Kuran üzerine Konuşma

Istanbul, Swiss Hotel (Turkey)

Feedback
Share

Swiss Hotel’de konuşma. İstanbul (Türkiye), 23 Nisan 2001.

Shri Mataji: Yani, Din içeride olmalıdır. Bu Sufizm’dir. “Sufi” kelimesi  “saf” kelimesinden gelir.

Yogi: Anne, Emin Bey, Marmara Üniversitesinde ve Kuran Tefsiri öğretiyor.

Shri Mataji: İyi.

Yogi: Yes.

SHRI MATAJI: ama, bakın, Kuran da çok yeni.

Emin Bey:  Kuranda bir ayet var. O, halk diyor, Allahın yasaklarından çekinselerdi, yani Allahın emirlerini yerine getirselerdi, yasaklarından çekinselerdi yani yapmasalardı, gökten üzerlerine bereket yağdığını göreceklerdi. Yani kuralları çiğnemeselerdi ve Allahın emirlerini yapsalardı.

SHRI MATAJI: Bu şekilde değil, biliyorsunuz.

Emin Bey: Yani bilmiyorum, Evet inansalardı, inansalardı ve yasakları çiğnemeselerdi,

Emin Bey: Gökteki bereket kapılarının üzerlerine açıldığını göreceklerdi.

SHRI MATAJI: Kimin üzerine?

Yogi: İnsanların.

SHRI MATAJI: Buna hiç şüphe yok ama bütün bunlar hakkında Benim hissettiğim şey, Kuran’ın Muhammed Sahib’in ölümünden kırk yıl sonra yazıldığı.

SHRI MATAJI: ve aynı zamanda-

Emin Bey: Yok, hayır, hayatında yazdı bunu.

SHRI MATAJI:  ve siz bunu hatırlayamazsınız ama buna rağmen, Ben Kuran’ı mükemmel buluyorum ama daha süptil olan birçok şey eksik. Şimdi, örneğin Muhammed Sahib, beyaz bir ata binip yedi cennete gittiğini söyledi. Şimdi, insanlar bunu anlamıyor. 

Emin Bey: Anlamazlar

SHRI MATAJI: Yani, O Kundalini yükseldiği zaman tam olarak ne olduğunu tarif etti.

Emin Bey: Hiç giden gelen yok aslında. Bir yere gitmiş gelmiş değildir.

SHRI MATAJI: Ne diyor?

Yogi: Aslında Onun hiç bir yere seyahat etmediğini söylüyor.

SHRI MATAJI: Hayır, hayır, hayır, bu sizin içinizdedir.

Emin Bey: Kendi içindeki dünyaları fethederek

SHRI MATAJI: Kendi içinizde, o bunları geçiyor.

Emin Bey: O Miraç tamamen ruhani bir hadise..

SHRI MATAJI: Evet, ama Sahaja Yoga’nın olduğu şey budur. Olduğu şey budur, evet.

Emin Bey: Aynı, Aynı

Yogi: Ama olan şey..

SHRI MATAJI: çünkü insanlar anlamıyor ve yanlış yorumluyorlar. Genelde yanlış yorumluyorlar.

Emin Bey: Yok, dini dışarıda arıyorlar.

SHRI MATAJI: Mesele bu. Mesele bu ama Onun söylediği şey –

Emin Bey: Ama tasavvuf ehli biliyor, onun ruhani bir seyahat olduğunu.

SHRI MATAJI: Evet tabi ki ama sorun şu ki, insanlar anlamıyor ve yanlış yönlendiriliyorlar çünkü insanlar onlardan para kazanmak ya da bir çeşit şiddet falan elde etmek istiyorlar ve Kuran-ı Şerif’e ve Muhammed Sahib’e sadece kötü bir şöhret getiriyorlar.

Emin Bey: Ama zaten o ruhani seyahat, yani, 1,5 milyar müslümanın hepsinin problemi değil. Her insan kendi iç dünyasına dönüp o miracı zaten yaşayamaz.

Emin Bey: Yani, bu avamın problemi değildir. Avamın böyle bir problemi yoktur.

