Mahashivaratri Puja

New Delhi (India)


Feedback
Share

Mahashivaratri Puja, Delhi (Hindistan), 25 Şubat 2001.

Bugün Mahashivaratri’yi kutlamak için buradayız. Hepimiz için Shri Mahadeva’yı anlamak çok büyük bir ayrıcalıktır. Aydınlanmanızı almadığınız sürece, büyük bir şahsiyetin ne olduğunu, Shri Mahadeva’nın karakterini ve güçlerini anlayamazsınız. Alçakgönüllü olmadığımız sürece, O’nun büyüklüğünü tahayyül etmek ve aynı zamanda derinliklerine ulaşmak mümkün değildir. Shri Mahadeva’nın Lotus Ayaklarına ulaşmak için çok alçakgönüllü olmamız gerekiyor. Gördüğünüz gibi, bu büyük şahsiyetin Lotus Ayaklarına ulaşmak için, kişinin Sahastrara’yı bile aşması gerekir. O, bunun ötesindedir, bizim tüm kavrayışımızın ötesindedir. Ama O ruh olarak kalbimizde yer alır ve aydınlanmamızı aldığımız zaman çok iyi bir şekilde ifade edilir.

Ama yine de, kişinin Shri Mahadeva’nın güçlerini anlaması gerekir. Bu büyük Tanrı’yı bir kaç kelime ile tarif etmek çok kolay değildir. O’nun kendisinin sahip olduğu ilk güç, çok bağışlayıcı bir Tanrı olmasıdır. O affeder! O bizim günahlarımızın pek çoğunu affeder, yıkıcı faaliyetlerimizin pek çoğunu, herkes için sorun yaratmaya çalışan korkunç akıllarımızı affeder –bir noktaya kadar. Ama en büyük yok etme gücü Onundur. O’nun yok ediciliği o kadar aniden gelir ki, çünkü O bütün elementlere hükmeder. Bütün elementlere O hükmeder, O Toprak Anayı yönetir ve O diğer tüm elementleri yönetir. Elementlerin temel özlerine rağmen, yöneten Odur ve eğer bir problem olduğunu görürse, isterse, her şeyi yok edebilir.

Size söylemeliyim ki, depremleri O idare eder, Ben değil. Ben yok etmek için orada değilim. O, bu dünya üstünde neler oluyor, insanoğluna neler oluyor diye gören kişidir. Size Gujurat’dan bir örnek vereyim. Her şey bir yana, Gujuratlılar çok para odaklıdırlar, borsayı düşünürler, şunu, bunu, sürekli olarak para, para, para, para, para. Yurtdışında iseler bile, aşırı derecede para odaklı insanlardır. Ben bazen şaşırırım, onlarla Sahaja Yoga hakkında konuşmak olanaksızdır. Onlar kimi guruları veya bu tür birileri gibi yapay türde şeyleri severler.

Bunun gibi bir şeyi nereden aldılar bilmiyorum, ama her neyse, Gujurat’da Bhavnagar adlı bir eyaletiniz var. Bhavnagar’lılar geldiler, vibre edilmek üzere Bana “paduka” denen o gümüş takunyalardan getirdiler. Şaşırdım. Bu insanlar bunu düşünmüş olduğu için en azından mutlu oldum. Yani, onlar bir puja yaptılar ve Bhavnagar`da bir havan yaptılar ve Baruda’da da. Bunlar, bookambh`ın (depremin) bile hiç dokunmamış olduğu iki yerdir, depremin dokunmadığı. Düşünebiliyor musunuz? Ve çok uzak olan Surat, tamamıyla harap olmuştu. Orada çok az sayıda Sahaja Yogi var, hepsi kurtuldular ve evleri de yerinden oynamadı. Bu, Annenizin koruması ile, Kadir-i Mutlak Tanrı’nın gazabı arasındadır.

Kişinin şunu çok iyi anlaması gerekiyor ki, O’nun bütün elementler üzerinde gücü vardır. Ben Fransa’ya gittim, ve orada Fransa’dan bazı insanlar Beni rahatsız etmeye çalıştılar. Bütün medya peşime düştü. Ve televizyonda ve her yerde Benim aleyhimde her çeşit şeyi söylüyorlardı. Bir yerlerde bir şeyler olacağını biliyordum ve birdenbire, denizden gelen büyük bir – ona ne diyeceğimi bilmiyorum – büyük bir fırtına başladı, birdenbire. Kimse nedenini bilmiyor. Ve iki gemi tamamıyla battı ve onları kurtarmaya giden insanlar kanser oldular. Ve sonra bu geldi, bu fırtına hızlı hareket etmeye başladı ve bütün kiliselerin üst kısımları yıkıldı. Bütün kiliseler kayboldu, bir çok rahibin evi mahfoldu ve o devam etti ve Benim çok büyük bir kale satın almış olduğum yere kadar geldi. O sadece durdu, onun kıyısında durdu. Şimdi, bu Benim yaptığım şey değil, size söylemeliyim. Ama Onun yaptığı şey işte bu. O çok affedici, son derece iyi kalpli, huzurlu olmasına rağmen, sizler O’nun güçlerinin farkında olmalısınız.

