Sahastrara Puja

Nirmal Temple, Cabella Ligure (Italy)


Send Feedback
Share

Sahastrara Puja. Cabella Ligure (İtalya), 6 Mayıs 2001 Bugün gerçeği arayan tüm Sahaja Yogilerin önünde eğilirim.

Gerçeği arayış çağlar boyu süre gelmiştir. İnsanlar gerçeği bulabilmek için Tanrı’ya teslim olmaktan başka bir yol olmadığını keşfettikleri zaman, bunu nasıl yapacaklarını bunu nasıl çalıştıracaklarını bilmiyorlardı. Dünyanın her tarafında arayış içinde olanlar oldu. Türkiye’ye gittim, orada pek çok sufi olmasına şaşırdım ama onların müridleri Aydınlanmış Ruh değillerdi çünkü Sufiler de kendi Aydınlanmalarını nasıl aldıklarını bilmiyorlardı. Arayış içindeki insanların çevresinde böyle bir karanlık vardı. Ben küçük bir kızken, gerçeğin nasıl bulunacağı konusunda insanların dünyanın her yerinde tamamen bilgisiz olduklarını fark ettim. Böylece bir çoğu, her tür sözüm ona “dinler” ve “ritüeller” içinde kaybolup gittiler. Sabahtan akşama dek bir tür ritüel yaparlardı. Hindular, Hristiyanlar veya Müslümanlar, ne olup olmadığınız fark etmez, hepsi bütün bu ritüelleri yaparak, sizin bir şeye ulaşacağınıza, gerçeği bulacağınıza ve aydınlanmanızı alacağınıza inandılar. Bu şekilde, tüm arayış içinde olanlar yanlış kişilere ve yanlış yönlere gittiler çünkü gerçekten kalpten bir şekilde arıyorlardı. Yani bu insanlar çok yanlış yönlendiriliyorlardı, yanlış yönlendiriliyorlardı ve ne aradıklarını, ne aramaları gerektiğini, neye sahip olmalarını gerektiğini bilmedikleri, bu korkunç karanlık alanlara yönlendirildiler. Kali Yuga geleceği zaman, insanların kendilerini bulacakları kehanet edilmişti.

Nala hakkında ve Nala’nın karısı olan Damayanti`yi alan Kali hakkında bir öykü vardır. Yani, Nala bir keresinde Kali’yi yakalamış ve ona “Şimdi seni öldüreceğim, sen çok zararlı bir adamsın, beni öyle incittin ki” demiş. Bunun üzerine Kali ona “Beni öldürebilirsin ama daha önce benim önemimin ne olduğunu, benim Mahatmya’mın ne olduğunu bilmen gerekir. Ve benim önemim şu ki, benim zamanım geldiğinde, Kali Yuga geleceği zaman, bütün bu ormanlarda, dağlarda, ovalarda, Himalaya`larda hakikati arayan tüm bu insanlar, sıradan ev halkı olan insanlar olacaklar, onlar ev halkı olacaklar, Sanyasiler, “münzeviler” olmayacaklar, onlar ev halkı insanlar olacaklar ve gerçeği bulacaklar.” Bu çok zaman önce kehanet edildi ve aynı zamanda bunun hakkında da bir kitap vardır, “Nala Purana”, sizler okumuş olmalısınız ve orada “İnsanların kendisini bilmesinin zamanı geldi” der. Bütün dinler bir tek şey söyledi: “Kendini Bilmek zorundasın”. İslam aynı şeyi söyler, Buddha aynı şeyi söyler, Hristiyanlar aynı şeyi söyler, Hindular aynı şeyi söylerler. Ancak buna ulaşana dek, onlar her tür çok akrobatik olan hareketlere devam ederler ve anlarlar ki, “ Gerçeği bulamadık”. Bu şekilde Benim alanıma girdi, çocukluğumdan beri bunu yapmam gerektiğini biliyordum. Ama insanları gördüğüm zaman, kendileri hakkında ne kadar da karanlıklar içindeydiler, ne denli saldırgan ve nasıl günahkardılar onların tarzı çok acımasızdı. inanılmazdı. Yani, ben Hitlerin gelişi gibi olduğunu gördüm. Ülkemiz de tamamen esaret altında idi. Yani ilk şey ülkemizi özgürleştirmekti. Bu çok önemliydi. İşte bu yüzden Ben ülkemizin özgürlüğü için annem ve babam gibi, aynı şekilde çok, çok aktif bir rol üstlendim.