SHRI MATAJI: İşte bu.

Emin Bey: Biz ona havas (seçkin insanlar) diyoruz, işte tasavvuf ehli

SHRI MATAJI: Bu doğru. Sahaja Yoga’da bahsettiğimiz asıl şey budur, Kuran’da da “kendini bil” denilir.

Emin Bey: Hepsinde öyle.

SHRI MATAJI: Yani kendini tanımadığınız zaman müslüman değilsinizdir. Kendinizi bilmeden Allah’a neyi teslim ediyorsunuz? İlk önce kendinizi tanımanız önemli bir şeydir. Tüm dinlerin aynı şeyi söylediğine inanabiliyor musunuz? İsa da aynısını söyledi, Krishna da aynısını söyledi, Rama da aynısını söyledi, Zerdüşt aynı şeyi söyledi, hepsi aynı şeyi söyledi.

Emin Bey: Krishna, Adem Aleyhisselama daha yakındır.

SHRI MATAJI: Haa?

Emin Bey: Adem Aleyhisselam, ilk dine daha yakındır.

SHRI MATAJI: ama Adem, Onlar “Ruh” u bilmiyorlardı.

Emin Bey: Yok, hiç birisi yazmamıştır, çocukları yazmamış. O zamanın şairleri de kitap yazmıyordu.

SHRI MATAJI: Doğru, katılıyorum ama biliyorsunuz, Krishna ya da bu insanlardan herhangi biri, onların hepsi aynıdır ve kendileri hakkında bilgi edinmeleri için insanları bina ediyorlar ve ayrıca Sufiler de böyleler.

Emin Bey: Şimdiki eğitimde de öyle bir şey yok. Biz eşyayı tanıyoruz ama, insanı tanıtmaya gelince kimse bir şey bilmiyor. Yani bunun en ileri ülkelerdeki resmi eğitim, okullarda öğretilen şeyler,  siz  tercüme edebilirsiniz, orada da insanın kendisini tanımasına yönelik bir şey yoktur. İşte ahlak, dışarıya dönük bir takım kurallar var. Burnunu karıştırmayacaksın, yere tükürmeyeceksin falan gibi ama iç dünyamıza ait bir bilgi vermiyor, bugünkü modern eğitim de bir şey vermiyor.

SHRI MATAJI: Evet doğru. Size katılıyorum ama dışarıda çalışıldı, bilmiyorum ama içeride çalışılması gerekiyor. Çünkü içeride çalışıldığı zaman, “Kıyam zamanında elleriniz konuşacaktır” denilmesi gibi ve onlar fiilen konuşurlar. Yani, dışarıdan –

Emin Bey: Şimdi de konuşuyor ellerimiz, ayaklarımız.

Emin Bey: Şimdi de konuşuyor

SHRI MATAJI: Haa?

Yogi: Ellerimiz, ayaklarımız şimdi de konuşuyor diyor.

SHRI MATAJI: Ah, olay bu, ama sayıca çok azlar ve onlar Sufiler.

Emin Bey: İşte konuşuyor da, dinleyen yok.

SHRI MATAJI: Ayrıca, onların ne anlama geldiğini, ne söylediklerini ve Sahaja Yoga’da açıklanan şeyin bu olduğunu bilmelisiniz.

SHRI MATAJI: Bunu doğrulayabilirsiniz

Emin Bey: Hz Mevlananın bir sözü var.

Yogi: Kendisi Mevlevi bu arada.

SHRI MATAJI: Ne?

Yogi: Kendisi Mevlevi, Mevlana. Jalaladdin Rumi.

Yogi: Dönen Derviş.

Emin Bey: O diyor ki; şimdi sohbet ediyor. O diyor ki…

SHRI MATAJI: Ama o da sizin nasıl böyle olacağınızı anlatmadı,

Yogi: Nasıl olduğunuzu, nasıl mevlevi olduğunuzu soruyor?

Emin Bey: Ben mi?

SHRI MATAJI: Nasıl olduğunu, ne yapılması gerektiğini-

Emin Bey: Uzun bir macera.

