Public Program, Istanbul 2002

Istanbul (Turkey)


Feedback
Share

Public Program. Istanbul (Türkiye), 21 Nisan 2002.

Gerçeği arayan herkesin önünde eğiliyorum. Gerçeği bilmek için buraya gelmiş olan sizleri görmekten dolayı çok mutluyum. Hassas bedeninizle ilgili size biraz önce anlatılanları henüz bilmiyorsunuz. Bunun nedeni kendi idrakinizde daha aynı hassasiyete sahip olmayışınızdır. Son aşama olarak, sizlerin kolektif olmanın idrakine yükselmeniz gerekmektedir.

Ülkenizde, Türkiye’de pek çok sufi olduğunu sizlere söylemeliyim. Onlar kendilerini sufi olarak adlandırıyorlar. Bunun nedeni sufilerin saf olmalarıdır. Onlar Ruhaniyete sahiptiler. Ruhtan bahsettiler ama kimse Ruh hakkında bilgiye sahip değildi. Ve onlar Ruhtan bahsettikleri zaman, onu nasıl açıklayacaklarını bilmiyorlardı. Ruhani yaşamdan bahsettiler ama Ruhani yaşamın ne olduğunu açıklayamadılar. Ruhani yaşam, Tanrı’nın her yeri saran sevgi gücü ile bağlantıda olunan bir yaşam demektir. Bu, girilen farklı bir alandır. Onlar bunu açıklayamadıkları için, her şeyi çok edebi bir şekilde yazıp anlattılar. Ama sizler için, Ruhani yaşamı elde etmenin zamanı geldi. Bu çok önemli, çünkü istediğiniz yöntemi deneyin, istediğiniz kadar para ödeyin, istediğiniz kitabı okuyun eğer bağlantıda değilseniz sizde hiçbir değişim olmaz.

İnsanın yaşamı, kıskançlıkla, öfkeyle ve her türlü zararlı şeyle dolu. Ve tüm dünyada sorunların sürekli olarak çoğaldığını görüyoruz. İnsanlar, bir kere Ruhani yaşama geçtiler mi, tüm dünyanın bir bütün olduğunu, küresel bir yaşamın varolduğunu fark edecekler. Olan şey, sizlerin saf sevgi okyanusuna atlamanızdır. Ne şehvet, ne hırs, hiçbir şey yok. İşte olması gereken budur. Çünkü bizler insan olarak doğmuşsak eğer, Ruhani yaşamı elde etmemiz gerekir. Bunu parayla alamazsınız, bunu insani idrakinizle öğrenemezsiniz ve anlayamazsınız. Dolayısıyla, idrakinizde yeni bir boyuta geçmeniz şarttır.

Kimse sufileri anlamadı ve onlara sadece eziyet ettiler. Çünkü onlar diğerlerinden çok farklıydılar, çok daha üstündüler. Diğerleri buna dayanamadılar. Ve sonuçta bugün, dünyanın dört bir yanında insanlar sürekli savaşıyorlar.

Ruhani yaşam, saf sevgidir. Bu sevgi zorla elde edilemez, öğretilemez. O sizlerin içinizde zaten mevcuttur. Değerinizi bilmiyorsunuz, neye sahip olduğunuzu bilmiyorsunuz. Bütün azizler dünyaya geldiler, enkarnasyonlar, peygamberler geldiler dünyaya. Onları kimse anlamadı. Yaptıkları tek şey onları öldürmek oldu. Çünkü insanların çoğunluğu Ruhani değildi. Sonuçta, tüm bu cahil insanlar o yüce kişiliklerin Tanrısal bilgilerine katlanamadılar.

Bugün, tüm dünya için bir bütün olma ve sevgi denizine atlama zaman geldi. Ve bu çok basittir, çok kolaydır. Size anlatıldığı gibi, hepimizde, yaradılışımızla birlikte içimize yerleşmiş olan ve sakrum denen üçgen şeklindeki kemikte bulunan o güç zaten vardır.  Bu gücün uyandırılması gerekir. Ve bu güç bir kez uyandırıldı mı, enerji merkezlerinizden geçer ve onları temizler, aydınlatır. Ve en sonunda, Kundalini sizi Tanrısal güç ile bağlantıya geçirir. Kuran’da anlatılan Miraç işte budur. Hepiniz bu Miraç’ı elde edebilirsiniz. Ve bir kez bunu elde ettiniz mi, her yeri kaplayan sevgi gücünün serin esintisini parmak uçlarınızda hissederek deneyimleyebilirsiniz. İşte ispatı budur. Bunda hiçbir sahtelik, hiçbir yalan yoktur ve en nihayet, serin esintinin bıngıldak kemiği bölgenizden de çıktığını hissedebilirsiniz. Bu bölge, bizler çocukken nabız gibi atan bölgedir ama sonra kapanır. Kundalini burayı delip geçtiğinde, ancak o zaman, o bağlantıyı kendi varlığınızdan dışarı çıkan serin bir esinti olarak hissedebilirsiniz.

