağmen, o bir azizdi, çünkü bu insanlar korkunçtular. Onları cezalandırmak onun işiydi ve o bunu suçluluk hissetmeden, sol Vishuddhi de catch etmeden yaptı. Yani ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıdır, üzülecek bir şey yok. Sizin hiçbir şekilde üzülmenize gerek yoktur, ama siz her ne hissederseniz eğer bu ifade edilmediği zaman, bu duygu uygun şekilde ifade edilmediğinde, o zaman bunu kalbinizde hissetmelisiniz ki, bu harekete geçsin ve çalışsın – bu tabii ki, sol Vishuddhi içindir.  Ama kendimize sormamız gereken tek bir şey var: “Sol Vishuddhimizden nasıl kurtuluruz?” Ve siz “ben neden bu sol Vishuddhi problemine sahip oldum?” diye bu soruyu sormaya başladığınızda, size anlattığım gibi bu egonun fazla kısmıdır. Yani siz ne yaptığınızı izlemeye çalışın, ne dediğinizi görmeye çalışın, bunu neden yaptınız? Ve sonra bununla yüzleşin ve bir dahaki sefere, bunu yapmayın, bu sayede suçluluk duymazsınız, çünkü suçluluk hatırınızda tuttuğunuz hatalardan başka bir şey değildir ve bu durum, bir rahibe gidip “Bu üzgünüm, ben bunu yaptım, ben şunu yaptım” diyip ve yine aynı şeyi yapmak gibidir.  Bu aynı şeydir çünkü o zaman kendinizi düzeltmezsiniz. Yani bu tek bir şeyi ifade eder, hangi hataları yaptığınızı, egonuzun kendini bu konuda ne kadar kötü hissetmek istediğini anlamaktır ve sonrasında bunu  saklamamaktır, bununla yüzleşmek ve bir daha asla yapmayı istememektir. Biz sadece “Ben bunu bir daha yapmayacağım” diye bir karar veriyoruz, hepsi bu. Siz sadece, “Bir daha yapmayacağım” demelisiniz – bu şey her ne ise.

Bununla yüzleşin ve ben bunu bir daha yapmayacağım deyin. Sol Vishuddhinizi yönetmenin en iyi yolu budur. Diğer bir şey ise duyurudur. Duyurmak için eğer sol Vishuddhinizi kullanırsanız, herhangi bir suçluluk olamaz. Suçluluk hissetmeden, gergin hissetmeden, garip hissetmeden, bunu anlatmaya devam etmelisiniz. Bu işe yarar! Çok iyi çalışıyor. Artık korkmamıza gerek yok, şimdi Ben on dört yıl boyunca bu ülkede bulundum, on dört yıldır Batı’da çalışıyorum, bunun hakkında çok özgürce konuşabilirsiniz. Bugün Bana sadece bunun bir örneğini verdiler. Müzisyenler geliyordu ve gelirlerken onlardan biri,  daha erken vardı ve ona “neden Londra’ya gidiyorsunuz?” diye sordular. Oda “Shri Mataji’ye adanmışlık şarkıları söyleyeceğiz” dedi. “Shri Mataji kim?” Benim fotoğrafımı gösterdi. Bitti. Onlardan hiçbir şey istemedi, pasaportlarını sormadı, kontrol etmedi ya da başka hiçbir şey yapmadı. Diğer bir şey ise, onların vardıkları zamandı ve gümrükçüler oradaydı ve sordular: “Nerede şarkı söylüyorsunuz, nereyi ayarladınız?”. “Biz hiçbir yeri ayarlamadık. Sadece şarkılarımızı söyleyeceğiz, Anneye olan adanmışlığımızın şarkılarını söyleyeceğiz ve biz şarkıları Ona söyleyeceğiz, Mataji Nirmala Devi’ye nin şarkılar söyleyeceğiz. O adam, bir İngiliz’di.  O Hintçe dedi ki, “Thik He. Thik He. ” (doğru, haklısın) Yani bu şeyler, duyuru çok yardımcı oluyor. Mesela, bir rozet takmak ya da buna ne diyorsunuz, bunun gibi bir kolyeyi ya da yüzüğü takmak, bu sizin Gerçeği bulduğunuzun bir duyurusudur. Ve sonra, sadece bu da değil, aynı zamanda isterseniz bazen sari giymeye başlamalısınız, bu önemli değil, bazen de kurta pijama, önemi yok, sokaklarda dolaşırsanız, insanlar bilirler. Kimileri size eğer sen bu şeyleri giyersen, Anne buna “Hayır” demişti, derler. Ben asla böyle demedim, giyemezsiniz demedim.

