Shri Mahavira Puja, Cehennem var

Barcelona (Spain)


Send Feedback
Share

Shri Mahavira Puja. Barselona (İspanya), 17 Haziran 1990.

Bu gün Mahavira’nın pujasını yapacağız ve bu pujayı daha önce hiç yapmadık. Bunun nedeni Mahavira’nın yaşamının, bir çilecinin yaşamı olmasıdır, aynı Buddha gibi, hatta Buddha’nın olabileceğinden bile fazla. Çünkü bu ikisinin doğduğu zamanlarda, Hinduizm’deki Brahmanizm çok garip bir form aldı. İnsanlar son derece ritüel düşkünü oldular ve onlar sadece Swayambhu’ya ibadet etmek yerine, her tür taşa, her tür şeye ibadet ediyorlardı.

Shri Mataji: Puja sırasında yemek yiyen bu adam kim? Bu şey yapılırken yemek yiyen bir bey var, lütfen ona söyleyin.

Mahavira’nın çileci yaşamı çok, çok aşırı bir tabiattaydı. Kendisi savaşçılar klanında, kshatriya’lar klanında doğmuş birisiydi ve sonra evlendi de. Bir de kızı oldu ve sonra kararını verdi – çünkü kendisinin Tanrının işini yapması gerektiğini biliyordu – sanyasa (Bir insanın hayatını yalnızca ruhsal meselelere odaklamak için maddi olan her şeyden feragat etmesi) almaya karar verdi. Bunun için erkek kardeşinden müsaade aldı çünkü ebeveynleri ölmüştü. O bir kraldı ve sahipolduğu bütün maddi zenginlikleri, her şeyi terk etti ve tam bir sanyasi oldu. Ailesini terk etti, evini terk etti, onları arkasında bıraktı ve elinde sadaka dilenmek için bir kâse ile tek başına oradan ayrıldı. Ve Ona katılan insanlar çok az sayıdaydılar ve Mahavira “sizlerde çileci olmalısınız” diyerek onlardan çilekeş, muni (keşiş) olmalarını istedi.

Mahavira, Aziz Michael’in (Baş melek Mikail) enkarnasyonuydu ve O sol kanalda, İda Nadi’de oturur ve O sol kanalın tamamından sorumludur, tam Mooladhara’dan başlayarak, yukarıya Sahastrara’ya kadar. Aziz Mikail, Mahavira olarak doğmuştu ve adının anlamı “Maha-vira, en büyük savaşçı” demektir. Ama Onun doğduğu zamanlarda, her yerde büyük bir bolluk vardı ve bu yüzden başlarda Ona Vardhaman (artan, çoğalan) adı verilmişti.

Ancak O’nun çileciliği, o günlerde çok yaygın olan Brahmanizm yüzündendi ve insanlar kesinlikle bunun içinde boğulmuşlardı.

Shri Krishna’dan sonra bu iki kişi, Buddha ve Mahavira, her ikisi de Hindistan’da enkarne oldular. Bildiğiniz üzere, ikisinin geçmişi çok eskilere gider çünkü onlar Luv ve Kush adı ile bilinen, Rama’nın çocuklarıydılar ve onlar ikizdiler. Rama çok büyük bir kralın yaşamını sürdü, hayırsever bir kralın ve çok fazla sınırlama vardı: Maryada Purushottama (Mükemmel Adam) bu nedenle insanlar son derece ciddiydiler ve aynı zamanda kapalıydılar da – Rama’nın yolundan gittikleri için. Tabii ki her enkarnasyondan sonra olduğu gibi, insanlar aydınlanmalarını almadıkları için, yoldan saptılar ve her şeyde aşırılığa gitmeye başladılar. Yani uç noktalara gittiler ve çok, çok fazla, bir şekilde çok sessiz insanlar oldular, kimseyle konuşamazlardı ve çok resmi insanlardı, çünkü Rama’nın sürdürmesi gereken yaşam, böyle bir yaşamdı.

Bunun üzerine, Shri Krishna dünyaya geldi. Aslında yani Rama, Shri Krishna olarak doğdu ve O bu şartlanmaların üstesinden geldi. Ve “bütün bunlar leela, bunların hepsi bir oyun” dedi. Bu bir oyun ve sizler saf bir kalbe sahip olmalısınız ve bununla oynayabilirsin. Saf bir karakterin olduğu sürece, eğer insanlarla özgürce bir araya gelirsen, hiç bir şey yanlış gidemez.

