Easter Puja

Istanbul (Turkey)

2001-04-22 Easter Puja Talk: You Can't Resurrect Yourself Without Controlling Agnya, Istanbul, Turkey, 49' Download subtitles: EN,PT,TRView subtitles: Add subtitles:
Download video (standard quality): View and download on Vimeo: View on Youku: Transcribe/Translate oTranscribe


Easter Puja. Istanbul (Türkiye), 22 Nisan 2001.

Bu gün Easter`ın pujasını yapmak için burada toplandık.

Spiritüellik tarihi içinde, İsa’nın ölümden yükselişini fark ettiğimiz zaman, en önemli günlerden birisidir bu. Bu çok önemli ve semboliktir. Sahaja Yoga’da da yaptığımız şey nedir, bu ölümden yaşama yükselmektir. Yeniden dirilişin hepimiz için, tüm dünya için bir mesaj olduğu anlaşılmalıdır. Bizler kendimizi yeniden diriltmeliyiz. İsa`nın kendisi için, buna gerek yoktu ama O bir modeldi, bir azizin modeli idi, aydınlanmış bir ruhun modeli idi ve bizi kurtarmak için cennetlerden bunca yolu kat edip gelmiş bir kişinin modeli idi.

Dolayısı ile bu yeniden diriliş, yaşamlarımızın da bir parçasıdır. Bu çok semboliktir, çok semboliktir, bizler kendi bilincimiz içinde kaybolmuş insanlardık. Kendi aklımızın bize gitmemizi söylediği yolu bilmek hususunda kendi üzerimizde kontrolümüz yoktu. Fiziksel varlığımız ile aklımız arasında dengemiz yoktu, yaşamda artık hiç bir türde denge yoktu ve kendimizce hangi yolun iyi olduğunu düşünürsek, rastgele bir şekilde buradan giderdik. Buna ilişkin bir bilgelik yoktu.

İsa, Shri Ganesha’nın enkarnasyonuydu. Onun yerine getirdiği çok zor bir görevdi. Sadece para hakkında bilgisi olan ve başka hiç bir şey bilmeyen, sipiritüellik konusunda kesinlikle cahil olan insanları ikna ederdi. İsa, insanların hiç bir şekilde, hiç bir şekilde sipiritüellik hakkında fikirlerinin olmadığı o günlerde geldi. Fakat, bir şekilde tüm bunlar öyle güzel bir şekilde çalıştı ki Onun iletişimde olduğu insanlar, yeniden dirilişin önemli bir nokta olduğunu anlamaya başladılar.

İsa, yeniden diriliş gerçekleştiği zaman Kundalininin yükselerek sizi, Her yeri saran Tanrısal güçle birleştirdiğini biliyordu. O zaman siz, yaşadığınız hayatın ötesinde bir hayatın var olduğunu anlarsınız. Sizi Tanrısal güce bağlayan, daha yüksek bir yaşam türü, daha başka bir yaşam var. Ve o zaman bu Tanrısal güç Mutlak Gerçeği size verir. Eğer daha ve daha fazla büyürseniz, Mutlak Gerçeği bileceksiniz çünkü şimdiye dek bunu bilmiyordunuz.

Yani bizler yanlış şeyler yapıyorduk, bir şeyleri yanlış şekilde yaparak, kaybolduk. Sadece böbürlenen ve Gerçeği bildiklerini söyleyen insanları dinleyerek de, kaybolduk ama ne zaman ki kendiniz Gerçeği keşfettiğiniz, siz artık başka bir kişisiniz. Bunun o kadar doğuştan gelen ve o kadar hakiki bir şey olduğunu keşfedersiniz ki, hakiki olmayan tüm bu şeyleri ıskartaya atarsınız. Bunları çok kolayca ıskartaya çıkarırsınız ve bundan kurtulmanın zor olmadığını fark edersiniz.

Bu konferansta bildiğiniz gibi, daha çok Müslüman olan insanlarımız var, dünyanın her yerinde çok fazla yanlış yönlendirilmiş İslam olan insanlar. Onlara her türde hikayeler anlatıldı ve insanlardan, başkalarından nefret etmeleri anlatıldı. Bu İslami bhootlar kötüden, daha kötüye doğru gidiyorlar ve insanlar da onlara inanmak istiyor. Özellikle Benim ülkemde, bu İslami etki nedeni ile çok, çok büyük bir problem var çünkü onlar hiç bir şekilde İslam’la yakın değiller ve Muhammed ile hiç bir işleri yok ama doğru olduklarını ve ne yapıyorlarsa bunun doğru olduğunu düşünüyorlar. Onlar Müslümanlığı yaymaya çalşıyorlar. Bunun ne faydası var? Amaç nedir? Ben anlayamıyorum. Aydınlanmanızı almadığınız sürece sizler yararsız, işe yaramaz bir insansınız. Siz başkalarından nefret edebilirsiniz, siz başkalarını dövebilirsiniz, siz başkalarını öldürebilirsiniz ve bu her yerde devam ediyor. Şaşırtıcı şey şu ki, Muhammed Sahib adına dünyanın her yerinde tüm bu saçmalık sürüp gidiyor. Yani tek bir seferde, İsa`yı diğer bir çarmıha germe için bir tarafa koyar, kendi çarmıha gerilişi içinde Muhammed`i öbür tarafa koyarsınız. Onlar savaşamazlar, görüyorsunuz. Onlar aynı çizgideler. Onlar aynı anlayıştalar. Müritleri bu kadar kötü şekilde her yerde birbirleri ile savaşıyorsa da, onlar birbirleri ile nasıl savaşabilirler. İnsanların saçmalıklar için nasıl da savaştıklarını sadece işittiğinizde bile, sizi gerçekten de buna böyle olduğuna ikna eder.