Bütün bu güçler Benim işimi korumak için kullanıldı, bunu söylemeliyim. Bu çok ileri gider ve bu insanlara, ruhaniyetin çalışmasını engellememeleri gerektiğini göstermek içindir bu. Bu gerçek ruhaniyet olmalıdır. Bu sahte guru gibi bir kişinin ortaya çıkıp bir miktar sihirbazlık göstermesi veya bazı uzak ve konuyla ilişkisiz şeylerden bahsetmesi gibi olmamalıdır. Ancak, eğer siz gerçek ruhaniyete sahipseniz, koruma her zaman orada olacaktır ve Shiva çok mutlu olacaktır. Bu son derece mutluluk doludur. Ve onun size verdiği şey, düşünebileceğinizden daha da güzeldir. O son derece affedicidir, O böylesi bir affetmenin kaynağıdır diyebiliriz. Eğer kalbinizde affedicilik varsa, O sizin kalbinizde yerleşir.

Aksi halde, zaman içinde çok zor türde olan hastalıklar geliştirmeye başlarsınız. Örneğin, eğer affediyorsanız, kalbiniz çok hızlı atar. Kimse kalbinize dokunamaz. Kalp krizi geçiremezsiniz. Ama eğer tolerans gösteriyorsanız, acı çekiyorsanız ve pek çok şeyi kendi gücünüz olarak alıyorsanız, yanlış şeyler yapıyorsanız ve Tanrı’yı unutuyorsanız, o zaman kendinizde çok zayıf bir kalp meydana getirmeye başlarsınız. Yani, bir yanda son derece saldırgan bir kalp geliştirirsiniz ve Hitler’in kalbi gibi bir hale gelebilirsiniz. Herhangi bir şekilde haksız iddialar sebebi ile, eğer birisine işkence etmeye başlarsanız, kalbiniz katılaşır ve o zaman çok büyük, ağır bir kalp krizi geçirebilirsiniz ve bundan kaynaklanan tüm sorunları yaşayabilirsiniz. Bu kaçınılmazdır. Ama farz edelim ki son derece sabırlısınız ve her tür saçmalığı hoş görüyorsunuz, çok yumuşak başlısınız ve çok korkak bir insansınız. Eğer korkuyorsanız, o zaman korku nedeni ile bunu yapar ve o zamanda anjin dediğimiz diğer bir tür kalp (hastalığı) geliştirirsiniz. Kan desteği oradadır ve en sonunda bir tür suçluluk geliştirirsiniz ve çok sıradan bir hayat sürersiniz.

Kendisinin çok, çok hoşgörülü olduğunu düşünen insanlar arasında bu süptil şey de çok görülür. Ben, ruhaniyet nedeni ile tolerans iyidir diyorum ama korktuğunuz için ve bir şeylerden korktuğunuz için değil. Eğer bir Sahaja Yogi iseniz bir şeylerden korkmakla bir işiniz yoktur. Hindistan’da insanlar her şeyden korkarlar. Bir sincap görebilirler ve bundan korkacaklardır. (Shri Mataji gülüyor) Eğer bir kertenkele görürlerse, bittiler! Demek istiyorum ki, her şeyden korkuyorlar ve Hindistan`daki hanımlar hamamböceklerinden bile çok korkuyorlar. Bu tür mizaç, tamamıyla aptalcadır. Çünkü bu sizi anjin geçirmeye meyilli bir kişi yapar. Orada korkulacak ne var? Eğer siz bir Sahaja Yogi ve Sahaja Yogini iseniz, hiçbir şeyden korkmamalısınız. Farelerden, her tür saçmalıktan korkarlar ve bununla övünürler, bunun hakkında konuşurlar. Burada kalp daha da zayıflıyor, daha da zayıflıyor ve zayıflıyor.