SHRI MATAJI: Biliyorsunuz, kendisi her ne ise, o harikaydı ve kendi anlayışı ve duyguları hakkında yazdı.

Yogi: Duygularını anlatmalı, nasıl Mevlevi oldu?

SHRI MATAJI: Bunu anlatmadı.

Yogi: Hayır, Mevlana, bu konuma nasıl geldiğini açık bir şekilde he anlatmadı.

SHRI MATAJI: Hayır, hayır, hayır, yapmadı, bunu yapmadı. O yapmadı. Katılıyorum, yaptığı şey, o dedi ki- ne konuştuklarını, aydınlanmış bir ruh olduktan sonra ne düşündüğünüzü, ne konuştuğunuzu ve bu, buna Çin Tao sistemi diyebilirsiniz, aynı şey, aynı şey. Tao ayrıca, Tao olan bir kişiye ne olduğu anlatılan bir sistemdir. Aydınlanmış bir ruh olan kişiye, ona ne olur? O kişi her şeyin nasıl üstündedir, nasıl çalışır, nasıl korkmaz. Ama siz (sadece)bu kişinin nasıl biri olduğunu söylüyorsunuz ama ona nasıl ulaşılır? Bunu hiç söylemediler.

Emin Bey: Açıklıyorlar, açıklıyorlar Mesnevide var.

SHRI MATAJI: İnsanların buna nasıl ulaşacağını? Ve bu da, kolektif olarak.

Emin Bey: Toplulukların ulaşması, şeydir, biraz zor çünkü evvela şey olması lazım, arzu duyması lazım o topluluklardakilerin, bütün hepsinin, toplumun arzusu dünya nimetlerinedir, dünya lezzetlerinedir.

SHRI MATAJI: Hayır hayır hayır. Şimdilerde böyle değil. Şimdi, bu farklı bir şey. Çünkü dünya o kadar çok mücadele, boğuşma ve bütün bu şeylerle dolu ki. Bu başladı. Dünyanın her yerinde binlerce insan var-

Emin Bey: O zamanda öyleydi. Mevlananın zamanında da savaş vardı. Moğollar bütün Türk illerini istila ederek geliyorlardı. Mevlana da kaçtığı için geldi Konya’ya.

SHRI MATAJI: Ama bu özel bir zaman. Bizim kutsal kitaplarımızda da bu önceden haber verilmiştir. Hint kutsal metinlerinde, bu zaman insanların aydınlanmalarını kitlesel olarak alacakları zamandır.

SHRI MATAJI: Sadece sizin İtalya’nızda, sadece sizin ülkenizde bile buna sahip olan o kadar çok insan var ki.

Emin Bey: İnşallah   

Yogi: “İnşallah” diyor.

Emin Bey: Türkiyenin öbür islam ülkelerinden farklı durumu var. Bizde İslamı ayakta tutan tasavvuf kültürüdür.

Emin Bey: Yani bir Suudi Arabistan’dan hatta  Mısır’dan, Libya’dan, Afrika ülkelerinden çok farklıdır.

SHRI MATAJI: Ama bir Sufi başkalarını Sufi yapamaz, mesele budur ama Sahaja Yoga’da biz binlercesini yapabiliriz.

Emin Bey: Ama şimdi o dergahlar kapandığı için herşeyi konuşmak mümkün. Yapıyorlardı. Yapmadılar ama hepsinde silsile var, şecere var. Yani yukarıya doğru etkileşim olarak gidiyor. Mesela bir kişi 10 tane halife  bırakıyor, onun şeyi, halifelere bakıyor. Binlerce dergah var. Yalnız İstanbul 500 bin nüfusken, ki bunun yarısı müslüman nüfusudur o zaman.

Emin Bey:  520 tane tekke ve dergah vardı.

SHRI MATAJI: Biliyorum, biliyorum bu yüzden Benim için çok önemli ama kitlesel olarak vermek ve saf bilgiyi vermek çok önemlidir.

Emin Bey: Kitlelere vermek için şu, kitlelere kültürü verirsiniz ama sufi yapamazsınız. Sufi için ayrıca eğitim, mezheb lazım. Yani şimdi siz çok çok hijyen bilgisi, yani sağlık kültürü verirsiniz kitlelere ama bir kulak mütehassısı yetiştiremezsiniz kitlelerin içinden. Bu özel bir eğitim tıp gibidir.