Yaşamı sırasında, İsa evlenmedi. O evlenmedi ve asla buna ihtiyaçta duymadı. O evlenmedi. Çok genç bir yaşta çarmıha gerildi. Bu çarmıha geriliş Onun ölümden korkmadığını gösterir ve O yeniden dirileceğini biliyordu. Bu Agnya çakra vasıtası ile yapması gereken bir şeydi. Agnya çakra bildiğiniz gibi çok sıkışıktır. Bu sıkışıklık nedeni ile O ileri gitmeliydi ve bunun için Onun öldürülmesi gerekli idi. Ve İsa bunu kabul etti. O bütün kalbi ile, bunun içinden geçmesi gereken zorlu bir sınav olduğunu kabul etti.

Aynı şekilde Sahasraranıza ancak Agnya vasıtası ile ulaşılabilir ve Agnya açılmalıdır. Ama bunun için sizler asılmak zorunda değilsiniz, sizler çarmıha gerilmek zorunda değilsiniz ama egonuzu çarmıha germelisiniz. İlk nokta egodur. Bizler kendisinden kaçamayacağımız böyle bir egoya sahibiz. Egoya sahip olmak için süptil ve süptil olan yollara sahibiz. “Ben bu ülkeden geliyorum, Ben ego sahibi olmak zorundayım”, “Benbu tür bir aileden geliyorum, Ben ego sahibi olmak zorundayım”. Onlar gerçekten günah olan her tür aptalca şeyleri yaparlar ve eğer ego sahibi olurlarsa çok yüce biri olduklarını düşünürler. Bu ego ile sizler savaşmalısınız, aksi halde yeniden dirilişiniz mümkün değildir, dikkatiniz Agnya çakranın içinden geçemez. Onlar bize şeytani tanımlamalar verdikleri sürece, bu işe yaramayacaktır. Sizin kendi egonuzu görmenizin gerekli olması, bu çok sübtil bir oluştur, çok çok süptil oluştur. Aydınlanmadan sonra Ben dedim ki, “Siz kendinizi bilin”. İlk bileceğiniz şey, çok fazla şartlanmanız ve çok fazla egonuz olduğudur.

Hindistan`daki gibi, Ben insanları kendi sözde ritüelleri için çok fazla şartlanmış buluyoruz, çok ritüelciler. Onlarda her şey bir ritüel ve bundan kurtulamıyorlar. Bunların hepsi şartlanma ama ego batıdaki en kötü kısım, Batıda daha fazla, nereden geliyor bilemiyorum, kendileri hakında ne düşünürler. Bu egoda onlar kayboldular. Şöyle şöyle bir şey olduklarını iddia eden onlar, kendilerinde neyin yanlış olduğunu, kendi toplumlarında neyin, kendi insanlarında neyin yanlış olduğunu göremezler.

Yani bu ego gerçekten çok domine etti. Şimdiye dek tarihte bir çok ülkeler, milletler bazı insanların egosu yüzünden eziyet gördü ve katledildi. Ne kadar korrkunç olduklarını, ne kadar şeytani olduklarını, nasıl saldırgan olduklarını bir kez anlasalar, bunu bırakacaklar. Ama anlamaları lazım, bunun içinde Ben, “Kendi yeniden dirilişinizi almalısınız” diyorum. Yeniden diriliş olmadan hiç bir şekilde bilmeyeceksiniz, yaptıklarınızda yanlış olanın ne olduğu hakkında bilinciniz olmayacak. İnsanların nasıl yanlış şeyleri yapmaya devam ettiğini, bunları reklam ettiklerini, egolar olarak ortaya çıktıklarını görmek çok şaşırtıcı. Gazeteleri okuduğum zaman, Ben “Onlar her yerde bulunan bütün bu aptal insanlar ” diyorum. Ne yaptıkları hakkında anlayışları yok ve bu anlamda kesinlikle çok, çok aptallar. Sadece insanları öldürüyorlar, öldürmekten zevk alıyorlar ve çok kötüler. Ölümden sonra ne tür hayata sahip olacaklarını anlamak imkansız, hatta ölümden önce bile.

Bütün bu şeylerde, tüm dünyanın resmine bakın. Halen saçma sapan şeyler için savaşan bu gibi ülkelerin hepsinin çok, çok fakir olduklarını, çok kötü bir zaman geçirdiklerini ve tamamen bitmek üzere olduklarını göreceksiniz. Ama neden acı çektiklerini, neyin neden olduğunu, problemin ne olduğunu görmek istemiyorlar. Zenginlik olan ülkeler de, çok fazla zenginlik olanlar, onlar da kayboldular. Onların yeniden dirilişe çok fazla ihtiyaçları var. Materyalizmin üzerine çıkmaları gerek ve kendileri için ne yapıyorlarsa bunun yanlış olduğunu görmeleri lazım. Onlar gerçekte dolandırıcı gibiler. Her zaman toplumu dolandırıyorlar. Sanırım tüm ekonomi dolandırmak üzerine, insanları nasıl dolandırısınız üzerine kuruldu. Bu dolandırma içinde, insanları güvensizliğe sürükleyen bir şeyler yaptığınızın farkına bile varmıyorsunuz. Bu yüzden para işi, bu da, çok fazla aç gözlü yapar ve paraya çok fazla önem vermeye başlarsınız.

Bu İsa’nın hayatından anlaşılması gereken bir şey. O çok basitti, fakir bir adam, bir marangozun oğlu idi. Onun için para bir işe yaramaz bir şeyden başka bir şey değildi. O’nun için, Ruh her şeydi. O insanlara, “Sizler spirtüel uyanışına sahip olmak zorundasınız” diye anlatıyor ve onlara vaaz ediyordu. Çok önemli. Tüm bunların ötesinde bir hayat olduğunu anlamaya çalışın ve o zaman sizler, sadece ziyan ettiğiniz bu yaşamdan en iyi sonuçları almalısınız. İsa çok zekiydi ve din hakkında kilisenin bütün bu yüce babalarıyla Onun tartışma şekli ve tüm bunlar, küçük bir çocuğun din hakkında bu kadar derin bir anlayışla nasılda sahip olduğu inanılmaz. O zamanlar kendisi küçük bir çocuktu, buna şüphe yok ama O Divine`dan bir insandı. O Shri Ganesha’ydı. O Aum’du, O bilgidir,her şeydir. Buna rağmen hiç kimse onu tanımadı çünkü onlar Gerçeği tanıyamazlar. Onlar Gerçeği anlayamazlar. Onlar o kadar aptaldılar ki, sadece kötü olan ve sahte olan şeyleri alabilirler. Sonunda O’nu çarmıha gerdiler.

