Navaratri’nin 9. Günü, Agnya üzerine

(India)

Send Feedback
Share

Navaratri’nin 9. günü. (NAVMI). Pune (Hindistan), 19 Ekim 1988.

AGNYA

Bugün Navaratri’nin son günü. Bu hepimiz için bir sonuç noktası olmalı. Gördüğünüz gibi, içimizde, yükselişiniz için yedi çakra ve onların üstünde de iki tane çakra olduğunu biliyorsunuz. Tüm bu dokuz çakra da yaşamınız boyunca geçmeniz gereken çakralardır. Bu sizin kaderiniz olmalıdır. Ama sizler sadece agnya’ya gider ve agnya’da hareket ederseniz, daha yükseğe çıkamazsınız. İnsanlar bu çakrada kayboluyorlar. O nedenle çok önemli bir çakradır bu. Tanrıça’nın altıncı ‘Sashti’ günü çok önemlidir ve derler ki, Tanrıça bir ‘naav’ın, bir geminin üstünde gelir, Kalküta’da insanlar buna inanırlar çünkü altıncı gün çok büyük bir haçtır.İşte bu nedenle bugün hepimiz için bir sorundur çünkü bu altıncı gün bizim kafalarımızda hala oturmaktadır ve bizler onun dışına çıkamamaktayız. Dokuzuncu konuma gelmek için, puja bile yapsak, herşeyi de yapsak, hala altıncıdayızdır. Öyleyse bizler pujayı görünüşte yapıyoruz demektir. Yedinci gün, Benim orada olduğum gündür. Ama 7., 8. Ve 9.’ya ancak 6. Aşarak ulaşılabilir. Bugün ben size 6.dan bahsedeceğim çünkü bu hepimizin bilmesi çok önemli olan bir konudur, neden Tanrıça altıncı gün gelmiştir?

Mahalaxmi Meryem olarak enkarne olmuş, oğlunu İsa Mesih olarak doğurmuş ve herkes için oğlunun altıncı merkezi geçmesini istemiştir ve işte böyle İsa ‘Chaitanya’nın hassas formu haline gelmiştir. O Chaitanya’nın hassas formuydu. Onun suyun üzerinde yürümesi, birçok şey yapması onun Chaitanya olduğunu göstermiştir. Ama sonuçta, O Chaitanya olmuştur ve bedenini hassas bir şekilde terkederek diğer tarafa geçmiştir.

Şimdi, bu kavram bir gerçektir. Ama daha aydınlanmış bir ruh olmamış olan, daha vibrasyonları hissetmemiş olan başka bir kişi bunu tasavvur edemez. Ve İsa’ya karşı çıkar. Agnyası aracılığı ile İsa karşıtı hikayeler yazar. Onun sıradan biri olduğu gibi şeyler söyler çünkü o bunun ötesine geçememektedir, hala agnya seviyesindedir ve tüm bunları yaparak İsa’yı geçemez. Şimdi, Agnya durumu şudur, insanlar iki kanalda da çalışırlar, sol ve sağ. Sol agnya geçmişinize gider. Ülkenizi düşünürsünüz. Çok güzel bir ülkeydi veya İngiltere’deki gibi düşünürsünüz, onlar kendilerinin büyük hükümdarlar olduklarını düşünürler. Onlar ayrıca kendilerinin çok yüksek bir aileden doğduklarını da düşünebilirler – ve bunun gibi herşey. Bu size sol agnya verir. Hissettiğiniz herşeyde geçmişiniz de yeralır. Ama bundan başka, başkalarının geçmişini hoşgörme de sol agnya verir. Örneğin biri size geçmişinden bahsediyor, bu oldu, şu oldu veya kişinin kendisi kendi geçmişini düşünüyor, başıma şöyle kötü  birşey geldi, bu olmamalıydı, ve bununla ilgili gözyaşları, ağlamalar.. Tüm bunlar size çok çok kötü bir agnya verir ve bu agnyaya sahipseniz, onu ortadan kaldırmanız çok zordur çünkü sizin kendiniz bu sorunu yaratmışsınızdır.