Yogi: Emin hocam, şimdi Shri Mataji de onu anlatmaya çalışıyor, insanlara bu bilgiyi nasıl aktarırsınız.

Emin Bey:  Yüzeysel bir kültür verirsiniz ama çok sathi olur. Evet yani, biraz günahtan sakınmayı,biraz kendine dikkat etmeyi falan verirsiniz. Mikroptan sakınmayı, temizlik kültürü falan gibi…

Yogi: Müsaade ederseniz, onu anlatacak kendisi.

Yogi: Bu çaba göstermeden kendiliğinden bir uyanıştır. Bu beyinden gelmiyor, içeriden geliyor ve hemen oluyor, bu şekilde.

Yogi: Şimdi şöyle bir küçük fark var orada, yakalanması gereken Sahaja Yoga bilgi ve söyledikleri olarak İslamdan farklı hiç bir şey söylemiyor.

Emin Bey: Yok ben farklı demiyorum, şimdi büyük kalabalıkları…

Yogi: Onu anlatmaya çalışıyorum

Emin Bey: …Sufi yapmak, yani böyle binlerce, yüzbinlerce Mevlana yetiştirmek, yok böyle bir şey yani. Peygamber bile kendisine inananları peygamber yapamıyor ama belli bir yere kadar getiriyor işte. Ali’ler yetişiyor, Ebu Bekirler yetişiyor. Ama bunlar sonra gidiyor.Sonra şey vardır, Kaynaktan uzaklaştıkça etki alanından kurtulma vardır. Hz İbrahim peygamberdi, İsmail de onun oğluydu. Her ikisi de Allaha kendisini adamış insanlardı ama diyor ki Kuran-ı Kerimde,  bir zaman geldi ki onun çocukları namazı da terkettiler, ibadeti de terk ettiler ve günaha daldılar, kötü yola düştüler diyor.

Yogini : Şimdi onların hepsini Shri Mataji de  biliyor, bir sistem anlatacak, nasıl olacağını anlatacak, bize müsade ederseniz.

Emin Bey: Estağfurullah, hayır yani kalabalıkların işi değil. Bu çok arzulu, çok istekli ve bu işe inanmış olması, bağlanmış olması, kendini bu işe vermiş olanların eğitimidir ama şimdiki iletişim araçları ile kültürünü verebiliriz. Mevlananın elinde eğer televizyon olsaydı böyle onbeş yirmi kişi ile değil de, belki binlerce insana ulaşabilirdi.

Yogi: Sahaja Yoga’da büyük kefaretler, tapasya, dans, şunun bunun gibi bir şeyler yapmamıza gerek yok. Bu sadece spontane bir olaydır. Onun huzurunda Kundalini uyanır, yükselir ve biz bu aydınlanmayı alırız ve sonra Muhammed’in, İsa’nın tam bilgisi bize kendiliğinden gelir.

SHRI MATAJI: Tamamen, kesinlikle.

Yogi: Şimdi sizin söylediğiniz…

Yogi: Çaba göstermeden.

Yogi: entellektüel kısmı işin. Televizyonda falan anlatılabilecek bilgiler, kültürler, tamamen akli iş. Shri Mataji’nin  varlığı ve getirdiği tüm insanlara, bu iç uyanış dediğimiz ki, adı da bunun kundalini diye isimlendirilen iç enerji, Shri Mataji’nin varlığı ve öğretileri sayesinde spontane bir şekilde, anında uyandırılması ve bu enerjinin anında uyandırılması ile o bilgiye olan, o bilgiyi otomatikman,

bir kere zaten o arzu, saf arzu yoksa bir  kişide zaten bu olmuyor. Orada haklısınız ama o arzu içinde olan herkes, Shri Mataji’nin Sahaja Yoga yollarıyla spontane bir uyanış yaşıyor ve bu kundalini dediğimiz

enerjisinin uyanması ile ortaya çıkan bir durum bu, aydınlanma diyelim,

enerjisel aydınlanmayı yaşadığı zaman bir kişi ondan sonraki bilgileri absorbe etmesi çok daha kolay oluyor ve Shri Mataji bu dönemde de

şunu ısrarla söylüyor, yıllardır dünyada, bütün bu öğretilerde, sufizmde de böyle değişik Hindu öğretilerinde de böyle, daha değişik derin spiritüel bilgilerde de böyle. Yani bir elit tabaka var ve bu elit tabaka ancak buna varabilir, kitleler varamazın tersini iddia ediyor.