İsterseniz giyebilirsiniz. Ama sizin için bir özgürlük var. Eğer isterseniz, giyebilirsiniz ya da istemiyorsanız giymeniz gerekmez. Fakat sorun şu ki, bazen bu Hari Rama gibileri, Hari Krishna kadınları, o zamanlar onlar bu elbiseleri giyip geziyorlardı. Ama onlar kirli, pis, yıkanmamış kadınlardı. Düzgün, geleneksel bir şekilde, eğer sari giyerseniz, insanlar kesinlikle bunu takdir edecektir. Neden olmasın? Sizi sariler içinde görmek istiyorlar. İsterseniz giyebilirsiniz. Etrafta böyle gezinmek iyi bir fikir. Sari giymenin zararı yok. Bence bu, çok düzgün bir elbise ve bir kadını pantolondan daha fazla  kadın gibi gösteriyor ve bu kot pantolonlardan, bunun gibi şeylerden. Yani bu önemli değil. Ama o zaman suçluluk hissetmeyin. Eğer giymek isterseniz, onu gözü pek bir şekilde ve cesaretle giyin. Cesur biri olun. Yani sadece cesur insanlar sol Vishuddhilerinden kurtulabilirler. Çünkü cesursunuz, siz bunu yapıyorsunuz. Bu oluşması gereken kültürdür. Biz sarileri severiz, giyeriz, kurta pijamalarını severiz. Şimdi bu sıcakta, üç parçalı bir takım elbise giymek, iyi mi bu? Ama İngilizlerin özellikle de Hindistan’da, bu İngiltere elbisesiyle nasıl başa çıkabileceğini anlamıyorum, sizi terleten kravatlı üç parçalı bir takım elbise giyeceksiniz. Kravatlarla beraber üç parçalı takım elbise giymek. Tamam, bazı insanlar yapabilir, ama hepsi değil. Çok üşümüş olanlar bu başarabilir ama bunu herkes yapamaz. Öyleyse neden size uygun olmayan bu elbiseleri giymelisiniz ki? Fakat bu, Hindistan’da, bir tür sözüm ona kısa, üstü sözüm ona kısa olan şeyler giyen ve etrafta dolanan insanlar gördüm, bu aptalca çünkü uygunsuz.

Yani bizler uygunsuz elbiseler giyemeyiz. Düzgün elbiseler giymeliyiz ama rahat ve uygun olanlarını. Böyle bir şey yok, biz İngiliz’iz, biz Hintliyiz, biz buyuz – hepimiz evrensel varlıklarız. Ve bunu bir kez kabul ettiğimizde, aniden kolektif bilinç konumuna, Virata konumuna atlıyorsunuz. Virata bir kez açılırsa, sol Vishuddhi biter. Eğer siz Virata’nın bir parçasıysanız, o zaman nasıl hata yapabilirsiniz? Nasıl suçlu olabilirsiniz? Çünkü durumu ele alacak olan Virata’dır. O tektir. Şimdi elinizde bir şeylerin yanlış gittiğini varsayalım. Bunun için elinizi suçlamazsınız. Suçladığınız, vücuttur. Bedenin bir sorunu var ve bedenin bununla ilgilenmesi gerekiyor. Vücut durumu üstlendi. Gelir, tamir eder, ilgilenir, dolaştırır. Bu her ne ise, acılar veya her neyse bu, öneri tüm bedenden gelir. Bu tek bir parmağın suçluluk hissetmeye başlaması değildir – bütün bedendir. Aynı şekilde, siz bir Virata konumu içine atladığınızda, sizin kendinizi, “ben bütünün parçasıyım” şeklinde  hissettiğiniz bu konuma atladığınızda, Vishuddhi bırakmalıdır. Sol Vishuddhi tamamen bırakılmalıdır. Bunun yeri yoktur.  Bunun yeri yok. Siz bütünün parçası olduğunuz zaman, kendinizi nasıl suçlu hissedersiniz ki? Bunun mantığı nedir? Siz suçlu hissedemezsiniz. Eğer bütünün parçasıysanız o zaman “bütün” durumu ele alır ve burası sol Vishuddhinizi çok iyi azaltabileceğiniz yerdir. Şimdi, kaderimizin ne olduğunu görmeniz gereken noktaya gelmeliyiz. Sahaja Yogilerin kendi kaderleri vardır. Kaderinizi yerine getirdiniz mi? Sahaja Yoga’ya bir tür moda yüzünden gelmediniz.

Sahaja Yoga’ya bir tür Shri Mataji Nirmala Devi hayranı olarak gelmediniz. Yoo,  hayır! Buraya siz aziz olmak için geldiniz, tamam mı, o halde kaderiniz nedir? Kader bütünün parçası olmaktır. Bütünün parçası oldunuz mu? Bunun kolektivite kısmı. Siz hala kendi sorunlarınızla ilgileniyorsunuz. – “Bunu karıma, çocuklarıma, evime söylemeliydim”, o zaman siz bütünün parçası değilsiniz. Ama eğer siz sadece Sahaja Yogi olan diğer insanları düşünürseniz – onların ne kadar güzel olduklarını, onların hepsi benim erkek kardeşlerim, kız kardeşlerim, bizler tek bir ailenin mensubuyuz, beraber olmalıyız, hepsi bir – o zaman ne olur, kendini suçlu hissetmek gibi bütün bu küçük fikirler ve tüm bunlar, hepsi havada kaybolurlar. Okyanusa katılan bir damla gibi. Bunun nereye gittiğini Tanrı bilir. Bu, hatta sizin görmediğiniz, hissetmediğiniz kadar küçük bir leke haline geldi. Öyleyse, anlamamız gereken şey, kaderimizi yerine getirmemizdir ve bizim kaderimiz ne? Kaderimiz bütünün bir parçası olmaktır ve Vishnumaya’nın kendisini gösterme şekli işte budur, O parlar ve duyurur.  Bütünün bir parçası haline geldiğinizde, bunu anlatmakta utanacak ne var? Bizler azizleriz. Elbette öyleyiz. “Siz aziz misiniz?” “Evet, biz öyleyiz.” Sahaja Yoga hakkında konuşmalısınız, bu konuda utangaçlık hissetmeyin, çok açık bir şekilde Benim hakkında konuşmalısınız. Hindistan’da bir tür geçit töreni düzenledik ama burada tören alayı düzenlememeye nasıl cüret ederiz ki.