Bu azizlerin çarmıha gerildiği ve şeytanlara da bu kadar çok önem verilen komik bir dünya ama şimdi tüm bu yanlış yapan insanlar için zaman geldi, başkalarını boğazlamaya çalışanlar, kendileri boğazlanacaklar. Hepsi açığa çıkacaklar. Sizlere anlattım, bu yıl açığa çıkma yılı. Eğer tüm bu tür saldırganca şeyleri ve aç gözlüce şeyleri yapıyorlarsa, hepsi açığa çıkacaklar. Tüm aç gözlülükleri tamamen açığa çıkacak ve cehenneme fırlatılacaklar. İşte Benim özellikle bu yıl için hissettiğim şeyler bunlar.

Bu olmalıdır, yani en iyi şey yeniden dirilişinizi almanız, daha yüksek yaşamınızı almanız ve kendiniz için görmenizdir. Ne yapıyorsunuz? Sahip olunacak en büyük şey nedir? Para? Güç? Bu, hiç kimseye yardım etmez. İnsanlar bununla büyük bir isim elde etmezler. Sarhoş birisini hiç kimse hatırlamaz. Ayyaş insanların heykellerini yapmazlar.

Yani, kim daha yüksek bir şeylere ulaşır? Kim İsa gibi yüce bir isme erişir? İnsanlığa yardım etmek için, insanlığın iyiliği için yaşamlarını feda edenler. Ama onlar bunu neden yaptılar? Çünkü onlar insanoğlunu sevdiler. Onlar insanoğlunu sevdiler. Siz başkalarını sevdiğinizde, o zaman siz “En iyi şey ne, onlar için yapabileceğimiz en iyi şey nedir?” diye düşünmeye başlarsınız.

Şimdi cahil olan ebeveynler var. Kendi çocukları için ne yapmaları gerektiğini bilmezler, bu yüzden yemekle, şununla, bununla, pek çok şeyle çocukların gözünü boyamaya çalışırlar. Ama çocuklar eğer sevgi ile büyütülmemişlerse, her ne ise buna itibar etmeyeceklerdir ve yanlış yollara sapacaklardır. Ama birisinin onları sevdiğini bilmeleri durumunda, bu sevgi adına yanlış yollara sapmayacaklardır. Yanlış şeyler yapmayacaklardır.

İsa hakkındaki en büyük şey veya bu yüce insanlardan her hangi birisindeki en büyük şey şu ki, onlar sevdiler. Onlar insanları sevdiler. İşte bizim yapmanız gereken şey bu. Kendimizi seviyor muyuz, yalnızca kendi ailemizi mi, yalnızca kendi ülkemizi mi seviyoruz? Yada tüm dünyayı mı seviyoruz? Tüm dünya için mi yaşıyoruz yoksa yalnızca kendi sınırlı çemberimizde mi yaşıyoruz. Bize ilham verenlerin neler olduğunu, arzularımızın neler olduğunu, neye sahip olmak istediğimizi bulmalıyız. Eğer gerçekten başka insanları kendiniz gibi düşünüyorsanız, bu çok neşe vericidir. Her hangi bir miktarda mücevherleriniz olabilir, herhangi bir sayıda evleriniz olabilir, herhangi mülkleriniz, paranız, her hangi bir gücünüz olabilir, siz bunun başbakanı olabilirsiniz veya bir başkasının başbakanı olabilirsiniz ancak başkaları için sevginiz yoksa kendinizden neşe duyamazsınız. Neşeniz sadece sevginizle, sizin bu sevme kapasitenizle gelir. Kendinizden neşe duyabileceğiniz bir başka yol yoktur. Televizyon sahibi olabilirsiniz, müzik sahibi olabilirsiniz, akşam yemeği partilerine gidebilirsiniz, her şey olabilir ama hala hiç bir şey içinize nüfuz etmez. Size gerçek neşeyi verecek hiç bir şey orada değildir. Işte bu yüzden İsa bize öğretti ki, Onun bütün insanlık için sevgisi vardı ve İsa onları yeniden diriliş için hazırlamak istedi. O Sahaja Yogadan önce geldi. Eğer O bu işi yapmasaydı, buna erişmek Benim için zor olacaktı. Yani O sahneyi Sahaja Yoga için hazırladı.

Şimdi Agnyalarınız açıldı ve Agnya vasıtası ile, Kundaliniyi Sahasraraya doğru yukarıya alabilir ve bıngıldak kemiği bölgesini açabilirsiniz. Onun tüm bu düşündükleri, insanlar için olan sevgisinin parçası idi. İşte onun yaptığı şey budur. Ve İsa çok sayıda kişi ile ilgilendi. O, Sahaja Yogada bizler için öylesi bir yardımdır ki. Onsuz, Ben Agnya çakrayı gerçekten nasıl kırabilirdim, bilmiyorum. Çünkü bildiğiniz gibi, Agnya öyle korkunç bir şeydir ki. İnsanlar, Agnya vasıtası ile yanlış şeyler yapmaya devam ediyorlar ve asla bu konuda kötü hissetmiyorlar. Birisini incittiler, birisine işkence ettiler veya birilerini ağlattılar, yanlış olan herhangi bir şey yaptıklarını asla düşünmezler. Onlar Agnyaları ile devam ederler ama neyi doğru yaptıklarını hissedecek kalpleri yoktur. Bu sadece İsa’dır. O bize Agnyanızı kırın, Agnyanın içinden geçin diye gösterdi. Onlar bunu üçüncü göz olarak adlandırırlar. Geçen gün bir bayan bir tane “Üçüncü Göz” dergisi ile birlikte geldi ve Ben ona bunun ne olduğunu söylediğim zaman, şaşırdı.

