Shri Raja Rajeshwari Puja

Madras (India)

1991-12-06 Raja Rajeshwarai Puja Talk, Madras, India, DP, 30' Download subtitles: BG,CS,DE,EL,EN,ES,FI,FR,IT,JA,LT,NL,PL,PT,RO,RU,SQ,TH,ZH-HANS,ZH-HANTView subtitles:
Download video (standard quality): View and download on Vimeo: View on Youku: Transcribe/Translate oTranscribe


Shri Raja Rajeshwari Puja. Madras (Hindistan), 6 Aralık 1991.

Bu gün Shri Ganesha Puja yapacağız, ardından da Raja Rajeshwari. Tanrıça’nın birçok isim ile tarif edilmiştir: özellikle de Adi Shankaracharya, Onu Raja Rajeshwari olarak adlandırır, bunun anlamı O, tüm Kraliçelerin Kraliçesi demektir.  Aynı zamanda Batı’da bu ünvanı Meryem Ana için kullandılar. Bu fikirler, daha önce de size anlattığım gibi, pagan (çok tanrılı, putperest) dinden geldi ve Kutsal Kitapta anlatılan Meryem Ana tarifinden doğmadılar. Bu, Kutsal İncil’in metninde çok fazla değişiklik yapıldığını gösterir. Hint kutsal yazılarının metinlerinde de, hatta Gita’da bile, çok fazla değişiklik oldu. Ve işte her dinde görülen raydan çıkma, böyle başladı. Ve entelektüeller bundan yararlandılar ve Tanrısal güce kesinlikle aykırı olan şeyler tarif ederek, böyle şeyler söyleyerek, kendi fikirlerini yansıtmaya başladılar. Bu Dünya’da gerçeği keşfettiğiniz için hepiniz çok şanslı insanlarsınız ve mitolojik olan tüm bu şeylerin doğru olduğunu görüyorsunuz; entelektüel olan her şey ise doğru değildir; ilaveten insanları birbirinden ayırmak amacıyla her ne kullanılıyorsa, bu doğru değildir. Çünkü biz bütün dinlere inanıyoruz, bu yüzden de sözde dindar olan her kişi bize karşıdır; çünkü sizin sadece tek bir dine inanmanız ve geri kalanıyla da savaşmanız gerekiyor.

Eğer siz tüm dinlere inanıyorsanız, bu kesinlikle sizin dindar olmadığınız anlamına gelir – kavram budur. Bizim tüm dinlere inanmamız, tüm enkarnasyonlara saygı duymamız ve tüm bu Deitylerin bütünlüğüne inanmamız, onları şok etti. Ganesha ile alakalı olarak, Batı ülkelerinden gelen insanlar için bu büyük bir vahiy olmalı.

Kuzeyde bile, Ganesha’ya güneyde olduğu kadar ibadet edildiğini görmüyorum, özellikle bu bölgede ve Maharashtra’da da, çünkü Maharashtra’da sekiz swayambhu Ganesha’mız var ve onların hepsi buna inanıyor. Şimdi her şeyin kör bir inanç olduğu söyleniyor, şudur, budur deniyor. Ama siz şimdi Ganesha’nın arkamda durduğunu, Onun Benim içimde olduğunu gördünüz: bu sadece Ganesha adında bir Tanrı olduğunu kanıtlamak içindir. Ganesha’nın yarısının burada oturduğu ve geri kalanının ise Benim sarim olduğu fotoğraflar sizlere verilecek. Ama bütün bunlar, Shri Ganesha olan bir Deitynin var olduğuna ve O’nun Mooladhara vasıtası ile çalıştığına sizi ikna etmektir. Bu bilgi binlerce yıl önce Hintliler tarafından biliniyordu. Bu kuchipudi dansı, İsa’dan yedi yüzyıl öncesinde başladı, bu yüzden Ganesha kavramının binlerce yıl öncesinden beri var olması gerektiğini tasavvur edebilirsiniz.