Ancak özgürlüğü elde edince, bir süre sonra bizler kaybolduk. İnsanlar yanlış olan, sözüm ona “eğlence” denen, her tür modern şeyleri almaya başladılar. Bütün bunlarla birlikte, dünyanın her yerinde büyük bir arayış gücü olduğunu gördüm ve bazı sahte insanlar da bundan tamamen yararlandılar. Onlar dışarı gittiler ve çok fazla, çok fazla para yaptılar ve bu insanları kendi sahtelikleri ile lanetlediler. Onlara ne yaptılar, bilemiyorum. Arayış içindeki bir çok kişi böyle kaybolup gitti. Buna ragmen Ben Amerika`ya gittim ve orada bir şeylerin nasıl gittiğini görünce şok oldum ama onlara yardım edemedim çünkü onlar aklen çok hasta durumdaydılar, neye sahip olmaları gerektiğini ve sizin, gerçek için ödeme yapamayacağınızı anlayamadılar. Sonra şu oldu, Ben Sahastrara kırıldıktan sonra başlamalıydım. Sahastrarayı nasıl kırdığımın öyküsünü biliyorsunuz. Ve Benim bir kişiden başlayarak nasıl aydınlanma verdiğimi biliyorsunuz.

Fakat Amerika`da büyük hayal kırıklığı yaşadım. “Bu nasıl büyüyecek? Bu nasıl çalışacak?” diye düşünüyordum. O zamanlar Hindistanda, 25 civarında aydınlanmış insanımız vardı ama onlar aydınlanma ile ne elde ettiklerini anladılar. Aydınlanma aldıktan sonra çok iyi insanlar olmaları gerektiğini anladılar. Bütün kötü alışkanlıklarını bıraktılar ve Bana ibadet etmek istiyorlardı. Ben “hayır, hayır” dedim “Bana ibadet etmeyin, çünkü insanlar bunu anlamayacaklar” Ancak bir gün Beni zorladılar ve evin terasına gelip Bana ibadet ettiler, çünkü birisi onlara “O Tanrıça’dır” demiş. Programdan sonra şu oldu, posses olmuş hizmetçi bir kız geldi. O geldi ve Bana “Tanrıça” diyerek hitap etmeğe başladı. İnsanlar ona, “Sen ne diyorsun” dediler. O bir kadındı ama bir erkek gibi konuşuyordu. Bunun üzerine o dedi ki “Ben size gerçeği söylüyorum. O bizi kurtarmaya gelen Tanrıça” Lisanı bir hizmetçininki gibi değildi, Adi- Shankaracharya’nın bütün strota’larını söyleyebilen iyi eğitilmiş bir Brahman’ınki gibiydi Bu çok şaşırtıcydı. Bu yüzden Ona bir çok sorular sordular, ancak o çok yorgun düştü. Ben de herkese “onu dinlemeyin, bunun bir yararı yok” dedim. Ancak kimse ikna olmadı ve onlar “Anne, biz Size ibadet etmeliyiz” dediler. Bir şekilde razı oldum ve onlar bu işi gerçekleştirmek için yedi Brahmin tuttular. Onlar korkuyorlardı, zira bu pujayı yaparsanız ve eğer Gerçek bu değilse siz zarar görebilirsiniz.