Shri Krishna’dan sonra insanlar çok hovarda ve müsamahalı olmaya başladılar ve şiirler yazılar ve gerçekte hepsi yalan olan, Krishna’nın aşk hikâyelerinin şeylerini yarattılar. Çünkü Shri Krishna, Gokul’da Radha ile birlikte beş altı yaşlarındayken yaşadı. Yani Onun hakkındaki bütün bu yalan hikâyeler insanların ahlaksızlıkları için kullanıldı.

Şimdi, durum şöyle oldu, her yer tamamen ahlaksızlığa boğuluyordu. Rahipler, Brahminlerin kendileri, son derece ahlaksız hale gelmişlerdi ve her türlü yozlaşmış uygulamayla uğraşıyorlardı. Sadece bu da değil, ruhları ve bunun gibi şeyleri kullanarak tantrik tezahürleri kabul ettiler ve çok zevk düşkünü oldular. Bu sıralarda, Buddha, Lord Buddha ve Mahavira, insanları bu tür aşırı davranışlardan kurtarıp, eski haline döndürmek için doğmuşlardı. Çünkü enkarnasyonlar her ne yapmaya çalıştıysalar, insanlar her zaman uç noktalara gitmişlerdir.

Mahavira ve Buddha, hayvanların öldürülmesinde insanların çok toleranslı olduğunu ve insanların sürekli olarak et yediklerini fark ettiler ve eğer çok fazla et yerseniz, hepiniz sağ kanal kişilikler olursunuz ve bu yüzden, sonrasında çok saldırgan olup, başkalarını öldürmeye başlarsınız. Dahası, ailelerine, çocuklarına ve bunların hepsine çok fazla bağlı olan insanlar, Divine’in işini yapmazlardı ve bu Mahavira’nın yapması gereken çok etkin bir işti. Böylece O da, Musa’nın yaptığı gibi çok katı kurallar koydu. Öncelikle de, hiç kimsenin hiç bir hayvanı öldürmemesi ve yememesi gerektiğini söyledi. Muni veya bhikshu (Hindu veya Budist rahip, dini amaçla dilenen kişi) olanlar, öküz arabasına bile binmemelidirler, çıplak ayakla yürümeliler, ayakkabı bile giymemeliler. Kafalarını tamamen tıraşlamalılar, onların sadece üç tane elbisesi olmalıdır, değiştirmek üzere sadece üç tane, büyük bir tunik (uzun ve bol gömlek) gibi bir şey. Güneşte olsa, yağmurda olsa, onlar hiç şemsiye kullanmamalıdırlar. Gün batmadan önce, saat altıdan önce yemeklerini yemeleri gerekir. Sadece beş saat uyumaları gerekir ve sürekli olarak meditasyon yapar ve yükselirler ve sonra Tanrının işini yapmaya çalışırlar. Ancak bundan sonra onlar Divine’in işini yapabilirler. Sonra da aydınlanmalarını alırlar, O buna kevalagyan dedi, bu kelime sadece bilgi, sadece bilgi, saf bilgi anlamına gelir.

Onlar “samyak darshan” geliştireceklerdir, bu bütünleşmiş kişilik ve bütün kolektif bilinç anlamına gelir. Mahavira bütün bu şeylerden bahsetti.

Ama O sol kanala ait olduğu için, cehennemi çok açıkça tarif etti. Esasen, temelde Ona göre on dört tane cehennem vardır ve cehennem hakkında Onun tarif ettiklerini, bütün bunları okumak çok korkunçtur. Çünkü O insanlara, “eğer siz bu yanlış şeyleri yaparsanız, ozaman cehenneme gidersiniz” demek istedi. Ve O bundan bahsetti, formu olan bir Tanrıdan bahsetmedi, formsuz Tanrıdan bahsetti çünkü O insanların yeniden bu törenlere başlamalarını istemedi, kendilerini temizlemeleri için aydınlanmalarını alabilecekleri pozisyona gelme hakkını elde etmelerini istedi.