İngiltere’de, bu söz konusu bile değildir, insanlar bir tören alayı düzenleme hususunda kendilerini çok utangaç hissediyorlar. Ama bir tören alayı olduğunu varsayalım, sonra ne olacak? O zaman, bir geçit töreni olur olmaz televizyondasınız. Kendinizi tören alayına dahil etmek için, bunu duyurmalısınız ve duyurmak içinde kolektif bir çaba göstermelisiniz, sonra siz.  Ancak, size en fazla bir yıl daha veya iki yıl daha, en fazla bir yıl daha beklemek zorunda olduğumuzu söyleyeceğim. Daha sonra gösterilerle, insanlara söyleyerek, ilan ederek, bunun hakkında konuşarak devam etmeliyiz. İşte Vishnumaya budur ve bu gece, bu konuda ne yapacağınızı düşünmeye başlarsanız, sol Vishuddhi temizlenecektir. Öyle ki, kendinizi bazen her şeyden dolayı suçlu hissetmenizden dolayı Benim sol kulağım sağır oldu. Şimdi, kaderimizi yerine getirmediğimiz için suçluluk duymayın. Sorun budur. Olumlu düşünün. Bakın, kendinizi suçlu hissettiğiniz zaman, bunun hakkında pozitif düşünmezsiniz – “Ne yapmalıydım, neye bakmalıydım, bu konuda nasıl devam etmeliydim, nasıl daha fazla ileri gitmeliydim.” Yani bu şeyleri anlamak çok önemlidir, eğer kaderinizi gerçekleştirmeniz gerekiyorsa, en önemli şey kaderinizin ne olduğunu düşünmeniz ve bunu anlamanızın gerekiyor olmasıdır. Siz ne olacaksınız? Çünkü şimdi sizler Sahaja Yogilersiniz, güçleriniz var, catch etseniz bile, yanlış olan her ne olursa olsun, başkalarına aydınlanma verebilir, birçok mucize gerçekleştirebilirsiniz, asla yapılmayan birçok inandırıcı şey gösterebilirsiniz. İnsanlar, kendilerinin oldukları şeyi, kendilerini görebilirler, onlar sizin çok şey yaratabilecek sihirli bir kutu olduğunuzu görüyorlar – bu doğru ama kaderiniz bu değildir.

Kader, bütünün parçası olmaktır. Bu sizin kaderinizdir ve bütünün parçası olarak daha etkili olmaktır, bunun için sizin yapmaya başlamanız gereken ilk şey, bir duyurudur. Onlar bir program düzenlemek istediklerinde ve yapılması gereken her şey için, posterleri asan sadece birkaç kişi olduğunu duyduğum zaman üzüldüm. İngiltere’de kimi yöntemler olmalı, özellikle İngiltere, insanların çok bir tür ….  olduğu bir yer … çünkü burası bir ada, görüyorsunuz, onlarda kendi adalarına sahipler. Burada gördüğüm şey şu, burada herkesin bir adası var. Ve onların her biri, kendilerine ait bir adada yaşıyor – “benim ailem, benim evim, benim, benim, benim kitaplarım, benim, benim, benim, benim, benim şuyum, benim buyum.” Yani onlar bir adada yaşıyorlar. Şimdi onlara biz şu programı yapıyoruz derseniz, – “Ah, benim zamanım yok, üzgünüm, ben çok meşgulüm” – veya bunun gibi bir şey derler. O zamanda suçluluk hissediyorlar. “Ah, gitmeliydim, bilirsiniz, sonuçta, budur ve şudur.” Şimdi, siz bütün insanlığın kurtuluşu için çalışan ve kendisi bir tür İlahi yükseliş olan bir harekete katıldınız. Artık bu kadar vasat bir çaba gösteremezsiniz ve bu yüzdende, her şekilde acı çekersiniz. İnsanların ileriye doğru çok büyük bir adım attığı bütün ülkeler, her şekilde bu yolda başarılı oldular. Paraları var, onlarda her şey var. Ama yine de eğer bu konuda endişe duyuyorsanız, şu konuda endişe duyuyorsanız, ne olur, ilerlemeniz durdu, bundan vazgeçildi. Bu yüzden sizden hiçbir şey için endişelenmemenizi rica ediyorum. Siz sadece “Bütünün parçası olmalıyım” diye düşünün. Bu yüzden, son seferde Ben bütün kadınlardan, kocaya sahip olma, çocuğa sahip olma, buna sahip olma, şuna sahip olma fikrinden vazgeçmelerini istedim. Onlar hiç kimseye sahip olmak zorunda değiller. Yapmaları gereken şey, kendilerinin böyle garip fikirlere sahip olmadıklarını ve kolektiviteyi yok etmeye çalışmadıklarını görmeleridir.