Ancak tersine, pujayı yaparken onlar aydınlanmalarını aldılar. Onlar sadece “Bu şimdi Gerçek!” dediler. Ellerinde serin esintiyi hissettiler. Aydınlanmış ruhlarda görüldüğü söylenen bütün semptomlar başladı. Fakat Ben o zaman her şeyi söylemek istemedim, çünkü “Ben şuyum- ben buyum” diyen pek çok başka kişi vardı. Bu yüzden, her şeyi birden göstermek istemedim. Fakat yavaş yavaş insanlar etkilendiler ve Benim programıma gelmeğe başladılar. Sonra da Sahaja Yoga her yerde çok ilginç bir biçimde yayılmaya başladı. Yani, bu Sahastrara günü veya biz Sahastraranın açıldığı gün diyebiliriz, bu çok önemlidir. Bu çok süptildir. Bizler sadece Kundalininin 3,5 kıvrım şeklinde sakrum olarak bilinen üçgen kemikte yattığını biliyoruz. …………………….. Fakat bizler onun ne iş yaptığını, nasıl çalıştığını, bize neler olduğunu bilmiyoruz. O, altı çakradan yükselir ve yedincisini kırar. -Ben demeliyim ki, O altıncı merkezi kırar, zira Ganesha’nın merkezi hiç bir rol oynamaz.- yani altıncı merkezi kırıldığında, ki bu Sahastrara dır, o zaman sizi Tanrısal Sevginin her yerde olan gücüne bağlar. Ama bu Tanrısal Sevgi nedir? Bu ne yapar? Bu Annen’nin enerjisidir, bizler buna her yerde olan Adi Shakti nin enerjisi diyebiliriz, vibrasyonlar vasıtası ile çalışır ama vibrasyonlar nedir? Onlar Sahastraranız sayesinde akmaya başlayan çok süptil bir enerjidir. Sahastraranın bin yaprağının hepsi yavaşça aydınlanır ve bedeninizden akmaya başlarlar. ve bedeninizden, ellerinizden, ayaklarınızdan akmaya başlarlar. Ve siz daha fazla… demek istiyorum ki dikkatiniz ne kadar Sahastraranızda ise, o kadar daha hızlı çalışır. Şimdi okudum ki, bilimde bir enerji bulmuşlar. Nasıl bilmiyorum, bilimadamlarına sormalı Ne enerisiydi? quantum hah, quantum enerjjisi “Quantum”, neden ona quantum diyorlar bilmiyorum, çünkü quantum… dört dür. Belki bu Ganeshanın enejisi anlamında olabilir, belki de, bilmiyorum. Çünkü bilim adamları kör insanlardır, neye ne dediklerini bilmiyorum. Yani onlar, bir quantum enerjisi var diyorlar. Onlara göre bu quantum enerjisi çok süptil bir şekilde akar ve normalde görünmez ama onun ışığı vardır.

Sizler Benim bir çok fotoğrafımda bu ışığın her çeşidini gördünüz. Bu enerji, bir ışığın içinde hareket eder. Ben sanıyorum ki bu quantum enerjisi- tekrar, Ben çok emin değilim, çünkü Ben her zaman bilim adamlarını biraz müphem bulurum. Fakat sözünü ettikleri bu quantum enerjisi , sanki spiritüel bir enerji, etrafta akan sevgi enerjisi gibi bir şey olmalı. Ve bu quantum enerjisinin ne yaptığını bimiyorlar ancak onun bir ışığı olduğunu gördüler. Quantum diyorlar çünkü onlara göre bu demetler halinde akar ve onlara göre, her demet bir quanta oluyor. Şimdi bu enerji aktığı zaman sizin de gördüğünüz gibi, çalışır. Bu her yönde, her boyutta çalışır. Örneğin, o fiziksel olarak çalışır. Diyelim ki fiziksel bir rahatsızlığınız var, gördünüz ki bir çokları Benim huzurumda iyileştiler- yanlızca huzurumda bulunmakla iyileştiler. Benim onlara bir şey yapmaya ihtiyacım yok veya Ben birini görür görmez neden dolayı acı çektiğini bilirim. Bu da, söylemek zorundayım ki, Benim bağlantım Divine ile. Ve bu Bana, kimde neyin yanlış olduğunu ve ne yapılması gerektiğini söyler. Ve bu anında iyileşebilir. Çünkü bütün bunlar Bana “öylece” gelir. Demek istiyorum ki, Ben hiç bir soru sormam, bulmaya çalışmam, analiz etmem, o sadece “böyle yap” der. Ayrıca O da söylemez, o sadece yapar! O sadece otomatikman çalışır. Bu erjinin nasıl çalıştığını açıklamak çok zordur. Fakat aydınlanmasını almış olan hepiniz de, kendi enerjilerinizi çalıştırabilirsiniz. Nasıl mı? Onu serbest bırakarak, onu hissederek, onu başkalarına vererek, tecrübe ederek.