Ayrıca Hintli erkeklerin de bundan sorumlu olduğunu söylemeliyim. Çünkü karılarını, onlar sanki başkasına muhtaç bir kimseymiş gibi veya tür mesuliyetlermiş gibi tutuyorlar, Ben onların ne olduklarını düşündüklerini bilemiyorum. Davranışları o kadar kötü ki, inanılmaz. Özellikle kuzey Hindistan’da gördüm, kadının pozisyonu yoktur. Kadın eve tıpkı bir hizmetçi gibi getirilir ve evde tutulur. Onun yüzünü sürekli örtmesi lazımdır. İzinsiz olarak hiç bir yere çıkmaması gerekir. Bu korkunç. Bazı insanlar bunun Müslümanlığın etkisi olduğunu söylüyorlar veya her neyse ne. Fakat siz ebedi hayata inandığınız zaman, ruhsal hayata inandığınız zaman, bu tür hiçbir saçma sapan gaddarlık tarafından yönetilmemelisiniz.

İşte bu nedenle Ben gerçekten de sizlere, Hindistan’da kadınların haklarının verilmesine ihtiyaç olduğunu hissediyorum. Onlar çok iyiler, çok hoşgörülüler, çok tatlılar ama bütün kötü hastalıklara yakalanıyorlar, bütün akıl hastalıklarına çünkü kendi değerlerini bilmiyorlar, kendi özsaygılarını bilmiyorlar. Ve ben bunun hakkında zaten uzun uzadıya konuştum, neden erkekler böyle davranmalılar? Sanıyorum ülkemizde nüfusun yüzde yetmişi kadınlar. Ve’da bu yüzde yetmiş insanın enerjisi kuzey Hindistan`da boşa harcanıyor. Kendilerini ne zannettiklerini bilmiyorum. Ondan sonra da cezalandırılıyorlar. Böyle olan ülkelerin hiçbiri refaha eremez. Çünkü kadınlar Lakshmi’lerdir. Ama onlar Lakshmi olmalılar. Lakshmi’ler gibi davranmaları gerekir. Ama bazıları öyle bir şekilde ortaya çıkıyor ki, şok geçiriyorsunuz. Onlar nasıl kadın olabilirler, şeytan gibi görünüyorlar? Yani bu toplumdaki böyle bir dengesizlik, yine Shri Mahadeva tarafından cezalandırıldı.

O çok müşfiktir ve acı çekmesi gereken insanlara bakar. Ve O acı çektiren insanları cezalandırmaya çalışır. Saldırgan olan insanları yok ederek yardımcı olmak onun kalitesidir. O hiç Kundaliniden bahsetmez. O Aydınlanmadan bahsetmez. O onları yalnızca bir güzel cezalandırır. O kadar kötü bir şekilde cezalandırır ki, bu şok edicidir. Ve bazen insanları rahatlatır, Ben, bu gibi acıyı çok fazla yaşayan pek çok kadın gördüm. Onlar yaşlarından çok daha çok erken ölürler. Kişinin bütün bunları doğru perspektif içinde görmesi lazımdır. O korumak için oradadır, tabii ki, ama daha çok yok etmek için. O her tür hayvanı korur, bütün kuşları, bütün doğayı O korur. O, bütün neşeyi, ruhsallığın bütün neşesini getirendir. Ama eğer saldırgan olmaya çalışırsanız, o zaman yok edecek olan O’dur. Bazen O, onları tatmin etmek üzere, asılmak için daha uzun bir halat verir ve bu yüzden de insanlar iyi olduklarını zannederler.

Aksine, batıda kadınların erkekler üzerine, erkeklerden (onların kadınlar üzerinde kurduklarından) daha fazla hakimiyet kurduklarını görüyorum. Çok şaşırtıcı. Durumu nasıl hallettiler bilemiyorum ama onlar her zaman hükmediyorlar ve erkekler onların ellerinin altında olmalılar. Bunu nasıl becerdiler bilmiyorum, ama bunu yapıyorlar! Onlar alçakgönüllü değiller. Sevmezler ve habire kocalarını boşayıp dururlar. Sevmezler! Sevginin ne olduğunu bilmezler. Fakat aynı zamanda erkeklerin de Hindistan’da sevginin ne olduğunu anlamadıklarını gördüm. Hayat arkadaşları olan karılarını nasıl seveceklerini bilmiyorlar. Nasıl saygı duyacaklarını anlamazlar. Sonra büyük bir gazap gelir ve bu gazap pek çok hastalıklar meydana getirerek, pek çok şekilde çalışır ve böyle erkekler için problem üstüne problem yaratır.

Ve toplum da aynı zamanda, alçakgönüllü insanlara karşı her tür şeyin yapılmaktan dolayı sorumludur. Her iki şekilde de kişinin anlaması gerekiyor, eğer saldırgansanız Shri Mahadeva’nın üçüncü gözü altındasınız. Herhangi bir şekilde saldırgansanız, diyelim ki hizmetçilerinize karşı, eğer altınızda çalışanlara karşı öfkeli iseniz, çocuklarınıza karşı öfkeli iseniz, sizi izleyen bu gazap dolu Tanrı var ve O’nun yok ediciliğinin büyüsü altına girebilirsiniz.

