Madras’ta Public Program 1.Gün Hindistan, 1991

(India)


Send Feedback
Share

Public Program. Madras (Hindistan). 6 Aralık 1991.

Gerçeği arayan herkesi selamlarım. Eğer biz gerçeği arıyorsak, onun hakkında dürüst ve samimi olmalıyız, öyle ki kendimize karşı samimi olmalıyız, ve biz bu dünyadaki varlığımızın hakkını vermeliyiz. Birçok sadhaka var, sabahtan akşama kadar; bir çeşit ritüel, bir tür meditasyon, bir tür bhakti, bir tür okuma yapıyorlar. Fakat kişi anlamalı, ne başardık? Neredeyiz?

Bir Anne olarak şunu söyleyebilirim, “Çocuğum arayışın içinde bir çok şey yaptın, fakat ne buldun? En yüksek gerçeğe ulaştın mı? Yazıtlarda tanımlanan şeyi elde ettin mi?” Bugün marathi dilinde söylenmiş şarkı için – Sanskrit dilinde de söylemelerini dilerdim,Sanskritçe de çok iyiler,Adi Shankaracharya ve diğerlerini de söylemeliler. Yarın yapacaklar. Bu şarkı Namadeva tarafından onikinci yüzyılda yazılmıştır; Bu şair daha sonraları Punjab’a gitmiştir, ki orada Nanak Sahib kendisine çok saygı göstermiş ve ondan Punjabi dilinde de yazmasını istemiştir. O Punjabi dilini öğrenmiş ve çok kalın bir kitap yazmıştır, ve “Yüce Sahip” içinde bu kitaptan birçok alıntı vardır. O sıradan bir terzi idi, çok sıradan bir terzi,ve başka köydeki bir azizi görmeye gitti,azizin adı Gora Kumbhar’dı. “Kumbhar” çömlekçi, çömlek yapan insan demektir; ve Gora Kumbhar meşguldü, çalışmak için çamuru hazırlıyordu. Namadeva sadece onun önünde durdu ve dedi ki, “Buraya Nirgun, şekilsiz olanı görmeye geldim, chaitanya’yı görmeye, fakat o burada Saguna, şekle bürünmüş.”

Sadece aydınlanmış bir ruh, sadece bir aziz, diğer bir aziz için bunu söyler, çünkü en yüce gerçeği bilir. Fakat aydınlanmamış insanlar yaşamın ötesinde ne olduğunu anlayamazlar. Hristiyan dininde bile Thomas vardı, Hindistan’a aşağıya kadar geldi ve birçok bilimsel eser yazdı, bu eserler Mısır’da bir mağarada tutuldu, ve bulunamadı.Şimdi onun hakkında bir kitap var, 48 yıllık bir araştırmadan sonra. Onun tamamen Sahaja Yoga’yı tanımlaması ve sizin gerçeği deneyimlemeniz gerektiğini söylemesi çok şaşırtıcı. Tabii ki her kitap, her yazıt aynı şeyi söylüyor “Kendini Bil” – ben kimim, ne olduğumu bulmam lazım. Böyle söylendiğinde, tüm çabamız içimizde var olan bu kendinin bulmak yönünde olmalı. “Benim vücudum, sesim, burnum, ülkem, benim, benim” diyoruz, “ben” kimdir bütün bu şeyler kime aittir? Bu ilham nereden içimize doğmaktadır.? İçimizdeki bu “Ben”, kalbimizdeki yasımadır. Sizden bir talepte bulunacağım; beni körü körüne kabul etmemelisiniz. Bu körlüğün hiç bir yerde faydası yoktur. Fakat bilimde olduğu gibi size bir hipotez öneriyorum – bütün bunların nasıl gerçekleştiğini anlatan. Eğer bu ispatlanırsa ve eğer sen benim söylediğimi deneyimleyip hissettiysen, o zaman dürüst insanlar gibi kabul etmelisin. Batıda burada olandan daha farklı problemler var, inanılmaz problemler. İlk defa İngiltere’ye gittim, ve siz İngilizlerin nasıl olduklarını biliyorsunuz, sert kabuklar – bu kabukları kırmak çok zor.

Fakat birkez bu kabuğu kırarlarsa ilim ile dolmaya başlarlar,ve onlar üniversite ve diğer kütüphanelere koşmaya başlarlar,ve Kundalini hakkında her şeyi bulurlar. Burada bulunan Nath Panthis tarafından çok şey yazılmıştır, o Kundalini uyanışı ile ilgili o kadar çok şey yapmıştır, fakat hepsi kaybolmuştur. Ve buraya Almanlar ve başka insanlar geldikleri zaman tantrikalar onlara yanlış bilgiler vermişler ve bu bilgiler onlar tarafından buradan ülkelerine gitmiştir.Bu yanlış anlaşılma ve yanlış bilgiler o boyuta gelmişler ki, okuduğum bir Alman kitabında Kundalini’nin sizin midenizde uyuduğu yazılı,ve o bütün açıklamaları yazmış. Şüphesiz o çok eğitimli biri idi, fakat onun ne öğrendiği asıl konu, ki bunu bilmiyorum ve Kundalini’yi nasıl tarif ettiği. Bu bilgi bizce uzun zamandır iliniyordu.