Tabii ki Sahaja Yoga yanlızca sizler sayesinde yayıldı. İnsanları Sahaja Yoga’ya getiren sizlersiniz. Fakat bu, bunun sonu değil. Bizler bu dünyayı kurtarmalıyız. Bunun için insanların en az %40 ının aydınlanmalarını alması gerek. Milliyetleri ne olursa olsun, eğitimleri ne olursa olsun, her ne ise, onlara aydınlanma verilmeli. Bizim eski Hint yazıtlarımızda açıkça yazılıdır: “Atmasakshatkar olmadan yaşamınız beyhudedir” Fakat Atmasakshatkar nedir? Bu, kendiniz hakkındaki bilgidir. Her yeri kaplayan güçle ile bir olmadıkça, bu bilgiye nasıl sahip olabilirsiniz? Bu yüzden, 1970 yılında Sahastrarayı açabileceğimi hissettiğim zaman, bu çok büyük bir şeydi. Bunun üstesinden gelmiş olduğumu anladım, zira Ben tek sıkıntının, insanların tek engelinin bu olduğunu biliyordum. Sahastraraları açık olmadığı için, işte bu yüzden karanlığın içine gidiyorlardı, işte bu yüzden savaşları vardı, işte bu yüzden her tür sorunları vardı. Fakat eğer Sahastraraları açıksa ve eğer Tanrısal güç ile bir olmuşlarsa, bütün sorunları çözülecektir, her tür problem çözülecektir ve onlar çok mutlu insanlar olacaklar. Ben bunu anladım ve çok mutluydum, çok neşeli idim. Fakat hiç kimse Beni kimse anlamadı. Bilmiyorum, onlar Benim saçma sapan bir şeyler konuştuğumu düşündüler. Hiç kimse ne olduğunu anlamadı. Çünkü Shastralarda bile Kundalini hakkında bu kadar açık şeyler yazılmamıştı. Yanlızca bir büyük aziz, Gyaneshwara isminde, o kitabının altıncı bölümünde Kundalini hakkında yazdı. Çok açık değildi, o yanlızca şunu söyledi, “Kundalini ile, siz uyanışınızı elde edebilirsiniz”. Ben işitttim, sizler de her zaman o şarkıyı söylüyorsunuz, O şarkı derki, “Oh, Kundalini Anne, lütfen uyan!” Fakat hiç kimse bu Kundalininin ne olduğunu ve neden bu şarkıyı söylediğinizi bilmiyordu. Bu bütün ülkemizde vardı, insanlar köylerde söylerlerdi. Çok açıkça ama hiç kimse bunun anlamını anlamadı. Onlar sadece bir tür bhajan söylüyorlardı veya bir tür müzik konseri olabilir. Fakat hiç kimse neden bahsedildiğini anlamıyordu. Bu her şey hakkındaki öyle bir yanlış anlamaydı ki. Ve bütün bu uyanış hakkında , aydınlanma hakkında açıkça yazmış olan bütün bu şairler de, her şey sadece kitaplarda idi. Onlar kitapta bir satır okuyup, sonrada orada kalmışlardı. Başka birisi başka bir satıra başlıyor, sonra o bir başka noktada duruyordu; bunun gibi, onlar sadece okuyorlardı. Tüm kutsal yazılarda aynı şey. Yaratılan büyük yanlış anlaşılmalar vardı ve onların kendi çıkarları için kullanılmıştı. İşte bu nedenle biz, aydınlanmanın ne olduğunu anlamış olan insanlar bulamıyorduk. Yanlızca biraz para için veya özel bir konum elde etmek için insanlar büyük, büyük organizasyonlar başlattılar, çok büyük dinsel organizasyonlar. Onlara ne isim vermeli bilmiyorum- fakat hiçbirisi Aydınlanmış ruhlar değildiler. Örneğin Çin’e giden Viditama adında büyük bir aziz vardı. “Zen” adı verilen bir din başlattı.

