Zihinsel Projeksiyon, dengeyi nasıl koruyacağını bilmez.

Vienna (Austria)

1989-07-24 Public Program & Kundalini Awakening, Vienna, Austria, DP, 73'
Download video (standard quality): Download video (full quality): View and download on Vimeo: View on Youku: Listen on Soundcloud: Transcribe/Translate oTranscribe

Public Program 1. Gün, Viyana, 24 Temmuz 1989

Umarım Hint müziğinden keyif alıyorsunuz. Şimdi, onlardan 12. Yüzyılda yaşamış olan  Namadeva isminde çok ünlü bir şairin yazdığı bir şarkıyı söylemelerini istedim. Bu şarkı, bütün bu yıllar boyunca Hindistan köylerinde söylenen ve aydınlanma almanın sevincini tarif eden bir folklor. Yani diyor ki,  “Ben her şeyden, öfkemden, kızgınlığımdan vaz geçtim”, ilişkili olduğum tüm bu  şeylerden vazgeçtim diyor, çünkü  O, şarkıyı sanki kocası, kayınpederi olan bir hanımefendi gibi söylüyor, ben herkesten vazgeçtim. “Ama şimdi ey Kundalini Anne, sen uyandın ve bana ver” diye istekte bulundu,  “Oh Anne,  bana Yoga’yı ver”. Bu Tanrısal olanla birleşme anlamına gelir. Ve işte bu şekilde köyde onlar şarkı söylüyorlar ve aydınlanma almak, Kundalini’yi yükseltmek hakkında şarkı söylüyorlar. Ve umarım onları alkışlar ve bundan keyif alırsınız

[Anne, 6.04 – 6.15 arasında Hintçe konuşuyor]

Sahaja Yogilerin bir kısmı buraya gelebilirler, Avusturya’dan ve diğer yerlerden gelenler şarkı söylemek için gelebilirler .. İşte folklor budur ve köylerde bu rustik bir şekilde söylendi.  Ambe,  “Ambe”, Kundalini anlamına gelir ve onlar “ude” diyorlar, ude – yüksel, yüksel demektir.

[Şarkı – Anne 20.15’te tekrar konuşmaya başlar]

Tüm gerçeği arayanları selamlarım. En başta gerçeğin kavramsallaştırılamayacağını bilmeliyiz. Bu zihinsel bir kazanım değildir çünkü insan zihninin kendi sınırları vardır ve zihinsel yansımaların üstünde kişilikler haline gelmemizi sağlayacak, bir dönüm noktasına ulaşılması gerekir. Kullandığımız zihinsel projeksiyonlar doğrusal bir yönde hareket ettikleri zaman, sonrasında geri tepiyorlar çünkü kendilerini sürdüremiyorlar çünkü zihinsel gelişim veya zihinsel yansıtma, dengeyi nasıl koruyacağını bilmez.

Örneğin, şimdi ekolojik sorunlara neden olan sera etkisi dedikleri şeyi, batıda görebilirsiniz. Ve tüm bu gelişmiş ülkelerde ve her yerde görebileceğiniz gibi,  daha başka pek çok sorun var. Uyuşturucularımız var, AIDS var, her yerde, her türden gizli hastalıklarımız  var. Bunların hepsi kendi hatalarımızdan kaynaklanıyor ama bu güzel evreni yaratan, daha iyi bir şey düşünmüş olmalı. Yaradılışının bu şekilde yok olmasına nasıl izin verir? Şimdi, bizi yaratan güçle birleşmemizi sağlayacak olan içimizde sahip olduğumuz bu güzel enstrümanı, sizin önünüze koymalıyım. Bu enstrüman içimizdedir ve bu bağlantıyı, bu enstrüman kurar ve sizi Tanrısal bir bilgisayar gibi yapar. Şimdi açık fikirli bir bilim adamının tavrını benimsemeniz gerek ve Ben, her ne söylüyorsam, eğer bu işe yararsa, o zaman dürüst şekilde bunu kabul etmelisiniz. Bu enstrüman hakkında birçok insan konuştu ve anlattı, dikkatimizi dinlere ve felsefelere çevirdiğimizde dahi, tüm bu teorilerin zihinsel olduğunu görürüz. Neyi takip edersek edelim, bizler her yerde her tür günahı işleyebiliriz. Diyelim ki, siz Hindu, Hristiyan, Müslüman ya da herhangi bir dine mensupsunuz, bu tür felsefelere ait olan, herhangi bir günahı siz işleyebilirsiniz. Bu, içimizde bunları bırakabilmemizi kontrol eden hiçbir güç olmadığı anlamına gelir. Farz edelim uyuşturucu alıyoruz, bizi ondan geri getirebilecek bir güç yoktur.