Üçüncü durum, sizin bazı negatif güçler tarafından saldırıya uğradığınız durumdur. O zaman, saldırıya uğrandığında, kim olduğunuzu unutursunuz. Kim olduğunuzu bilmezsiniz. İnsanlar size ne anlatırlarsa ona inanırsınız. Bunu yap derler, yaparsınız. Bana para ver derler, verirsiniz. Denize atla derler, atlarsınız. Toplu intaharlar yapabilirler. Dolayısıyla büyülenme sonucu bu sol agnya olur ve onlar insanları bir kere büyülediler mi, isediklerini yaptırırlar.  İnsanları büyü yoluyla tedavi ediyorlar. Bir kişi büyülendiği zaman, tedavi görür, yani eğer onun fiziksel bir hastalığı varsa, enerji onun fiziksel bedeninde akmaya başlar ve o kişi iyileşir. Ama sol kanalına sahip olunur.  Böylece o kişi sol kanalı sahiplenilmiş biri haline gelir, ama fiziksel olarak iyileştirilmiştir. Bir çok kişide bunu uyguluyorlar ve onları sahiplenip içlerine bazı şeyler koyuyorlar.

Bu son derece geçicidir, herşey olur ve onlar olağan kendilerine geri dönerler ve içlerinde başka bir kişilik oturmaktadır. Yorulurlar ve münzevilere dönüşürler. Kimseyle yüzleşemezler. Sol kanalın negatif güçlerinin yaptığı bunun gibi o kadar çok şeyler vardır ki, tarif edilemez – örneğin Kanser, malitis, ve tüm kas hastalıkları, parkinson gibi sol kanaldan gelen prikosomatik hastalıklar da geliştirir aynı zamanda -geçen gün bir hanımla karşılaştım, birden bire teni koyulaştı, vücudu şişti ve vücudunda düğümler oluştu ve kimse ona yardım edemedi ve o 3 gün boyunca sadece Sahaja Yoga tedavisi gördü ve şimdi çok daha iyi. İşte tüm bunlar size sol agnyanızdan gelir ve bazı insanlar buna sahip olmaktan hoşlanırlar. Özellikle Müslüman kültüründe gördüm. Neden bilmem, onlarda bu çeşit gözyaşı dökme, ağlama, herhangi birşeye sinirlenme gibi şeyler var. Kendi acılarını, üzüntülerini ve bunun gibi şeyleri şarkılarında söylüyorlar, özellikle aşk ve tüm böyle anlamsız şeyler ve işte böyle sol agnyaları tıkanıyor ve sol agnya çok kuvvetlendiği zaman, sağ agnya’ya nüfuz etmeye başlar. Çünkü onlar birbirlerine bağlıdırlar. Ama sol agnya sağa nufuz ettiği zaman, siz bu korkunç varlıkların elinde oyuncak olmaya başlarsınız. Onlara karşı çıktığınız sürece, acılarınız olur, bedeninizde sorunlar çıkar, ama onları kabul etmeye başlar başlamaz, sizin aracılığınızla çalışmaya başlarlar. Sonra sizlere değişik mucizeler göstermeye başlarlar, örneğin onlardan dışarıya Kumkum çıktığını görürsünüz. Ama sonra, bu insalar son derece etkin olmaya başlarlar ve öyle bir şekilde konuşurlar ki insanlar büyülenirler. Öyle şeyler söylerler ki sanki Delphi’nin büyük nasihatçısı gelmiştir. Herşey şeytanın büyük bir şovu haline dönüşmeye başlar.

Öyleyse, sol agnya sağ tarafata yer aldığı zaman, onlar büyük gurular, büyük efendiler  haline gelebilirler. Bugünlerde görmekte olduğunuz tüm bu şeyler haline gelebilirler. Aslında onlar buna, tüm bu sol kanal şeyleri uygulayarak ulaşırlar ve sonra da bunun ustası olur ve bunu sağ taraf aracılığı ile kullanırlar.  Bu en tehlikeli şeylerden biridir. Olan başka birşey de , sol agnya geliştiği zaman, çok egoist bir mizacınız olabileceğini görürsünüz, sonra olan şey, bunu hemen kullanmaya başlarsınız ve son derece kendini beğenmiş biri olursunuz. Sahaja Yoga’da bile, sol agnya tarafından yakalanmış çok büyük sağ agnyası olan ve yanlış hareket etmeye başlayan insanlar gördük. Bu evrede, onları Sahaja Yoga’ya geri getiremezsiniz. Her türlü şeyi yaparlar, her türlü hileye başvururlar, böyle yaparak insanları etkilerler. Gösteriş yapmaya çalışırlar ama onlar aracılığı ile konuşan şey bhoot’tur. İşte bizim, onlar Sahaja Yoga’dan çıkarıldılar dediğimiz evre budur. Onları içimizde tutamayız, işte bu uzak durmamız gereken bir noktadır. Eğer sol agnyanız olduğunu görüyorsanız, lütfen onu temizlemeye çalışın ve sürekli olarak kendinize kızın. Her zaman. Neden benim böyle bir mizacım var? Neden olsun?