Zen “Dhyana” demektir. Ve o Zen`i, insanları düşüncesiz konuma getireceği bir hale getirmek istedi. Şekil verilmiş kumla dolu bir büyük hazne yaptı ve birkaç taş koydu. Dedi ki, “Bu göletin kenarında oturun ve sadece bakın, düşünmeyin” Ama insanlar onun ne olduğunu anlamadılar. Normalde oraya giden her hangi bir kişi, “Oh, bu denizdeki bazı gemilere benziyor” veya her tür şeyi söyler. Fakat hiç kimse düşüncesiz farkındalığı denemedi. Ben onlardan bazılarına, “Bu düşüncesiz farkındalık için” dedim. Onlar anlayamadılar. Sonra, Japonya`da da, Tao`muz var. O, Tao olan, Her yeri kaplayan güçten, bahsetti. Ve Lao-Tze bunu yapan kişiydi. O, azizleri tarif etti, azizlerin nasıl olduklarını , nasıl davrandıklarını, nasıl konuştuklarını, onların üslüplarının ne olduğunu, her şeyi. Fakat siz “nasıl” aziz olsunuz,hiç kimse bunu söylemedi! Düşünüyorum da bir kişinin nasıl azizvari bir kişilik haline getirileceği tarif edilmedi. Onikinci yüzyılda da, Gyaneshwara onikinci yüzyıldaydı, – O bundan bahsetti ve kitabında bundan bahsetti, her şeyden. Çünkü bu tarz, Gurunun fazla sayıda kişiye değil,aydınlanma vereceği sadece tek bir müridinin olması gerektiği şeklinde bir tarz vardı. Neden böyle bir yasa veya bir kural koydular, bilemiyorum. Ve sonra, bu onikinci yüzyıldan başladı, Aydınlanma’yı öven şarkılar söyleyen bir çok aziz vardı. Hepsi bu ritüellerin iyi olmadığını düşündüler ve bunun üzerine ritüelleri ve bunu terk ettiler. Fakat olması gereken şey ne idi, hiç kimse bilemedi. Onların yaşamlarının hepsini okudum, orada bulunan ondan sonraki pek çok azizi de okudum ama görünüşe göre kimse kundaliniyi nasıl yükselteceğini bilemedi. Esas sorun buydu, Kundaliniyi nasıl yükselteceklerini bilmiyorlardı. Halbuki, sanırım, onların bu gücü olmadı veya belki de bilgileri yoktu. Kundalini hakkında konuştular, tamam, ama Kundaliniyi nasıl yükselteceklerini bilmiyorlardı. Bu spiritüelliğin çok özel bir gücüdür. Onların hiç birisi size, Kundaliniyi nasıl yükselteceğinizi söyleyemez veya anlatamazdı. Şimdi hepiniz, çok nadir bir şey olan bu güce sahipsiniz. Hepiniz buna sahipsiniz. Kundaliniyi yükseltme gücü olmayan kimseyi görmüyorum. Yapamıyor olabilirsiniz, kendinizden hoşnut olmayabilirsiniz ama bu çok iyi bir şey değil. Siz Sahastraranızın açılmasını elde etmişseniz ve eğer Kundaliniyi nasıl yükselteceğinizi biliyorsanız, dışarı çıkıp insanlara Aydınlanma vermek zorundasınız. Hiç bir şey insanlara aydınlanmadan daha yararlı olmayacaktır. Diğer hayır işlerinin yararı yoktur, para vermenin, onu bunu vermenin yararı yoktur. En iyi şey dışarı çıkıp aydınlanmasını isteyenlere bakmak ve onlara aydınlanma vermektir.