Tanrı’ya doğru üç çeşit hareket vardır. Biri Vedalardı.”vida” “bilmek” anlamına gelir- Thomas bilen kişileri “gnostics,” olarak çağırmıştır. “gn.” Şeklinde Ben güneyde “gnana” veya “gyana” kelimesine ne diyorsunuz bilmiyorum fakat Marathi de biz “gn.” diyoruz. “Gnostic” kelimesi de aynı şeyden geliyor, bir kişi bilgi sahibi ise; dışsal bilgi değil, senin mental aktiviten veya duygusal hislerinle değil, fakat onun çok ötesinde. Ve onlarda aynı yolu denediler,fakat Vedalarda şu şekilde söylemişlerdir, başlangıcında, ilk dizede şöyle söylenir,eğer bilmiyorsan,bu kitabı okumanın faydası yok. Fakat “bilgi” ne demek? – merkezi sinir sisteminde bilmek; zihnin ile değil veya fiziksel düzeyde değil, fakat çok daha yüksek bir seviyede.

Biz insanoğlu seviyesine geldiğimize göre, çok alçakgönüllü bir şekilde mükemmel olmadığımızı söylemeliyiz.Bizde bir şeyler eksik, aksi takdirde neden kavga ediyoruz,neden tartışıyoruz? Demek istiyorum ki bu problemlerin çoğu insan problemleri:ekolojik problemler, ekonomik problemler, politik problemler. Siz kaynağa gelirsiniz, bütün bunların olmasına insanoğlu sebep olmuştur O zaman insanoğlu ile ilgili yanlış olan nedir? Hayvanlar tamamen iyi durumda, onlar pashu;onlar pahsa altındadırlar,Tanrı’nın kontrolü altındadırlar.Fakat insanoğlunun özgürlüğü vardır, oraya buraya koştururlar ve bütün bu problemler ortada çünkü onlar gerçek bilgiye sahip olamadılar. Öyleyse aramamız gereken ve ona doğru gitmemiz gereken gerçek bilgi nedir? Böylece Vedalardaki insanlar anlamaya çalıştılar, fakat onlar daha çok doğayı ve beş elementi anlamaya çalıştılar. Beş elemente saygı sunarken,bize göre onlar sağ kanala geçtiler, ve bu sağ kanal Yunanistan’da çok iyi bilinir, mitoloji; ve ondan sonra Yunanistan’dan bir şekilde bilime doğru geçti ve her şey bu şekilde başladı. Sol kanal bhakti idi. O insanlar Tanrı’ya kör inançla ibadet ediyorlardı ve Tanrıya gidiyorlardı, tapınaklarda ve kiliselerde ibadet ediyorlar, azizlere inanıyorlardı.Hindistan özellikle, özellikle kutsanmıştır, çünkü azizlerden aldığımız her ne varsa, oldukça bozulmuş ve tamamen sabitleşmiş olsa da, Tüm bilgi azizlerden gelmekte idi, Maharishislerden geliyordu, Yüce kahinlerden geliyordu. Hintliler hakkındaki diğer iyi bir şey de onların dini organize değildir,Onu yürüten bir organizasyon yoktur. Bu büyük bir kutsama. Buna rağmen, Vedalardaki bütün ideolojiler de bir çeşit akli ilizyonların içine çekiyor,ve böylece bizlerde Arya Samaj ve ulaşılması çok zor olan diğer şeylere ulaşıyoruz. Demek istiyorum ki herhangi bir Arya Samaji ile karşılaşırsanız, onunla nasıl başa çıkacağınızı bilemezsiniz; sürekli olarak konuşur, konuşur,onun bilgisini Tanrı bilir. Fakat o asla ulaşması gereken yere ulaşmadı, ve okuduğu şeylerle tatmin oluyor,sürekli olarak okuyor.

Kabira’da şu şekilde söylemişti,”Padi padi pandita murkh bhayo” -“Çok fazla okuyarak, panditalar bile böyle olur.” Bunun nasıl olduğunu hep merak ederdim? Fakat şimdi onlar gibi bir sürüsü ile karşılaştım. Okuyarak ne elde edebilirsin ki, sonsuz olana ulaşamazsın. Diyelim ki bir doktor var ve senin baş ağrın için sana bir ilaç veriyor ve sana Anacin almanı söylüyor. Sen prospektüsünü okuyorsun ve “Anacin, Anacin al, Anacin al” – diyorsun baş ağrın azalır mı yoksa artar mı? İlacı alman gerekir. Ve Vedalarda yazılı olan şeyde budur.Senin kendini bulman gereklidir. Vedaların parçası olan Upanishadlarda da aynı şekildedir; Upanishadların tamamında da “Kendini bulmalısın.” dan başka bir şey yoktur. “Patanjal shastra” ları görürseniz,en başında bile küçük bir parça vyayama,demek istiyorum ki, ashtanga vardır. Küçücük bir parçası vardır. onların uğraştığı sözde problemler. Sahaja Yoga’da da bunu bazen kullanıyoruz, fakat problemin nerede olduğunu anlayarak; bütün egzersizler ve diğer şeyleri yapan, kalp krizi geçiren, tüm problemleri yaşayanlar gibi değil, ısı, yüksek tansiyon gibi. Bazen düşük tansiyon, bazen yüksek tansiyon gibi, ve bana gelip, “Anne, biz yoga yapıyoruz ve bak …” diyorlar. Bizler bu beden değiliz, bizler bu akıl değiliz, bizler bu duygular değiliz,bizler ruhani varlıklarız. Ve bu ülkedeki ikinci hareket ise adanmışlık idi. Bhakti iyiydi,tapınaklara gitmek,fakat sonra onlarda bozulmaya başladı,adanmışlığın ne olduğunu anlayamadılar. Shri Krishna’nın “Gita”sında söylediği gibi – Shri Krishna’nın nasıl diplomat olduğunu biliyorsunuz, O bir Anne değil ve insanoğlunun nasıl olduğunu biliyordu.Onların etrafta dönüp, dönüp gerçeği bulmalarını istiyordu, çünkü hiç kimse direkt olarak yapılan bildirimleri sevmiyordu. Özellikle o zaman sadece Arjuna’ya anlattı. Onlar için üç şey söyledi,diplomasisi içinde, satır aralarında görebilirseniz eğer,ilk önce size bilgiye sahip olmalısınız dedi. O iyi bir satıcı değildi çünkü satıcılar size ilk önce iyi olanı söylemezler,fakat o size gyana’yı almanız lazım dedi. Bu ne ise odur. “Gyana” sizin merkezi sinir. sisteminizdeki bilgi demektir.