Ahlaksız bir hayat yaşadığınızı varsayarsak, sizi bunun dışına çıkaracak bir güç yok, diyelim ki bir katil var, o kişi öldürmeye devam edecektir, onu ne durdurur? İçimizde bize bilgelik ve denge kazandıracak hiçbir şey yoktur. Yani, bütün dinlerin özünün aynı olduğunu gördüğümüzde – bizler ebedi olanı ararız, geçici olan ise kendi anlayışı ve sınırlamaları içinde, olduğu gibi ele alınmalıdır. Öyleyse nerede yanlış yaptık ki, ebedi olanı aramadık? Şimdi, eğer Ben size bizi çevreleyen süptil bir güç olduğunu ve her şeyi, her yaşayan işi yapan Tanrısal bir güç olduğunu söylersem, biz onu her gün görüyoruz, örneğin şu çiçeklere bakın. Bu çiçekleri biz yapamayız. Gördüğümüz o kadar çok yaşayan şey var ki, çiçekler meyveye dönüşüyor, tohumlar ağaca dönüşüyor, biz bunu sadece kabul ediyoruz, havadan geldi sayıyoruz. Ne olduğunu  düşünmek istemiyoruz. Bu işi yapan bir güç var mı? Şimdi hepimizin bu gücü hissetme ve onunla bağlantıda olmasının zamanı geldi. Ve içimizdeki bu enstrüman onu çalıştırıyor. Buradaki üçgen kemiğin içinde, eğer bakarsanız, Yunanlılar tarafından bu kemiğe kutsal anlamına sakrum adı verildi, içinde Hindistan’da bizim Kundalini dediğimiz bir güç yatıyor. Batıda bizler, bir ağaç gibi dışa doğru büyümekle meşguldük ama eğer köklerimizi bilmiyorsak bu dışa doğru büyüme dengesiz olabilir ve tüm bunların yok olacağı bir gün gelecektir. Bu yüzden köklerin bilgisine sahip olmamız gerekiyor. Yani bu, içimizde Kundalini olarak adlandırdığımız şey, tohumdaki ilkenin aynısıdır.

Sahaja Yoga uygulamalarında, eğer katılırsanız, Kundalininin sanki bir nabız gibi attığını  görebilir ve bunu stetoskopla çok net bir şekilde duyabilirsiniz. Pek çok insanda gördüm – çünkü öyle bir gerçeği arama dürtüsü var ki- Kundalini bir jet gibi yükselir ama kendisinde tıkanıklık olan bazı insanlarda, bu hareketin oldukça yavaş olduğunu görüyoruz ve bunu stetoskopla Kundalininin bıngıldak kemiği bölgesine kadar yükseldiğini izleyebilirsiniz, titreşmeyi bir kalp çarpıntısı gibi hissedebilirsiniz. Ve bunun aniden durduğunu fark edersiniz ve o zaman, başınızdan çıkan serin esintiyi hissedersiniz. Yani bu Kutsal Ruh ‘un serin esintisidir. Etrafımızdaki güç, Kutsal Ruh‘un gücüdür ve parmaklarınızın ucunda hissettiğiniz şey, etrafınızı saran Tanrısal  Güç olan serin esintidir. Böylece, insan farkındalığınızda, zihinsel kapasitenizin ötesinde yüksek, daha başka bir boyut geliştirirsiniz ve siz olursunuz, aslında bu, vaftiz edildiğinizin  onaylanması ya da başka bir şey değildir, bu sizin aydınlanmış bir ruh olmanızın gerçekleşmesinden başka  bir şey değildir. Bu, hepimizin başarması gereken son hamledir. Evrimsel süreçte insan seviyesine ulaştık  ve bu son atılımı gerçekleştirmedikçe bu evreni kurtarmamız mümkün değildir çünkü ancak bu hamleden sonra bütünün bir parçası olduğunuzu hissedebilirsiniz. Bu bir deneyimdir. Bu parmak uçlarınızda bulunan, kendi içinizdeki bir histir.