Eğer üçüncü gözünüzün açılması gerekiyorsa, bu İsa`nın içinizde, sizin Agnyanızda uyanacağı anlamına gelir. Üçüncü göz budur. Şimdi, O ne yapar, içinizde bir şahit konumu yaratır. Siz tüm dramanın şahidi olursunuz. Bütün dramayı görmeye başlarsınız ve kendinizin nasıl da sessiz olduğunuza, düşüncesiz farkında olduğunuza ve her şeyi nasıl neaksiyon vermeden gördüğünüze şaşarsınız.

İşte burası, İsa’nın bizim Agnya çakramızda kendi formunu aldığına inanmamız gereken yerdir. Onun doğumu oradadır. Onun yeniden doğuşu oradadır. Tüm elde ettiklerimiz hali hazırda işe yaradı. Bir makine gibi, bütün varlıklar yaptılar ve bizim farklı farklı çakralarımız ve merkezlerimiz var. Bu sonuncusu ve en zor olanıdır, burası gerçekten Jesus Christ tarafından açılmıştır. O, bunu yapmaya cesaret eden ve bu kadar güzel şekilde bunu yapandır, bununla şimdi bizler de kendimizi görecek, kendi egomuza bakacak kapasiteye sahibiz. Ne yapıyoruz? Neden bizlerin çok sıradışı bir şeyler olduğumuzu düşünüyoruz?

Egonuzu bir kez görmeye başladığınız zaman şaşıracaksınız. Her ne iş yaparsanız yapın, ne yaparsanız yapın asla yorgun olmayacaksınız. Egonuz sürekli olarak, “Sen harikasın, sen başkaları için çok iş yapıyorsun, sen çok şey başardın” dediği için biz yoruluruz. Bu yüzden, ego sonra, kendimiz hakkındaki tüm bu sahte yüceliğe dikkat çekmeye devam eder ve “bizler bu kadar yüce kişileriz, neden biz çalışmalıyız ki?, Neden biz başkalarına yardım etmeliyiz ki?” diyerek yoruluruz. Bunun gibi, komik fikirler aklımıza düşmeye başlar ve yaptığımız şey kendimizi çok yorgun hissetmektir. Bu fikirlerle savaşmaktan dolayı kendimizi çok yorgun hissederiz.

Şimdi İsa’nın hayatı ile bizim bütün konumumuz çok daha basit bir hale getirildi. Ama Hıristiyan milletlere bakın. Onlar yan yanalar. İsa’nın öğretilerinin aksi tarafındalar. Onlar en saldırgan ülkeler. İnsanlara çok fazla saldırdıkları için, tüm dünyada onlar, sanki kral gibi bir şeylermişcesine çok yüce bir şey olarak kabul ediliyorlar. Ben bunu biliyorum çünkü Hindistan`da bizde esaret altındaydık ve bu insanların dışarıdan gelip çok hoş bir şekilde efendiler olmalarına şaşırmıştım. Onlar efendiydiler ve bizlere çok kötü davranırlardı, gerçekten de bizlerden köleler meydana getirirlerdi.

Bu şekilde kölelik başladı ve sonra yurtdışında olduğu gibi, bu tür her şey Hindistan`da başladı. Herkes onların çok büyük olduklarını düşünmeye başladı ve onlar Hristiyandılar. Kiliseye giderlerdi ve kiliseden ne öğrendiler? Başkalarını nasıl domine edeceklerini, onlara nasıl aşağıyı göstereceklerini, daha fakir olanların veya daha az güçlü olanların her şeylerini nasıl alacaklarını öğrendiler. Bu bizim kendimizde gördüğümüz bir şey.

Yani, çok çok güçlü egoya sahip insanlarda olur bu ve onlar başka ülkelere ait olan şeyleri ele geçirmeye çalışırlar. Başka birilerinin ülkesini almaya ne hakları var, Ben anlayamıyorum. Tüm bu komplikasyonlar orada. Modern zamanlar da en kötü olanlar onlardır. Bu durum, hiç bugünkü kadar kötü olmamıştı. Hitlerimiz oldu. Bir zamanlar bu tür insanlarımız oldu ama tüm dünya bir tarafta, bir aradaydılar. Hiç kimsenin kafası karışık değildi. Hiç kimse bizim her zaman savaşmamız gerektiğini bilmedi. Şimdi belki de gazeteler nedeni ile, Ben neden olduğunu bilemiyorum, hiç kimse hangi tarafın doğru olduğunu, hangi tarafın doğru olmadığını bilmiyor. Her şey hakkında öylesine bir tartışma oluyor ki ve insanlar problemin gerçekliğini anlamaya çalışmıyorlar. Onlar sağ ve sol, her tür insanı öldürüyorlar. Bu dünyada, insanoğullarının hayvanların yaptığından daha fazla birbirlerini öldürüyor olmaları çok şaşırtıcı. En kötüsü bizleriz, hayvanlardan daha kötü, bizler kendi kendimizi, kendi klanımızı, kendi insanlarımızı öldürüyoruz. Onların Hindistan`da da nasıl öldürdüklerine hayret ettik. Keşmirliler, Keşmirlileri öldürüyor.

Aynı şekilde, gittiğiniz her yerde, onların birbirleri arasında savaştıklarını fark edersiniz. Eğer Afrika`ya giderseniz birbirleri arasında nasıl savaştıklarına hayret edersiniz. Demek istiyorum ki, şimdi savaşma prensibi çok kuvvetli bir şekilde ortaya çıktı ve insanlar savaşmanın, insanoğlunun çok önemli bir parçası olduğunu düşünüyorlar. Bir şeyler söylerseniz, derhal savaşma başlayacaktır.