Yani kolektivite, bir şekilde insanların kendi içselliğini hissettikleri ve hepsinin beraber olduklarını, bütünün parçası oldukları, hep birlikte yaşadıklarını hissetmeleri noktasına getirilmelidir. Mesela, şimdi bu parmak bir hata yapıyor, demek istediğim bu parmak incinir ya da ona bir şey olursa, bu parmak gidip, “ben üzgünüm” demez, değil mi? Ya da söyleyin, yanlışlıkla, görüyorsunuz, bu el buna çarpıyor, el gidip “üzgünüm, sana vurdum” demeyecektir. Çünkü özür dileyen diğeri kimdir? Kim için kendisini suçlu hisseden öbürü kimdir? Hepimiz biriz. Peki, o zaman özür dileyecek ne var? İçimizde yabancı yok. Hepimiz beraberiz ve işte bu bir kişinin, herhangi bir şey için kendisini üzgün ya da başka bir şey kendisini üzgün hissedeceği hiç bir şey olmadığını anlamasının gerekliliğidir. Ben asla hiç kimseye kart göndermem, çok dürüstçe, kartlar veya çiçekler, çok dürüstçe, çünkü Benim gurum yok ve Ben çiçek gönderecek bir Mataji’ye sahip değilim. Eğer gönderecek birini bulsaydım gönderirdim ama kimsem yok, kime göndermeliyim ki? Şimdi hepsi Benim, öyleyse onlara neden bunu göndereyim? Onlar Varlığımın bir parçası. Peki, o zaman neden onlara bunu göndereyim? Ama onları besleyebilirim. Onlara hediyeler veriyorum çünkü onlar Varlığımın bir parçası.  Bu yüzden onlara sadece hediyeler veririm, çünkü görüyorsunuz, sanki kalp vücudun bazı kısımlarını besleyecek, kafa vücudun bazı kısımlarını besleyecek ya da beslenmenin bazı işlevlerini yerine getirecek. Aynı şekilde biri bunu yapabilir, bu birbirine hediyeler vermektir. Bunu düşünün. Küçük, küçük, size bunun nasıl yapılacağı hakkında üzerinde düşünmenizi söylediğim şeyler. Bu bazen böyledir. Bir keresinde Ben Marathi dilinde bir şarkı söylüyordum ve bu orada bırakıldı, bir süre için, onların bir yerden bu şarkıyı nasıl aldıklarını bilmiyordum ve bir gün Ben sadece öylece oturuyordum, onlar şarkıyı başlattılar.

Gözümden yaşları akmaya başladı,  “Şuna bakın, bu şarkıyı sevdiğimi bilmeleri ne kadar düşünceli bir davranış” dedim. Ama bütünün parçası olmadığınızda, başka insanları memnun ederken de çok büyük hatalar yapabilirsiniz. Bunun örneği şöyle. Sahasrara Puja’ya gittim. Sahasrara Puja’da Benden sorumlu olan bir bayan vardı ve kendisi çok küçücüktü, söylemeliyim ki, ne diyeceğimi bilmiyorum, ama iki buçuk gün boyunca Bana sadece mozzarella peyniri dışında yiyecek bir şey vermedi. Sabah mozzarella peyniri, gün içinde mozzarella, akşam mozzarella. “Herhalde para sıkıntısı çekiyorlar, bu yüzden burada yiyecek bir şey yok”, dedim. Yani Ben hiçbir şey söylemedim, sadece güzelce yiyordum, rahatsız olmadım. Sonra biri geldi ve Bana, “Ah, burada hangi seçeneklerimiz var?” dedi. “Eh, bir seçeneğim  var mı?”  dedim. “Evet, pek çok şey, siz ne yiyorsunuz”, dedi.  “Aman Tanrım, Ben sadece mozzarella yiyorum”, dedim. Bunun üzerine onlar Bana, “Hayır, bize sizin mozzarella sevdiğinizi söylediler” dediler. Bende, “Tamam, mozzarellayı severim – ama bu Benim başka bir şey yemeyeceğim anlamına gelmez” dedim. Yani bu tür bir anlayış neyi gösterir? Bu sizin Beni hiç anlamadığınızı gösterir. Beni görmediniz. Kısmen şunu biliyorsunuz, bir keresinde hoşuma gitti, bunu söyledim tamam, mozzarella sevdiğimi söyledim, yani sadece mozzarella, mozzarella, mozzarella. Ama şunu söyleyeceğim, bakın, Beni anlamak için şunu bilmek zorundasınız, Beni incelemek, Beni anlamak, Annenin ne olduğunu anlamak, neyi sevdiğini, neyi sevmediğini, eğer bunu gerçekten isterseniz, yani demek istiyorum ki, pratikte her şeyi, Ben her şeyi yerim, yemek veya hiçbir şey seçmem, hiç bir şey seçmem. İngiliz müziğini, Batı müziğini, hatta kimi pop müziklerini bile severim, her tür şeyi severim, yani demek istiyorum ki, hangisi iyi ise,  iyi vibrasyonları olan her şeyi severim. Ben bir şeyler için titizlenmiyorum.