Ondan sonra, egosu incinmiş bir insan olabilir. Böyle bir insan da çok garip bir hale gelebilir. İncinmiş ego doldurulmuş bir balona dönüşür. Eğer balona dışardan veya içerden vurursanız, şişecektir. Böyle bir insan çok gülünç bir hale gelebilir ve alçakgönüllü bir neşe içinde son derece yapay biri olabilir. Öyle ki, kişi çok açık bir kişilik de geliştirebilir. Ama sağ kanal agnya birçok şeyden dolayı gelişebilir, örneğin doğumunuz, aileniz tarafından, belki aileniz sizi aşırı derecede pohpohladı ve sizin sadece kendinizi sonsuz kere düşünmenizi sağladı. Belki sizin eğitim dediğiniz şey, belki sizin hayatta başarı dediğiniz şey veya belki çok yüksek tabakadan olan anne-babanız veya bunun gibi birşeyler. Ve böylece sağ agnya içinizde gelişir. Bu sağ agnya içinizde geliştiği zaman yenmesi çok güç bir hal alır. Hiçbirşeyi açıkça göremezsiniz. Öylesine aptal ve öylesine ahmakçadır ki, ahmakça şeyler yapmaya başlarsınız ve kendinizi tamamen bitirene kadar bunu göremezsiniz. Evet, durum budur.

Şimdi, insanoğlunda, gerçek anlayışı son derece ufaktır – Örneğin bazı insanlar gördüm, bir çek kesmek bile onlarda ego yaratıyor, bir banka kartı taşımak bile onlara ego veriyor. Arabamı Londra’ya götüren bir adam vardı. Ne zaman arabaya otursa, agnyası hızölçer gibi yükselmeye başlıyordu. Ne var? dedim. Neden agnya’sı çıkıyor? Bana çünkü bir Mercedes kullanıyorum dedi, o yüzden. Ama bu senin Mercedesin değil ki, sen sadece onu kullanıyorsun!

(Shri Mataji’nin verdiği bir başka örnekte, Shri Mataji bir hanımla karşılaşır ve onun kocaman bir agnyası olduğunu görür ve bu hanımla ilgili neyin bu kadar tuhaf olduğunu merak eder. Shri Mataji sorar!) “Ne yaparsın?” “ben bebekler yaparım”. Bebekler yaptığı için onda bu vardır. Eğer Tanrı size bazı yetenekler verdiyse o zaman Tanrı için birşeyler yaparak sevginizi ifade edin ve “Oh Tanrım, Sen ki bana bu yeteneği verdin, izin ver Senin için çalışayım” ifadesini göstermeye çalışın. Bunun yerine, insanlar bu sanki “benim işim”miş gibi düşünüyorlar ve çok gururlanıp ne kadar çok yetenekli veya yüksek eğitimli veya yüksek herhangi birşey olduklarını göstermeye çalışıyorlar. Tanrı için bu nedir? Bilgi nedir? Hepsi “avidya”dır. Öyleyse bu egodan vazgeçin, Hz. Muhammed’in önerdiği ve çok iyi çalışan çok basit bir yöntemimiz var, ve bunun için sadece bir ayakkabı olın ve sürekli olarak egonuzdan kurtulmanız için kendinizi güzelce dövün. Ama biz daima diğer kişinin egosunu görürüz, kendimizinkini asla görmeyiz. Kendimizde birşeylerin yanlış olduğunu asla düşünmeyiz. Daima başkasında yanlış birşeyler olduğunu düşünürüz. Kendi egonuzu asla görmemeniz, sizde neyin yanlış olduğunu, nasıl hareket ettiğinizi, başkalarına nasıl davrandığınızı görmemeniz egonun ilk işaretidir.  Onlar sizin hakkınızda ne düşünüyorlar?