Sizlerin Tanrı’ya çok fazla inancınız var, Kuran’a, İslam’a çok fazla inancınız var ama teslim etmeniz gerekir. İslam demek teslimiyet demektir. Ancak o zaman o idrake, o Tanrısallığın yüksek idrakine ulaşabilirsiniz. Bu vibrasyonları elde ettikten sonra, kendinizde, çakralarınızda neyin yanlış olduğunu bilme gücünü de geliştirebilirsiniz. Aynı zamanda başkalarında da yanlış olan şeyleri bilebilirsiniz. Önemli olan idrakinizin Ruhaniyetin yeni boyutuna doğru nasıl geliştiğidir.

Hepiniz sufi olmalısınız. Ama şiir yazmayın. Çünkü insanlar şiiri anlamıyorlar. Ben de şiir yazabilirim ama yazmıyorum. Çünkü sizlerin geçeğin ne demek olduğunu doğrudan anlamanızı istiyorum. Şimdi sizlere bir şey anlatmam gerekiyor. Fransa isminde bir ülke var. Tüm Avrupa ülkeleri içinde, Fransızlar gördüğüm en garip insanlardır. Son derece şımarıklar. Kokan yemekleri seviyorlar ve sürekli içki içiyorlar ve öyle kokan peynirler yiyorlar ki, nasıl yapıyorlar bilmiyorum, bir köpek bile yemez onları ve kültürden bahsediyorlar. Üstelik çok da ahlaksızlar. Afrika’da Benin isimli bir ülke var ve hepsi Müslüman oldular. Onlara neden onlar gibi Hıristiyan olmadınız da Müslüman oldunuz diye sordum. Bana dediler ki, bize egemen olan bu korkunç insanlar öyle kötü kokuyorlar ki. Pek çok kişi ve Moliere gibi pek çok yazar onları hicvetti. Başka bir yazar tarafından yazılmış ve onların ne kadar garip olduğunu gösteren “Nana” isimli bir kitap daha var. Onların sizlerden öğrenecek çok şeyleri var. Sizler çok yeteneklisiniz ve aklı başında insanlarsınız ama sağ duyunuzu koruyun. Fransızlardan bahsediyorum çünkü bugünlerde sizleri etkilemeye çalışıyorlar. Televizyonlarınızı da etkilemeye çalışıyorlar. Dikkatli olun. Onlar gerçeğin ne olduğunu bilmiyorlar. Tanrı bilir ne tür bir Hıristiyanlık bu; Hz. İsa’nın  tamamen aksi yönündedi. Lütfen kendi kültürünüzü ve anlayışınızı korumaya çalışın.  Sizler bir anda aydınlanmanızı alabilirsiniz.

Ben Türkiye’ye geldim, çünkü hatırlarsanız Hz. İsa’nın Annesi de geldi buraya. Onun neden buraya geldiğini artık biliyorum. Çünkü insanlar son derece iyiler ve pek çok sufi vardı burada. Burası öyle neşe dolu bir yer ki. Sanırım hepiniz bu gece aydınlanmanızı alacaksınız. İstemeyenler elbette ki gidebilirler. Bu son derece basit bir şey.

Soru: Büyük bir İslam sufisi olan Mevlana Celalettin Rumi “Eğer sırları açıklarsam insanlar beni yakarlar” dedi.

Shri Mataji: Bu doğru, o zamanlar insanlar farkında değildiler. İsa’yı çarmıha gerdiler. Muhammet Sahip’e işkence ettiler. Ben korkmuyorum. Bırakın beni yaksınlar, buna aldırmıyorum.

Soru: Dünya barışı aleyhine hareket eden Fransızlar hakkında söyledikleriniz tüm Fransızları kapsıyor mu?

Shri Mataji: Tabi ki istisnalar var.

Soru: Ölüm hakkında ne söyleyeceksiniz?

Shri Mataji: Bunu daha sonra tartışırız, siz çok gençsiniz. Ölümü düşünmeyin, şu anı düşünün. Şu anda yapılacak çok şey var. Ölümü düşünmek şu andan kaçmaktır.

Soru: İnsanlar neden yalan söylüyor?

Shri Mataji: Çünkü onlar gerçeği ve gerçeğin gücünü bilmiyorlar.

Soru: Yoga aklın gücü ile elde edilebilirmi?

Shri Mataji: Yoga aklın ötesindedir. Aydınlanmanızı aldığınızda bunu göreceksiniz.

Soru: Aydınlanmanızı nerede aldınız? Kendinizi bir peygamber olarak görüyor musunuz? Sizin Tanrı’nın yanında yeriniz neresidir?

Shri Mataji: Benim için endişelenmeyin, siz kendiniz için endişelenin.