Bu yüzden de, bu ülkede insanlar ruhsal olarak çok geliştiler ve onlar Deitylerin ne olduğunu, onların nasıl göründüklerini, işlevlerinin neler olduğunu biliyorlardı – ancak bu halkın geneli için gizli bir bilgiydi ama Hintliler, azizler her ne söylerse, bunlar kabul edildi, çünkü ortada bunun hakkında hiç bir ego yoktu. Ben Batı’da insanların neden bu kadar ego geliştirdiğini bulmaya çalışıyordum. Bu tür bir saldırganlığın ego kısmı vasıtası ile neden ortaya çıktığının esas nedenini hala bulamadım. Birisi buna rekabet diyebilir ancak bu durum Batı’daki tarih oldu. Her yerde kesinlikle ve kesinlikle büyük bir şekilde yazılmış olan bu alçakgönüllülükten başka bir şey olmayan İsa’yı takip eden insanlar bile, çok öfkeliydiler.  Şimdi, alçakgönüllülük kişinin anlaması gereken en önemli şeydir. Ve şaşıracaksınız ki, Shri Ganesha’nın kalitesi olan alçakgönüllülük, “vinay” olarak adlandırılır – Vinayaka. “Vidya vinayen shobhate.” “Vidya, bilgi sadece alçakgönüllülükle dekore edilmiştir” anlamına gelir. Yani dün, sizin bu büyük sanatçılarda ve orada bulunan büyük gurularda gördüğünüz alçakgönüllülük. Ve o guru Beni kendi akademisine davet etti ve bir Tanrıça’ya yaptıkları her tür sunumu Bana yaptı. Onların Beni ve Sahaja Yoga’yı kabul etmeye hazır olmalarından çok etkilendim. Teosofik (tüm din ve inançların “İlahi olana” ulaşmak için olduğunu öngören ve bu yüzden her din ve inancın, hakikatin bir bölümüne sahip olduğunu ileri süren düşünceler bütünü ) Cemiyetinin hâkim olduğu bu Kalakshetra bile – bu bayan Teosofi Cemiyetine çok fazla önem vermemiş olsa da – bu bayan bu büyük toplantı salonunu yaptı ve o her şeyi sanata adadı. Teosofi Cemiyeti’nin oranın içine girmesine izin vermedi. Tüm bunlara rağmen, onların Beni nasıl kabul ettiklerini, adanmışlıklarını ve anlayışlarını çok net bir şekilde görebilirsiniz. Bir azize karşı alçakgönüllü davranmak, kesinlikle bu ülkenin yazılı olmayan bir yasasıdır. Ve bir azize meydan okunmaz, baskı yapılmaz. Aziz her ne derse, kabul edilmelidir.

Yani Ganesha’nın bize vermesi gereken ilk kalite vinay’dır – “vinay” alçakgönüllülük anlamına gelir. Alçakgönüllülük yüzeysel değildir, tıpkı sizin durmadan “üzgünüm” veya “affedersiniz”, “korkarım ki” demeye devam etmeniz gibi,  bu şekilde değil. Bu watchik değildir, bu sadece lafta olan bir şey değildir, bu içinizdeki alçakgönüllülükten gelmelidir. Şimdi alçakgönüllülük, elbette ki, her zaman ego tarafından gölgelenir ve ego sizi havalarda tutar ve siz kendinizin egoist olduğunuzu asla anlamazsınız. Ego hakkında konuştuğum zaman bile, insanlar Annenin orada başka birisi hakkında konuştuğunu düşünüyorlar, asla “bu egoya sahip olan benim” diye düşünmüyorlar. Yani Ganesha, ego katilidir, çünkü alçakgönüllülük egonuzu gerçekten etkisiz hale getirebilen tek şeydir. Kendinizi alçakgönüllü kılmak için neyi görmelisiniz? Örneğin, siz bu ülkeye geldiniz, onlar çok basit insanlar, görüyorsunuz, çok basit bir şekilde yaşıyorlar, etraflarındaki bütün bu sofistike şeylere sahip değiller; elleri ile yemek yiyorlar, bitki ve yapraklar üzerinde yemek yiyorlar, görüyorsunuz. Ve burada yaşayan bazı hanımlara göre, Batılılar, onlar bu kişilerin hepsinin ilkel olduğunu düşünüyorlar. Ama bu insanların bu sanatı nasıl geliştirdiklerine bakın. Bu tür bir çabukluk ve bu tür, hatta bu tür sıçramayı bile, siz başaramazsınız. Şimdi, bu tür bir çalışmanın olmasının nedeni, sanata karşı gösterilen alçakgönüllülüktür. Sanata saygı duyulmalıdır. Bir guruya saygı gösterilmelidir. Saygı, her şeyi öğrenmenin tek yoludur. Bu, bir şekilde Hint kanına işlemiştir, siz gurunuza itaat etmelisiniz, tam olarak, tamamen. Ve bu guru çok sayıda insanı eğitiyor, orada çok fazla kız var, sadece sanatını ifade etmekten başka bir şey için değil. Fazla para da alamıyor, bunu görebiliyordum. Çok az bir karşılığı var ve çok fazla ücret de almıyor. Fakat gurunun sahip olduğu adanmışlık, Shri Ganesha’nın Annesine olan adanmışlığı gibi. Ve onun bunu tamamen içine çekme şekli: diğer tüm şeyler önemli değil.