Babamın örneğinden bahsetmek isterim. O öylesine egosuz bir adamdı ki, çok yetenekliydi, çok bilgiliydi. Daha sonradan onun gibi biriyle hiç karşılaşmadım. Öylesine derindi ki. Ama diyelim o masada oturmuş yemek yiyor. Hepimiz oturuyoruz ve tuz yok. Tuz olmadığını söyleyemezdin. Yemeyi yersin, hiçbirşey yapmadan, tuzsuz olarak yersin. Sadece tuz olmadan yemelisin, söylemeden. Sonra annem derdi ki “eğer tuz yoktuysa neden bana söylemedin?”. Sonra bakın ne oldu; biz geniş bir aileydik, yani bütün kuzenlerim, erkek ve kızkardeşlerimle. Uyumak için büyük salonlarımız vardı. Kızlar, erkekler – birkaç battaniye- kendi aramızda paylaşırdık. Bütün geçe savaşırdık. Bazen yerde yatmamız gerekirdi. Bir gün, kızkardeşim yerde yattığı zaman vücudunun ağrıdığından yakındı. O zaman babam dedi ki “git ve dışarıda yat, on gün boyunca dışarıda yat, o zaman düzelirsin, vücudunu bir köleye çevir.” O bunu yapmaya alışıktı. Dedi ki, “Hiçbirşey istememelisiniz.” Eğer herzaman birşeyler isterseniz, diyelim ki, biri geldi ve “ben akşam yemeğini şu saatte yemek istiyorum” dedi. Babam “hayır, en iyisi git ve oruç tut, oruç tut, oruç tut”. Yemeğe veya giyime veya bir mala ilgimiz olduğunda o bize hep ondan vazgeçmemizi anlatırdı. Tüm bu konfora ve şeylere hiç ilgi olmamalıydı çünkü bu gibi şeyleri elde ettiğin zaman bundan gurur duyarsın ‘aaha’! ve bunun rahatlık tarafı da maddenin köle yapmasıdır. Madde daima size köle yapar. Heryerde, eğer konfor arıyorsanız, maddenin köleliğini istiyorsunuz demektir ve bu madde sizin tepenize oturduğu zaman aslında ego geliştirirsiniz çünkü siz yine köle durumundasınızdır. Köle olmuş herkesde egonun en büyüğü vardır ve işte böyle siz “buna sahibim, şuna sahibim” gibi şeyler söylemeye ve yapmaya başlarsınız. Onu kendinizle birlikte taşıyamazsınız. Bir Sahaja Yogi için – son derece basit bir şekilde yaşayabilmek önemlidir. O her tür şartta yaşayabilmelidir. Bir yoginin işareti budur. Eğer bir yoginin rahat bir yatağa ihtiyacı varsa ve iyi yemeğe ve ona ve buna ihtiyacı varsa, sürekli olarak yiyecek arıyorsa, para çantasına ve paraya bakıyorsa, o bir yogi değildir. Onun tüm bunlarla yapacak hiçbirşeyi olmamalıdır.