Ama O bize Himalaya’nın büyük yüksekliklerini verir. O insanları son derece güzel, çok asil yapar ve insanların birbirlerini sevmesini ister. İnsanların arasında saf sevgi olmalıdır. Ve ayrıca O sizin diğer insanlara karşı çok hassas bir şekilde, başkalarına karşı çok tatlı bir şekilde davranan birisi yapar. Eğer sizde bu yoksa, o zaman yanlış yöne gidiyorsunuz. Ama Ondaki en büyük ayrıcalık, size yüksekliği ve derinliği vermesidir. Eğer O’na ibadet ediyorsanız, o zaman o kadar büyük bir yükseklik geliştirirsiniz ki, bütün dünyayı bir şahit olarak görürsünüz.

O bütün dünyayı Sakshi Swarupa olarak görür. Ve böylece O bilgidir. O saf bilgidir. Siz aydınlanmanızı almış olabilirsiniz, tamam, ellerinizde serin esinti hissetmiş olabilirsiniz, tamam, ama bilgiye sahip misiniz? Benim size söylemem gerekiyor, özgürlüğün ne anlama geldiğini, hangi elin ne anlama geldiğini, vibrasyonların ne olduğunu Ben size söylemeliyim. O, bu bilgidir, saf bilgidir, en yüksek seviyedeki tam bilgidir.

Yani O bilginin kaynağıdır. Alçakgönüllü olmayan insanlar bu bilgiyi elde edemezler. Kibirli olan ve diğer insanlara karşı hassas, güzel, tatlı bir şekilde davranmayan insanlar, O’nun tarafından kutsanmamışlardır. Onlar hayatta hiçbir şeye ulaşamazlar. Bizim neye ulaşmamız gerekir? Mevkiniz değil, zenginliğiniz değil, bütün bu dış şeyler değil, sizler seven bir kalp elde etmelisiniz. Onunla sevebileceğiniz bir kalp.

Eğer kalbinizde Shiva varsa, herkesi çok güzel bir şekilde seveceksiniz. Sevgi hakkında saçmasapan fikirleriniz olmayacaktır. Sadece saf sevgi, herkes için saf sevgi. Kutsama ile, o zaman bütün sertliğiniz kaybolur gider. Örneğin birazcık gücünüz varsa, birazcık gücünüz, siz onu yanlış kullanmaya başlarsınız. Shiva’ya bakın, Onun pek çok gücü var. Eğer O bunu yanlış kullanmaya başlarsa yeryüzü üstünde bir çimen yaprağı bile kalmayacaktır. Ne kadar günahkarsınız ve bencilsiniz, biliyorsunuz. Ama O hala size bir şans veriyor; “Bakalım belki düzelebilirler. ” O son derece cömerttir, son derece cömert. O çok affedicidir ve aynı zamanda son derece cömerttir.

Varsayalım, çölde yaşayan insanlar var ve onlar çok iyi insanlar. Ve acı çekiyorlar çünkü bir çölde yaşıyorlar. O onlar için vahalar yaratacaktır, O Toprak Anayı kontrol eder. Eğer onlar spiritüel insanlarsa, eğer ibadet ediyorlarsa, onları mutlu etmek için herşeyi yapabilir. Ama insanlar öyle aptallar ki, Tanrı adına da kavga etmeye devam ediyorlar. Örneğin bizde güneyde iki tip insan vardır. Biri Shiva’ya ibadet eder, diğeri de Vishnu’ya ibadet eder. Düşünebiliyor musunuz? Vishnu`nun kendisi Shiva’ya ibadet ederdi. Hiç kimse daha yüksek değil, hiç kimse daha alçak değil. Bu çok önemlidir, herşey çok önemlidir ama onlar bu nokta üzerinde kavga ederler. Eğer onlar Shiva’ya ibadet ediyorlarsa veya Vishnu’ya ibadet ediyorlarsa, gerçeğin yakınında bile değiller, gerçeğin ne olduğunu hiç bilmiyorlardı, hiç bir şey, sadece kavga, kavga, kavga.

Shiva, bu Tanrı adına savaşanların üzerine gelir ve üçlü mızrağı onları vurur. Sizin Tanrı adına savaşmanız değil sevmeniz ve anlamanız lazım. Yani bu Tanrı adına savaşmak bir saçmalıktır. Yalnızca bu da değil, ayrıca bu çok, çok tehlikelidir. Bunu yapan bütün insanlar yok edilecekler. Bu kendi kendini yok etmektir. Böyle insanlar tamamen yok edilecekler.

