Tanrının Sevgisini Anlamak Caxton Hall, London (England)

“Tanrının Sevgisini Anlamak”, Caxton Hall, Londra (İngiltere), 11 Mayıs 1982. Son yaptığımız bir çok konuşmada Tanrı’nın Sevgisinin bedelini ödeyemeyeceğinizi söylüyoruz. Bu bazen Beni güldürür. İnsanlar O’nu asla anlayamazlar çünkü çok onlar sınırlı bir alanda yaşarlar. Onun sevgisi sınırsızdır. Bağışlaması sınırsızdır. Bu “sınırsız” ve “sonsuz” kelimelerini dahi anlamıyoruz çünkü böyle bir şeyi bilmiyorduk. Ve bir şeyin gerçek olduğunu söylemek, aynı zamanda gerçek olan bir şeyi onaylamak gibidir. Sizin bir sertifikaya ihtiyacınız yok. O insanlar bile anlamıyor. Yapaylıkla yaşıyoruz, gerçeği bulmaya çalışıyoruz, yine de yapaylığı gerçek olarak kabul ediyoruz. Yine savaşmaya devam ediyoruz, sonra da bunun gerçek olduğunu düşünüyoruz. Tekrar, bu bir şeye, yapay bir şeye ya da bir tür zihinsel projeksiyona dönüşüyor. İnsanların tüm bu sınırlı çabaları ve deneyimleri, onları çok şartlanmış bir hale getirdi, Tanrı’yı ​​anlamak kolay değildir. O tüm bu evreni şefkati ve sevgisiyle yarattı. Sizi de insan olarak, şefkati ve sevgisi içinde yarattı. Onun hiçbir şeye ihtiyacı yok ama O sever. Ve tüm bu şeylerin ötesinde seven birini, herhangi bir ödül olmadan, sadece sevgi adına sevmeyi sizler anlayamazsınız. Sadece sevgi adına sevebilen tek bir insan dahi düşünemeyiz. Ancak aydınlanmadan sonra, siz giderek büyüdükçe, sevmenin en büyük neşe olduğunu anlarsınız. Ve sonra bununla bağlantılı olarak parayı düşünemezsiniz. Bu bir şeydir, söyleyeceksiniz ama bence, “paraya ihtiyacımız yok veya para almayız” demek bile, oldukça düşük bir düzeydir. Bu çok, çok kabadır. Çünkü para ve tüm bu kavramlar çok düşük seviyededir. O bu dünyayı ondan herhangi bir meyve elde etmek üzere yaratmadı. Hiçbir şey beklemedi, bunu sadece sevdiği için yaptı. Sevgisini ifade Read More …

Diğer Lokalarda neler oluyor? Caxton Hall, London (England)

Diğer Loka’larda (Dünyalarda) ne oluyor? Caxton Hall, Londra, İngiltere. 30 Haziran 1980. Görmediğimiz, farkında olmadığımız diğer Loka’larda (dünyalarda) ne olduğunu sizlere söyleyemem. Birazcık korkutucu olabilir ama Bütünle nasıl bir ilişki içinde konumlandırıldığımızı, Divine’in planlarının neler olduğunu ve bizim bunları nasıl gerçekleştireceğimizi anlamamızın zamanı geldi. Şimdi, burada pek çoğunuz aydınlamış ruhlarsınız. Bazılarınız ilk kez geldi, sizlerde aydınlanmanızı alacaksınız. Ama ortak olan nokta şu ki, hepiniz arayış içinde olanlarsınız, Tanrıyı arayanlarsınız, barışı arayanlarsınız, sevgiyi arayanlarsınız, ortak olan nokta budur ancak bu arayış sizlerde, kendi iyiliğiniz için, bireysel bir yükseliş için veya dönüşü olamayan bir yer için olan kazanımlar için değildir. Bu, bütün insanların yüzleşmesi gereken Son Yargı içindir. Bu yargıdan geçmeleri ve kendi sonlarına, Tanrının Krallığında bulunan kendi yerlerine ulaşmaları gerekiyor. Bu gün Benim önümde oturuyorsunuz, daha önceden, çok daha önceden de Benimle beraber oldunuz. Ama bu gün, özellikle Benimle birlikte olduğunuz bu zamanda, bununla yüzleşmek için buraya geldiniz ve Gerçeği, Sevgiyi ve Tanrının Kutsamalarını taşıyabileceğinizi kendiniz için görmeye geldiniz. Tanrının Krallığına girip, burada kalabileceğinizi, Onun tüm güçleri size doğru akarken, Onun hükümdarlığına girebileceğinizi görmek için. Bu sizlere daha önceden söz verilmişti. Tüm sözler tutulacak.  Bütün Kutsal metinler desteklenecek ve kanıtlanacaktır. Ama bilmek zorundayız ki, Tanrısal güçlerle, şeytani güçler arasında büyük bir savaş devam ediyor ve iblisler olarak sembolize edilen bütün bu şeytani güçlere, Sanskrit dilinde rakshasalar,  asuralar  adı verilir ve bu iblislerin hepsi, Tanrının Krallığını yıkmak üzere bu Dünya üzerinde doğdular.  Düşünün! Ne hırs ama! Ama onlar, Tanrının bu krallığını kalplerinizde yıkmak istiyorlar. Tanrının Krallığı vardır, var olacaktır, o ezelidir. Tanrı evren Read More …