Söylediğim şu ki, Sahaja Yogiler olarak kendinizi öyle bir şekilde geliştirmelisiniz ki Sahaja Yoga’da olgunlaşmalısınız. Sahaja Yoga’da olgunlaşmalısınız, böylece her türlü baştan çıkarıcıdan, her türlü alışkanlıktan, zamanın şeytanlarından özgür olursunuz. İşte böyle bir kişiye Yogi denir. Okuduğunuz tüm bu kişilere Ben bunu anlatmadım, onların bunları kendileri bilmesi gerekiyordu. Nasıl öğrendiler? Çünkü onlar saflaştılar, saf, kendilerini saflaştırdılar, Tanrı saflığı – ve işte böyle onlar öğrendiler. Öyleyse bu saflık elde edilmeli. Örneğin, Markandeya bir bölgede yaşamaya alışkındı, kendini adamaya alışkındı, orada babasıyla mutlu bir şekilde, son derece alçakgönüllü bir konumda yaşadı. O en zengin kişiydi çünkü Anne’nin lütfundan neşe duyuyor ve tüm bu şeyler çok iyi görüyordu. Çok genç bir yaşta ölmek üzere lanetlenmişti ve babası ona ölmesi gerektiğini çünkü Shiva’nın, babasının ondan istediği bir oğul sahibi olma dileğini kabul ettiğini ama bu oğulun çok genç yaşta öleceğini söylediğini anlattı ve Markandeya çok yakın bir zamanda ölecekti. ‘Tamam’ dedi. Bir çözüm buldu ve Tanrıça’ya ibadet etti. Tanrıça onun dileğini yerine getirdi. Markandeya Tanrıça’nın Kendisini bir kişi olarak gördü ve işte böylece bu ‘Saptashringi’ bölgesi oradadır. ‘Saptashringi’ yedi çakra’dır. Adishakti’nin yeridir. Tüm bunları okuduğunuz zaman 14000 yıl önce bunları nasıl bildiğine şaşarsınız. Sizin Sahaja Yoga’nızla uyuşan, ne olduğunuzu gösteren tüm bunları nasıl bilmiş ve sonra bunu nasıl böylesine eksiksiz olarak yazmıştır, çünkü onun kendisi mutlak bir yansıtıcıya dönüşmüştür. Tanrıça’nın ne olduğunu dünyaya göstermiş olan mutlak bir yansıtıcıdır. Bu ona, hiçbir ego olmaksızın verilen büyük bir şereftir. Eğer egonuz varsa yansıtamazsınız, eğer süperegonuz varsa yansıtamazsınız.

Şimdi, ego öylesine aldatıcı birşeydir ki, size şöyle der: “Bunu sevmem. Bunu istemem. Bu benim değil.” Böyle olmaya devam ettiğiniz sürece bilin ki ego formundasınız. Artık bir Yogi değilsiniz, bir ego insanızsınızdır.

Kendinizi tüm bu ego ve süper-ego bulutlarının yokolacağı bir şekilde geliştirmeniz çok önemlidir. Tanrıça’ya ibadet size yardımcı olur çünkü Tanrıça’ya ibadet ettiğiniz zaman, O Shakti’dir, O Kundalini’dir, çakralarınızı genişletir, Sushumna gelişir, kanalınız genişler ve çok daha fazla açılır, ama kendinde tutma olmaz.

Bundan başka, o bir testideki delik gibidir, su koyarsınız ve o dışarı akar. Aynı böyle. Başlangıçta suyla dolu olduğunu söyleriz çünkü su kuvvetle gelmektedir. Ama bir süre sonra testi boşalır. Aynı böyle işte. İşte içimizdeki o delikten, ki bu delik ego veya süper-ego olabilir, sadece bu iki sorundan eğer kurtulabiliyorsanız, en iyisi bir an önce harekete geçin. Bu kadar. Çalıştırın. Bunun için en iyi şey kendinizi görmektir, kendinizi azarlayın ve aynı zamanda birşey yaptığınız zaman, iyi birşey, cömert birşey, o noktada kendinizi takdir edin, bu son derece eksik olan birşey.

Bazen Sahaja Yogiler halihazırda Tanrı’nın Krallığı’nda olduklarını düşünüyorlar, ama sizin kaderiniz bu değildir. Diyelim ki biri, bir sekreterlikte yerleri süpürücü olarak çalışıyor ve “Başbakan oldum” diye düşünüyor, ne dersiniz o zaman? Onun mevkiisi nedir? İşte aynı böyle. Tanrı’nın Krallığı’na girdiniz, ama kaderinize ulaştınız mı? Bunun için herhangi bir eğitime ihtiyacınız yok, herhangi bir bilgiye ihtiyacınız yok, fazladan bir öğretim deceresine ihtiyacınız yok ve herhangi bir isme, üne, aileye veya sınıfa veya ırka ihtiyacınız yok, hiçbirşeye ihtiyacınız yok. Alçakgönüllü adanmışlık ve meditasyon ve yükşeliş için hakiki bir arzu. Yükseliş için gerçek arzu. Öylesine güzel çalışır ki, şaşarsınız.

Şimdi, gideceğimiz yeri bilmemiz gerekiyor. Herşeyden önce, neye ulaşmalıyız. İkinci olarak, ona ulaşmayı bilmeliyiz, ulaşma katsayısı. Adanmışlığımız olmalı. Bu çok basittir. Adanmışlığımız olmak zorunda.