İkinci olarak söylediği şey, bhakti yapmanız gerektiği idi, “Bana sunduğunuz meyve, çiçek ve suyu, hepsini alırım, fakat ananya olan adanmışlıkla yapmalısınız.” Sanskritçe biliyorsanız eğer, “ananya” – başkasının olmadığı anlamına gelir, sen aydınlanmış ruh olduğunda olur. Eğer bağlantıda değilsen, adanmışlık senin için nedir? Bir sürü insan bana  “Anne, oruç tutuyorum,bunu yapıyorum,  şunu yaptım, ve halime bak. sinirli bir enkaz oldum” diye şikayet ediyor. Bu Tanrı’nın suçu değil; sen hala bağlanmadın. Telefon gibi basit bir şey bu.Telefon bağlanmamışsa, aramanın ne faydası var? Telefonu bozacaksınız. Bağlantısız adanmışlık yanlış, bunun için Krishna, “Yoga kshema vam aham” – “ilk önce yoga, sonra kshema.” dedi. İlk önce yoganı elde edeceksin sonra gözetileceksin;başka şekilde çalışmayacaktır. Çok hassas olarak O ilk önce yogayı koydu. Neden “kshema – yoga” demedi?

Adanmışlık için bunu söyledi. Karma için ise  “Bütün işleri yapın ve Her şeye kadir Tanrı’nın ayaklarına bırakın” dedi. Bu mümkün değil. Bir çok insan bana “Anne, ben işimi yapıyorum ve Tanrı’nın ayaklarına sunuyorum” – diyor. Zannediyorum katiller bile böyle. Bu sadece akli bir düşüncedir “ben Tanrı’nın ayaklarına bırakıyorum.” Yapamazsın, çünkü o konumda değilsin. Fakat bir Sahaja yogi’yi ele alalım, o bana “Kundalini’yi yükseltiyorum” demeyecektir. o, “Anne, o yükselmiyor, yukarıya çıkmıyor” diyecektir. üçüncü şahıs gibi konuşacaktır. “Bu yöne gitmeyecek” diyecektir – üçüncü kişi gibi, çünkü artık orada değildir.

İşte bu karmadır, otomatik olarak Tanrı’nın ayaklarındadır. Pekala, her şeyi yapan O’dur. Bizler sadece enstrumanız. Diyelim ki bu enstruman “ben konuşuyorum” derse kabul etmezsin. Aynı şekilde, onlar “Ben …… sunuyorum” deyip, kendilerini sorumlu hissettiklerinde ve bunu Tanrı’nın ayaklarına sunduklarında – Hayır. Bu otomatik, kendiliğinden. Sahaja’dır. Seninle beraber doğmuştur. Hepiniz içinizde bu güce sahipsiniz. Şimdi bazı kitaplar var, onlar Kundalini’yi çok tehlikeli olarak tanımlıyorlar. Size söylüyorum, bu çok saçma bir şey. Bir çok millete gittim, çok sayıda insan aydınlanmasını aldı ve hiçbir problemin izine rastlanmadı. Aksine, onlar her yönden geliştiler. Bir gece içinde insanlar uyuşturucudan, kötü alışkanlıklarından kurtuldular. Bir gecede insanlar yileştirildiler. Ben hiçbir şey yapmıyorum. benim bir şey yaptığımı düşünebilirsiniz ama yapmıyorum, sizin kendi Kundalini’niz çalışıyor. O’nun nasıl çalıştığını görmek çok şaşırtıcıve size nasıl yardım ettiği; çünkü O sizin Anneniz, sizin şahsi Anneniz ve sizin hakkınızda her şeyi biliyor. Ve her şey onun içine kaydedilmiş diyebilirsiniz. Üç buçuk sarım içine yerleşmiştir – matematik formülasyonlardan dolayı -o yükseldiğinde, birazcık ısı bırakabilir, çok az bir ısı diyebiliriz, bu da çalışmasının neticesi diyebiliriz. Bazı insanlarda az bir ısı bazen oluşabilir. Diyelim ki sen bir karaciğer hastasısın, o zaman sen ellerinde biraz ısı hissedersin, o kadar. Fakat hepinizin içinde olan bu Kundalini ve sizin içinizdeki saf arzudur.