Emin Bey: Kendisi bir şey söyledi, Peygamber efendimiz ruhani miracı anlattı fakat onu dinleyenler, daha kendisi hayattayken beyaz atın üzerine bindi ve gökyüzüne çıktı, uçtu gitti, böyle anladılar.

Yogi: neyse…

Emin Bey: Yani herkesin doğru anlaması diye bir şey yok.

Yogi: Binlercesi, tüm dünyada, onlar ellerini sadece böyle uzatıyorlar

ve uyanmış oluyorlar. Görüyorsunuz, onların gözleri parlıyor.

Emin Bey: Ben onun söylediklerine itiraz etmiyorum. Meselenin çok zor olduğunu anlatmaya çalışıyorum.

SHRI MATAJI: Ama o bir Sufi ve Benim oğlum.

Yogi: Bilgisinden, düşündüklerinden dolayı, bilmediği için çok zor.

SHRI MATAJI: Ah, evet. Eskiden böyleydi, şimdi değil.

Emin Bey: Ben fakültede hocayım. 4 sene çocuğa ders veriyorum. Bunun içerisinde mesela diyelim ki  80 kişilik sınıf, 8 tanesi, 4. sene sonunda benim talebem gibi beni anlıyor,  70 tanesi yine anlamıyor.

SHRI MATAJI: Hayır, siz ters yöne gidiyorsunuz. Sahaja Yoga bunun tam tersidir.

SHRI MATAJI: Onları önce Sufi yapıyoruz, sonra onlara Kuran’ı veriyoruz.

Yogi: Şimdi Sahaja Yogada tek teknik farklı diyelim, anlayış farkı olmasa bile, Biz öncelikle Shri Mataji’nin varlığı ve öğretileri ile bu aydınlanma önce yaşanıyor, bilgi arkadan geliyor. Bilgi ile aydınlanma değil, önce enerjisi ile, kundalinisiyle aydınlanma sağlanıp arkasından o aydınlanmaya kavuşanların bilgilendirilmesi

SHRI MATAJI: Bu böyle.

Yogi: Tam ters çalışıyor.

Emin Bey: Ben anlıyorum, ben onun dediğini anlıyorum. Şimdi mesela aklıma geliyor soruyorum şimdi, mesela kendileri Hindu

Yogi: değil, değil

Emin Bey: Hindistanda da bu kadın…, efendim,

Yogi: Hindu değil

Emin Bey:  Nereli  

Yogi: Esası, doğuşu Hristiyan ama bu öğretilerin içinde çok derin..

Emin Bey: Yani Hindistanlı değil midir?

Yogi: Hindistanlı.

Emin Bey: Tamam.

Yogi: Ancak uyanıştan sonra, Kutsal yazılar anlaşılabilir.

Emin Bey: Hindistanlı değil mi? Şimdi kendi dilini bildiği içinde yaşadığı, kültürünü tanıdığı toplumda, ne kadar etkili olabiliyor?

Yogi: Şu anda çok hızlı oluyor. Bırakın Hindistanı, dünyada oluyor.

Yani gittiğiniz zaman şaşırabileceğiniz boyutta milyonlar, yüzbinlerle karşılaşabileceğiniz…

Emin Bey: Hayır şimdi ben partizanları demiyorum,  sevenleri çok, ben de sempati duyuyorum mesela, okudum, aaa güzel bir şey

Yogi: O konferans verdiği zaman, birçok profesör, üniversite profesörü, Kuran hocası Shri Mataji’ye geldiler ve “Shri Mataji, Kuran daha önce hiç sizin söylediğiniz şekilde anlaşılmamıştı” dediler ve asla…

SHRI MATAJI: Köktenci, pek çok köktenci.