Çingeneler üzerinde çalıştıklarını görmek Beni çok mutlu etti Benim Çingenelere karşı özel bir duygum var. Kendi suçları olmaksızın, çok sefil bir yaşam sürüyorlar. Çingeneler nasıl da aydınlanma aldılar. Sahip olmak isteyen herkese bunu verebileceğinizi görebilirsiniz. Orada tek bir şey var, siz bunu onlarda zorlayamazsınız. Eğer onların bir arzuları varsa, saf bir arzuları, aydınlanma alabilirler. Yani, bugün, sadece aradan pek çok yıl geçtiğini söylemeliyim, Ben oldukça sıkı çalıştım, gece ve gündüz ve Benim tek arzum, sizlerin bunu ciddiye alması, uygulamalarıydı. Aydınlanmanızı kendinize saklamayın. Ne kadar çok kişiye aydınlanma verirseniz bu Bana ve Kadir-i Mutlak Tanrı’ya karşı en büyük minnet borcunuz olacak.Tek şey, başkalarına aydınlanma vermeye çalışmanızdır. Asla bir hata yapmayacaksınız. Asla bir hata yapamazsınız çünkü Kundalini bilir. O sizi bilir, sizin Aydınlanmış bir ruh olduğunuzu bilir. O size saygı gösterecektir. Eğer hata yapsanız bile, O bunu düzeltecektir ve size yardım edecektir, her şekilde. Ben sadece bir, Ben söylemeliyim ki, kimseden destek görmeyen bir ev kadınıyım. Fakat Ben şundan eminim ki, Sahastraranın nasıl kırılacağını bulmak Benim görevimdi. Her ne yolla olursa olsun- dışarısı fark etmez- Benim görevim Sahastraranın kırılışını bulmaktı, ki Ben bunu yaptım. Şimdi siz de bunu biliyorsunuz! Bu yüzden sizin işiniz bu. Şimdi bilim adamları sorular sormak için yakınınıza gelecekler, zira bizim hali hazırda yapmakta olduğumuz şey hakkında ne konuştuklarını bilmiyorlar. Yani siz, hepiniz bu kadar güçlüsünüz. Ancak kaç taneniz gerçekten bu işi yapıyorsunuz, sorun bu. Bugün çok önemli bir gün. Size söylemek istiyorum ki, sizler Benim ellerimi kuvvetlendirmelisiniz. Tanrıça’nın bin eli var, derler ama şimdi o bin adet el bile, sizin iki elinizle yakına gelmenizi ve çalışmanızı istiyor. Sizin ne yapmanız gerekiyor, bu çok önemli. Bu dünyadaki her tür sorun cehalatten kaynaklanır, politikayı ele alın, her hangi bir problem ele alın. Bunun çözümü, sizin Tanrı ile beraber olan gücünüzdür . Size basit bir örnek vereceğim. Türkler geldiler ve Bana “Anne gelmelisiniz, ziyaretinizi ertelememelisiniz” diye yalvarıyorlardı ve pasaportumda bir sorun vardı. Ben dedim ki “Pasaportum hazır değil, nasıl geleceğim?” Sonra düşündüm “Neden olmasın? Pasaport işini de hallederiz!” Ve pasaport hazırdı. Benim Türkiyeye gelmemi istiyorlardı çünkü, “Finansal durum çok kötüledi, ekonomik durum kesinlikle çok kötü gitti- mahvolduk” dediler. Oraya gittim, bu konuda Ben hiçbir şey yapmadım; iki gün içinde Dünya Bankasının 10 milyar dolarlık yardımı duyuruldu. Şimdi Ben Dünya Bankası ile konuşmadım, onlarla hiçbir işim yok Bilmiyorum. O zaman, Ben “Hayır, belki de, siz böyle bir sıkıntının içindesiniz diye size yardım ediyorlar” dedim. Onlar da, “O kadar çok ülke var, neden sadece bize yardım ediyorlar?” dediler. Dedim ki “İşte nokta burası!” Yani Türkiye de şaşırdım, sadece bayanlar var, çoğunlukla,lider olanlar ve onlar bu kadar büyük bir iş yaptılar ki. Şimdi Ben kendi ülkelerinizde ne yapıyorsunuz, bunu görmek isterim. Diyebilirsiniz ki “Benim ülkemdeki insanlar ümitsiz şekilde kötüler” Belki de böyle, Ben hayır demiyorum. Fakat hala yerler var, gidip onlarla konuşabileceğiniz yerler var, siz onlara anlatabilirsiniz, küçük cepler var, – özellikle medyayı ele almanız lazım.