Yani alçakgönüllülük için, dikkatinizi başka şeylerden çekmelisiniz. Bu son derece önemli bir şeydir. Eğer dikkatiniz, sizin başka problemlerinize, şuna, buna gidiyorsa ya da siz başka kanallardan Sahaja Yoga’ya gelmeye çalışıyorsanız, bu işe yaramayacaktır. Kalbinizde alçakgönüllü olmalısınız, kesinlikle alçakgönüllü. Ganesha masumdur, işte bu yüzden de O alçakgönüllüdür. Eğer masum değilseniz, o zaman alçakgönüllü olamazsınız. Masumiyetin işareti alçakgönüllülüktür. İyi bir çocuk, hoş bir masum çocuk, O son derece itaatkârdır. Onlara ne söylerseniz söyleyin, sadece itaat ederler. Torunlarımı biliyorum – bir keresinde Nepal’a gidiyorduk ve orası çok soğuktu. Ve anneleri, “onlar başlarına bir şey takmıyorlar” dedi. Ben, “bir dakika içinde bunu yapacağım”, dedim. Onları çağırdım ve kendilerine sıradan bir bez parçası verdim. “Başınızı örtmelisiniz”, dedim. Onlarda “Tamam”, dediler.  Bezi başlarına koydular, düzgünce sarıp, düzelttiler. Biraz garip görünüyorlardı, ama buna aldırmadılar. Eksik olan şey budur ve işte bu yüzdende derinliğin az olduğunu görüyoruz. Sadece şartlanmalar değil –  Ben şartlanma demezdim. İnsanlar şartlanma dışılar; Hintliler bile böyle oldular. Onlar için alçakgönüllü olmak çok zordur. Siz buna Batı etkisi diyebilirsiniz, ya da belki de onlar kendi geçmişlerini unutmuş olabilirler. Fakat alçakgönüllülük çok önemlidir. Size anlatmak zorundayım ki, biz çocukluğumuzdan beri, Hıristiyan bir ailede doğmuş olmamıza rağmen, Toprak Ana’ya dokunmalı ve önce af dilemeliydik, yani siz toprağı başınıza koyarsınız. Ve ebeveynlerinizin ve ailenin tüm büyüklerinin ayaklarına dokunmak,  – bu böyle değil mi? Ailede yaşlı olan herkesin ayaklarına dokunmak. Ağabeylerimize bakmış olan kimi eski hizmetçilerin bile, onlarında ayaklarına dokunmak. Fakat bu alçakgönüllülük eksik. Ve yaşlıların sahip olması gereken asalet de ortada yok. Ama her ne olursa olsun, yaşlılarla tartışmamak, herkesin ayaklarına dokunmak bizim görevimizdi.

Eğer siz “bunu yaparken ben alçakgönüllü müyüm?” diye ısrar ederseniz, bu Sahaja Yoga’da öyle güzel bir atmosfer yaratacaktır ki. Sadece bir soru sorun, “bunu yaparken veya bunu söylerken ben alçakgönüllü müydüm?” Şimdi, problem liderleri eleştirmek. Onlar liderler çünkü bunu hak ediyorlar. İyi olmadıklarını düşündüğüm gün, onları oradan atacağım – bunu da çok iyi biliyorsunuz. Ama alçakgönüllülük yok. Sonrasında alçak gönüllülük, ego ile yer değiştirir ve bu ego, liderlerde bir ego yaratır. Liderler egoist hale gelirler ve pek çok lider görevinden atıldı. Demek istediğim, Ben sadece dengenin ne zaman gelmesi gerektiğini, üyeleri mi yoksa liderleri mi suçlamam gerektiğini bilmiyorum. Yani Anne onları lider olarak atadı, bu yüzden biz alçakgönüllü olalım. Sonuçta, Annenin onların lider olmasını istemesinin bir nedeni olmalı. Neden onlarla kavga etmeye, hatalar bulmaya çalışalım ki? Bu bizim oluşturduğumuz bir birlik gibi.