Jung, (Carl Jung, İsveçli psikolog) kendi merkezlerinizi hissedebildiğinizi ve başkalarının merkezlerini de hissedebildiğinizi çok net bir şekilde anlatmıştır. Ve tüm fiziksel, zihinsel, ve duygusal problemleriniz, hatta ruhsal problemleriniz, eğer hangi merkezde neyin yanlış olduğunu bilirseniz, bunları çözebilirsiniz. İhtiyacınız olan şey, yalnızca bu sorunun nasıl halledileceğini çözmek ve anlamaktır. Sahaja Yoga’da şu anda,  Sahaja Yoga’yı uygulayan yaklaşık otuz kadar millet var, kanserden ve pek çok tedavi edilemez hastalıktan mustarip olan bir sürü insanın tedavi edildiğini görmek çok sevindirici. AIDS ve diğer bağımlılıklardan kurtuldular. Neşeli, güzel insanlar oldular. Kendi içlerinde barışı keşfettiler. Barış amaçlı kurulan vakıflarından bahsediyoruz ama vakıf kuranların kendi içlerinde barış yok. Belki de bu barış vakıfları, bir sonraki korkunç savaşa hazırlanıyor olabilirler ama bizler içimizdeki zaten var olan bu barışı tesis etmeliyiz. Ancak bu enstrümanın, ana kaynağa bağlanmadığı sürece hiçbir anlamı yoktur; ana kaynağa bağlanana dek bizim hiçbir anlamımız yoktur. Ne kadar harika olduğumuzu bilmiyoruz. Potansiyellerimizin ne olduğunu bilmiyoruz. Kendi içimizde hangi güzelliğe sahip olduğumuzu bilmiyoruz ama bu bağlantı kurulduğu zaman,  kendinize hayret edecek ve nasıl, nasıl bu kadar dinamik ve şefkatli olduğunuza şaşıracaksınız. Sahaja Yoga hakkında çok şey söylenebilir, çünkü Ben sizin daha sonra dinleyebileceğiniz binlerce konuşma yapmış olmalıyım.

Ama size anlattığım gibi, buradaki bu ışıkların önceden hazırlanmış olması gibi, bunların hepsi içinizde bina edilmiştir, sizin sadece anahtarı açmanız gerekir ve o zaman bu ışıkta, bu aydınlanma içinde kendiniz görebilirsiniz.  Yani tartışmanın, mütalaa etmenin bir faydası yoktur. İlk önce ışığı alır ve bu ışık altında görürsünüz. Bu sizin aydınlanma alma hakkınızdır.

“Sahaja”, “saha” birlikte ve “ja” ise doğmak anlamına gelir, sizinle doğmak bu yoganın hakkıdır, bu Tanrıyla birleşme anlamına gelir. Yani şimdi Ben sizin Tanrısal olanın deneyimini  yaşayabileceğinizi düşünüyorum. Herhangi bir sorunuz  varsa, bunları bir yere yazıp yarın Bana göndermeniz daha iyi olur, yani yarınki derste bütün sorularınızı cevaplamaya çalışacağım. Bu Tanrısal deneyimi yaşamanız yaklaşık on dakika kadar sürecek, ama bazı insanlar için bağlantıyı sağlamak, en az bir ay kadar sürüyor. Bu yüzden önce deneyimi yaşamamız gerektiğini düşünüyoruz? Şimdi aydınlanma almak  istemeyenler, kişileri buna zorlayamazsınız, bu sadece sizin kendi özgürlüğünüz içinde  verilebilir. Bu yüzden aydınlanma almak istemeyenler, salondan ayrılma nezaketini göstermeliler.  Yarın bu enstrümanı daha açık bir şekilde anlatacağım. Başlamak için birkaç basit şey yapmalıyız, bunlardan biri ayakkabılarınızı çıkarmaktır çünkü Toprak Ana sorunlarımızı kendisine çekerek bize çok yardım eder. Her iki ayağınızı birbirinden biraz ayrı tutmalısınız çünkü yarın size, sağ ve sol sempatik sinir sisteminin içimizde nasıl iki tane ayrı güç olduğunu açıklayacağım.