Ama Anne bunu sever demek, görüyorsunuz ki, onlar sadece bu noktaya bağlanıp kalıyorlar, bu onların kolektif olmadıklarını gösteriyor. Kolektivite, Beni tamamen anlamaktır. Burada bir sorun olduğunu varsayalım, bu durumda tüm kan hücreleri burada bir sorun olduğunu bilirler. Hepsi bunu bilirler. Onlar bütün vücudu bilirler. Onlar sadece belli hücreyi bilmekle kalmıyorlar.  Aynı şekilde, eğer sizde Benimle ilgili olarak özellikle bu yönü, şu yönü veya o yönü bilirseniz, o zaman kendi kendime açlıktan öleceğim, sanırım. Bu yüzden tüm yönleriyle anlamaya çalışın ve bunun için en iyi yolun da, Tanrıça’nın bin ismini bilmek olduğunu düşünüyorum. O çok kibardır, O “Shant Mudra” dır. O tamamen huzurludur, sakindir.  Öte yandan, “Roudra” dır. O insanları öldürebilecek olandır. İnsanları bitirebilir. Kesinlikle gazap doludur.  Bu doğru, kabul ediyorum, bu böyledir. Ama bu böyle, yani bu böyledir. Ama siz Beni her yolla anlamak zorundasınız. Eğer sadece tek bir tarafımı anlarsanız, örneğin, Beni çok yumuşak, şefkatli, bağışlayan bir Anne olarak anlarsanız, o zaman ne yazık ki üzücü bir şekilde yanılıyorsunuz. Çünkü Sahaja Yoga’ya yaptığınız çok yanlış bir şeyin bedelini ödemek zorunda kalabilirsiniz, kardeşlerinize, belki kendinize veya belki de Bana karşı. Öyleyse diğer taraf sizi kesinlikle cezalandıracaktır. Öyleyse, Sahaja Yoganın birçok yüzü olduğunu ve tüm bu yönlerin doğru bir şekilde anlaşılması gerektiğini bilmelisiniz. Sahaja Yoga’daki birçok insan da suçluluk suçlu hissediyor. Şimdi şöyle farz edelim, insanlar karşımda otururken bandhan vermeye başlayacaklardır, tamam. Ben onlara, “Ben orada otururken bandhan vermeyin” diyeceğim, sonra da onlar kendilerini suçlu hissedeceklerdir. Her şeyin özünü anlamaya çalışın. Daha süptil bir anlayışın derinlerine gitmelisiniz. O zaman sizde bu Vishnumaya sorunu olmaz.

Daha süptil anlayış şöyle olmalıdır, bizler ayırt ediciliğimizle, Tanrısal ayırt ediciliğimizle, neyin doğru neyin yanlış olduğunu görmeliyiz. Akli olarak yargılamak zorunda değiliz. İşte bu yüzden, Ben meditasyon için üç saat boyunca oturan insanlar gördüm. Buna ne gerek var? On dakika yeterlidir. Fakat olay şu ki, Sahaja Yoganın inceliklerini anlamıyorlarsa öyle garip, kaba, çılgınca bir şekilde davranıyorlar ki, Bana Sahaja Yoganın insanları kızdıran bir şey olduğunu söyleyen ve bunu bildiren insanlar bile vardı. Onlar garip bir şekilde davranmaya başlarlar, garip eylemlerde bulunurlar. Yani Sahaja Yoganın bütün incelikleri anlaşılmalıdır. Bu sizin nasıl bütünün parçası olacağınızdır. Sahaja Yoganın incelikleri. Ayaktaki çakraların neler olduğunu bile bilmeyen bir sürü insan var. Sevgimizin en fazlasını ifade etmemiz için, Sahaja Yoga’da nasıl davranması gerektiğini bilmiyorlar. Bir şeyleri yönetmenin pek çok yolu vardır. Eğer daha süptil bir varlık olmanız gerektiğini gerçekten kabul ederseniz, herhangi bir ulustan gelen, herhangi bir sayıdaki insanla, her hangi bir zamanda başa çıkabilecek kapasiteye sahip olmanıza şaşıracaksınız, her şeyi bileceksiniz. Çünkü süptillik, sizin her şeyin özüne gitmeniz anlamına gelir. Eğer her şeyin özüne giderseniz, özde neyin inşa edildiğini görmeye başlarsınız. Eğer her şeyin özünü görürseniz, bir kişiyle baş etmek çok kolaydır. Bu yüzden Sahaja Yoga için, sol Vishuddhi’nin, konudan kaçınmak olduğunu bilmek önemlidir. Siz bununla yüzleşmiyorsunuz. İkinci olarak siz, daha süptil şeylere gidemezsiniz. Sol Vishuddhi’yi catch ettiren diğer bir şey de, tabii ki sigara içmektir,  bildiğiniz gibi uyuşturucular ve tütün de sol Vishuddhi için çok kötüdür. Fakat hepsi içinde sol Vishuddhi için en kötüsü ise, yanlış gurular tarafından verilen mantralardır.