Evrimin Üç Yolu Caxton Hall, London (England)

Evrimin Üç Yolu, Public program, Caxton Hall, Londra (Birleşik Krallık). 30 Mayıs 1979. Sizinle, bildiğimizden daha yüksek bir yaşam hakkında, diğer tüm güçleri kapsayan, nüfuz eden bir güç hakkında, mutluluk ve neşe dünyası olarak adlandırılan bu dünya hakkında konuşmak için buradayım. Tüm bu sözleri daha önce de duymuş olmalısınız ama Ben size içimizde bulunan, hepsi varlığımızın içine güzel bir şekilde yerleştirilmiş olan, resimde gördüğünüz kadar net ve yaşayan bir enstrüman olan Kundalini adındaki bu sarmal enerji yükseldiği zaman, aslında onun bir nabız gibi attığını kendi gözlerinizle görebileceğiniz bu enstrümanı, sizlere anlatmak üzere buradayım. Kendi varlığımız içinde bu yükselişe sahip olmakla, bilinçaltındaki bu atılımla, tüm mutlak sorularınıza gerçekten cevap bulabileceğimiz farkındalığımızla, başka bir yeni boyuta hep birlikte girmemizle, zaten kutsanmış durumdayız. Şimdiye dek, eski Hindistan’da bizim üç tür hareketimiz vardı. Hepsinden haberiniz var mı bilmiyorum ama bizde üç tür hareket vardı. Ve bunun yansımaları o ülkede, diğer ülkelerde kendini gösteriyordu. İngiltere’de bile birçok temel soruların, mutlak soruların yanıtlarını bulmakla çok meşgul olan insanlarımız oldu. Yani arayış dünyanın her yerinde var olmuştur. Ama daha önce de söylediğim gibi, iklim koşulları ve insanların arayışlarına cevap bulmak için, tenha yerlere gidebilecekleri çok fazla alan olduğu için Hindistan belki de bunun için en iyi ülkeydi. Bugün sizlere aradığımız üç yöntemi veya üç yolu ve bunların sonuçlarını anlatmak istiyorum. Birincisi sol taraftadır: onların Tanrı’ya adanma gösterdikleri, bhakti dedikleri yoldur. O’nu aramadan, Tanrı’ya ilahiler söylediler. Ona seslendiler, Ondan yardım istediler. Başlangıçta en büyük zorluğun elementlerden kaynaklandığını düşündüler; bu yüzden elementlerin üstesinden gelmeye çalıştılar. Ve elementlerin üstesinden gelme Read More …

Agnya Çakranın anlamı, emretmektir. Caxton Hall, London (England)