Ve sonra size yükselişimizin orta yolunun nasıl yaratıldığını da size açıklayacağım. Çok güzel bir şekilde yerleştirilmiş, çok hassas, çok güzel bir  şekilde yapılmış bir enstrümandır. Yani kişi her ne düşünürse düşünsün, kişinin  bu enstrümanın oldukça sağlam olduğunu bilmesi gerekir ama yerine getirmemiz gereken iki  tane koşul var. Bunlardan biri geçmişi unutmamızın gerekmesidir. Şu an, geçmişi tamamen unutmak zorundayız. Bu, suçlu olmadığımızı bilmemiz gerektiği anlamına gelir, biz yanlış bir şey yapmadık. Yani şu anda kendinizi suçlu hissetmeyeceksiniz çünkü kendinizi suçlu hissetmeniz bir hikayedir; çünkü sonuçta siz insansınız ve eğer hatalar yaptıysanız, bu sorun değil. Henüz aziz değilsiniz. Ve Tanrının Sevgisinin İlahi Gücü o kadar büyüktür ki, O her şey affedilebilecek bir bağışlama gücüne sahiptir. İkinci şart ise, sizin herkesi affetmeniz gerekiyor, kesinlikle herkesi affetmelisiniz. Affetmenin zor olduğunu söyleyebilirsiniz ama bu da mantıksal olarak bir hikayedir. Affetseniz de, affetmeseniz de hiçbir şey yapmıyorsunuz ama eğer affetmezseniz, o zaman kendinize işkence ederek kendi akıl  oyunlarınızı oynar ve yanlış ele oynarsınız. Bu yüzden bu diriliş zamanında,  bize zarar verebilecek her hangi bir kişiyi düşünmek zorunda olmadığımızı gerçekten bilmeliyiz. Yani, bu çok basit bir yöntemdir, yükselişimiz için besleyeceğimiz farklı merkezleri de bilmenizi istiyorum. Bu yüzden sol elimizi, bu şekilde arzumuzu temsil eden bu noktaya koyarız, (… birisini burada durması için çağırır mısın?) bu şekilde, bu şekilde, aydınlanma alma arzunuzu temsil etmesi için.

Çünkü bu arzunun gücüdür. Şimdi bu da, eylemin gücünü temsil eder. Bu yüzden sağ eli, sadece sol taraftaki merkezlerimizi beslemek için kullanmalıyız. Şimdi önce size merkezlerimize nasıl dokunmamız gerektiğini göstereceğim ve sonra da gözlerimizi kapatmamız gerekecek. Bu yüzden lütfen,  Aydınlanmanızı alma arzusuyla sol elinizi Bana doğru tutun. Ve önce onu kalbinize koymalısınız, sağ elinizi çünkü ruh kalpte bulunur. O zaman eğer siz ruhsanız, aynı zamanda siz kendi kendinizin rehberisiniz, kendi kendinizin efendisisiniz. Bu yüzden şimdi sağ elinizi sol tarafta, karnınızın üst kısmına koymalısınız. Ve daha sonra sağ elinizi yine sol tarafta, karnınızın alt kısmına koymalısınız. Burası, merkezi sinir sisteminizde tezahür eden saf bilginin merkezidir. Sonra sağ elinizi tekrar karnınızın üst kısmında yükseltmeniz gerek ve daha sonra da kalbinize. Sonra sağ elinizi boynunuzun omuzunuzla birleştiği noktaya koymalı ve boynunuzu sağa doğru çevirmelisiniz. Suçluluk hissettiğiniz zaman bu merkez bloke olur. Bu çok tehlikeli bir blokajdır  çünkü insanlar anjin olurlar ve her türlü Spondilit’e yakalanır. Sonra elinizi alnınıza doğru yükseltmeli ve hafifçe başınızı öne doğru eğmelisiniz ve her iki taraftan da bastırmanız gerekir. Şimdi, lütfen sağ elinizi başınızın arka tarafına getirin ve başınızı hafifçe geriye doğru itin. Başınızın ağırlığını elinize bırakın.