Yogi: Delhi de bir şey hatırlıyorum…

SHRI MATAJI: Önce onlara “Ruh”un Her Yeri Saran Gücünün deneyimini yaşatıyorsunuz. Deneyimi bir kez elde ettikleri zaman, derinlere inerler.  

Emin Bey: Yani önce kapıyı açıyorsun, sonra lambayı yakıp içeriyi düzene koyuyorsun.

Yogi: Aynen öyle.

Emin Bey: Odayı tefriş ediyorsunuz

SHRI MATAJI: Ve sonra al. Bu doğru. Doğru! Hepsi bu kadar.

Emin Bey: Ama işte her kapı kolay açılmıyor. Paslanmış oluyor kilit.

Yogi: Ama  Shri Mataji’de tüm odalar için anahtar var, Onda her odayı açan anahtar var.

Emin Çok yüksek bir görev üstlenmiş. Bu her babayiğidin yapacağı iş değil. İnşallah faidalı olur, başarılı olur. Yani ona dua ediyoruz,

SHRI MATAJI: Onun birçok Sufisinin olması gerekiyor. Dünyayı değiştirmek istiyorsanız, bunu bir iki kişiyle halledemezsiniz. Kuran’ı, İncil’i veya herhangi bir şeyi anlamak için bile, o gözlere sahip olmalısınız. Sahaja Yoga’da da “vidya” [bilgi],

Emin Bey: Her şeye ruh gözüyle bakmak lazım aslında, bu çiçeğe de ağaca da Ruh gözüyle bakmak lazım

SHRI MATAJI: Orada bulunan bütün merkezler nedir, merkezlerin sorunları nelerdir ve gördük ki insanlar bedenen, ruhen iyileşiyorlar ve bir de, dedikleri gibi, düşüncesizce farkındalık konumunda oluyorlar. Yani bütün dinler bundan bahsetmiştir. Bu sadece Kuran değil, sadece İncil değil, sadece Gita değil. Bütün dinler aynı şeyi söylüyor.

Emin Beyin eşi: peki nasıl olacak bu, bu ruh sağlığına kavuşmak için

Emin Bey: Promlemleri çözeceksiniz, ruhi problemleri.

Emin Beyin eşi: aynı söylediğin yere geliyor işte

SHRI MATAJI: Bayan ne söyledi?

Yogi: Bunun nasıl mümkün olacağını soruyor.

SHRI MATAJI: Bu mümkündür, çünkü Tanrı içimizde tüm düzenlemeleri yapmıştır. O harika bir organizatördür ve bizde o güç var, ve o yükselerek bıngıldak kemiği bölgenizi delen ve sizi her yeri kaplayan Güç ile, “Ruh” ile bağlantıya geçiren Anne Güç’tür.

Yogi: Affedersiniz, burada tasavvufta, o anın da bir terminolojisi var. Bunun adı “Enel Hak” [Ben Gerçeğim ya da Tanrıdan uzak değilim anlamına gelir]

SHRI MATAJI: Bu dinde.

Yogi: En-el Hak, diyerek Ben Tanrıyım diyorsunuz, Ben Tanrıyım diyorsunuz.

SHRI MATAJI: Ben dinim.

Yogi: Ben dinim, Ben Tanrıyım.

Emin Bey: Yok, “I am God” demek değildir.

Yogi: Yani ben Allahın bir bütünüyüm, parçasıyım. Ben de Allahın parçasıyım.

Emin Bey: Ben hakikatim der.

SHRI MATAJI: Hayır, hayır, siz olursunuz. Aslında oluyorsunuz.

Yogi: Evet, Gerçek, Ben Gerçeğim.

SHRI MATAJI: Siz olursunuz. Bir sertifikanız olması gerekmez. Sadece olursunuz. Önce elleriniz konuşmaya başlar. İçinizdeki bu merkezlerin ne olduğunu bilirsiniz. Her bilgi, mükemmel bilgi içinizde mevcuttur.