Şimdi, insanlar meditasyon yapıyor, fotoğrafı görüyor. Sizin yapmanız gereken Benim fotoğrafıma bakmak ve onu sadece kendi Annenizin fotoğrafı olarak görmektir. Onu kalbinize koyun. Onu kalbinize koymaya çalışın. O fotoğrafın orada olduğunu görün. “Anne, Seni seviyorum, lütfen kalbime gel”. İşte  böyle Onu kalbinize koyun. Bu kalp bütün zekaya sahiptir, bütün yeteneklere sahitir, herşey kalpten doğmuştur. Ama kalbiniz kapalı ise o zaman beyin keyfi bir hale gelir ve dışarı gider. Ve Ruh’a sahip olan da bu kalptir ve o herşeyi kontrol eder, özerktir, sempatik ve parasempatiktir. Ruh, bütün evriminiz, bilginiz, herşeydir, sadece bu da değil, son derece kolektif bir varlık olduğunuzu hissedersiniz ve o size doğru bilgiyi veren ışıktır. İşte bu yüzden, bu ruh çalıştırılmalıdır.

Öyleyse ilk şey kalbinizi geliştirmeye çalışmaktır. Ne kadar büyük, kendinizi görün. Tamam, kaç kişiyi affedebilirsiniz? Onlarla nasıl konuşuyorsunuz? Başkaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Onlarla ilgileniyor musunuz yoksa ilgilenmiyor musunuz? Örneğin, Ben, eğer yoksul birini görürsem, bütün varlık çalkalanmaya başlar, biliyorsunuz. Onlar için birşeylar yapılması gerektiğini düşünürüm, buna dayanamam. Burada çalışan ve çıkmaları istenen bu zavallı insanlar gibi, çünkü onların bazı itirazları vardı. Bu yüzden onların hepsi dışarı taşındılar çünkü bunu onlardan Ben istedim ama onlar kendi kulübelerini yapmadılar. Bütün gece zavallılar dışarıda oturmak zorunda kaldılar. Bütün gün yemek yiyemedim. Öylesine kötü hissettim ki kendimi. Onlara herşeyi verdim. Onlara burada oturun dedim. Onlara istedikleri herşeyi verdim ve sağlıkları ile ilgilendim. Bazıları hala hasta ve onları tedavi ettim. Çünkü bütün şefkat kalbimde bir fırtına yaratmaya başladı. Bir fırtına ve görmeniz gereken budur. Yoksulluk hakkında ne düşünüyorsunuz? Orada olan yoksulluğu düşünüyor musunuz? Acı çeken insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Dövülen, dolandırılan, güçlük çeken insanlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sahaja Yoga bireysel değildir. Size ait değildir. Herhangi bir Sahaja Yogi kolektivitesine ait değildir. O tüm dünyaya aittir. Tanrı’nın sevgi ve şefkatinin ışığını heryere taşımalısınız. Daha ileri bir evre için agnya’nın üstüne yükselmek gerekir. Bir kişi mutlu olduğunu ve birşeye sahip olduğunu düşündüğü zaman, hiçbirşeye sahip olmayan birine baksın, bakın ona. Çok büyük olduğunuzu düşündüğünüz zaman, sizden daha büyük olan birine bakın, dikkatinizi tüm bu şeylere yaydığınız zaman, görürsünüz. Ve anlamaya başlarsınız; Oh Tanrım! Ne kutsama! Tanrı beni öyle çok kutsadı ki!

Herşeyden önce, aydınlanma. Teşekkür, teşekkür aydınlanma için. Şükran en iyi yoldur ve sonra bakmaya başlayın, kendinizde olan bu şükranı neden başkalarına vermeyesiniz. Ama bizler başkalarına karşı son derece zalimiz, bazen aşırı kibirli, bazen aşırı derecede kötü niyetliyiz. Ama şimdi bu bitecek. Ne söylemeniz gerekiyorsa, dürüstçe söylemelisiniz. Sizin iki düşmanınız var. ilki, siz kendi kendinizin düşmanısınız ve ikincisi kibir. Yenmeniz gereken iki düşman bunlardır. Eğer bu iki düşmandan kurtulursanız, o zaman kimse sizi yok edemez. Şimdi diyelim son derece zorluk çıkaran biri var ve size zorluk çıkarıyor. Bırakın zorluk çıkarsın. Cehenneme o gidecek, siz değil. Eğer zorluk çıkarıyorsa, tamam. Bırakın yapsın. Kimin kötü duyguları var? neden endişelenesiniz? Siz hiçbirşey yapmıyorsunuz. Sizin bundan mutlu olmanız gerekir. Aksine, biri zorluk çıkarıyorsa, ona bakın – “bu adam zorluk çıkarıyor, onun o kadar çok parası var, onun şusu varken zorluğu çeken benim, benim şuyum yok.” Siz Aydınlanmaya sahipsiniz. Onda bu yok.