Yani Mahavira’nın zamanında bunun ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz, aydınlanma adaylarından biri için bile. Bu sizler için korkutucudur. İşte bu yüzden ben bu pujayı hiç yapmadım. Çünkü her şeyden önce bütün bu şeyleri yapmalı ve kesin olarak saf olmalısınız ve ancak bundan sonra O size aydınlanma verebilirdi. Kaç tane aydınlanma olacağını merak ediyorum!

Ama insanlar için kural koyma şekli çok katıydı. Kimse O’nu izlemeyecekti ama onlara, kuralları takip etmemeleri halinde gidecekleri cehennemi anlattı. Yani, insanlar çok korkmuşlardı, O’na katıldılar ve Jainizm’i izlemeye başladılar. ‘Jain’, bilen kişi, aydınlanmış olan anlamına gelir. — ‘gyan’. Aynı kelime, ‘gnya’ anlamı ‘bilmektir’. ‘Ja’ – bunun anlamı ‘bilmek.’ Aynı Jews (Yahudi) gibi: aynı kelime ‘Jew’ — bunun da anlamı ‘bilen kişi’ demektir. Musa’da aynısını yaptı. Musa et yememelisiniz demedi ama her hangi birisini, başka bir kadınla yalarsanız, o adam öldürülmelidir, dedi. Müslümanlar, Musa tarafından Yahudiler için hazırlanmış olan Şeriatı takip ederler çünkü Musa on emri getirdiği zaman, Yahudilerin her tür saçmalıkla uğraştıklarını gördü. Ama Yahudiler şeriatı güzelce rafa kaldırdılar ve Müslümanlarda bunu aldı.

Yani şimdilerde Mahavira’nın tarzı her zaman ki gibi aşırıya gitti. Hatta Buddha’nın ki bile – aynı şey.

Mahavira, hiç bir hayvanı öldürmemelisiniz diyen kişi idi. Şimdi Hindistan’da böcek öldürmekten ve sivrisinekleri bile öldürmekten kaçınan insanlara sahibiz. İnsanların aptallıkta ne kadar ileri gidebildiği bundan da görülebilir.

Bugünlerde Hindistan’da çok yaygın bir gelenek var. Onlar bir Brahman’ı tutarlar ve onu bir kulübenin içine koyarlar ve tüm böcekleri de içeriye sokarlar ve bu böcekler Brahman’ın kanını içmekten tamamen bıktıkları zaman onu dışarı salarlar. Sonra da, çok parası olan Jainler tarafından, bu Brahman’a yüklü bir miktarda para ödenir. Tuvalete gitmek istememek aşırılığına dek varan vejetaryenler onlar, bu iş için bir tür açık araziye giderler ve böylece hiçbir hayvan ölmez, böyle saçma şeyler yaparlar. Ve bütün bu kaçınma şeylerini ve bütün bunları yaparken, bir taraftan onlar son derece para düşkünüdürler. Jainler Hindistan’da, tıpkı Yahudiler gibidirler. Jainlerin ve Yahudilerin para yönelimlerinde aynıdır. Yani Jainler bir böcek veya bir sivrisinek bile öldürmezler ama iki rupileri için bir adamı öldürene dek taciz etmeyi sorun etmezler.

Yani bu aşırı mizaç her dinde görülür ve bu, insanoğulları bir sarkaç gibi bir uçtan diğer uca hareket etmeye başladığı için ortaya çıkar. Bir enkarnasyon gelir, onları merkeze getirmeye çalışır, fakat onlar yine diğer tarafa doğru hareket etmeye başlarlar. Merkezde kalamazlar, bu insanoğlunun sorunudur. İşte bu yüzden de, bütün dinler çok komik görünüyor. Jainlerin nasıl olduğunu görünce, şaşırıyorsunuz ve ne kadar aptal olduklarına inanamıyorsunuz – eğitimli insanlar, doktorlar. Ama bunu asla bilemezler, aptal olduklarını asla anlamazlar.

Yani bir tür …. getirmeye çalışan Mahavira’nın hikâyesi budur.

Linda, lütfen oturur musun? Bu hanım kim? Kıpırdama. Ben konuşurken kalkıp yürümemelisin. Tamam mı? Yemek yiyorlar, ortalıkta yürüyorlar, lütfen İspanyol’a kendi gibi davranmasını söyler misiniz.