Şimdi İsa’ya ve onun hayatına bakın. O, hiç kimseyle savaşmadı. Hiç kimseyle tartışmadı ve kabul etti, çarmıhta ölmeyi kabul etti. O bunu kabul etti çünkü O bunun yeniden diriliş için olduğunu biliyordu, sadece kendisi için değil, tüm dünyanın yeniden dirilişi için olduğunu biliyordu.

İşte bu bizim öğrenmemiz gereken şey. Bizler yeniden diriliş için modelller olmalıyız. Bizler olan tüm bu şeyleri görürüz. Bunlar için üzgünüz de ama Aydınlanmadan sonra insanlar çevrelerinin bunlarla dolu olduğunu, kendi insanlarınızın böyle olduğunu, hiç yoktan yere kavga etmeye başladıklarını görürler ve “Bu saçmalıkları yapanlar benim kendi insanlarım” diyerek bunu anlarlar. Siz bunu düzeltemezsiniz. Hiç bir şey yapamazsınız.

Fakat eğer Agnyanız temizse, eğer egonuz bittiyse, eğer aklınızda hiç bir türde dominasyon yoksa ve aynı zamanda şartlanmalarınız bitti ise, o zaman sizler barış yaratmanın kanalı olursunuz. Siz teksiniz, her nerede bulunursanız, huzur yaratabilirsiniz. Bu Sahaja Yogilerin bilmesi gereken özel bir şeydir, eğer Agnyanız yoksa, belki acı çekiyor gibi görünebilirsiniz ama çekmezsiniz. Siz bunu başkaları için, etrafınızdakiler için, arkadaşlarınız için, komşularınız için, ülkenizin insanları için diyebilirsiniz, bunların hepsi için yapıyorsunuz. Agnyanız olmadığı zaman, Tanrısal Gücün öyle büyük bir kaynağı olursunuz ki, her şeyi halledebilirsiniz. Bu insanları değiştirebilirsiniz. Bu böyle olabilir ve bu bireysel olarak daha önce de pek çok insana oldu. Ama şimdi Ben eminim ki egosu olmayan insanlarla, kendi yanlış şeylerini haklı çıkarmaya çalışmayan insanlarla, gerçeğin ne olduğunu hakkında açık fikirleri olan insanlarla, tüm bu öfke, tüm bu saldırgan davranışlar ve tüm bu iğrenç insanlardan gelen bütün bu meydan okumalar kolektif olarak sona erdirilebilir. Onlar konuşabilirler, konuşmayabilirler, fark etmez. Onlar her ne iseler, dünya barışını mahfetmeye çalışanlara, bu saldırgan güçlere karşı onlar öylesine büyük bir kalkandırlar ki.

Yani İsa bunu barış için, bu yeryüzüne barış getirmek yaptı. Barış olması çok önemlidir ama eğer içinizde barış yoksa,dışarıda nasıl barış olur? Barış konuşmaları yapan pek çok ülkenin nasıl da savaşlarda ve kavgalarda yer aldığı şaşırtıcıdır. Nasıl böyle (barışa) sahip olabilirsiniz? Çözümleri yok. Anlamıyorlar. Benim bulduğum tek çözüm onları Sahaja Yogada transforme etmek. Yegane (çözüm) bu. Onların egolarını çıkarmalısınız. Bir çok insanda görebilirsiniz, o direnir. O orada ve çalışıyor. Bu ego insanların sahip oldukları çok ama çok tehlikeli bir şeydir.

Bu yüzden bu şey, İsa tarafından gerçekten başa çıkılmaya çalışılan bir şeydi. O, egonuzu nötralize etmeye çalıştı. O egonun problemlerini çıkararak, sizi alçak gönüllü ve yumuşak bir kişi yapmaya çalıştı. Alçak gönüllü ve yumuşak bir kişinin her zaman tehlikede olduğunu söylemek, yanlış bir ifadedir. Bakın onlara. İnsanlar saldırgan olduklarında ve hükmetmeye çalıştıklarında, kazanan kişi alçak gönüllü olandır, hükmetmeye çalışan değil.

Yani şimdi esas mesele, Bay Egonuzu seyretmektir, o nasıl çalışır. Bu çok ilginçtir, onun nasıl bir drama yarattığını görmek, bir şeyleri nasıl kapamaya çalıştığını, sizin diğerlerine göre üstün olduğunuzu nasıl göstermeye çalıştığını görmek çok ilginçtir. Bu görülmelidir. Bu Agnyada neyin doğru olduğu çok açıkça görülmelidir. O çok, çok yaramaz bir şeydir, çok zararlı bir şeydir ve aynı zamanda en utanç verici şeydir.

Yani bu egoist insanlar böyledirler ve sonunda onlar sinirli insanlar olurlar, çok sinirli ve kendilerinin hudutsuz olduklarını düşünürler. İlk olarak onlar başkalarını kontrol etmeye çalışırlar ama sonrasında onların kendilerinin kontrol edilmeye ihtiyaçları vardır. Onlar böyledirler çünkü her zaman başkalarını kontrol etmeye çalışıyorlar ve kendi kendilerini nasıl kontrol edeceklerini bilmiyorlar.

Neden çocuk bu kadar çok ağlıyor? Neden ağlıyor? Bir şeyler yanlış olmalı. Normalde çocuklar Benim konuşmalarım sırasında sessiz olurlar.