Bildiğiniz gibi ekonomilerde bir kanun vardır, genel olarak istekler tatmin edilemez. Bugün bir ev isteriz, yarın bir araba ve sonraki gün bir helikopter,ve bu şekilde sürekli devam eder. Sahip olmadığımız zaman onun için mücadele ederiz ve sahip olduğumuzda da ondan neşe duymayız. Fakat bu saf arzudur, o da Her şeye Kadir Tanrı’nın Sevgi gücü ile bir olmaktır. Böyle bir gücün olduğunu düşünemeyiz bile, bunu bahşedilmiş olarak alırız. her şeyin yaratıldığını görürüz, güzel çiçekler görürüz, küçük bir tohumdan büyük bir ağacın oluştuğunu görürüz. Gözlerimize bakalım, çok güzel kameradırlar – onları kim yaptı? Bizi bu konuma kim yükseltti? Bizi insanoğlu olarak yaratan kimdir? Bunu asla öğrenmek istemiyoruz, çünkü bilim bunların nasıl olduğuna bir açıklama getiremez: nasıl bir tohum filizlenir, biz nasıl insan seviyesine geldik. Ve hepsi bir noktaya kadar, ötesini bilmek istemiyoruz. Herşeye Kadir Tanrı bu güzel chaitanyayı yaydı, bu Brahmachaitany’yı her yere yaydı. Eğer bunu bu şekilde söylüyorsam, deneyimlemelisin ve sonra bana var veya yok demelisin. fakat sadece “hayır” demek bu yaşayan enerji ile bağlantıya girme şansını reddediyorsun demektir. Şüphesiz ki bu yaşayan enerji bizim evrim geçirmemizi sağladı; her şeyi organize eder, her şeyi yaratır, her şeyi vibre eder. Koordine eder, limitler, hepsinin ötesinde sizi sever. Sizinle hangi seviyeye kadar gideceğini düşünür. Her yeri saran öyle güzel bir enerjidir ki, tüm yaşayan atom ve tüm yaşayan primulede, tüm yaşayan varlıkların içindedir. O kadar güzel hareket eder ki biz onun yumuşaklığını hissetmeyiz bile. Biz bir çiçeğin nasıl açtığını görmeyiz bile, çiçek verdiğini, açtığını görmeyiz. O sadece çiçek açar ve biz, “Oh, bugün çiçer var.” deriz. Çok tatlı, çok güzel bir şekilde, onun varlığını hiçbir şekilde hissetmeyiz – ama vardır. Ve bu güçle bağlantıya geçmedikçe en yüksek gerçeği bilemeyiz, çünkü içimizdeki ruh dikkatimizde değil. O dikkatimizin şahidi. Fakat Kundalini bir kez yükselirse, altı merkezi geçer, bıngıldak kemiği bölgesini açar, bu baptizmin gerçekleşmesi demektir ve sonra ruh dikkatimize ışık olarak gelir. Sinirlerimiz yeni bir boyuta yükselir, bu boyutla biz gerçekleşiriz, gerçekleşiriz – tekrar söylüyorum biz gerçekleşiriz, bu ders vermek değildir, bu sadece övünmek değildir,bu bir çeşit sertifika da değildir -kollektif farkındalık konumuna gelirsin:Samuhik chetana. başkalarını hissedersin. Parmak uçlarında onları hissedersin, burada beş tane var,altı ve yedinci merkezler solda,ve yedi merkez de sağda. Bu yedi merkez senin duygusal yönünü ifade eder,ve bu da fiziksel ve akli yönünü. Tüm insanların merkezlerini hissedersin.Medikal olarak insanları tedavi ettiğimiz zaman, bir ağacı dışarıdan tedavi ediyoruz,yapraklarını tedavi ediyoruz diyebiliriz. Fakat bir ağacı gerçekten tedavi etmek istiyorsan o zaman köklerine gitmen gereklive bende içimizdeki köklerden bahsediyorum, bizim içimizde olan Yaşam Ağacı. Mohammed Sahib’in Kıyam tarifi sizi çok şaşırtacaktır. “Kıyam” Yeniden diriliş zamanı demektir.

“Yeniden diriliş zamanı geldiğinde, elleriniz konuşacak ve size karşı şahitlik yapacak.” Bu zaman hakkında hepsi konuştu, son Yargıve bu Kali Yuga Satya Yuga’yı meydana getirecek. Fakat kaç kişinin bunu almak istediği asıl nokta. Binlerce ve binlercesi bir çeşit deliliğe ve delirtici yerlere gidecekler,fakat gerçekten sonra değil. Sizin bun anlayabilmek için bir çeşit Tanrısal Zeka’ya ihtiyacınız var diye düşünüyorum. Şaşıracaksınız, Rusya’yı bu konuda en çabuk kavrayan ülke olarak buldum, çünkü onlar çok materyalist değiller. Onlar bir çeşit özgürlük veya başka bir şeye sahip olmadılar, fakat içe dönme özgürlüğüne sahiptiler. Çok iç gözlem yapan insanlar, yazarları bile, onları sürekli okurum, Tolstoy ve diğerleri. Çok iç gözlem yapan insanlar ve onlar – biz sürekli orada büyük bir stadyum ayarlamamız gerekli oldu, ve hala dışarıda bir sürü insan oturmakta. Togliatti denen bir yer var ve orada en az 22,000 Sahaja yogi var. Ve ben oradayken bu darbe oldu, “Rahatsız olmadınız mı?” diye sordum “Anne, rahatsız olacak ne var? bizler Tanrı’nın krallığı’ndayız, bu krallığa ait değiliz.” dediler. Böyle güzel şeyler tüm dünyada gerçekleşmekte. Biz Hintlilerin başka tür problemleri var,çok şartlanmışız. Önümüzde bir çok idealler var, fakat hiç peşlerinden gitmiyoruz. Rama’ya ibadet ederiz, bir guruya ibadet ederiz, fakat sen içine ne aldın? Sen bir şeyin üstüne asılı kalmışsın; kendine bir şey almaktan ne haber? Bu Sahaja Yoga’dır. Kendini bilene kadar,Shri Ram’ı bilmeyeceksin, başka kimseyi bilmeyeceksin. Bir gün önce deli bir adamın Sahaja Yoga hakkında yazdığı kitabı gördüm. O Krishna’nın varlığını inkar ediyordu,Rama’nın varlığını inkar ediyordu, Jesus ve herkesin varlığını inkar ediyordu.Böyle deli bir adam, dedim. Hiç bilimsel değil;hiç araştırmadan,bunu nasıl söyleyebilirsin? hiç araştırmadan öylesine söylüyorsun. Diyelim ki ben hiç Madras’a gelmedim ve Madras’ı tarif etmeye başladım. Siz bana ne dersiniz? Aynı şekilde bir çok insan Tanrı hakkında yazdı çünkü onların yazmasını yasaklayacak kanun yok, her türlü saçmalık yazılabilir. Fakat bizler gerçeği almadıkça, kimin sahte, kimin gerçek guru olduğunu anlayamayız. Bana: “Anne, bu sahte guru mu, bu sahte guru mu?” diye sorabilirsiniz. “Niçin bana inanasınız?” diyeceğim. Diyelim ki o sahte değil dedim, öyleyse siz Benimle tartışmaya başlayacaksınız. Eğer öyle olduğunu söylersem, bana inanacaksınız. Bu tür bir şey gerekli değil. Siz kendinizi bileceksiniz ve bu sayede siz mutlak gerçeği bileceksiniz, çünkü sizin ruhunuz mutlaktır. Mutlak gerçeği verir.