O halde, sizin Tanrı adına sevmeniz gerektiğini anlamalısınız. Anlamalısınız. Saçmalıklara tahammül etmenize gerek yok, o farklı bir şey, ama insanları sevmeniz lazım, siz sevginizi yayın. Zamanla bu sevgi dünyanın her yerine gidebilir ve o zaman Ben vizyonumun başarılı olduğunu görebilirim. Fakat eğer savaş varsa, nefret vardır, her tür saldırganlık vardır, bunların tümü Shiva’ya aykırıdır ve böyle insanlar yok edilecekler, Ben onlarla ne yapacağım? Eğer onlar yok edilirse, Ben ne yapabilirim? Eğer onlar çok fazla para odaklı, maddiyatçı insanlarsa, onlar onları sevmiyorlar, onlar yalnızca para için seviyorlar. Böyle insanların hepsi yok edilecekler, şüphesiz.

Kişi yalnızca alçakgönüllü olmamalıdır, son derece de sevgi dolu olmalıdır. Shiva’nın kutsamalarını almanız için son derece sevgi dolu olmalısınız. Böyle insanlar çok kurnaz ve zeki olmayabilirler, belki çok masumdurlar, onlar öyle olmak zorundalar. Çünkü birisini sevdiğiniz zaman bu insana yardım etmek istersiniz. Ben kendim acı çektim. İnsanlara yardım etmeye çalıştım ve onlar da beni aldattılar. Yani ne olmuş? Bu onların doğası. Ve onlar yok edildiler, Ben ne yapabilirim? Ben onlardan Beni aldatmalarını istemedim, ama aldattılar. Neden, bilmiyorum. Ben çok nazik ve iyi oldum, yine de Beni aldattılar. O zaman yıkım ardından gelir, bunun için Ben ne yapabilirim?

Ben kimsenin yok edilmesini istemiyorum. Ben, kendi yarattıklarımı seviyorum ve eğer onlar yıkıcı iseler, onları korumamın hiçbir yolu yok. Çünkü onları yok edebilecek, büyük başkabir güç var. Bakın o zaman, bazen Benim durumum kesinlikle çaresiz diye hissediyorum ve nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum, ama kişi, Sahaja Yogi olarak anlamalıdır, Shiva’nın sevgisiyle ve O’nun kutsamalarıyla sizler son derece sevgi dolu, son derece cömert, çok çok tatlı ve çocuklar gibi masum hale gelebilirsiniz.

Masum olmalısınız. Çok zeki ve kurnaz olmaya gerek yok. Ve masumiyetinizin nasıl korunacağına şaşıracaksınız. Eğer masumsanız endişe etmenize gerek yok. Bir güç var, size bakan Shiva’nın üçüncü gözü. Her ne zaman gidiyorsanız, O sizinledir. Bu siz aptallaşın demek değildir. Bu siz pratik değilsiniz demek değildir. Tüm bunlar üstlenilmiştir, tüm pratik tarafı Shiva’nın gücü tarafından üstlenir. O’nun yol göstericiliğini, iyi kalpliliğini, sevgisini yaşamın her, her adımında görebilirsiniz.

Ama ilk önce attığınız adımlara dikkat edin. Saldırgan mısınız? Sorun yaratıyor musunuz? Başkalarına sert sözler söylüyor musunuz? Yoksa alçakgönüllü müsünüz? Nazik misiniz? Ve eğer bir de müşfikseniz, O çok memnundur.

Doğada çalışan şey, Onun hakimiyetidir. Ve onlar o kadar sistemlidir ki, birbirlerini anlayarak yaşarlar. Örneğin eğer ormanın içine girerseniz ve orası tamamen sessizse, kuşların ötüşünü bile duymuyorsanız, o zaman oturan bir kaplan olduğunu bilmelisiniz. Çünkü o kraldır ve onlar itaat etmeleri gerektiğini bilirler. Ve kral oradayken, protokol budur. Kralın protokolünün ne olduğunu otomatik olarak bilirler, eğer o orada ise hiç kimse kımıldamayacaktır bile. O asaleti içinde oturur. Sonra, haftada bir veya belki de onbeş günde, bir hayvan öldürecektir. O yemek zorundadır. Bir hayvanı öldürür, sonra önce kendisi ve ailesi yer. Bir süre kanın çıkmasını bekler tabii ki, sonra bütün aile gelir ve yerler. Sonra bedeni orada bırakır. Sonra kademe sırası ile birer birer her tür hayvan gelir ve onu bir prasad olarak yerler. Ve en son olarak gelip bu hayvanı yiyenler kargalar olur. Ne disiplin. Ne protokol anlayışı! Ben hayvanların Shiva tarafından nasıl idare edildiğine şaşıyorum.