Çünkü öz budur. Mantralar birisinin ne söylediğinin özüdür. Öyleyse size ne olur, eğer sol Vishuddhiniz iyi değilse, mantralar söyleseniz bile,  bu mantralar etkili değildirler. Sol Vishuddhinizle her ne mantra söylerseniz söyleyin, bu hala yarım yamalaktır, sol Vishuddhi probleminden dolayı mantra tamamen vibre olmamıştır. Fakat eğer sol Vishuddhi problemi olmadan mantra söylerseniz, o zaman mantralar kesinlikle tamdırlar ya da en etkili olanlardır veya dediğiniz gibi, Purnatwa (tam formuna ulaşmak)tamamlanmıştır. Bu tam bir etkiye sahiptir. Yani bu, bir şeyi görmek için, sizin herkesin kolektif olarak birbirine bağlı olduğunu anlamasını sağlamanızdır ve o zaman sizin kimseye zarar vermeyeceğinizi veya sizin kimseyi rahatsız etmeyeceğinizi ya da sizin kötü bir şey söylemeyeceğinizi herkesin anlamasını sağlamanızdır. Ama siz eğer kolektif bilinçte değilseniz, o zaman bunu yapacaksınız. Bunu yapacaksınız. Başkalarına zarar vereceksiniz. Başkalarına işkence edeceksiniz. Onlardan yararlanacaksınız. Onları sömürebilir, her şeyi yapabilirsiniz. Ama siz eğer bütünün parçası olduğunuzu biliyorsanız, biliyorsanız, bir anlamda, varlığınızın bütünün parçası haline geldiğini merkezi sinir sisteminiz üzerinde bildiğinizde, bunu bilirsiniz, bu sizi bütünün parçası olarak hissettiren bir tür farkındalıktır, hata yapamazsınız ve o zaman da suçluluk hissetmezsiniz. Bu yüzden bugün,  kız kardeşin asla suçluluk hissetmediği ve erkek kardeşin asla suçluluk hissetmediği, kız ve erkek kardeş arasında çok kocaman bir ilişkinin olduğu gündür. Kız ve erkek kardeşler kendilerini hiçbir zaman suçlu hissetmemeliler ve yanlış düşündükleri şey her ne ise ya da doğru olduğunu düşündükleri her ne ise, bunu her zaman açıkça söylemeliler. Bunun bir zararı yoktur, bir kız kardeş her zaman gidip erkek kardeşini düzeltebilir ve bir erkek kardeş gidip her zaman kız kardeşini düzeltebilir. Bu hiç kimsenin kendisini incinmiş ve kötü hissetmemesi gereken bir ilişkidir, çünkü aklınıza gelebilecek en saf ilişki budur. Anne olarak, eğer o size bir şey söylerse, yaş farkı o kadar fazladır ki, siz dediğini anlamayabilirsiniz.

Belki de baba bir şey söylerse, çocukların anlayamayabilirler, yaş farkı çok fazladır ve bir kuşak farkı olduğunu söyleyerek, bütün bu saçmalıklardan bahsederek bizim yarattığımız normlar da,  kafanın içindedir. Fakat varsayalım ki, bir erkek kardeş ve kız kardeş, eğer onlar kendi aralarında Sahaja Yoga’yı anlarlarsa, aralarında yanlış olan her şeyi söyleme ve onu çözme hakkına sahipler – bunu bir suçluluk duygusu olarak alarak değil. Ama şimdi Rakhi kız kardeş ile bu daha da iyidir. Rakhi kız kardeş ile onun erkek kardeşi olan birisi arasında güzel bir atmosfer oluşturduk, bu kişi ile sizin garip bir ilişkiniz olmaz. Bu sizin tüm flörtlerinizi, kişinin geliştirdiği bütün garip, garip komik ilişkileri, evliliği bozan her tür problemleri öldürür ve insanlar yoldan çıkıyorlar. Siz prensibi bir kere anladığımız zaman,  birbirimiz arasında kurduğumuz çok kutsal bir ilişki içinde, kendimizi oturtmalıyız. Biz Sahaja Yoga’da bu şekilde, bu kutsal ilişkiyi kurarız. Dahası, kişi bu kutsal ilişkinin size neşe, mutluluk ve zevk verdiğini görmelidir. Bu sadece bir kuvvetle veya bir şeyle olan, kutsal bir ilişki değildir. Kız kardeşinize hiçbir şey veremeseniz bile, ya da erkek kardeş kız kardeşi için hiçbir şey yapamıyorsa bile, bu önemli değildir. İlişki kalptedir ve kuvvetli şekilde hissedilir ve bunu hissettiğinizde, bu ilişkide, saflığın, kutsallığın tatlılığı akar. Erkek kardeşleri içinde, kız kardeşler için de çok büyük fedakârlıklar yapan bazı insanlar tanıyorum. Yani, kişi bu ilişkinin çok temiz, güzel ve kesinlikle açık tutulması gerektiği anlamalıdır – bunda bir formalite olmamalıdır. Bir erkek kardeş gidip, “Üzgünüm” demeli ve kız kardeş de gidip “Üzgünüm” demelidir.