Yarın ruh hakkında daha fazla bilgi vereceğim, bugün için yeterli olduğunu zannediyorum. Sahip olmamız lazım. Eğer isterseniz, Aydınlanma seansını yapabileceğimizi düşünüyorum. Hiç zaman almayacak. önce hazır olmanız ve bunu istemeniz lazım, ve sonra hepiniz alacaksınız. Tabii ki kafanızda sorularınız olacaktır. Madras’a son kez geldiğimde tüm zaman soruları cevaplamak ile harcanmıştı, sorular, sorular, sorular. Fakat şimdi ben sizden eğer sorularınız varsa onları, bir kenara bırakmanızı ve bir yere yazmanızı rica edeceğim. Yarın tüm sorularınızı cevaplayacağım, fakat şimdi lütfen, mümkünse aydınlanmanızı almaya çalışın. Çok eşekkür ederim. Eğer beş dakikalığına dışarı çıkmak isterseniz hepiniz çıkıp geri gelebilirsiniz, bu iyi, sadece konuşmayın, yeterli.

Sizlere ülkemizdeki üçüncü tür hareketi anlatmadım, Nath Panthis. Jainler Adi Nath’a sahiptiler ve oradan bir sapma başladı. Bir guru sadece bir kişiye bilgi vermeli idi -Janaka’nın sadece Nachiketa’ya bilgi vermesi gibi -Gyaneshwara zamanına kadar,ki bu on ikinci yüzyıl yapar. Gyaneshwara kendi kardeşi olan Nivritinath’ın öğrencisi idi ve çok acı çektiler. Nivritinath’dan bir şey için izin istedi; “Gerçeği halka açmama izin ver. Sadece onun hakkında anlatacağım, Başka bir şey yapmayacağım

Sadece hakkında anlatacağım.” Çünkü, onüç, ondört bin yıl önce Markandeya Kundalini hakkında bahsetti. Sonra Adi Shankaracharya geldi, Kundalini’den bahsetti, fakat hepsi Sanskrit lisanında idi. Ve Sanskrit bilgisi siradan halka verilmemişti,Sanskrit lisanını bilenler Kendilerinin bilmesini istemediler. O yüzden bu bilgi tüm zamanlar boyunca gizli tutuldu. Fakat o sordu ve sonra “Gyaneshwari.”’yi yazdı. “Gyaneshwari” bir çeşit Marathi dilinde yazılı “Gita”’dan başka bir şey değildir ki onu birçok şiirle genişletmiş ve dekore etmiştir. “Gyaneshwari”’nin altıncı bölümünde, Kundalini’den çok açık bir şekilde bahsetmiştir. Ve o altıncı bölüm de çarpıtılmıştır ve aynı zamanda “nishiddha” olarak adlandırılır, din ile ilgili olan sözde yükselişimiz ile ilgili olan insanlar tarafından okunmaması gerektiği söylenmiştir. “Bunu okumamalısın, aksi takdirde çok büyük sorunlarla karşılaşırsın.” demişlerdir. Bu bölüm kapatıldığından ve hiç kimse onun hakkında bilgi sahibi olmak için çabalamadığından, sonra Nath Panthis ortaya çıkmışlardır. Bunların arasından Kabira çıkmıştır,Nanaka vardır. O “Halis”’ten bahsetti, Nanaka, Halis hakkında konuştu. “Halis” saf, nirmal demektir. Sahaja yogiler nirmal, saftırlar. Eğer birisi herhangi bir şeyi yanlış kullanırsa, çok net olarak gösterilir; ve bir aziz bu şekilde olamaz. Halis insanlar bu şekilde olamaz, şiddet yanlısı olamazlar.O sevgidir. Bu tamamıyla nirvaj olan sevgidir, bedeli olmayan sevgidir. Limiti olmayan sevgidir. Hiçbir ayırt ediciliği olmayan, sevgidir. Bitkilerdeki enerjinin yükselişi gibi veya hayat kaynağının yükseldiği gibi diyebiliriz, çeşitli bölgelere gider: yapraklara, dallara çiçeklere, meyvelere gider ve geri döner. Birinde takılıp kalmaz. Eğer birinde takılırsanız, o bölgenin ve aynı zamanda ağacın da ölümü demektir. Bizim anlamamız gereken şey; tüm bu enkarneler, kahinler ve peygamberler, hepsi bu dünyaya aynı Yaşam Ağacından geldiler. Hepsine inanmanız gerekiyor. Eğer onlara inanmaya başlarsanız, hepsine, o zaman tartışma nerede olacak? Fakat sadece birine inananlar tartışmalıdırlar, bu yüzden bizden hoşlanmazlar, çünkü biz hepsine inanırız – bu sadece inanç değil, fakat gerçektir. Şimdi sizlere bunun evrimin yaşayan bir süreci olduğunu, son yüce buluş olduğunu anlatmalıyım. İnsan olmak için hiçbir şey yapmadınız; aynı şekilde çabasızdır, Sahajdır. Sadece size enerji merkezlerinizi nasıl besleyeceğinizi anlatacağım, böylece Kundalininin yükselişi kolay olacaktır. Bu çok basit, hepiniz yapmalısınız. Şimdi burada, başkalarına bakmak zorunda değilsin,fakat kendine bakmalısın. Ayakkabılarını çıkarmalısın, Toprak Anne’yi hissetmek için iyi bir fikir, çünkü tüm problemlerimizi her zaman kendisine çeken O’dur, özellikle bizim Yoga Bhoomi’miz. Bu ülkede doğmuş olmamızın ne kadar yüce bir şey olduğunu bilmiyoruz. Bunu karmaşık bir hale  dönüştürdüler ama önemli değil. Eğer Ram Raja gelecek olursa buraya gelecektir, politik değil ruhani bir tarzda. Bu sürekli aşağıya düşüyor zannediyorum. Biraz itebilirsiniz – aşağı düşüyor. Şimdi iyi, duracağını düşünüyorum. Şimdi daha iyi. Teşekkür ederim.