Asla zaman hayvanların grevde olduğunu duymazsınız veya hayvanların, büyük bir hayvan yeraltı örgütü kurduklarını duymayız. Bu hayvanların bir şeyler çaldığını duymazsınız. Bir düşünün; bizler bu hayvan yaşantısından geliyoruz ama bizler onlardan daha kötüyüz! Eğer kavgacı tarzda davranmakla ilgili tüm bu komik fikirlerimiz varsa, bizler nasıl yükseleceğiz? Herhangi bir küçük bahane üzerine kavga edeceklerdir. Hayvanlar da kendi aralarında biraz kavga ederler ama kollektif bir şekilde değil. Onlar bunu, bizim burada yaptığımız gibi kollektif bir şekilde yapmazlar . Gerçekten de biz en ufak bir provokasyonda gruplara ayrılıp kavgaya başlıyoruz. Onlar gruplara ayrılırlar ama kavga etmezler. Birbirleri arasındaki şey nedir? Her şey çok fazla, hayvanlar tarafından o kadar iyi anlaşılmıştır ki, neden bizler de doğanın yasasını anlamayalım?

İtaat edilmesi gereken tüm doğanın yasasını yöneten Mahadeva’dır. Toprak Ana’ya bile, gökyüzüne, her şeye Onun tarafından bakılır. O bizler için hoş, hoş, güzel şeyler yapar. Mevsimlerin değişimi ile, O bu güzel çiçekleri yaratır, sakinleştiren ve neşe veren tüm bu şeyleri O yaratır, O bakar. O doğanın bize ne verdiğini görmemizi sağlar ve bizi memnun etmeye çalışır, bizleri masum bir çocuk gibi mutlu etmeye, eğlendirmeye çalışır. Ama bizler cehalatimiz içindeyken, her şeye karşı tepkilerimiz vardır. Bir halı görürsünüz, “ben bunu beğenmedim” diyeceksiniz. Özellikle batıda “ben beğenmedim” demek çok sık rastlanan bir şey. Bir şeyi beğenmeyecek veya hoşlanmayacak olan kim oluyorsunuz siz? Kendinizi ne zannediyorsunuz? Bu çok yaygın ve utanmadan “ben bunu beğenmedim, bunu sevdim” diyeceklerdir. Bu imkansız. Böyle insanlar nereye gidecekler, bilmiyorum. Onlara ne olacak? Takdir etmek yerine, her şeyden zevk almak yerine, neden eleştirmeye ve reaksiyon göstermeye başlıyorsunuz.

Reaksiyon batıda çok daha fazla, söylemeliyim, Hindistan’da bu kadar çok değil. Ama belli bazı kültürel farklılıklar var ve sanırım, işte bu yüzden insanlar insanlar böyle söylüyorlar. Eğer bir kişi burada böyle bir şey söylese, insanlar o kişinin konuşma şeklinden hareketle onun delirdiğini veya onda bir şeylerin yanlış olduğunu düşüneceklerdir.

Sevginizi nasıl ifade ettiğiniz, sevginiz hakkında nasıl konuştuğunuz önemlidir. Buna karınızla başlayın, onunla başlayın ve sonra çocuklarınıza ve diğer insanlara doğru ilerleyebilirsiniz. Ama bazen o kadar aptal oluyoruz ki, bütün dünyayı seviyoruz ama karılarımızı sevemiyoruz. Bu bir özellik. Hindistan’da da bu çok doğru ama batıda da insanların karılarını korku nedeni ile sevdiklerini gördüm, , belki boşanma korkusundan, bilmiyorum. Sevgide korku olmaması lazım. Onun sadece özgür sevgi olması lazım. Her hangi bir korku olmadan, herhangi bir öfke olmadan, bu saf sevgiden neşe duyun. İşte insanlarda bugün halihazırda gözden kaçırılan şey budur.

Günü geldiği zaman, ne zaman ki insanlar sevginin güzelliğini anlayacaklar, o zaman cennetten üzerimize çiçekler yağan çiçekler olacak. Mahadeva’nın üçüncü gözünü kapatabileceği ve kalbinde huzurlu olabileceği zaman, o kadar muhteşem bir gün olacak ki o gün. Bu benim vizyonum. Bu sizler için gelecektir, bakın ,insanlarla ne kadar huzurlu konuşabiliyorsunuz, ne kadar tatlılıkla başkalarını sevebiliyorsunuz? Diğerlerine ne kadar verebiliyorsiniz?