Şimdi, öndeki merkez affetmenin merkeziydi ve burası da, yani arkadaki merkez ise, aynı merkezin af dilediğimiz kısmıdır ama burada kendinizi suçlu hissetmenize veya hatalarınızı saymanıza gerek yok. Şimdi elinizi gerin ve avucunuzun ortasını, çocukluğunuz sırasında yumuşak bir kemik olan bıngıldak kemiği bölgenizin üstüne koyun. Şimdi parmaklarınızı geriye gerin  ve sertçe bastırın. Burada, bunu dikkatlice yapmalısınız. Kafa derinizi bastırarak saat yönünde hareket ettirin. Tüm yapmamız gereken budur. Şimdi sizlerden yine şunu rica etmeliyim, bu konuda çok ciddi olmanızı gerektiren bir şey yok, bu kendiliğinden meydana gelen bir olaydır. Kalplerinizi açın ve hoş bir şekilde kendinizi doğru yerleştirin. Tanrı’nın krallığına girmelisiniz ve bunu yapmaktan dolayı gerçekten çok mutlu olmalısınız. Şimdi gözlerimizi kapatıyoruz, isterseniz gözlüğünüzü çıkarabilirsiniz ve Ben size söyleyene kadar açmayın.  Her iki ayağınızı birbirinden ayrı tutun ve sol elinizi Bana doğru tutun. Şimdi gözlerinizi kapatın. Sağ elinizi de kalbinizin üzerine koyun. Burada Bana bir soru sorun. Bana Shri Mataji diyebilirsiniz ya da Anne diyebilirsiniz, nasıl isterseniz. Bu yüzden lütfen üç kez “Anne, ben ruh muyum?”, diye sorun. Bu temel soruyu sorun. Şimdi, eğer siz ruhsanız, kendi kendinizin efendisi olduğunuzu bilmelisiniz. Çünkü ruh, tüm bilginin, neşenin ve dikkatin kaynağıdır. Tanrısal dikkati kastediyorum. Şimdi sağ elinizi aşağı doğru karnınızın üst kısmına getirin ve sertçe bastırın. Burada başka bir soru sormalısın. “Anne, ben kendi kendimin efendisi miyim, kendi kendimin gurusu  muyum?”

Bu soruyu üç kez sorun! Şimdi, saf bilginin merkezi beslenecektir ancak saf bilgiyi almanız için sizi zorlayamam. Bunu kendi özgürlüğünüz içinde istemelisiniz. Bu yüzden lütfen sağ elinizi karnınızın alt kısmında koyun ve burada “Mataji, Shri Mataji, lütfen bana verin, lütfen bana saf bilgi verin” demelisiniz. Bunu altı kez söyleyin çünkü bu merkezin altı tane taç yaprağı var. Siz saf bilginizi ister istemez Kundalini hareket etmeye başlar. Bu yüzden üst merkezleri besleyerek onun yükselmesine yardım etmeliyiz. Öyleyse şimdi sağ elinizi sol tarafta, karnınızın üst kısmına yükseltin. Burada tam bir kendine güven içinde  “Anne, ben kendi kendimin efendisiyim!”, demelisin. Lütfen kendinize güvenerek, bunu on kez söyleyin. “Anne, ben kendi kendimin efendisiyim!” Bu beden olmadığınızı bilmelisin, siz bu zihin değilsiniz, siz bu akıl değilsiniz. Siz duygularınız, şartlanmalarınız veya egonuz değilsiniz, siz saf ruhsunuz. O halde elinizi kalbinize koyun ve en temel olan bu gerçeği on iki kez söyleyin,  “Anne ben ruhum”. Şimdi, Tanrısal Güç bir şefkat ve sevgi okyanusu olduğu için kendinizi de affetmeniz gerektiğini size söylemiştim. Neşe ve mutluluk okyanusu ama her şeyden önce, bir affetme okyanusu ve bu okyanus tarafından eritilemeyecek  hiçbir hatayı yapamazsınız. Şimdi lütfen sağ elinizi alnınıza koyun ve başınızı yavaşça öne doğru doğru eğin ve her iki yandan da bastırın. Ve burada, “Anne, herkesi affediyorum” demelisiniz. Bunu yürekten, kalpten söyleyin. Lütfen tam bir samimiyetle yürekten söyleyin “Anne ben herkesi affediyorum”! Lütfen içtenlikle söyleyin! Şimdi, elinizi başınızın arka tarafına alın ve başınızı geriye doğru itin.