Size söylediğim gibi, hiçbir şey yapmak zorunda değilsiniz. Düşüncelerinizi durdurmak zorunda değilsiniz, herhangi bir çaba göstermek zorunda değilsiniz, herhangi bir mantra söylemek, hiçbiri. Kundalini tüm işi yapacak; sizi çok iyi biliyor ve bunu başaracak. Sadece kendinize inanın, aydınlanma alacağınıza dair kendinize güvenin. Suçlu hissetmek doğal bir şey değil, bunun insanların bize“sizler günahkarsınız, siz şusunuz, siz busunuz” demelerinden kaynaklandığını düşünüyorum. Benim gözümde hiç kimse günahkar değil.Kaybolmuşsunuz, cahilsiniz, fakat hiç kimse günahkar değil. Anlamamız gereken şey; kendimize saygı duymak zorunda olduğumuzdur, çünkü bizler çok yüceyiz, bizler muhteşemiz. Bağlantıda olmadığımız için kendimizi öyle görüyoruz, kendimizi küçük görüyoruz, diğerleri küçük görebilir. Fakat siz insansınız, evrimin zirvesisiniz. Şimdi küçük bir atılım gerekli, bağlantı gibi, ve ben kendinizi bileceğinizden eminim. Kundalini’nin uyanmasından ve bıngıldak kemiği bölgesini delip geçmesinden sonra, ellerinizde serin esintiyi hissetmeye başlayacaksınız. Bu chaitanyadır. Bu İncilde Kutsal Ruhun serin esintisi, Kuran’da ise “Ruh”, olarak tanımlanmıştır. Sonrasında kafanızdan çıkan serin esintiyi de hissetmeye başlayacaksınız. Bir kez serin esinti kafanızdan çıkmaya başlayınca, kendini çok rahatlamış, huzurlu ve neşe dolu hissedeceksin.Sonrasında birçok insan gülmeye başlar. Gülmelisin. Bu dünya senin neşe duyman için yaratıldı ve sen şimdi Tanrı’nın Krallığına girdin, ki burası sadece neşe değil,sadece huzur değil, çok keyifli bir konum. Eğer sizi sıkan bir şey giydiyseniz, boynunuzu sıkan bir şey varsa biraz gevşetmelisiniz, sizi rahatsız etmemeli. Gözlüklerinizi de çıkarabilirseniz… şimdi değil; size söylediğim zaman çünkü gözlerinizi kapatıyorsunuz,ve gözlerinizi açmayın.

İlk olarak başlangıçta kendinize nasıl yardımcı olacağınızı göstereceğiz. Bu şekilde enerji merkezlerinizi de bileceksiniz. Sol el tarafında çalışacağız. İlk önce, sol elinizi bana doğru bu şekilde tutacaksınız – kucağınızda, rahat bir şekilde. Hayal edin, Himalayalara gitmek, bu şekilde bir şey yapmak zorunda değilsiniz,rahat bir şekilde sandalyenizde oturarak aydınlanmanızı alıyorsunuz, bu sizin hakkınız. Sol elinizi bu şekilde koyun. Şimdi sağ elimizle sol el tarafındaki enerji merkezlerimizi besleyeceğiz.

İlk önce elimizi kalbimize koyuyoruz, çünkü burada ruh yansıyor. Her Şeye Kadir Tanrının yansıması, ruhtur. Sonra sol tarafta aşağıya iniyoruz, karnımızın üst bölgesine. Bu merkez bizim ustalık prensibimizin yeri. Eğer sen Ruhsan kendinin efendisisin,başka efendiye ihtiyacın yok, Ruhun sana rehberlik eder. Sonra sol el tarafında aşağıya karnın alt bölgesine iniyoruz.Burası merkezi sinir sistemindeki bilgiyi bildiğin merkez. Bu merkez sana – Shuddha Vidya, merkezi sinir sisteminde çalışan bilgiyi veren merkez. sonra elini tekrar sol tarafta yukarıya doğru yükseltip karnının üstüne koy ve bastır,bu merkez Guru prensibinin merkezi. Diyelim ki sen sahte bir guruya gittin, bu merkez düzeltir.