“Agnya chakra”, Caxton Hall, Londra (İngiltere), 18 Aralık 1978. Bugün Agnya Çakra olarak adlandırılan altıncı çakradan bahsediyoruz. ‘Gya’, ‘gnya’ kelimesi ‘bilmek’ anlamına gelir, gnya bilmektir. Ve ‘A’, ‘bütün’ anlamına gelir. Agnya çakranın başka bir anlamı daha vardır. A-gya, agnya ‘itaat etmek’ veya ’emir vermek’ anlamına gelir. Bu her iki anlama da gelebilir. Eğer birisine emrederseniz o bir agnyadır ve emire uyan kişi de bir agnyakaridir. Agnya yapan kişidir. Bu altıncı çakra, insan düşünmeye başladığında yaratılmıştır. Düşünmek, ifade edilen lisandır. Eğer lisanımız olmazsa düşünemeyiz. Ama bu, bize hiçbir düşüncenin gelmediği anlamına gelmez. Eğer bunu ifade edemiyorsak, bu içimizde işleyen bir düşünce sürecinin olmadığı anlamına gelmez. Ancak bu süptil aşamada, düşünceler bize geldiği zaman, onlar dilde değildirler, bu yüzden bize iletilmezler ve bu yüzden eğer bir lisanımız yoksa ne düşündüğümüzü anlayamayız. Bu yüzden çocukların ne istediklerini bize iletemediklerini, çünkü ne istediklerini bize söyleyemediklerini görmüşsünüzdür. Midelerinde bir baskı hissederler ve su falan isterler, bunu isterler ama bize söyleyemezler ve bu yüzden söyleyecekleri şeyi düşünemezler. Ama daha sonra düşünmeye ve bunu lisana dökmeye başladığınız zaman, o lisan resimde görüldüğü gibi beynimizde o sarı ve siyahın sol tarafında ve sağ tarafında depolanır, daha sonra düşünce dalgaları olarak bize geri gelir. Sanki birisi bizimle konuşuyordur. Ancak dil başlamadan önce, buna bir ilham veya düşünce süreci diyebiliriz, çok erken aşamada bu bize belirli formlarda gelir ve bu formlar ışık ve gölgededir. Onlar dilde değil, ışıkta ve gölgededirler. Ve Sahaja Yoga’ya geldikten sonra eğer düşüncelerinizin derinliklerine inerseniz onların Agnya çakramızı kaplayan ışık ve gölgeden başka bir şey olmadığını Read More …

Akılcılık, Duygusallık ve Bilgelik Caxton Hall, London (England)

Akılcılık, Duygusallık ve Bilgelik, Caxton Hall, Londra (İngiltere), 12 Haziran 1978 …O halde rasyonellik/akılcılık ne yapabilir? İçimizde akıl olmasının bir nedeni olmalı, Tanrı bize neden akıl vermiş, O elmaslarını bu şekilde israf etmez! Akılcılık bize, oraya akıl yoluyla ulaşamayacağımızı anlama duygusunu verir. Çünkü bu şey başınıza gelmedikçe, siz buna inanmayacaksınız. Bağlı olduğumuz, desteğimiz olan, biz olan bu rasyonelliğin; biz her zaman özdeşleşmemizin rasyonellikle tamamlandığını düşünürüz. Bizler çok rasyoneliz (akılcı) ve aynı zamanda rasyonelliğimizle gurur da duyuyoruz. O zaman rasyonellik yoluyla/sayesinde, artık işe yarayacak olanın bu at olmadığını anladığınız bir noktaya ulaşırsınız. Bu akılcılığın kullanılmasıdır! Bir şekilde o, onun bir kenara atılması gerektiğini veya ona güvenilemeyeceğini düşündüğünüz bir doruk noktasına sizi götürür. Öte yandan rasyonellik size bir bakış açısı kazandırır. Daha sonra ise, deneyim kazandığınız zaman ilişkilendirilebilecek bir görünüm. Akılcı olmanın  sizi neden başarısızlığa uğrattığını anlamaya başlarsınız. Yani bu olumsuz yönde (çalışan) bir öğretmendir. Olumsuz yönde bir öğretmen ama bu çok önemli çünkü insana özgürlük verildi ve o da, kendi özgürlüğünü kullanmaya başladı, aklını kullanmaya başladı. O noktaya ulaştığı zaman, bilgeliğine güvenmeye başlar. Ve bilgelik, insanın duygusallığı ile rasyonelliği arasındaki, bunun merkezinde, yani onun kalbi ile aklı arasındaki dengedir. Oralarda bir yerde, merkezde, ya da siz buna dayanak noktasında diyorsunuz, bu bir merkezdir. Yani eğer siz duygusallığa çok fazla takılırsanız ya da rasyonelliğe çok fazla takılırsanız, merkeze doğru ilerlemeniz ve onu bir noktada dengelemeniz gerekir, yalnız o zaman bilgelik içinde olursunuz ve işte bu şekilde kendi içinizde yükselirsiniz. Soldaki veya sağdaki herhangi bir aşırı davranışın veya bağımlılığın, size faydası olmayacaktır. Bunu Read More …

Hepimiz arayıştayız. Caxton Hall, London (England)