Örneğin onların bir şey vermesi gerekiyor, pazara gidecek ve başkasına vermek için en ucuz, en kokuşmuş şeyi alacaklardır. Bunun yolu bu değil. Küçük veya büyük bir şey almalısınız, bu her ne ise, sevgiden olmalı. Bu şey sevginizi anlatmalıdır, sevginizi söylemelidir, paranız hakkında ve ne kadar harcadığınızı ifade etmeyecektir. Şu günlerde buna çok sık rastlanıyor, Hindistan’da bile, insanlar değerlerinin ne kadar olduğunu, ne giydiklerini, nasıl giyindiklerini göstermeye çalışıyorlar. Ne için? Ne için? Ben böyle insanlar tanıdım, pek çok kişi ve öldükleri zaman cenazelerini taşıyacak dört kişi bile yok. Hayattayken kendilerini çok önemli görüyorlar. O zaman bu kişiyi sevecek, bu kişi ile ilgilenecek kaç kişi olduğuna bakmanız gerek. Belki bu yetiştirilme tarzı, belki de sevgiyi hiç tanımadı. Herhangi bir şeyi suçlayabilirsiniz.

Ama bir Sahaja Yogi için öğrenilmesi önemli olan şudur ki, sevgi sizin yaşamınızdır, sevgi ruhsallıktır ve sevgi, beklentiler olmaksızın bir şeyler yapmaktır. Bazı insanlar biliyorum, fakirlere yardımda, şunda, bunda çok iyidirler. Ama bunun arkasında, güç var. Şöyle düşünürler, “Oh, biz çok büyüğüz, şu işi yapıyoruz, işi yapıyoruz”, sevgilerini değil, yalnızca güçlerini tatmin etmek için. Öyleyse siz çalışırken şunu bilmelisiniz, bu yalnızca ruhunuzu tatmin etmek için, yalnızca sevginizi tatmin etmek için siz bunu yapıyorsunuz. Hiç bir şey kazanmak veya her hangi bir pozisyon için değil. Eğer bu türde bağımsız bir sevginiz varsa, onların adlandırdıkları gibi “virakta” , o zaman kimsenin size sertifika vermesi gerekmez. Siz buna sahipsiniz ve ondan neşe duyuyorsunuz.

Maalesef İngilizce konuşmam gerekiyor ve belki de, bazı İngilizce anlayamayanlar var ama bu günlerde İngilizler hakim konuma geldiler, ne yapalım? İngiliz dili için insanları zorlamalısınız. Ben başka bir dil konuşamıyorum. Ama kişinin sevgi dilini konuşması lazım. Hayvanlara bakın, bakın, eğer bir atınız varsa ve eğer bir köpeğiniz varsa, tüm bu hayvanlar sizin sevginizi anlarlar. Size nasılda yapışırlar, sevgilerini nasıl da ifade ederler, çok tatlılar. Sanırım biz bunu onlardan öğrenmeliyiz. Aksi halde onların sevginin değerini anlamalarının nasıl sağlayacağını bilmiyorum. İnsanların bizler pratik değiliz, fazla para kazanamadık veya güç veya bir şeyler elde etmedik diye eleştirdiği gibi değil. Bu önemli değil. Çünkü pazarda satılan öyleleri çok var.

Ama biz farklıyız. Biz insanlığın mücevherleriyiz ve bizler böyle olmalıyız, tıpkı bir pırlantanın çok, çok büyük bir şey olarak görünmesi için kesilmesi gibi, içimizdeki bütün yanlış şeyleri keserek ışıltılı olmalıyız.

Benim tek arzum – eğer Ben herhangi bir arzuya sahipsem, şudur ki, sizler Shri Mahadeva’nın kalitelerini izlemeye çalışın. O ne kadar yücedir, ne kadar bağımsız, tamamen bağımsızdır. O kemiklerle ve bu gibi şeylerle yaşar. O nerede olduğuna, ne ile yaşadığına, neye sahip olduğuna, hiçbir şeye aldırmaz. O kadar bağımsız ki ve bizlerinde böylesine bağımsız olmamız lazım.

Aynı zamanda, bizim O’nun gibi çok sevecen olmamız gerekiyor, son derece sevgi dolu. O’nun kalbi nasıl başkaları için sevgi doludur. O nasıl başkalarına bakıyor. Ben sizi uyarıyorum, çünkü hepinizin Beni çok sevdiğinizi biliyorum ama birbirinizi de sevmelisiniz, sevgi dolu bir kalbiniz olmalı ve başkalarını sevmekten tatmin duymalısınız. Eğer bunu geliştirebilirseniz, yüksekliğiniz büyüyecek, Sahaja Yoga’da derinliğiniz büyüyecek. Tamam, Tanrıça size Shraddha’yı (inanç) verir, tamam, ama Shraddha’nın derinliği, Sanskritçe veya Hindi ve Marathi dilinde bilmiyorum, ama Marathi dilinde Dyas (shraddha). denir. Yalnızca o sevginin derinliğine gitmek, bu sevgide sırılsıklam ıslanmak, o sevgiden neşe duymak, o zaman siz hiçbir şey istemezsiniz, ne isteyeceksiniz? Her şeyiniz var. Öyleyse şimdi ne istiyorsunuz? Sadece Shri Mahadeva’nın büyüklüğü gibi. O o kadar büyüktür ki, bağımsızdır. O ne ister? Demek istiyorum ki, hiçbir şey ondan daha büyük değildir, hiçbir şey ondan daha önemli değildir. O zaman O ne ister? Hiçbir şey istemez. İşte bu yüzden O bağımsızdır. Bu bağımsızlığı sizler geliştirmelisiniz.