Bu sizin yapmanız gereken bir şey ve neden yapamadığınızı bulun. Benim gibi, Ben hiç kimse tarafından desteklenmedim, kimse tarafından yardım edilmedim ve Ben Sahastrarayı kırmayı nasıl becerdim ise, siz de başkalarının Sahastrarasını kırabilirsiniz. Bu zor değil, zira Benim vizyonum şu, “Bu dünyadaki insanların en az %40’ının, Sahaja Yogayı pratik eden, başkalarına aydınlanma veren ve insanları değiştirmeye çalışan, Aydınlanmış ruhlar olması gerekir.” Siz herkese gidebilir ve anlatabilirsiniz, herkese Ayırım yapmaya, bulmaya veya onlarla beraber oturmaya gerek yoktur, demek istiyorum ki, insanlar bazen kendi eğitimlerininin kopyasını alıyorlar ve bunu, buna gerek yok. O kişi her kim olursa olsun. Ben bunu siz köpeklere veya hayvanlara verin demiyorum, insanlara verin. Onlar her şey olabilirler, onlar İngilizler olabilirler veya onlar Alman olabilir, onlar İtalyanlar olabilirler, her yerde. Ben de anlattm, bazı insanlar pek çok seminer yapıyor ve bütün seviyelerde çok sıkı çalışıyorlar. Müslümanlar arasında da çalışmaya başladık. Hindistanda bile bu başarılı oldu. Bilmiyorsunuz, insanlar tamamen kafalarını yitirmediler, bu yüzden başarılı olabilir. Çok fazla hayal kırıklığına uğramayın veya bunun için üzülmeyin. Yavaş yavaş bu düzelecek. Aydınlanmanın en büyük düşmanı sanırım, içki içmektir. İçmek, eğer insanlar içiyorlarsa, böyle köle oluyorlar; beyinleri doğru çalışmıyor. Yani, düşünüyorum da içki içmekle Sahastrara da bozulmuş olmalı. Yani içki içmek, sanırım, en kötü düşmandır. Eğer içki içen birisini bulabilirseniz, bu kişinin kendi kendisine içmeyi bırakmasına yardım edebilirseniz, bu başarılı olacak. Tabii ki başka düşmanlarımız da var, oradaki sahte gurular gibi. Dinsel tahrifatlar yapan diğer düşmanlarımız da var. Fakat bu fazla önemli değil. Eğer içen insanları ondan uzak tutabilirseniz, size söyleyeyim, bu değişecek. Ve onlar artık şimdiye dek ne yaptıklarını, içki içmeyi, kaçmayı anlayacaklar, şimdi onlar sahaya gelecekler. Onlar Sahaja Yogayı çalıştıracaklar. Yani sizler sanki sevginin çok nazik askerleri gibisiniz ve işte yaymanız gereken şey budur, başkaları ile konuşun, sahip olduğunuz bu neşeyi onlara verin. Buna sadece siz veya sizlerden çok az kimse sahipse, tatmin olmayın. Sizler bunu çok hızlı yaymalısınız ve yapabilirsiniz. Çünkü bunun için para gerekmez, show yapmanız gerekmez, bu yanlızca içeridedir, bu çalışır, bu zaten orada, orada mevcut, herkes buna sahip. Ben tüm bunları biliyordum. Tabii ki Ben bunu biliyordum ama şimdi de siz biliyorsunuz. Bu yüzden sizde onu çalıştırmalısınız, onu o şekilde çalıştırın ki, Ben eminim, bir gün bu dünya değişmiş bir yer olacak. Çok teşekkür ederim.