Halka açık program, “Hepimiz Arayıştayız”, Caxton Hall, Londra, 20 Mart 1978. Gregoire, o kadar çok şey söyledi ki, bunun üzerine Ben ne söyleyeceğimi gerçekten bilemiyorum. Gerçekten şaşkınım. Bunun bir gerçek olduğunu biliyorum ve her ne kadar bu konuda biraz utangaç olsam da, sizler bununla yüzleşmek zorundasınız. Hepiniz arayış içindeydiniz ve sanıyorum ki, hatırladığım kadarıyla, Ben arayış içinde olmayan bir kişiyle karşılaşmadım. Onlar para ya da güç arayışında olabilirler ama birçoğu gerçekten de daha ötede olan bir şeyi arıyordu. Her zaman şunu hissettim, eski ve kadim zamanların Tanrı’yı arayan tüm büyük bilgeleri Batı’da doğdular. Materyalizmden nefret etme şeklinizi; yaşam için bir tür anlayışa ulaşma şeklinizi, Ben görebildim …. (bu) yeni bir şey. İsa’nın zamanında kimi cüzamlılar ve bazı hastalar dışında böyle insanlara rastlamak mümkün değildi. O’na bakmayı isteyen başkada kimse yoktu. Şüphesiz zaman değişti ancak pek çok insan bu arayış sırasında bir sürü hata yapmıştır. Hatalar her zaman affedilebilir. Onların düzeltilmeleri gerekir. Ben bununla birlikte doğdum. Bunu yapmam gerektiğini biliyordum ve bir gün Londra’da olmam gerektiğini de biliyordum. Çok yüksek, evrimleşmiş bir statüde olan tüm bu insanlar, diyebilirim ki, hayatın tekdüzeliği içinde yaşamayan, ortada guru olarak dolanıp para kazanmayan, alim olduklarını iddia etmeyen, tapınakların ve rahiplerin insanları, hepinizden uzakta yaşayanlar, kendilerini ormanlarda saklayanlar, onlar bunun olacağını biliyorlardı. Bunu biliyorlardı ama Batı’da arayış başladığı zaman, bir talep olması gibi, arz da (meydana) geldi. Burada oturan bir sürü Sahaja Yogi var. Ben onların gerçekten arayış içinde olanlar olduklarını söyleyebilirim çünkü onlar savaşmak için bir araya geliyorlar. (net değil) – “reddedildi” Birkaç şey var, Read More …

Tantrizm’in Tarihi Caxton Hall, London (England)

Tantrizm, Public program, Caxton Hall, Londra (İngiltere), 21 Kasım 1977. Sevgili arayış içindekiler, daha önce söylediğim bazı şeyleri özetleyebildiği için Gavin Brown’a müteşekkirim ve geçen sefer size anlattıklarımın tüm detaylarına tekrar girmeme gerek yok. Bazılarınız buraya ilk kez geldiniz. (Kaset kesintiye uğradı). Tantra’nın teknik olduğunu söylemesi gibi. Bu bir tekniktir ve Sanskrit dilinde Yantra, mekanizma anlamına gelir. Yani mekanizmanın tekniği. Şimdi bahsettiğimiz bu mekanizma nedir? İçimizde veya dışımızda herhangi bir mekanizma var mı? Yoksa bu süptil bir yöntemle mi çalıştı? Eğer düşünüyorsanız ve eğer siz gerçekseniz, tüm bu sorular aklımıza gelmeli ama görüyorum ki Batı’da insanlar maddi olarak çok gelişmiş olsalar da, çok maddi olan sorunları ve problemleri çözmüşler, çok donanımlılar ama spiritüel yaşam söz konusu olduğunda, çok naifler. Örnek bir form olarak takip edecekleri İsa gibi büyük bir kişiliğe sahip olmalarına rağmen, belki de bu örgütlü bir dinden dolayı, belki de bu böyle oldu, gerçekten arayış içindeki insanların meditatif yöntemlerle bunun içine girmeleri mümkün olmamıştır. Yani bu Tantra ya da Aydınlanmamızı çalıştıran bu teknik bilinmeli, tam olarak anlaşılmalıdır ve çalışan bu Yantra sizde zaten var ve içinizdeki bu Yantra’nın güzel bir taslağını buraya çizen Patrick’e teşekkürler, bu içinizdeki enstrümandır. Ancak insan aklımızla biz bir enstrüman düşündüğümüz zaman, yaşayan bir alet olan bir enstrüman düşünemeyiz. Yaşayan bir makineyi anlamak, anlayışımızın ötesindedir. Bu, içinizde yaşayan bir enstrümandır. Küçük bir tohumdan filizlenen ve çiçek açmaya çalışan bir ağacı gördüğünüzde, kişinin bu güzel ağacın büyümesi için çalışan mekanizmanın bir tekniği olması gerektiğini bilmesi gerekir. Ve biz amipten bu aşamaya evrimleştiğimizde, bunu düşünen, anlayan, Read More …