Bu yüzden çok alçakgönüllü olan Shri Ganesha ve Onun ganaları, bir şekilde, daha bile alçakgönüllüdür, çünkü Shri Ganesha, Anneye karşı alçakgönüllü davranmayan hiçbir ganaya tahammül etmez. Gözlerin küçük bir hareketi ile ganalar  savaşmak ve yapılması gereken her ne varsa, onu yapmak için oradadırlar. Ve onlar Annelerinin gözünün her açısını, neyin yapılacağını anlıyorlar.

Yani bu tür bir bağlılık sizi ancak daha derin ve daha da derin yapabilir. Şimdi, Batı’da bunu bilme şeklimiz bu olabilir, biz daha fazla yayılmalıyız, daha fazla reklam vermeliyiz, kendimiz hakkında daha fazla konuşmalıyız, kendimizle daha fazla övünmeliyiz. Bunu ne kadar çok yaparsanız, o kadar başarılı olursunuz. Her gün gördüğünüz şey budur. Onlar  “ben inanıyorum” diye övünüyorlar – bakın, inanacak veya inanmayacak olan siz kimsiniz? Sen kimsin ki böyle diyeceksin? Ama bir bakıma, sizin imajınızın bu şekilde olması gerek – büyük bir kişiliğe sahip bir adam ya da bir tür büyük bir profil. Siz bir profil oluşturursunuz; kesinlikle yapay, saçma sapan. Ve çok şaşırtıcı ki, çok yapay olan bir profilin önünde insanlar eğiliyorlar. Belki onlar da yapaydırlar, bu yüzden de, bu yapay insanlar boyun eğerler. Şaşırdım. Yani, bunlar iyi bilinen dolandırıcılar, yani insanlar onların dolandırıcı olduğunu biliyorlar, onlar her tür şeyi yaptılar, ama yine de gidip onlarının önünde secde edeceklerdir. Çünkü belki de onlar, bundan bir çeşit maddi avantaj elde etmeyi isterler ya da bilemiyorum, bu bir tür yapay avantajdır. Böyle bir adamla fotoğraf çekmek bile, onlar tarafından çok harika bir şey olarak kabul edilir. Dolayısıyla tüm bu fikirler Sahaja Yogiler tarafından görülmelidir. Bu şaka, bu drama vasıtası ile onlar neler olup bittiğini görmeliler ve aynı zamanda onu geri yansıtmalı, iç gözlem yapmalı ve “umarım bu benim içimde yok” diyerek, olanı görmeliler. Bazen başkalarına gülüyoruz ama kendimizde bunun içindeyiz. Bu yüzden bir kere iç gözlem yapmaya başladığımızda, kendi içimizde, “Evet, bu orada” diye görüyoruz. Bazı ülkelerde kimi Sahaja Yogiler var, her zaman Bana rapor edildiği gibi, onlar çıkıp aniden “Anne bana bazı özel güçler verdi” derler. Veya  onlar “ben Maha Mataji’yim” diyorlar – ayrıca böyle birisi de vardı, Maha Mataji. Mataji olduğumu Ben bile hiç söylemedim. Siz Bana öyle diyorsunuz, bunu Ben hiç söylemedim. Ama o kişi, “Ben Maha Mataji’yim”, dedi.

Ona deli diyebilirsiniz, ona herhangi bir şey diyebilirsiniz, ama şu kesindir ki, onun küstahlığı, kendinin neden bahsettiğini görmeyecek bir şekilde gelişti. Bu aynı zamanda, sizin ona saldırarak kendi liderlerinizin egosunu nasıl şişirdiğinizdir. Siz ona daha fazla saldırdıkça, o tepki gösterir ve reaksiyon gösterdiğinde ise onun egosu böyle şişmeye devam eder. Size söylediğim gibi, bugün biz Raja Rajeshwari’ye ibadet edeceğiz. Bunu size daha önce hiç söylemedim. Aynı nedenden dolayı Guru Gita’yı okumanızı da sizden hiç istemedim. Ben size Onun Raja Rajeshwari olduğunu hiç söylemedim, çünkü bu yine sizin egonuza biraz dokunabilir, O nasıl “Tüm Kraliçelerin Kraliçesi olabilir ki?” Tabii ki, İsa’nın Annesi tamam, ama Mataji değil – bu çok fazla! Ben size bunu hiç söylemedim. Ben dedim ki, “Baba, Ben mütevazı bir Anneyim, hepsi bu, Kutsal Anne” – bitti.