Sahaja Yoga’ya başladığım zaman, Mahavira gibi başlasaydım, kaç kişi Bana katılırdı? Kundalini’yi yükselttiğimiz zaman bile, aydınlanmanızı elde ediyorsunuz, böyle bir bağlanma yok. Sanyasi, karısıyla hiçbir işi olmayan, çocuklarıyla hiçbir ilgisi olmayan, ailesiyle veya eviyle hiçbir ilgisi olmayan, malları – mülkleri olmayan kişi anlamına geliyordu. Ve onlara hiç … olmadan, o kadar az bir yemek verilirdi ki, sadece kaynatılmış yiyecekler, sadece kaynatılmış ve böyle katı bir düzen.

Fakat Sahaja Yoga’da, her şeyden önce, herhangi bir ritüel, herhangi bir sıkı disiplin veya bu konuda başka bir şey olmadan, sadece, siz her ne iseniz, tamam, gel aydınlanmanı al diyerek, Kundalinizi yükselttim. Ben, Kundalininin yükselmesiyle, aydınlanma ile –onlara cehennemden bahsetmeye ihtiyacım yok Benim – Ben sadece bununla, onlar oldukça bağımsız ve bilge olacaklar diye düşündüm. Ama şimdi bile, karşılaştığımız şey ne, Sahaja Yoga’da evlenmiş insanlar var ve onlar sadece ortadan kayboldular. Ya kadın hükmeder ya da kocası hükmeder ya da ikisi birden tamamen kaybolurlar. Normalde Batılı ülkelerde evlenir evlenmez, ilk günden veya ikinci günden itibaren kavga etmeye başlarlar ve bir hafta içinde de, boşanmaktan bahsetmeye başlarlar. Ama Sahaja Yoga’da evlendikleri zaman, sadece zamk gibi birbirlerine yapışırlar. Sonrasında ilgilendikleri başka bir şey kalmaz ve sürekli olarak karım, karım, karım veya kocam, kocam, kocam diye düşünürler. Bazıları balayına gitmek ister, bazıları bir resepsiyonla falan bunu büyük bir şekilde yapmak isterler.

Verilen önem çok fazla, bu inanılmaz, Sahaja Yoga’ya gelmek bıraktığımız her şey çok katmanlı bir hale geldi. Ve Hindistan’da başlattığımız bu evlilik sistemi, şimdi Benim için bir baş ağrısı. Ya her zamanki gibi kavga edip boşanıyorlar ya da birbirine yapışıyorlar – ortası bir şey yok. Sahaj Yoga için evlendiklerini ve evliliği sadece Sahaj Yog için kullanmaları gerektiğini anlamıyorlar.

Ama Sahaja Yogilerin bu davranışı çok şaşırtıcı çünkü Ben hep aydınlanmadan sonra onların kendi içlerinde otomatikman sanyasiler olacaklarını hissettim, onlar kendileri Mavavira’nın müritleri gibi olacaklardı fakat fark ettiğim şey şu, onlar hala, kayığa çıktıkları aynı okyanusa sürekli olarak tekrar düşüyorlar.

Örneğim, şimdi birisi film izlemeye düşkün veya deyin ki, futbola, futbolla ilgili her şeye. Bu yüzden de onlar hala futbolla meşguller, bu bir futbol tutkunu olmak! Veya bir piknik, tatil veya deniz kenarı. Aydınlanmadan sonra bu şeylerden nasıl bu kadar fazla keyif alabilirsiniz? Bu sizlerin, kendi içinizdeki derinliğe henüz dokunmadığınız anlamına gelir. Sahip olduğunuz neşenin derinliğine henüz dokunmadınız, hala dokunmalısınız. Buna bir kez dokunursanız, gerçekten de hiç bir şeye aldırmazsınız, hiç bir şey için üzülmezsiniz. O kadar kendi özünüzdesiniz ki, sadece kendinizden neşe duyarsınız.

Ama size cehennemden bahsedip, sizi korkutmalı mıyım bilemiyorum veya size kısıtlamalar getirmeli miyim ama bu Mahavira’nın pujası, Ben bu güne dek bundan kaçınıyordum.