Sağ elini kalbine koymalısın. Şimdi tekrar elini omzunla boynunun kenarına koymalı ve başını sağa çevirmelisin. Bu merkez sen kendini suçlu hissettiğin zaman tıkanıyor, ve sen suçlu hissettiğin zaman bu merkez tıkanıyor.Bu size birçok hastalık verir, birisi anjindir spondilit hastalığı da verir;ve organlara bir sürü şeyler olur, çünkü onlar uyuşuk haldedirler. o zaman en iyisi elinizi buraya düzgün bir şekilde koyun, bu şekilde başınızı sağa doğru çevirin.

Sonra lütfen elinizi alnınıza koyun ve başınızı mümkün olduğunca öne doğru eğin. Bu merkez sizin affetmeniz gereken yer, kimi affettiğinizi düşünmeden herkesi affedin. Affetsen de affetmesen de hiçbir şey yapmıyorsun,bu bizim düşüncemiz. Fakat affetmezsen o zaman yanlış ele oynuyorsun.onun için elinizi bu şekilde tutun, bu affediciliğin merkezi; affetmeniz gereken kişileri veya size zarar, vermiş kişileri düşünmeden affedin.Burası çok önemli olan Agnya Chakra çok sıkışık olan bir yer, ve eğer affetmezsen Kundalini yükselemez,buradan geçemez. Sadece affet.

Şimdi elini başının arkasına koy ve başını geriye yasla. Bunu daha sonra yapacağız,Ben size çakraları gösteriyorum. Şimdi arkadaki bu yer, sürekli kendini suçlu hissettiğin için,sen yanlış şey yaptığını ve bunun gibi şeyleri düşünüyorsun,onun için en iyisi buradaki merkezde, Tanrısal Güç’ten af dilemelisin. Şimdi ellerinizi iyice gerin ve avcunuzun ortasını bıngıldak kemiği bölgesinin tam üstüne koyun, burası çocukluğunda yumuşak olan kemikti, taloo, burası tam burası. parmaklarını güzelce geriye doğru bük, geriye doğru bük ki avcunun ortasında basınç olsun,avucunda iyi bir basınç olsun. Şimdi başını mümkün olduğunca öne doğru eğ.Ve şimdi avcunun ortasını saat yönünde,yedi kez çevirmelisin – saat yönünde. Basınçla, ellerinizi geriye bükün aksi taktirde – parmaklarınızı demek istiyorum – aksi taktirde basınç olmayacaktır. Şimdi, oldu! Şimdi,ilk olarak kendimize güvenimizin,saygımızın ve kendimize sevginin, olması lazım.

Öyleyse şimdi, ellerinizi bu şekilde tutun, iki ayağınızı birbirinden uzak tutun ve gözlerinizi kapayın. Lütfen sağ elinizi kalbinize koyun, sağ elinizi kalbinize koyun.Burası Ruhun merkezi, burada Ruh oturur. Bana bilgisayar sorar gibi kalbinizden üç kez bir soru soracaksınız.Bana “Shri Mataji” veya “Anne,” diyebilirsiniz hangisini isterseniz. “Anne, ben ;Ruhmuyum?” Üç kez sorun, “Anne, ben Ruhmuyum? Shri Mataji, ben Ruhmuyum?” Eğer Ruhsan, sen kendinin efendisi olursun. Şimdi lütfen elinizi sol tarafta aşağıya doğru indirin karnınızın üst bölgesine koyun ve sıkıca bastırın.

Şimdi burada başka bir soru,”Anne, ben kendi kendimin efendisimiyim?” Lütfen kalbinizden üç kez sorun,büyük bir güvenle, “Anne, ben kendi kendimin efendisimiyim?” Öylesiniz, ama bana bu soruyu sormalsınız. Ben özgürlüğünüze saygı duyuyorum ve sizi saf bilgi için zorlayamam, siz istemelisiniz.

Şimdi sağ elinizi sol tarafta karnınızın alt bölgesine koyun ve sıkıca bastırın. Şimdi burada, “Anne, lütfen bana saf bilgiyi ver – Shuddha Vidya.” “Shri Mataji, bana Shuddha Vidya ver.” Lütfen altı kez söyleyin, çünkü bu merkezin altı taç yaprağı var, Swadisthan merkezi. “Lütfen bana Shuddha Vidya – saf bilgiyi ver.” Sen saf bilgiyi ister istemez,Kundalini yükselmeye başlar. Fakat sen O’nun hareketini, kendine güveninle yukarıdaki çakraları açarak kolaylaştırmalısın.

Lütfen şimdi sağ elini sol elin tarafında yükselt ve karnının üst bölümüne koy ve sıkıca bastır. Ayaklarını birbirinde ayrı tut. Burada, kendine büyük bir duyarak, on kez söylemelisin:

“Anne, ben kendi kendimin efendisiyim.” Bunu söyle, lütfen, “Anne, ben kendi kendimin efendisiyim.” “Anne, ben kendi kendimin gurusuyum.” Çünkü bütün yüce gurular, Satgurular, bu merkezi senin yükselişin için yarattılar. Ve Anne çocuklarının sadece O’nun ,sahip olduklarını değil, daha fazlasını almalarını ister. Şimdi, en başında size söylemeliyim ki siz bu beden değilsiniz, siz bu akıl değilsiniz, bu duygular değilsiniz, bu ego ve şartlanmalar da değilsiniz, fakat siz saf Ruhsunuz.