Bu ego aynı zamanda bu çocuk gibidir. Hiçbir şey duymaz. Hiç bir şey anlamaz. O sadece her şeyi rahatsız etmeye devam eder. Aynı şekilde sizin egonuz da her hangi bir kolektif bilgiye sahip olmadan hareket eder, siz ne kadar doğrusunuz? Ne yapıyorsunuz? Siz kimi incitiyorsunuz? Hiç bir şey, sadece bir haklı çıkarma, kişiliğinizi savunmak için bir şeyler yaptığınıza dair böylesi bir kör tatmin. Bakın, eğer egonuzu sadece seyrederseniz, güleceksiniz ve soytarıdan neşe duyacaksınız, bunun ne tür bir şey olduğunu göreceksiniz. “Bu beni çok fazla aptallaştırıyordu, bu ego ne kadar korkunç bir şeydi.” İsa`nın orada olduğu zamanlarda, insanların bu kadar çok egosu vardı. Kimse bundan bahsetmedi. Hiç kimse, hiç bir şey söylemedi.

Yani bu en iyi yoldu, yaşamlarınızı kurban ederek sizin Agnyanızı kırabileceğinizi O bizlere gösterebildi, Sahaja Yogada değil, Sahaja Yogada değil. Ama bir şekilde Sahaja Yogada da, eğer bir egonuz varsa her şeyden önce yapacağınız ilk şey şahit konumuna geçmektir. Bu diğer yoludur. Eğer egonuz varsa, şahit konumunu elde edemezsiniz. Eğer şahit konumunu elde edemezsiniz, egonuzu arttırabilirsiniz. Bu çok kafa karıştırıcı bir şeydir. Şimdi varsayalım ki, siz çok büyük bir ego geliştirdiniz, sonra her zaman onu haklı çıkarmaya devam ediyorsunuz. Düşünürsünüz ki, “ben her ne yaparsam doğrudur, sonuçta bu herkes için iyi, benim içinde iyi”. Kendinize takdirname vermek başlarsınız. Bu şekilde asla kendinize ne yaptığınızı göremezsiniz, başkalarına da ne yaptığınızı göremezsiniz. Bu sanki gözü kapalı bir saçmalıktır.

Ego bu şekilde yukarıya çıktığında, o zaman, demek istiyorum ki, Hitlerlerimiz olabilir, her tür şeye sahip olabiliriz. Onlar her hangi bir küçük noktayı alırlar ve bu tür şeyleri, her türde şeyleri yapan bir grup insan meydana getirirler. Onlar, “bizler spiritüel insanlarız. Yani bir grubumuz var ve bizler spiritüel insanlarız ve biz her ne yaparsak bu doğrudur”diyeceklerdir. Ama bunu kim söylerse bu doğrudur? Hangi yasa ile bu doğrudur? Ve bizim bir çok tarikatımız oldu, bu böyledir, her yerde insanların onlara katıldığı yerde, kendi kendilerini öldürdüler, her tür problemleri oldu. Bu nasıl spiritüel olabilir? Spiritüellikte, ilk ve en önde gelen şey şudur, kişi çok yumuşak başlı olur, çok alçak gönüllü, çok alçak gönüllü. Kalbi, alçak gönüllülük onun gücüdür. Çalışan şey onun alçak gönüllülüğüdür, mütevaziliği onu büyüten şeydir. Bu saldırganlık değildir. Bakın, Hitler geldi ve öldü. Ona kim ibadet eder? Diğerleri de geldiler. Mussolini gibi, geldi ve öldü. Kim ibadet eder? Bunun gibi gelen ve giden pek çok kişi vardır. Onların heykellerini bile istemezler, o kadar kötüydüler.

Yani bu egoya sahip olan insanlar, bunun yapılacak doğru şey olduğunu düşünerek tüm yanlış şeyleri yapanlar bu anlamda gerçekten gören çok aptal insanlardır. Nihayetinde, onlar kesinlikle çok, çok yanlış tipte insanlar olarak tanındılar. İnsanlar onların adlarını bile anmak istemezler.

Zaman onların ne olduklarını ve ne yaptıklarını ispatlayabilir. Bu Tanrının çok, çok hesaplanmış bir çalışmasıdır. Onların egosunun ellerinde oyuncak olmamalısınız. Kendiniz görmeye çalışın. “Bay Ego, yani sen oradasın”, seyretmeye çalışın. Bu zaman, eğer Jesus ismini anarsanız, ego gidecektir. Sadece Jesus mantrasını söyleyin, ego kaybolacaktır.

Bu korkunç egonun diğer bir tarafı şartlanmadır. Bu da, çok, çok, çok sübtildir. Örneğin, varsayalım ki, birisi evinize geliyor ve o bir başkasını incittiğini anlamadan “ne kadar pis bir halı bu. Ben bu rengi sevmem. Bu şeyden hoşlanmadım” demeye başlar. Böyle konuşarak içeriye girer. Ve sonra bakın, ne kadar aptal oldu çünkü bu şekilde konuşan birisinden hiç kimse hoşlanmaz. Ama onun kendisi için, sizi düzeltiyor olması çok önemlidir çünkü onun belli bazı tipteki halıların iyi olduğu ve diğerlerinin de iyi olmadığı şeklinde bir şartlanması vardır. Bu şartlanma çalışır. O, “bu iyidir, bu değildir” şeklindeki saçmalığı konuşmaya devam eder. Hiçbir şeyden zevk almazsınız. Hangi eve gitseniz, bunu beğenmezsiniz çünkü şartlanma vardır. Siz iyi olan başka bir şeyler biliyorsunuz. Hayır, bu yüzden onlar neşe duyamazlar. Her şeye şartlanmaları ile karar verirler. Bağımsız hiç bir şey yoktur. Bunun esas kişilikleri ile bir ilgisi yoktur. Bu şeyin esas değeri ile ilgisi yoktur. Sadece şöyle, “ben bunun sevmedim”. Bu Sahaja Yogiler tarafından söylenilmemelidir. Asla bu kelimeyi kullanmayın. Bende bunu bulabilirsiniz. Ben asla bunu yapmam. Her ne ise, Ben tamam derim. Ben asla bunu eleştirmem. Bu eleştirme işi, bu şartlanmadan geliyor çünkü siz böylesi bir şartlanmaya sahip oldunuz. Diyelim ki, siz bir İngilizsiniz, siz İngiliz şartlanmasına sahipsiniz. Şimdi düzeltme gelir. İneklerinde bu hastalık oldu. Sizler bu kadar mükemmel insanlarken, nasıl bu hastalığı kaptınız? Sonra Avrupa`da hayvanlar bu hastalığa yakalandılar. Kendinizin yaşan en temiz insanlar olduğunuzu düşünürken, nasıl oldu da bu hastalığa yakalandınız? Sadece bunun neden olduğunu seyredin, bu onların bütünüyle kendi şartlanmaları, “Biz her şeyi biliyoruz. Bütün dünyada en iyi olan biziz ve bizim herkesi yönetmeye hakkımız var”. Şimdi alın bunu.