Burada delikler oluşturur, bu yüzden olabilir, belki de! Her ne olursa olsun, sorunun ne olduğunu anlayabiliyordum ve çok mizahi bir şekilde biz birçok şeyi başardık. Ama yine de Ben şunu hissediyorum, bu sanatçıların nasıl olduklarına bakın, bu insanların nasıl olduklarına, onların bir şeyler yaratma biçimlerine bakın – sizin dekoratiflik hakkındaki görüşlerinize göre olmayabilir.   Siz bunun oldukça mübalağalı olduğunu söyleyebilirsiniz, ya da belki bu, gördüğünüz gibi, bu her zaman beyindedir. “Çok daha az olabilirdi, aralıklı bir şey olmalı”.  Eleştirmeye başlayabilirsiniz, çünkü bu alçakgönüllü olmayan insanların niteliklerinden biridir, onlar herhangi bir şeyi eleştirme kapasitelerine sahip olduklarını düşünürler. “Ah, ben bu rengi sevmiyorum, bu iyi değil.” Ama sanatçı onu kalbi ile yaptı – siz takdir edin! İkinci nokta ise takdir etmektir. Hayatınızı takdir edin; ne olursa olsun, takdir edin, kabul edin ama isteksizce değil. Sanatın anlamının şu olduğu, sanatın manasının bu olduğuna dair tüm bu zihinsel düşünceler, artık ne Rembrandtlarımızın ne de Michelangelolarımızın olmayacağı bu duruma götürdü bizi –bitti. Bu zihinsel değildir, sanat asla akli değildir. Bu içeriden geliyor ve içeriden gelen her ne varsa,  dıştaki fikirlerimizle karşılaştırılamaz.

Yani takdir kısmı – demek istiyorum ki, Yani, Güney Hintlilerin bizim kendi tarzımızda çok, çok abartılı elbiseler giydiğini söyleyebilirsiniz ama Bana göre öyle değiller. Bazıları başka bir şeyler söyleyebilir. Ayrıca Kuzey Hintlilerin Güney Hintlileri eleştirmek zorunda olduğunu, Güney Hintlilerin de Kuzey Hintlileri eleştirmek zorunda olduğunu fark ettim. Ama her ne olursa olsun, ne – hiç kimse kimseden daha iyi durumda değil. Bu aptallıktır, aptallık. Ama takdir etmek ve kabul etmek, siz bunu özümsersiniz. Kuzey Hintliler ne olursa olsun Güney Hint yemeklerini sevemezler. Her ne denerseniz deneyin, bunu yapamazlar. Onların müziklerini de sevemezler. Şimdi, bütün Hindistan’ın ikiye bölündüğünü hayal edebiliyor musunuz ve Güney Hintliler Kuzey Hindistan yemeklerini veya Kuzey Hindistan dansını sevemezler – demek istiyorum ki, ülkemizde bile. O kadar bölünebiliriz ki, bu ülke, Rameshwaram’dan bir kişi, Madras’tan gelen yemeği sevmez, Madras’tan bir kişi ise Delhi’den gelen yemeği sevmez.