Kadınlar bile saçlarını kazıtmak zorunda kaldılar ve sadece bir beyaz sari ve bir bluz giydiler, hepsi bu – ayakkabı yok! Ve aynı zamanda onlar yürümek zorundaydılar, bırakın arabaları asla bir kağnıya bile binmeyin. Onlar saat dörtte kalkmak, sadece saat altıya kadar yemeklerini yemek ve sonra uyumak zorunda kaldılar. Sadece su ile yaşamak zorunda olduğun kırk günlük bir günahtan arınma ritüeli var, sadece su!

Şimdi, Sahaja Yoga’da bu tam tersi – hepsi keyif. Her şeyden keyif alırsınız, birbirinizle vakit geçirmekten keyif alırsınız, müzikten keyif alırsınız. Bütün keyifler var sizin için ama kendi iç neşenize dokunmadan, yükselemezsiniz. İç neşenize dokunmak zorundasınız ve sonrasında başkaca her şeyin tadını çıkartın. Ve onlar söylenen herhangi bir sert kelime için, tek bir kelime bile sert bir şekilde söylense, tövbe etmeliler ve tek bir sert söz söyledikleri için beraberce oruç tutmalıydılar.

Ama burada giderler, insanları güzelce yürürken birden bire, ego atına binip aniden diğerlerinin üzerine atlamaya başlarlarken görüyorum. Bütün sahne o kadar şaka gibiydi ki, size anlatayım, Ben sadece izledim: aniden neydi o adam? Yürüyen iyi bir adamdı. Birdenbire ona ne oldu? Aniden böyle davranmaya başladı!

Sizi cehennem hakkında asla korkutmak istemedim ama cehennem var, söylemek zorundayım. Ve bu nedenle de kişi, kendi mutluluğu içinde, daha da derine gitmelidir ve böylece tam bir memnuniyetin bulunur.

Yani, Mahavira hakkında söylenen şeyler aşırıya kaçtı: Bir gün O meditasyon yapıyordu ve O’nun üzerine tek bir kumaş parçası vardı, bir dhoti (bele bağlanan ve bacakları örten tek parça kumaş) ile örtünmüştü, kendisini tek bir kumaş parçası ile örtmüştü. Meditasyonundan geri dönerken, elbisesi bir çalıya takıldı, bu yüzden de yarısını çıkarmak zorunda kaldı. O zaman Krishna, O’nu kızdırmak için bir dilenci olarak geldi. Ve “Sen bir kralsın ve her zaman kıyafet alabilirsin ama ben titriyorum, öyleyse neden sahip olduğun bu kumaşı bana vermiyorsun?” dedi.

Bunun üzerinde O’da kıyafetini Shri Krishna’ya verdi ve kendisini bir kaç yaprakla örttü, sarayına gitti ve üstünü değiştirdi. Evine girdi ve kıyafetlerini değiştirdi. Bu yüzden de, bu korkunç Jainler Onun tam çıplak fotoğraflarını o kadar büyük bir şekilde yapıyorlar ki – yüz elli ayak yüksekliğinde – çıplak, tamamen çıplak. Detaylarda çalışırlar, aptal şeyler.

Mahavira’nın takipçileri var, sözde takipçiler, Onun asla böyle takipçileri olmadı ama onlar kendilerine “Digambara’lar” derler, bu onların kıyafetlerinin olmadığı anlamına gelir (erkekler hiç bir şey giymezler), onların giysileri bütün yönlerdir – Digambara. “Yönler” onların kıyafetleridir. Ve onlar caddelerde yürürler, köylerde her yerde yürürler, tamamen çıplak şekilde. Demek istiyorum ki, insanlar Mahavira adına korkunç şeyler yapıyorlar. Şimdi sizler aydınlanma aldığınız için eminim ki bu derece aşırıya gitmeyeceksinizdir! Ama hala öz disipline sahip olmayı öğrenmek zorundasınız. Eğer öz disiplin yoksa tam bir kevalgyan olan bu derinliğe atlayamazsınız – bu mutlak bilgi, mutlak sevgi ve mutlak neşe anlamına gelir. Bu yüzden de öz disiplin çok önemlidir. Tabii ki şimdi sizin Mahavira’nın gittiği yere kadar gitmenize gerek yok, çünkü Allahtan Ben size aydınlanma verdim ama hala terk ettiğiniz şeylere geri dönmeyin.