Bu çok zengin olan insanlar, Amerika gibi ve tüm bunlar, kendilerinin hudutsuz olduğunu düşünürlerdi. Şimdi ne oldu? Aniden herkesin onlara acıması gereken bir ülke haline geldi. Neden? Nedeni ne? Neden aniden bu oldu? Bunun diğer tarafını vererek size vererek, sizi düzelten her zaman doğadır. Böbürlenmeye çalıştığınız her şey veya başkaları hakkında koymaya çalıştığınız şartlanmaları, siz muhafaza edersiniz ve bu ortaya çıkar. Bu hayal edemeyeceğiniz kadar büyük bir şekilde çalışır. Sonra bu işe yaramaz ve sonrasında depremler vardır. Her tür felaket gelir.

Missisippi nehri yakınında beyaz derili bir grup insan vardı ve onlara kızıl boyunlar denirdi çünkü burası her zaman sıcaktır ve onların boyunları her zaman sıcaktır, onlar böylesine öfkeli, kızgın insanlardı. Bu kızıl boyunlar çok zalim olarak bilinirler. Onlar insanları öldürürlerdi ve suçu yerlilerden bazı insanların üzerine atarlardı, onları tutuklar ve yok ederlerdi. Bu böyle sürüp gitti. Ama bir gün Missisipi nehri taştı, çok fazla taştı ve bu kızıl boyunların bütün evlerine girdi. Bakın, Ben onların taşıyamadıkları bütün eşyaları ile de kaçtıklarını gördüm. Bazılarını geride bırakıyorlardı, bazıları koşuyorlardı ve koşarken de taşıyamıyorlardı da. Bu şekilde kızıl boyunlarda bütün bu kargaşa meydana geldi. Ve şimdi, Ben söyledim, onlar çok daha iyiler. Bütün siyah insanları öldürmeleri ve onlara işkence etmeye dair tüm bu saçmalıklar, şimdi onların başına geldi. Missisippi onlara bir ders verdi.

Yani, doğa da şartlanması olan insanları nasıl da sevmiyor, şartlanma şimdi büyük bir problem yaratıyor, şimdi bile bütün ülkelerdeki ırkçılık gibi. Irkçılık çok kötü bir şartlanmadır. Demek istiyorum ki, eğer bir kişi siyah veya beyaz veya kırmızı ise, bunun ne önemi var? Bu kişiyi Tanrı yarattı.Ben bunu her zaman Amerika`da söylerim, eğer beyaz derili olmayan bütün herkesi ortadan kaldırsalar, orada geriye ne kalırdı? Nasıl şarkı söyleneceğini bilmezler. Nasıl oyun oynanacağını bilmezler. Bütün Hintli doktorlar ve Hintli hemşireler geri gelecekler, sonra onlar ne yapacaklar? Düşünün, onlar kendilerine bir hudut olmadığını düşünüyorlar, onlar büyük ırkçılar. Şimdi bile öyleler ama yavaş yavaş kesinlikle düzelecekler çünkü kendi eksikliklerini bilmeliler.

Bu dünya tektir ve her ülkeden birbirine yardım etmek için insanlarına ihtiyacınız var. Fakat kendilerinin yüce birileri olduğunu düşünme şartlanması, çok kötü bir şartlanmadır. Bu ego ve şartlanmanın bir karışımıdır, şartlanma egoya bu, ‘’en iyi olan biziz’’ i verir. Sahaja Yogiler kendi toplumlarında neyin yanlış olduğunu ve kendilerinin yaptıkları hataların neler olduğunu anlamaya, düşünmeye başlarlar. Aydınlanmadan sonra bunun böyle olduğunu bildiğim için, bu yeniden dirilişten dolayı, çok mutluyum, Onlar sadece böyle olurlar, gözleri açık. Ve bu tür saçmalıkları yapanların kendilerinin olduğunu söylemeye başlarlar.

Düşünün, nasıl da kendi ülkenizin kusurlarının bilincinde olduğunuz çok ilginçtir. Bu çok önemlidir, Agnya. Benim düşündüğüm şey, İsa bu Agnyanın kırılması gerektiğini anlamıştı. Agnya kırılmadığı sürece insanlar daha ileri gidemezler ve bu yüzden O kendisini çarmıha gerdi ve sonra da yeniden dirildi çünkü Agnyayı öldürmeden yeniden dirilemezsiniz.

Tüm bu şeyler çok iyi çalıştı, şimdi bütün dünya sizi, saçmalıkların tamamen yok edilmesinin panoramik bir görünümü olarak görüyor. Onlar bunu çok açıkça görüyorlar ve şimdi bakın, burunları kalkık, dudakları kalkık, boyunları dik olan ve hatta bize bakmayan insanlar, hepsi rahatladılar. Neden bunun olduğunu merak ediyorlar. “Bizler bu laneti ne zaman kaptık ?”