Ama aynı zamanda O bütün sanatların Tanrısıdır, müziğin, ritmin. Geçen gün bu çocukların ritm çaldığını gördünüz. Her şeydeki bütün ritmi O verir, sahip olduğumuz hayatın ritmini, bizler bunun farkında değiliz. Bakın, bir çocuk kesinlikle dokuz ay ve belli sayıda gün sonra doğar. Bu ritmi kim tutuyor? Sonra belli çiçekler, şu şu zamanda elde ederiz, sonra tabiatta her tür mevsimimiz olur. Ritmi kim sürdürür? O ritmden başka bir şey değildir ve bu ritm sürdürülür, doğada, her şeyde bir ritm vardır. Ve ritmik bir kişi çok geniş bir kalbi olan bir kişidir. Bu bir okyanus gibidir.

Eğer birisinin acımasız olduğunu veya paranoyak olduğunu fark ederseniz derhal o ritmin bozulduğunu hissedersiniz. Ama dingin, güzel, huzurlu bir gölde hiç bir dalga yoktur, bu yalnızca sevgidir. Ve o zaman eğer ritm, o kalbin sessiz ritmi bozulursa Shiva devreye girer. O halde kişinin zamanın ritmi, doğanın ritmi, herşeyin ritmi için tam bir anlayışına sahip olması gerekir. İnsanlar çiçeklerin adlarını bile bilmiyorlar. Bu çiçeklerin ne olduğunu bilmiyorlar. Ne zaman çıktıkları hakkında hiçbir fikirleri yor, yaşam ritimleri nedir, haberleri yok, kimse ilgilenmiyor.

Her yerde, eğer bakarsanız, mevsimler var ve şeyler. Yani bütün ritm, onun bütün mevsimlerin o güzel ezgilerini üzerinde çaldığı tabla veya pakwaj (percussion enstrümanı) gibi. İşte doğa böyle çiçeklenir ve yükselir ve sonra söner.

Biz bu noktayı görmüyoruz. Biz yalnızca kendimizle ilgileniyoruz. Benim “Nasılsın?” diye sormam gibi. “Anne başım ağrıyor, midemde sorun var, benim bir başka sorunum daha var” diyecektir, her şey oradadır. Ama bir başkası, “Ah, ben iyiyim,” diyecektir. “Öyleyse sorun ne?” “Dünyayı düzelt Mamma! Anne, neden dünyayı düzeltmiyorsunuz?” O, başkaları için endişe eder, kendisi için değil. Ve bu dünyayı mutlu, güzel yapmamız için ne yapılması gerektiği anlayışında olan bu kişi, insanın gerçekten çok sıkı çalışmalıdır, sözümona bu çalışma içinde kişi şöyle düşünür: “Bu dünyayı güzelleştirmek bizim görevimiz değil mi? Bu dünyayı ritmik hale getirmek, Ruh’la uyumlu hale getirmek bizim işimiz değil mi?” Bu bizim görevimiz. Bizler bunu yapmalıyız. Sahaja Yoga’yı sadece kendimize almak değil, başkaları için yapmak. Bu, her zaman kendinizle ilgili endişe etmeniz değildir, sizler başkaları için endişe edersiniz. Dünyada neler oluyor? Bu sevgidir. Bu sevgi spontanedir ve çalıştığı zaman mucizeler yaratır.

Yani, yükselişimizin bu büyük kaynağına ibadet ettiğimiz güzel bir akşam bu. Ve Ben sizlerin ne derecede bu güçle birlikte olduğunuzu anlayacağınızı umuyorum. Bu gücün içinde ne kadar ıslandığınızı, Shiva’nın bu ritmnin içinde, O size kendine özgü ritmik yolu ile vibrasyonları verir. Vibrasyonlar bizim yaşadığımız şekilde akarlar ve bu şekli ile sizi tamamen içine alırlar ve Benim sizleri kutsudığım bu yol ile, “Ben – lik” inizin eriyip yok olmasını istemelisiniz ve. Teşekkür ederim.

Bugün bir Ganesha Puja`mız var, küçük bir Ganesha Puja, sonra Shiva Puja, sonra da Devi’nin Pujası.

Tanrı sizi kutsasın.