Açık olmalı ve anlatmalısınız – erkek veya kız kardeşiniz için asla kötü hissetmemelisiniz. Ama bunun tam tersi de olabilir. İnsanlar gördüm, çok bhoot gibi bir hale gelen, bhootlu bir kadın vardı ve sonra da birileri “Ama o benim Rakhi kız kardeşim” dedi. Ne olmuş yani? Bu kız, bir bhoot gibi olur olmaz, artık Rakhi yoktur. Saf olmamak varsa, herhangi bir kirlilik içeri girerse, artık Rakhi yoktur. Bitti. Bu çok uzun zaman önce kırılmıştır. Saf kişilikler arasında kurulan saf ilişkilere sahip olmalısınız. Sizlerin Saf olmayan karakterleriniz olamaz ve sonra da, ben ona yardım etmeliyim, benim ona karşı bir zayıflığım var” demek,  – Amerika’da bu Rakhi kız kardeş işi Bana bir sürü problem yarattı, görüyorsunuz, o kız bunun Rakhi kız kardeşiydi ve bu Rakhi kız kardeş, bir tür problem yaratmaya başladı, entrika diyebiliriz, bu kız Rakhi kardeşlerine telefon etmeye başladı ve bütün erkek Rakhi kardeşlerde bu entrikaya katıldılar. Bu hiçbir şekilde, sizin sağduyunuzu kapatmamalıdır. İşte bu yüzden,  arada aklıselim bulunmalıdır, rakhi kız kardeşiniz size bir şey söylediği zaman, onun ne söylediğini anlamak için – söylediği şey Sahaja Yoga için mi,  yoksa o Sahaja Yoga’ya karşı mı geliyor? Arada bu sağduyu vardır. Bu noktaya gelmeden önce, bu Rakhi ilişkisinin Sahaja Yoga’ya yardımcı olması, besleyici, destekleyici olması gerektiğine dair, kendiniz için bir sağduyunuz olmalıdır.  Bunun dışında, bu mevcut değildir. Bizler Sahaja Yoga’daki erkek ve kız kardeşleriz. Onu kıran herhangi bir şeyde, hiçbir şekilde bir ilişki yoktur. Eğer bu basit şeyi anlıyorsanız, bugün iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum.

Tanrı sizi kutsasın!

Şimdi bir puja için, çok basit bir puja yapmalıyız. Aslında, Bana sari vermeye gerek olmadığını söylüyordum çünkü Ben hiç kimsenin kız  ya da erkek kardeşi değilim. Ama Rakhi günü, erkek kardeşim burada. Bir şekilde buna sahip olabilmemiz,  fiziksel kardeşimin burada olması güzel.. Bugün onun önünde bir rakhi programımızın olması çok iyi. Ve hepiniz bunun bir erkek ve kız kardeş arasında var olan çok süptil, saf, güzel bir ilişki olduğunu anlamalısınız.

Puja sonrası konuşma (3 saat 38)

Elbette, hepiniz yarın dinlenip eğlenebilirsiniz. Ama yarından sonraki gün, gelen bu müzisyenlerin programı var. Ama şarkı söylerken bazılarınızı onlarla biraraya getirmemiz gerektiğini düşünüyordum, böylece siz de şeylerinizi getirebilir dediğimiz gibi, onlarla çalmaya  devam edebilirsiniz.

İlaveten, bazı güzel İngiliz müziklerini de yapabiliriz, birkaç İngiliz güzel müziği, görüyorsunuz. Bu Amerikalı, bu onun söylediği: Elindeki Bütün Dünya Amerikalı. Öyleyse neden daha hızlı olan bir veya iki tane ingilizce olmasın?

Öyleyse, İngilizce bir şeyler de çalmalısınız

Ayrıca marida’larınızı da getirin (çanları), onları getirmeniz daha iyi olur. Ve umarım hepiniz orada olacaksınız, bunları söylemek için orada olacaksınız. Eğer bu Hintçe şarkıları ve Marathi şarkıları söylerseniz, onların hepsi şaşırırlar. Görüyorsunuz, kimse bu şeyleri sizin kadar hızlı toplayamadı. Bu aydınlanmanızı aldığınızda, herhangi bir müziği, herhangi bir ritmi kolayca yakalayabileceğinizi gösterir. Onlara hepimizin birleştiğini, bizlerin tek bir din olduğumuzu, içimizdeki “saf din” dediğimiz şeyi gösterebiliriz.