Dolayısıyla özellikle Avrupalılar için, onlar diğer insanların sevgisini, güzelliğini ve büyüklüğünü anlamalılar ve o zaman bu onları çok tatmin edecek. Neden piyasa durgunluğu nedeni ile bu kadar çok problem var, bu nasıl geldi. Durgunluk hiç bir şey değildir. Bu Bay Ego ile aynıdır. Bu aynı şartlanmadır, yiyip tüketip bitiren bir yılan gibidir. Şimdi geri çekildi. Doydu. Daha fazlasına ihtiyacı yok. Tamamen doydu. Belki de bu şimdi hazımsızlık tehlikesi, sanırım. Yani insanoğlunu yiyen bu iki yılan geri çekildiler. Bu sizin dramayı görebileceğiniz en iyi zamandır. Egonun ve şartlanmanızın dramasını. Bu iki şey insanoğlunu yiyip bitirdiler. Kişi utanma hissetmelidir. Kişi bu konuda birazcık mütevazi hissetmelidir. Ego ile dolu olduğunuz zaman, hiçbir şey görmezsiniz veya başkaları hakkında bir şartlanma koymak, bu korkunç, size söyleyeyim. Ben başkaları hakkında bir şartlanmayı nasıl geliştirebildiklerini anlayamıyorum.

Şimdi bu, sizler hepiniz hoşlanırsınız, diyelim ki Hint müziğinden. Ama İngilizler bizi yönettiği zamanlar, onlar bunun süregelen korkunç bir gürültü olduğunu düşünürlerdi. Asla anlayamadılar. Şimdi müzik programlarına katılmak için oldukça fazla ödeme yapıyorlar. Bu da bir tür tersleme ama anlamıyorlar da. Hala onlar gideceklerdir çünkü Hint müziği dinlemek çok büyük bir moda sayılıyor. Yani bu kadar aptal olan sizin egonuz, Tanrı bilir ne zaman o bunu kabullenecek. Bugün, “En iyi şey bu” diyecek, yarın “hayır, hayır, hayır, hayır, biz diğerini almalıyız. Bu çok daha iyi” diyecektir. Bunda, Ben görüyorum, onlarda ayırd edicilik yok. Esas olarak insanlarda ayırd edicilik yok. Egosu olanlar ayırt edemiyorlar. İyilik ile kötülük arasında ayırım yapamıyorlar. Ve şimdi bu gibiler, Tanrıa şükür, oldukça fazla cezalandırıldılar.

Fakat bu İsa`nınyaşamıdır, Onun modeli, çok doğal olan yeniden dirilişinizin asıl gerekli olan şey olduğunu kanıtlar, bunu elde etmediğiniz sürece, siz kayıpsınız. Bu bir ülke olsa da, bu bir kişi veya organizasyon olsa da. Sizin sahip olduğunuz bu ego, mahfedebilir, nihayetinde bu kanıtlandı, sizi tamamen gerçeklikten uzaklaştırabilir. Sizi kör eden şey budur, ki edebilir, bir başka ego da sizi kör edebilir. Bizim sahip olduğumuz bu papazlar gibi, bizim sahip olduğumuz bu mollalar ve tüm bu insanlar gibi. Onlar bu muhteşem yanlış yönlendirme gücüne sahip olanlardır çünkü egonuzun ayırım yapma hassasiyeti yok. Bu yönde düşünmez bile. Bu insanlar, özellikle çok fazla ego tarafında olmadıkları ama şartlanma tarafında oldukları zaman, bu hatta daha da kötüdür, daha da kötü. Çünkü şartlandığınız zaman, her tür saçmalığa inanmaya başlarsınız ve bununla sağlığınızı mahfetmeye başlarsınız.

İnsanların bu çok yıkıcı olan şeyleri nasıl anladıkları ve hoşlandıkları çok, çok şaşırtıcı. Ama sizler halledebilirsiniz. Bunlar, reklam yapabileceğiniz, her tür ayartmayı, her şeyi yapabileceğiniz ve sizi şımartan bu Bay Egoyu çok iyi idare edebileceğiniz modern zamanlar. Bu şımartma ile ego tamamen kendini kaybeder ve kendi kişiliği üzerindeki kendi kontrolünü kaybeder. Bu nedenle pek çok insan onun içinde kaybolur.

Şimdi İsa hayatını kurban etti ve sonra yeniden dirildi. Aynı şekilde hayatını mahveden tüm bu gibi insanlar şimdi yeniden diriliş ile yukarı çıkmalılar, başka bir çıkış yolu yoktur, Sahaja Yoga vasıtası ile. Kendi değerinizi anladığınız zaman, her şeyi anlayacaksınız. Aksi halde, bu nedir? Kendi gözlerinizle mi bakarsınız yoksa bir başkasının gözleri ile mi? görür, Kendi kulaklarınızla mı duyarsınız yoksa bir başkasının kulakları ile mi? Bunlar kendinizin olmalıdır, bu yüzden kendinizi bilin. Kendinizi bildiğiniz zaman her şey iyi çalışacak. Ancak bununla, kendini bilen kategorisindeki insanlar ile Sahaja Yoga inşa edilebilir, kendini bilmeyen insanlarla değil.

Bu çok, çok uzun bir konu. Ben bu iki konu üzerinde devam edebilirm ama esas mesele şu ki, O bu yeniden dirilişi sahneye getirdiği ve bu sayede bizler ayırd ediciliğimizi aldığımız için, İsa’ya minnettar olmalıyız. Tanrısal ayırd ediciliği bizler elde edeceğiz.

Bu Onun meydana getirdiği öyle bir mücadele, öyle bir yol ki, egomuzu ve şartlanmamızı öldürecek olan bu zorlu sınavı bizler çok kolayca geçebiliriz.

Sizler egonuzu ve süper egonuzu çok açıkça görüyorsunuz ve bunun üzerinde olabilirsiniz, Sahaja Yogiler bunu idrak edecekleri ve içlerinde buna saygı gösterecekleri için Ben mutluyum.

Tanrı hepinizi kutsasın.