Yani bu bölücü yöntemler, siz olmamanızın doğuştan gelen alçakgönüllülüğünden kaynaklandı. Eğer her şeyin tadını çıkarabiliyorsanız, o zaman mütevazı olursunuz. Eğer her bir ifade edişi siz takdir ederseniz, o zaman alçakgönüllüsünüz.  Bu tevazu çok derin bir karakterdir, çünkü Mooladhara’dan geliyor. Ve Shri Ganesha’da budur. Sadece hayal edin, üzerinde seyahat ettiği küçük bir faresi var, Onun İmpala marka arabaları veya Rolls Royce’ları yok. Bütün bu koca midesi ile, sadece gider ve gelir, küçük bir fare üzerinde gidip gelir. Onun güçlerine dair bir iddiası yok – O çok alçakgönüllüdür, çok tatlıdır. VeO tüm ritimlerin, bu şeylerin ve vibrasyonların yaratıcısıdır. O olmadan bu dünya ne olurdu bilemiyorum. Ve şunu bunu kınamak yerine, işte bizim gerçekten de her yerde takdir etmemiz gereken şey budur. Demek istiyorum ki, hatta bu odanın rengi gibi, hoşunuza gitmeyebilir, bunu sevmeyebilirsiniz.  Yani, sizin sevmediğiniz pek çok şey var. O zaman da Ben size sormak zorundayım, “Neyi seversiniz?” “Kuru fasulye” – tamam! Kendimizi açmalıyız. Alçakgönüllülükle kendinizi açarsınız, nüfuz edersiniz, yayılırsınız. Alçakgönüllülük olmadan bunu yapamazsınız, çünkü siz her şeye itiraz ediyorsunuz, bir duvar yaratıyorsunuz. Sadece alçakgönüllülük sizin yayılmanızı sağlar. Bugün, turumuzun ilk günü sizden çok, çok mütevazı olmanızı rica ediyorum. Alçakgönüllülüğün son derece basit ve güzel olduğunu anlayın.

Bu küçük kızın veena (ud, lavta benzeri bir çalgı) çaldığını gördünüz, öyle zor bir Adi Vadyam ki, çok eski bir çalgı aleti, öyle bir tatlılıkla, o kadar ustaca ve çok mütevazı şekilde çalıyor ki. Kız Bana geldi ve “Anne, sizin huzurunuzda çalma fırsatımın olması, ne kadar büyük bir ayrıcalık” dedi. Sadece gözünüzde canlandırın – böylesine bir dahi. Geçen sefer Benimle tanışan bir diğeri ise, aynı yaşlarda mandolin çalan bir gençti, belki de daha gençti. Demek istediğim, kendisi şimdi dünyaca ünlü, ama Benim önümde çaldığı zaman hiç para kabul etmiyordu, hiçbir şey almıyordu, sadece kendinden geçti. Dansçı bile, Beni gördüğü zaman kendinden geçtiğini söyledi ve öylesine bir canlılıkla çok güzel dans etti. Ve o – onun ateşi vardı. “Ateşim düştü, her şey gitti, mükemmelen iyiyim” dedi. Şu sanatçılara bakın. Yani, onlar Beni hiç tanımıyorlar, Sahaja Yoga hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Ama bu Tanrısallığın ne kadar alçakgönüllü bir anlayışı – çünkü onlar alçak gönüllüler. Tanrısallılık asla ileri atılmaz, kendisini tanıtmaz, büyük bir ses çıkarmaz.

Onlar şimdi buradalar. Gelin hadi. Bu Guido mu? İtalyanlar geldiler. İşte bugün bu yüzden pujayı geciktirdim. Bu Guido mu? Sadece onu çağırın. Guido öne çıkamayacak kadar alçakgönüllüdür. İçeri gelin, içeri gelin. Sadece biraz öne doğru ilerleyin.

Tanrı sizi korusun.

Sizi bekliyordum! Lütfen, lütfen oturun. Hayır, hayır, gelin! Gelin hadi. Gelebilir misiniz – hepiniz önde oturabilirsiniz, yer var. Sadece gelin …. Hepiniz orada oturabilirsiniz. Onları memnun etmem gerekiyor, anlıyor musunuz, çünkü Ben İtalya’da yaşıyorum!  Her şey yolunda, onlar bunun bir parçası olabilirler. Sadece öne doğru gelin, oraya. Veya ortada da oturabilirsiniz, önemli değil. Neredeyseniz orada oturabilirsiniz, evet, oturabilirsiniz. Gelin, gelin, burada yer var. Ben de onlara Shri Ganesha’dan bahsediyordum, onun esas gücü alçakgönüllüğü sayesinde geliyor ve hepimiz son derece alçakgönüllü olmalıyız, son derece alçakgönüllü, her şeyi takdir etmeli. Tabii ki, siz Benim konuşmamı onların duymasını sağlamalısınız – zaten teybe kaydettiler – bu sayede onlar da Benim bugün ne dediğimi bilecekler ama şimdi pujayı yapabiliriz.

Tanrı sizleri kutsasın.