Bizlerin aydınlanmış ruhlar olması son derece büyük bir tatminkatlık ve mululuk kaynağıdır ve kendi eksiksiz kuruluşumuzu elde etmeye çalışalım. Bizler süslenmek için varız, bizler tahta oturtulmak ve krallar olmak için varız. Benim arzu ettiğim budur. Dolayısıyla dilenciler alınamazlar. Eğer bir dilenciyi kral yaparsanız, o onu bunu yapmaya devam edecektir. Dolayısıyla bu yüce kişilik oluşmalı, Sizin bir Sahaja Yogi olduğunuzu bir tür saygınlık, yücelik, bir tür kişilik göstermelidir.

Söylediğim gibi, savaşmanız gereken sadece iki düşman var. Aydınlanma aldığınızı bilmelisiniz, bunun için pujalarınız var. Puja zamanında, kendinizi sadece Bana teslim edin, kendinizi teslim etmediğiniz için aklınız etrafta dönüp duruyor. Bu sanki birini bir pervanenin üstüne koymak gibidir, pervane onu kabul etmez ve uzağa fırlatır. Bir şekilde siz osunuz.

İkinci nokta, bir puja bir teslimiyettir. Bir adanmadır. Kalbin bir duygusudur. Kalbinizi açın. O anda kalbinizi açmalı ve ibadet etmelisiniz. Şimdi, sorun şu ki, egoist olan insanlara birşeyler anlattığınız zaman incineceklerdir. Bu en kötü bölümdür. Bunun onların iyiliği için olduğunu anlamazlar. Onların kalplerini açmaları gerekir, daha çok almaları gerekir. Eğer o küçük, ufak bir kalpse, onun içine ne kadar sevgi akıtabilirsiniz? Tıpkı şu anda sevginin akması gibi. Sevgi akıyor. O zaman, kafalarınız bazı noktalara takılı kalmış oturuyorsunuz. Böylece adanma durumu, dikkat doymuş oluyor. Puja boyunca uyuyan insanlar gördüm. Bir sürü insan uyuyor. Bu onların sol kanal olduklarını gösterir ve içlerinde bir Bhoot veya buna benzer birşey var demektir. Onlar sadece kapanırlar. Ben onlara konuşuyorum ve onlar sadece kapanıyorlar. Bunlar anlamanız gereken şeyler. Neden bunu yapıyorsunuz ve ondan kurtulmaya çalışın ve kendinizi geliştirmeye çalışın, uyanık olun ve onu alın. Elinizden geldiği kadar onu alın. Puja işte bu yüzden yapılır. Şimdi burada dokuz puja yaptınız ve bu dokuz puja içinde, daha fazla geliştik mi, daha fazla elde ettik mi? Kendimizi daha yüce bir sevgiyle, daha yüce bir neşe ile, daha yüce bir anlayış ile ve daha yüce bir tatminkarlık ile doldurduk mu?

Bugün son gün, bu şekilde düşünmelisiniz ve yarın sevinçle bağırma günüdür. Çünkü biz ne yaptık? Işte bunu. Öyleyese bugün gitmeli ve kendinizin resmini tamamlamalısınız. Bu dokuz gün içinde ne elde ettim? Ne elde ettim? Görelim, bunu elde ettim mi? Şunu elde ettim mi? Tüm bunları sadece kendi içinizde görmelisiniz ve sonra tüm bunları elde ettiğiniz için neşe duymalısınız. Bu zaferdir. Yarın zafer günüdür. Siz kendiniz ve cehaletinizden zaferle çıktınız. Kendinizi kazandınız ve cehalete, cehaletin karanlığına  karşı kazandınız. Yarının mesajı işte budur.

Tanrı sizi Kutsasın.

H.H. Shri Mataji Nirmala Devi