Erkeklerin yaptığı kadar aptalca şeyleri kadınlar da Sahaja Yoga’da yaparlar, şaşırtıcı şekilde insanlar Bana, bayanların Hindistan’a gelirken bir sürü makyaj malzemesi taşıdıklarını söylediler. Bunun ne yararı var? Sadece anlamıyorum. Demek istiyorum ki, bu Hintliler için faydasız ve sizler içinde kesinlikle yararsız bir şey. Sizler azizlersiniz! Gereksiz şekilde kendinizi pek çok şeyle yüklemenize gerek yok. Yani, ama yine yaptığınız aynı saçmalıklardan hoşlanıyorsanız: kuaföre gitmek ya da komik görünen saçlar, her türlü şey, eğer bunu yaparsanız, o zaman Sahaja Yoga’ya gelmenin ne yararı var ki? Veya herhangi bir şekilde modayı takip etmek ve bu gibi şeyler. Tekrar ve tekrar aynı şeyleri yapıyorsanız, Sahaja Yogaya gelmeseniz daha iyi. Söyleyebileceğimin hepsi bu. Ben Mahavira gibi saçınızı kazıtın veya sadece beyaz bir sari giyin diyemem ama söyleyebileceğim tek şey şu ki, kendinizi bunlardan ayırmaya çalışın.

Yaptığım deneyde, insanların aydınlanma aldıkları zaman, yavaş yavaş bağımsız olacaklarından emindim. Ve dikkatinizin nerede olduğunu görmek için hepiniz Benimle işbirliği yapmalısınız. Bütün gün ne yapıyoruz? Sahaj Yoga için ne yaptık? Kaç kişiye aydınlanma verdik? Her şey önemli görünüyor ama ya Sahaj Yog. Fakat Mahavira’nın insanları hiçbir iş yapmadılar, hiçbir şey: ormanlarda yaşamak zorunda kaldılar, yiyecekleri için yalvarmak zorunda kaldılar ve Jainizm bu şekilde yayıldı. Ama size bunun ne tür bir Jainizm olduğunu anlattım zaten!

Dolayısıyla, sizler kendi derinliğinize dokunmadıkça, başka herhangi bir dindekiler gibi olacaksınız, çünkü aslında sizler Sahaj Yogiler olmayacaksınız, sadece göstermelik.

Dolayısıyla kendimizi anlayacağımız, dikkatimizi anlayacağımız ve yükselmeye uğraşacağımız bir şekilde çalışmalıyız. Ben size anlatmak zorunda değilim. Siz, kendiniz, kendi derinliğinize dokunacak ve kendi içinizde bir münzevi haline gelecek şekilde çalışmalısınız. O zaman ancak Divine’in işini doğru bir anlayışla düzgün bir şekilde yerine getireceksiniz.

Sahaja Yoga, bütün bu peygamberlerin ve bu enkarnasyonların bir bütünleşmesidir.

Bu yüzden, size şunu söylemeliyim ki, şartlarınız her neyse, onlardan kurtulmak için bu ilüzyon okyanusundan kurtulmanız gerekir. Yani şimdi Mahavira hakkında söyleyebileceğim tek şey bu. Ancak birçok şey söylenebilir çünkü Mahavira geçmişle ilgilenir. Onun bütün geçmiş yaşamları ve her şey tarif edildi. Fakat bu o kadar da önemli değildir, önemli olan şu anın, bugünün ne olduğudur.

Umarım konferansım kafanıza girer ve kalplerinize yerleşir ve sizler, kendiniz hakkında, yükselişiniz hakkında ne yapmanız gerektiğini anlarsınız. Samimi insanlar olmalısınız, ancak o zaman bu sonuçlarını bütün dünyada gösterecektir.

Umarım bu kaseti tüm insanlara iletirsiniz, bu sayede bunca yıl boyunca Benim neden Mahavira’nın pujasını yapmadığımı bilmeliler!

Tanrı sizi korusun.

H. H. Shri Mataji Nirmala Devi