Burada suçluluk hissetmeden “Ey Tanrım, eğer hata yaptıysam lütfen beni affedin” demelisiniz ama hatalarını saymayın. Bunu kalbinizden söyleyin. Şimdi elinizi gerin, avucunuzun ortasını çocukken yumuşak olan kemiğin, bıngıldak kemiğinin üstüne koyun. Parmaklarınızı geri doğru gerin. Burada yine, aydınlanma almanız için  sizi zorlayamam. Bunu istemelisiniz. Bu yüzden lütfen elinizi saat yönünde, yavaşça bir bastırarak yedi kez hareket döndürün ve yedi kez şunu söyleyin, lütfen “Anne lütfen bana aydınlanmamı verin!”. Sıkıca bastırın, parmaklarınızı geriye doğru gerin. Lütfen ellerinizi indirin. Lütfen gözlerinizi açın. Şimdi sağ elinizi bana doğru tutun, başınızı öne eğin ve sol elinizi başınızın üzerinde tutun ve bıngıldak kemiği bölgenizden serin bir esinti gelip gelmediğine kendiniz bakın. Bazı insanlar çok daha yüksekte alır,  bazıları daha yakında hisseder ama yukarıda olması gerekir. Şimdi lütfen sol elinizi Bana doğru tutun ve başınızı yine öne eğin ve sağ elinizle kontrol edin. Bir kez daha sağ elinizi Bana doğru tutun ve lütfen sol elinizi, esintiyi hissetmek üzere başınızın üzerinde tutun.

Lütfen hepiniz ellerinizi bu şekilde kaldırın ve başınızı da yukarıya doğru kaldırın ve Bana bir soru sorun. “Anne, bu Kutsal Ruh ‘un serin esintisi mi?” veya “Anne bu, Tanrı’nın sevgisinin her yeri kaplayan Gücü mü?” veya “Anne bu Parama Chaitanya mı?” Bu sorulardan herhangi birisini  üç kez kalbinize sorun. Üç kere; şimdi ellerinizi aşağıya indirin. Beni düşünmeden izleyin. Şimdi başlarında veya ellerinde serin esintiyi hissedenler, lütfen her iki elinizi de kaldırın. Oh Tanrım, muazzam.

Tanrı sizleri korusun!

Şimdi çoğunuz bunu hissettiniz. Bazılarınız hissetmedi ama bu konuda kendinizi kötü hissetmenizi gerektirecek bir şey yok. Hissedeceksiniz. Yarın, umarım hepiniz yine gelir ve bunu düşünmezsiniz. Bunun hakkında tartışmayın,  aksi takdirde birazını kaybedersiniz. Yani sessizce eve gidin ve sessizliği koruyun, keyfini çıkarın ve yarın tekrar gelin. Sizi temin ederim, yarın hepsini. Arkadaşlarınıza söyleyin, telefon edin, arayın ve onlara verebileceğiniz en iyi şey budur. Çok teşekkür ederim.

Tanrı sizleri korusun!

Şimdi, Benimle tanışmak isterseniz, hepinizle el sıkışmak isterim ve bunu yapmaktan dolayı çok mutlu olurum.