“Bu din iyi” veya “şu din iyi” diyen insanları ayırmaya inanmıyoruz. Uygun şekilde ele alındıklarında, tüm dinler iyidir. Yani bizler kendimizi her şeyin dininde ayırmak zorunda değiliz.

Yani bizim dinimiz doğuştan gelen, içimizde olan, bildiğimiz ve hangilerini temizleyeceğimizi ve nasıl kullanacağımızı bildiğimiz, Saf Dindir. Bu, dışsal gösteride veya dışsal şeylerde değil, hepimizin Ruhlarımızda birleştiğimiz Sahaj Yoganın çok büyük bir şeyidir. Ve işte bu sizin onlara göstermeniz gereken şeydir, hepimizin birleşiğiz. Hangi ülkeden gelirseniz gelsin, ne tür geçmişiniz olursa olsun, hepimiz  içimizde biriz. Ve bugün dünyanın ihtiyacı olan şey budur.

Ayrıca bu savaş çığırtkanlığı ve bütün bu şeyler, çok fazla açgözlülükten ve bizim sahip olmadığımız çok fazla hırstan dolayı gelir; bizler bunları aştık, bizler tatmin olmuş insanlarız.  Bu yüzden küçük şeyler için, ülkeler için veya uluslar için birbirimizle savaşmayız, çünkü bütün dünya tek bir Tanrı tarafından meydana getirildi ve bütün dünyaya Tanrı hükmeder. “Burası benim ülkem, burası sizin ülkeniz”  diye hissedip ve sonra da savaşıp her tür şeyi yapmak aptallıktır. Yani biz tüm bu karmaşaya inanmıyoruz ve bunlar insanların meydana getirdikleri farklılıklardır.  Biz gerçeği bildiğimiz merkezi sinir sistemimiz üzerinde inancımızın ve anlayışımızın birliğine inanıyoruz, bu gerçektir ve biz bu gerçeğe inanıyoruz.

Öyleyse yarın sabrımızı, sevgimizi ve şefkatimizi bu İngilizlere göstermeliyiz. Umarım İsviçre’de olduğu gibi,  bir şeyler onlarında kafasına gider. Bizler onların buzlarını kırmalıyız.


Yarın, onların kavganın olmadığını, tartışmanın olmadığını, mücadelenin olmadığını, hiçbir şey olmadığını hissedecekleri şekilde düzenlenmelidir. Bizler çok sorunsuzuz, hepimiz böyleyiz, beraber, halletmek için beraber çalışmak ve birbirimize karşı nazik davranmamız.


Eğer bir tür  canlanma sağlayabilirseniz, mutlu olacağım, bu sayede onlar bir şeyler olduğunu hissedeceklerdir. Ve çok sevgi dolu ve iyi huylu, sizler hepsiyle konuşmalısınız.

Orada da biraz da dans edebiliriz, önemli değil. Biraz dans edebiliriz. Ve şimdi dans etmek için biraz pratik yapmalısınız. Bazı ritimler içinde olmalı, görüyorsunuz. (Güler). Ancak bu güzel ve hoş bir şekilde yapılmalı ve uygun olmalıdır. Ve dans etmek, sevincinizin bedeninin bir ifadesidir ve uygun bir ritimde olması gerekir. Bu sefer geldiğimde şaşırmıştım, gördüm, sanırım iki, üç filmde, belgesellerde, dansı bir tema olarak gösteriyorlardı: dansın nasıl geliştiğini, dansın nasıl önemli olduğunu, ritmik olarak nasıl yapması gerektiğini.   Afrika dansını da, onun nasıl sanatsal ve güzel bir şekilde yapıldığını gösteriyorlardı. Demek istediğim, bu zaten başladı, uygun ritm ve doğru coşku ile dans etmenin içsel sevincin bir ifadesi olduğunu hissetmek için. Ama çılgınca olmamalı ve komik olmamalıdır ve aralarda çok fazla bağırmamız gerektiğini düşünmüyorum ama güzel bir şey söyleyebiliriz, ki bu daha iyi olurdu: bir şekilde bunun kaba bir dans gibi görünmemesi gerekir. , İşte söylemek istediğim şey bu. Siz, kendiniz yargılamalısınız; şimdi hepiniz büyük azizlersiniz, wali’lersiniz (vali, veli)  ve peygamberlersiniz, bu yüzden benim sözlerimi tutmam gerekiyor, gizlice kendinizi yargılamak için ve mantıklı şeyler yapmak, söylemek.

Yani, sunucu olarak birisi olacak ve bir şeyleri uygun şekilde söylemesi gereken birileri, hiç kimsenin endişelenmeyeceği, üzülmeyeceği veya sıkılmayacağı şekilde bir şeyleri önceden açıklayacak – esas şey budur.

Ve yavaş tonda bir fazla şarkı söylememelisiniz. Ben ingiliz müziklerinde bile çok hızlı olanlarla  başlamaları gerektiğini düşünüyorum. “Ai giri nandini” veya “Jogawa” veya benzeri bir şeyle başlayıp ardından hızlı tonlarla bitebilirler. Fakat yavaş olmamalı çünkü anlamıyorlar.

H.H. Shri Mataji Nirmala Devi