Şimdi sağ elini kalbine doğru yükselt, büyük bir güvenle on iki kez tekrarla, Anne, ben Saf Ruhum.” “Anne, ben Saf Ruhum” – on iki kez- “Shri Mataji, ben Shuddha Atma’yım.” Büyük bir güvenle söylemelisin. size söylemeliyim ki bu her yeri kaplayan Tanrısal Güç bilgi okyanusudur,şefkat ve mutluluk okyanusudur. Büyük bir güvenle söylemelisin,”Anne, ben hiçbir şey için suçlu değilim” – on altı kez, lütfen söyleyin.”Shri Mataji, ben Nirdosha’yım,Ben Nirdosha’yım .”demelisin. Lütfen on altı kez söyle. Benim tatminim için söyle.

Şimdi sağ elini alnının en üstüne yükselt. Size daha önce söylediğim gibi affetsen de affetmesen se, hiçbir şey yapmıyorsun. Mümkün olduğunca başını öne doğru eğ, ve burada, büyük bir alçakgönüllülükle herkesi affet! Sadece affet! Sana zarar veren ve eziyet eden insanları düşünme, sadece hepsini affet. Yükten kurtulmanın en iyi yolu budur, çünkü eğer affetmezsen o zaman yanlış tarafta oynuyorsun demektir. Şimdi kalpten söyleyin,kaç kez önemli değil, kalpten söyleyin, lütfen söyleyin. Bir çok insan affetmenin çok zor olduğunu söylüyor. Neden zor olsun ki? – sadece söyleyeceksin.

Şimdi sağ elinizi başınızın arkasına koyun ve başınızı mümkün olduğunca arkaya doğru itin,mümkün olduğunca arkaya itin. Burada da yine kalpten söylemelisin, “O Tanrısal Güç, yanlış bir şey yaptıysam, lütfen beni affet. Bilmeden yanlış bir şey yaptıysam, lütfen beni affet.” Bunu da kalpten söyleyin.

Şimdi elinizi tamamen gerin ve avucunuzun ortasını çocukken yumuşak kemik olan bıngıldak kemiğinin üstüne koyun. Sanskritçe de taloo, talayam diye adlandırılır. Şimdi başınızı mümkün olduğunca öne doğru eğin, öne eğin. Ve şimdi parmaklarınızı dışa doğru iterek avuç içinize basınç vererek avucunuzu oynatın. Lütfen parmaklarınızı gerin, güzel bir basınç uygulayın ve saat yönünde 7 kez çevirin. Burada tekrar sizi aydınlanma için zorlayamam, sizin istemeniz gerekli. elinizi hareket ettirirken, yedi kez tekrar edin, “Anne, lütfen bana aydınlanmamı ver. Anne, lütfen bana aydınlanmamı ver.” Hiç kimseyi zorlayamam. Lütfen ellerinizi indirin. Çok yavaşça gözlerinizi açın.

Şimdi,sağ elinizi bana bu şekilde tutun ve başınızı eğin ve başınızın üstünden serin bir esinti çıkıyor mu, bakın. Bıngıldak kemiğinin oraya bakın. Bazı kişiler çok yakında hisseder, tam yukarıda değil biraz uzakta veya bazıları jet gibi daha üstte hisseder, bayağı uzakta. Sıcak olması da mümkün, sıcakta olabilir. Eğer affetmediysen, kesinlikle sıcak olacaktır. Şimdi lütfen sol elinizi bana doğru tutun. Şimdi tekrar başınızı öne doğru eğin ve bakın başınızdan yukarıya sıcak veya soğuk bir esinti geliyor mu? Sahaja Yoga’nın ne olduğunu kendinize doğrulamalısınız; daha önce söylediğim gibi bir belge yok. belki bazı insanlar sıcak esinti hissediyorlar, önemli değil. Şimdi lütfen tekrar sağ elinizi bana doğru tutun ve başınızı öne doğru eğin ve bakın.

Şimdi başınızın hemen üstünde tutmayın, biraz yukarıda, o zaman hissedebilirsin, biraz yukarıda. Şimdi lütfen ellerinizi bu şekilde bana doğru tutun,Beni izleyin ve düşünmeyin. Bunu yapabilirsin. Parmak uçlarında serin veya sıcak esinti Hissedenler ve ellerinde hissedenler veya bıngıldak kemiği bölgesinde veya iki bölgede hissedenler, lütfen ellerinizi kaldırın. Lütfen iki elinizi de kaldırın.

Oh! Tanrı sizi kutsasın.

Bir çoğunuz bunu aldı. Bir çoğunuz bunu aldı.

Şimdi bunun hakkında tartışmayın, çünkü akli seviyeye gelirseniz kaybedeceksiniz. Sadece neşesini hissedin. Bu gece huzur içinde uyumanızı istiyorum. Yarın arkadaşlarına ve insanlara telefon açabilirsin; çünkü bunun için ödeme yapamazsın ve yapılacak bir şey de yok,bu senin – nasıl Toprak Anne tohumları filizlemek için herhangi bir ücret talep etmeyi bilmiyorsa aynı şekildedir. Yani bu sizin purva punyanızdır aynı zamanda. Almamışlar yarın alacaklar. Onun için yarın lütfen hepiniz gelin ve lütfen arkadaşlarınızı da arayın. Birisine verebileceğin en iyi şeydir bu. Bu beklediğimiz şey idi.

Tanrı Sizi Kutsasın.

Yarın lütfen gelin. Ruhun doğasını anlatacağım, Ruh nedir, onu anlatacağım. Bakın ben şimdi ne yaptım. O sizin hepinizin gelip darshan almanızı istiyor. Şimdi önünüzde oturuyorum, bu darshan. Ayaklarıma dokunmanıza gerk yok, gerek yok.Yarın göreceğiz. Bunu yapmayı çok istiyorsunuz, yapmaya gerek yok. Bunun için politikacılar var. Yarın sorularınızı da getirin lütfen. Lütfen sorularınızı getirin. Cevaplamaktan mutluluk duyacağım.